Bazen yoğun ve yorucu bir günün ardından bizi kendimize getirecek şey doğada gizlidir. Kendimizi dışarı atıp hafif yaz esintisini hissetmek ya da gün sonunu deniz kıyısında yapıp dalgaların dansını izlemek, yorgun ruhumuzu arındırmak ve zihnimizdeki sisi dağıtmak için yeterlidir. Açık havada ve doğada vakit geçirmenin stresi azalttığına ve bütünsel iyi olma halini pekiştirdiğine dair pek çok çalışma mevcut. Üstelik doğanın bize iyi geldiğini derinden hissetmek için bu tür kanıtlara da nadiren ihtiyacımız var.
Kısa bir park yürüyüşünden ya da bir banka oturup gün batımını izledikten sonra hissedilen doyum ve tatmin hali, doğanın iyileştirici gücünü en görünür yapan örneklerden sadece birkaçı. Ancak modern bilim dünyası, doğanın sadece hayata bakış açımız ve zihinsel sağlığımız üzerindeki faydalarını değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiye etkilerini de inceliyor. Ve onunla kurulan derin ilişkinin aslında kendi benliğimize yaklaşmak olduğunu yeni yeni keşfediyor.
Doğanın beden imajına etkisi
Dışarıda ve doğada vakit geçirmenin refahı artırıp stresi azalttığı herkes tarafından biliniyor. Fakat İngiltere’deki Anglia Ruskin Üniversitesi’nde yapılan kapsamlı bir araştırma, doğanın yaşam ve beden memnuniyetine olan faydalarını ortaya koyuyor. 58 farklı ülkeden, 18 ila 99 yaş arasındaki 50.000’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen dev araştırma, doğanın pozitif beden imajı kurma konusunda en etkili araçlardan biri olduğunu kanıtlıyor.
Araştırmanın en önemli bulgusuna göre, yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak doğayla düzenli temas etmek, kendini sevme ve sayma halini pekiştiriyor. Doğayla kurulan bu yakın ilişki, sadece aynadaki görünüşü beğenmenin ötesine geçerek kişinin kendisine şefkat ve anlayış göstermesini sağlayan kalıcı bir yaşam pratiği halini alıyor. Bedenin eşsiz yeteneklerini takdir eden bireyler, ona fiziksel olarak iyi bakıp varlığını onurlandırma konusunda da daha istekli oluyor. Doğada geçirilen vakit, ekranlardan ve filtrelerden uzaklaşarak kendi gerçek ve otantik kimliğini ortaya koyma şansı sunduğundan dengeli ve doyumlu bir yaşam sürmek kolaylaşıyor.
Doğayla bütünleşmenin fiziksel ve zihinsel faydaları
Doğanın üzerimizdeki faydalı etkileri ruh halimizde, bedenimizde ve zihnimizde belirgin şekilde hissediliyor. Başka bir çalışma, doğada sadece 20 dakika geçirmenin bile ekranlardan uzaklaşarak zihinsel ve bