X

Kız kardeşimi sevmiyorum: Bu duygularla nasıl başa çıkılır?

Bazı insanların kardeşleriyle arkadaşlıktan da derin, sevgi dolu, destekleyici ilişkileri olur. Bazılarının ise arası pek iyi olmayabilir. Eğer “Kız kardeşimi sevmiyorum” diye düşünüyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz. Yaşamda bazen öfke ve nefret duyguları kardeş ilişkilerinde dahi ortaya çıkabilir. Anlaşamayan kardeşler oldukça yaygındır ve tüm bu kavgalar zamanla rekabete, nefrete yol açabilir. Peki bir insan kardeşini neden sevmez? Kız kardeşi sevmemenin altında yatabilecek nedenleri keşfetmek ve konuya daha derinden bakmak için okumaya devam edin.

“Kız kardeşimi sevmiyorum” diye düşünmenin nedenleri

Kardeşini sevmemek her yaşta; çocuklukta veya yetişkinlikle ortaya çıkabilir. Zamanla yoğunlaşabilir veya yıllar geçtikçe azalabilir. Birçok yetişkin kardeş, geçinmekte zorlanırlar ve birbirleriyle tartışmadan veya kavga etmeden birlikte vakit geçiremezler. Hatta bazı kardeşler, kardeş rekabeti nedeniyle birbirlerinden veya ailelerinden uzaklaşırlar. Peki ama neden? İşte “Kız kardeşimi sevmiyorum” duygusunun altında yatabilecek olası nedenler:

  • Farklı miktarlarda ebeveyn ilgisi: Siz veya kız kardeşiniz, ebeveynlerinizin birinizi diğerine tercih ettiğini hissedebilir, bu da ikiniz arasında rekabete ve nefrete yol açabilir.
  • Kıskançlık: Kardeşlerin başkalarıyla veya birbirleriyle karşılaştırılmaları alışılmadık bir durum değildir. Bu da kıskançlığı veya başarısız olma hissini besleyebilir ve kardeşler arası çatışmaya yol açabilir.
  • Gelişen kişilikler: Siz ve kız kardeşiniz büyüdükçe, kişilikleriniz, zevkleriniz, alışkanlıklarınız ve ihtiyaçlarınız gelişebilir; sonuçta aynı fikirde olmak zor olabilir. Bu da birbirinizden uzaklaşmanıza ve birbirinizin seçimlerini onaylamayarak tartışmanıza yol açabilir.
  • Stres faktörleri: Dış stres faktörleri, kız kardeşinizle olan ilişkinizi olumsuz etkileyebilir ve tepkilerinize bağlı olarak nefrete yol açabilir.
  • İstismar: Kız kardeşiniz sizi bir şekilde derinden incittiyse, bu ona karşı nefret duymanıza neden olabilir. Gerçek nefret genellikle o kişinin sizden hayatını değiştirecek şekilde yararlandığı duygusu anlamına gelir. Kişi bu yüzden kendisinin o yanıyla yüzleşmekten hoşlanmaz.
  • Aile değerleri: Anne babanızın değerleri ve ailenizin dinamikleri de kız kardeşinizle olan ilişkinizde rol oynayabilir. Örneğin, saldırganlığın normal olduğunu düşünen ebeveynlere sahip kardeşler, kendilerini saygılı bir şekilde ifade eden ebeveynlere sahip kardeşlerden daha fazla kavga etmeye eğilimli olabilirler.
  • Aile zamanı eksikliği: Yemekler, geziler ve hafta sonları birlikte zaman geçirmek, güçlü aile bağları oluşturmaya yardımcı olabilir. Aile olarak birlikte yeterince zaman geçirmemek, kardeşinizle kavga etme olasılığınızı artırabilir.
  • Duyguları yansıtmak: Duygularınızı kız kardeşinize yansıtmanız da mümkündür. Örneğin kontrol edemediğiniz başka bir şey hakkında öfkelenip öfkenizi ondan çıkarıyor olabilirsiniz.

“Kız kardeşimi sevmiyorum” duygusuyla nasıl başa çıkılır?

Nefret, insanı duygusal olarak tüketen yoğun bir duygudur. Bununla birlikte kız kardeşinizi sevmiyormuş gibi hissettiğiniz için suçluluk ve utanç gibi başka duygular da yaşayabilirsiniz. Peki ne yapmalı? İşte deneyimlediğiniz duygularla başa çıkmanıza yardımcı olabilecek bazı stratejiler.

1. Ebeveyn davranışlarını anlayın

Eğer anne babanızın kız kardeşinizi tercih ettiğini düşünüyorsanız, sık sık onlar tarafından küçümsenmiş hissedebilir ve bunun sonucunda kız kardeşinizden nefret edebilirsiniz. Ancak onların davranışlarını incelemek, nedenlerini anlamaya yardımcı olabilir. Bunu yaparak, anne ve babanızın kasıtlı olarak kız kardeşinizi kayırmadığını ve davranışlarının sizi incittiğini fark etmediklerini görebilirsiniz. Örneğin, ebeveynlerinizin kız kardeşinize daha yakın olmasının nedeni, yakınlarda yaşıyor olmaları olabilir. Ya da kız kardeşinizle bağ kurdukları ortak ilgi alanlarını paylaşabilirler.

2. Terapi almayı düşünün

Eğer “Kız kardeşimden nefret ediyorum” gibi bir düşünceniz varsa ve nedenini gerçekten anlayamıyorsanız ya da sorunun sizden kaynaklandığını düşünüyorsanız terapi almayı düşünün. Belki de üzerine çalışmanız gereken mantıksız bir öfkeye sahipsiniz veya kardeşinize bir şeyler yansıtıyorsunuz. Her iki durumda da, nefret genellikle mantıksızdır ve işleri daha da kötüleştiren kararlara yol açabilir. Terapi, kız kardeşinizden neden nefret ettiğinizi ve duygularınızla nasıl başa çıkabileceğinizi anlamanın yararlı bir yoludur.

3. Rekabetten kaçının

Bir insan kardeşini neden sevmez? Bazen bunun nedeni, kız kardeşinizle rekabet etme eğiliminizdir. Bu eğilim çok küçük yaşlardan itibaren kökleşmiş olabilir ve ailenizin diğer üyeleri tarafından körüklenebilir. Bununla başa çıkmak için kız kardeşinizle rekabet etmekten kaçının ve kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeye çalışın. Kendinizi kız kardeşinizden daha “x” biri olarak değil, bireysel bir varlık olarak görmeye başlayın.

4. Sınırlarınızı belirleyin

Söz konusu kardeş anlaşmazlıkları olduğunda kendinizi korumak için kız kardeşinizle aranızda sınırlar belirlemeniz yararlı olabilir; özellikle de ilişkiniz toksik olma eğilimindeyse. Toksik bir ilişki, sağlığınızın fiziksel veya psikolojik olarak tehdit edildiği ilişki anlamına gelir. Toksik bir kız kardeş ilişkisinin belirtileri arasında manipüle edilmiş, suçlanmış hissetme veya kız kardeşinizin size fiziksel olarak zarar vermesi yer alır. Bu sınırlar, rahatsız olduğunuz şeye bağlı olarak farklı biçimlerde alabilir. Örneğin, ona belirli konuları tartışmanın yasak olduğunu hissettirebilir veya kız kardeşinizle aile toplantıları dışında vakit geçirmemeyi düşünebilirsiniz.

5. İhtiyacınız olan desteği ve kabulü bulun

Kız kardeşinizin yanında olmasanız bile başka alanlarda destek bulabilirsiniz. Etrafınızı sizi önemseyen ve sizi destekleyen insanlarla çevreleyin. Bu, anne babanızı, eşinizi, çocuklarınızı, arkadaşlarınızı, diğer aile üyelerinizi, iş arkadaşlarınızı, destek gruplarınızı veya hayatınızdaki diğer insanları içerebilir. Hatta insanların dışında maneviyatta, sanatta, müzikte, kitaplarda ve filmlerde de kabul ve aidiyet duygusu bulabilirsiniz.

6. Kız kardeşinizle ilişkinizi analiz edin

Çocukken aranızda daha iyi bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz yoksa rekabet her zaman bir sorun muydu? Nefretinizin sevgi eksikliği anlamına geldiğini mi hissediyorsunuz yoksa ona karşı düşmanca veya kızgın mı hissediyorsunuz? Kız kardeşinizle hoş anılarınız var mı veya her zaman size kötü davrandığını mı düşünüyorsunuz?

Eğer kız kardeşinizin size karşı davranışları sağlıksızsa, öfke bunlara maruz kalmanın doğal bir tepkisi olabilir. Ancak, siz ve kardeşiniz bir aile dinamiği veya anne babanızın baskısı nedeniyle rekabete girdiyseniz, kardeşinizle ilişkinizi onarmanız ve anne babanızla bağınızı yeniden gözden geçirmeniz faydalıdır. Yıllarca süren çatışmalardan sonra bir kardeşle yeniden bağ kurmak zor olsa da, bunları konuşmak daha iyi ve sağlıklı bir bağın kapılarını aralayabilir. Eğer siz veya kardeşiniz ayrımcılığa maruz kaldıysanız, aranızdaki düşmanlığın haset veya kıskançlıktan kaynaklandığını fark edebilirsiniz.

7. Aranızdaki ilişkiyi bitirme zamanının gelmiş olabileceğini düşünün

Bazı durumlarda, aile ilişkileri iyileşmeyecek kadar zor olabilir. Aileniz size kaba davranıyorsa, sınırlarınıza saygısızlık ediyorsa veya iletişim kurduğunuzda öfkeyle hareket ediyorsa, bu sağlıksız bir ilişkinin işareti olabilir. Uzmanlar, işlevsiz bir aileyi çatışma, uygunsuz davranış veya istismarın mevcut olduğu bir aile olarak tanımlıyor. Bir ilişkinin sağlıksız olup olmadığına karar vermekte zorlanıyorsanız, seçeneklerinizi tartışmak için aile terapisi veya bireysel terapiyi düşünebilirsiniz.

Kız kardeşini sevmemek normal mi?

“Kız kardeşimi sevmiyorum” demek, daha önce de belirttiğimiz gibi beraberinde suçluluk ve utanç duyguları getirebilir. Böyle hisseden kişiler bunun normal olup olmadığını merak edebilirler. Evet, kız kardeşinizi sevmediğinizi hissedebilirsiniz, çünkü o da sizin gibi bir insan ve onlarca duygudan oluşuyor. Böyle hissetmek sizi kötü biri yapmaz ama bu kesinlikle bir noktada ele alınması gereken bir konudur. Çünkü aile ilişkilerinde zorluklar çıkararak zorlayıcı duygulara yol açabilir. Nedeni ne olursa olsun, kız kardeşini sevmemek içinde bulunması zor bir durumdur. Bu nedenle bu konu hakkında uzman desteği almak, muhtemelen size çok yardımcı olacaktır.

Kaynaklar: verywellmind, betterhelp, psychreel

İlginizi çekebilir: Ailemden nefret ediyorum: Böyle hissediyorsanız ne yapmalısınız?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sıra dışı bir gelecek: Otomobil dünyasında bizi neler bekliyor?

Teknolojinin, yapay zekanın ve çevre bilincinin hızla geliştiği günümüzde otomotiv dünyası da bu gelişmelerden geri kalmıyor ve inovasyonlarla ve merakla dolu bir sektöre dönüşüyor. Son yıllarda elektrikli araçlar, otonom sürüş özellikleri, akıllı yol çözümleri gibi konularla pek çok gelişime imza atan otomobil dünyasında gelecekte bizi daha nelerin beklediği büyük bir merak konusu. Hepsi çok heyecan verici olsa da en çok merak edilen sorulardan ve benim de heyecanla beklediğim gelişmelerden biri; uçan arabaların hayatımıza girip girmeyeceği 🙂 Uçan arabalar yakın zamanda hayatımıza dahil olur mu bunu bilmiyorum ama otomotiv endüstrisinin geleceği hakkında kendi perspektifimden ele alacağım pek çok konu var. Gelin, benim de bir parçası olduğum bu sıra dışı gelecekte bizi neler bekliyor olabilir birlikte bakalım.



Elektrikli otomobillerin hızlı yükselişi

Geçtiğimiz yıllarda pek çok otomobil markası, yakın gelecekte elektrikli araç üretimine ağırlık vereceğini açıklamıştı, hatta dünya çapında tamamen elektrikli araç üretimine geçmeyi planladığını belirten markalar da var. Elektrikli araçların hayatımıza dahil olması çok yeni bir gelişme olmasa da yaygınlaşması ve popülerliğinin artması son zamanlarda daha bir artış gösterdi. Gelecekte de elektrikli araçların üretiminin ve kullanıcısının artması sektörünün en beklenen gelişmeleri arasında.

Bildiğiniz gibi ben de elektrikli otomobil tutkunlarından biriyim ve sık sık sizlerle Instagram hesabımdan %100 Elektrikli Ford Mustang Mach-E ile olan maceralarımı paylaşıyorum 🙂 Konumuza dönecek olursak; fosil yakıt tüketimini azaltmak ve karbon emisyonlarını düşürmek için ülkelerin elektrikli araç kullanımına yönelik teşviklerini artırması da beklenenler arasında. Ayrıca, batarya teknolojisinde yeni ilerlemeler, elektrikli araçların menzillerinin artırılması, şarj altyapılarının geliştirilmesi de yine yakın gelecekte bizimle olacağa benziyor.

Sürdürülebilir ve çevre dostu çözümler

Elektrikli araçların yükselişi, otomobil dünyasının geleceğinde beklenen tek çevreci haber değil. Doğa dostu yaklaşımlar ve sürdürülebilir çözümlerle dolu yenilikler de ufukta. Pek çok sektörün son yıllarda önemli bir gündem maddesi haline gelmiş olan çevre bilinci, otomotiv dünyası için de önemli bir konu. Geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen iç dizayn ekipmanları, doğa dostu kumaşların kullanımı, üretim aşamasında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, daha az karbon salımı yapan motor teknolojileri ve daha nice gelişme, otomotiv dünyasının beklenenleri arasında.

Sektörde yeşil devrim adını verebileceğimiz daha pek çok gelişmenin damga vurması da olası. Araçların iç tasarımdan üretim süreçlerine kadar geniş bir yelpazede sürdürülebilir çözümler, otomobillerin gelecekteki dünyasını ve tabii ki dünyamızı taçlandıracak gibi. Bir çevreci olarak hızla yaygınlaşmasını görmek istediğim gelişmelerden birisi kesinlikle sürdürülebilir çözümler.

Otonom sürüş özelliklerinde ilerlemeler

Ve tabii ki otonom sürüş özelliklerinden bahsetmemek olmaz. Beni belki de en çok heyecanlandıran konulardan bir diğeri. Hani şu sürücüsüz giden otomobiller var ya, işte tam da onlardan bahsediyorum. Yakın bir gelecekte belki de araçların şoför koltukları hep boş kalacak. Olamaz mı? Bu, çok gerçekçi bir senaryo olmasa da şu an için benzer senaryolarla sık sık karşılaşacağız gibi. Çünkü pek çok dünya devi otomobil ve teknoloji firması, otonom araçlar alanında büyük yatırımlar yapıyor. Ancak, tam otonomiye ulaşmak için biraz daha geleceği beklemek gerekecek. Çünkü birtakım zorlukları aşabilmek için yeni teknolojilerin geliştirilmesi bekleniyor.

Özellikle büyük şehirlerdeki yoğun ve karışık trafik senaryoları, yasal düzenlemeler, kişisel hakların korunması, uygun yol ve altyapı çalışmalarının tamamlanması gibi pek çok faktör var. Yine de bu konudaki çalışmaların hız kazanması ve otonom sürüşün farklı seviyelerinin piyasaya sürülmüş olması, otonom sürüş teknolojilerinin potansiyelini gösteriyor. Gelecekte tam otonom seviyeye de erişilmesi mümkün.



Otonom özelliklerin yanı sıra farklı sürüş modları da ufukta. Hatta, ben şimdiden %100 Elektrikli Ford Mustang Mach-E  ile bu modları deneme fırsatına sahibim 🙂 Mustang Mach-E, sürüş deneyimini kişisel isteklere göre uyarlıyor; Aktive, Whisper ve Untamed modları sayesinde motor seslerini, ortam aydınlatmasını ve hatta aracın tepki verme hızını kişiselleştirmek mümkün. 

Akıllı şehirlerin kurulması

Otonom sürüş özellikleri, farklı sürüş modları, otomobil ve yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler, yalnızca bireysel kullanımla sınırlı kalmayacak muhtemelen. Ve önemli bir toplumsal gündem haline de gelecek. Bu da akıllı şehirler gibi bir konseptin hayatımıza girmesi anlamını taşıyabilir. Şehirlerin, otomobillerin geleceği ile ne ilgisi var ki diye düşünmeye başlamadan hemen araya gireyim. Eğer başta otonom sürüş özellikleri olmak üzere otomobiller kendi başlarına -bir sürücünün aracı sürmesine ihtiyaç kalmaksızın- yolda gidebilecekse, bu şehirlerin de birtakım düzenlemelerden geçmesi anlamını taşıyor. Yollardaki alt yapı çalışmalarının bu doğrultuda düzenlenmesi, akıllı şarj istasyonlarının kurulması ve otonom araçların kendi kendini şarja takabilmesi için uygun çevresel yapılanmaların tamamlanması gibi pek çok gelişmeyi de beraberinde getirebilir. Belki de gelecekte şehirlere akıllı taksi durakları kurulacak ve birtakım mobil uygulamalar üzerinden bağlantıya geçilebilecek.

Sosyal dünya ile bağlantı sağlayan araç özelliklerinin geliştirilmesi

Bir düşünelim; otomobiliniz size en yakın kafeyi önerse ya da zevkinize uygun bir restoranda sizin için rezervasyon yaptırsa, nasıl olur? Ya da arkadaşlarınızla buluşma ayarlasa, arabaya bindiğinizde en sevdiğiniz dizinin kaldığınız bölümünü başlatsa? Siz keyifle buluşmalarınıza hazırlanırken veya dizinizi izleyip, müziğinizi dinlerken sizi istediğiniz yere götürse? Yani adeta bir eğlence merkezine dönüşse? Tüm bunlar, yakın gelecekte hayallerimizi süslemenin ötesine geçebilir. Bağlantılı araçlar, yani kendi internet erişimi olan ve verileri başka cihazlarla da paylaşabilen araçlar, otomobil dünyasının belki de gelecekte en çok parlayan yıldızı olabilir. Yalnızca yolculuk vadetmenin ötesinde bağlantılı araçlar, adeta kişisel mobil cihazlarımıza dönüşebilir.

Çoğu macerama tanıklık ettiğiniz Ford Mustang Mach-E de adeta benim eğlence merkezim. Araç içi iletişim ve eğlence sistemi olan Ford SYNC 4A ile konuşma, ses tanıma, kablosuz akıllı telefon entegrasyonu, sezgisel 15,5″ dokunmatik ekran ve çok daha fazlasını deneyimleyebiliyorum. Halihazırda gelişmiş teknolojinin keyfini sürebiliyor olsam da gelecekte bağlantılı araçlar bizi daha pek çok özelliği ile şaşırtacak diyebilirim.

Kısacası, otomobil dünyasının sıra dışı geleceğinde bizi bekleyen yepyeni heyecanlar var. Uçan arabalar yalnızca filmlerin unutulmaz bir parçası olarak mı hafızalarımızda kalır yoksa gerçekten de hayatımıza dahil olur mu bilinmez ama kesin olan bir şey varsa o da otomobil dünyasının hiç olmadığı kadar yenilik dolu olduğu. Kim bilir belki bir gün gökyüzünde bulutların arasında sıkışıp kaldığım bir trafikteyken size yazarım 🙂 Daha fazlası için yazılarımı ve Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın.

İlginizi çekebilir: Virtual Influencer’lar: Kim bu sıra dışı influencer’lar? Takip etmeniz gerekenler?

Sürdürülebilir çözümlerin izinde: VitrA’dan dünyanın ilk ve tek %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabosu

‘Biricik’ dünyamız günden güne artan çevreler baskılar ve azalan doğal kaynak sorunları ile karşı karşıya. İklim krizi, küresel ısınma, atık sorunları, hava kirliliği ve daha nice çevresel sıkıntı, hem dünyamızın hem de insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bu nedenle, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına sahip olmanın önemi her zamankinden kat ve kat daha fazla. Böylesi bir gerçekliğin farkında olan tüm endüstrilerde de yenilikçi ve çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi oldukça büyük bir öneme sahip. Bu bağlamda VitrA, büyük bir adım atarak çevreye saygısını ve döngüsel ekonomiye olan katkısını gözler önüne seriyor.



VitrA’dan bir ilk; %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabo

Çevresel ayak izlerini azaltma yolunda önemli adımlar atan VitrA, sektörün değişim öncülerinden biri olarak bizi yeni çevre dostu lavabosu ile tanıştırıyor. Dünyanın ilk ve tek %100* geri dönüştürülmüş seramik lavabosu özelliğini taşıyan bu lavabo, atık olarak kabul edilen malzemelere yeniden hayat veriyor. Yeni çevre dostu lavaboların içerik olarak yaklaşık %100’ü, kırık seramikler de dahil olmak üzere üretim sürecinde ortaya çıkan ve bertarafa giden atıklardan oluşuyor.

VitrA’nın sürdürülebilirlik konusundaki vizyon ve öncülüğünü yansıtan bu yenilikçi ve çevre dostu lavabolarla, seramik sektöründe sürdürülebilir tasarım konusunda da yeni bir standart ortaya çıkıyor. Tasarım harikası ve fonksiyonel bir ürün olmanın ötesinde geri dönüştürülmüş seramik lavabolar, çevresel bilinç ve sürdürülebilir yaşam tarzlarını da destekleyen güçlü bir mesaj taşıyor.

%30 oranında iyileşen küresel ısınma potansiyeli

ISO 14040:2006 ve 14044:2006 standartlarına uygun yapılan Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi sonuçlarına göre, atıkların kullanılması çevresel etkilerden küresel ısınma potansiyelini %30 oranında iyileştiriyor. Geri dönüştürülmüş lavaboların üretilmesi sayesinde, ürün başına, daha az hammadde kullanılarak %36’lık iyileştirmeyle yaklaşık 5 kilogram hammadde tasarrufu ve %38 iyileştirmeyle 2,48 Kwh elektrik tasarrufu elde edilmesi hedefleniyor.

Sadece bir lavabo olma işleviyle kalmayan, çevresel sürdürülebilirliğe yönelik geniş bir vizyonu temsil eden bu ürün, çevreye duyarlı bir gelecek için atılmış çok büyük bir adım. Eczacıbaşı Yapı Gereçleri’nin çevre dostu lavabolarla benimsediği bu üretim yaklaşımı, döngüsel ekonomiye katkıyı da en üst seviyeye çıkarıyor.

Sürdürülebilir bir gelecek için hijyenik ve şık bir ilham kaynağı

Küresel ısınma potansiyelini iyileştiren, çevre dostu bir tasarım harikası olmasının ötesinde VitrA’nın geri dönüştürülmüş lavaboları, hijyen endişesini de ortadan kaldırıyor; çünkü bu lavabolar VitrA Hygiene teknolojisiyle kaplanıyor. Bakteri gelişimini %99,9 oranında önleyen VitrA Hygiene teknolojisi sayesinde, seramik lavaboların kullanımı sırasında yüzeye bulaşan bakteriler etkisiz hale geliyor. Böylece, bir numaralı önceliğimiz olan hijyenden ödün vermeden çevre dostu seçimler yapmak da kolaylaşıyor.



Ayrıca, her zevke, her alana uygun seçimler yapmak da yine VitrA ile oldukça kolay. Bilecik, Bozüyük’teki VitrA Üretim Kampüsü’nde geliştirilen yenilikçi çözümler sayesinde üretimine başlanan bu çevre dostu çanak lavabolar, ilk olarak mat bej renkte ve 5 formda tasarlanmış olsa da VitrA’nın geri dönüştürülmüş ürün gamına yeni ürün ve renklerin eklenmesi de planlanıyor.

VitrA %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabonun hikayesi, gelecekteki çevre dostu ürünler ve teknolojiler için de büyük bir ilham kaynağı. Daha sürdürülebilir bir dünya için gelecekte atılacak tüm adımlara şimdiden ilham olduğu kesin. Siz de yaşam alanlarınızı çevre dostu bir bilinç ile şekillendirmek ve bir eşi daha olmayan dünyamızın geleceği için önemli bir adım atmak istiyorsanız hemen tıklayıp VitrA %100 geri dönüştürülmüş seramik lavabo çeşitlerini keşfedebilirsiniz.

* İçerik olarak yaklaşık %100’ü üretim sürecinde ortaya çıkan ve bertarafa giden atıklardan üretilmiştir.

* Bu içerik VitrA katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale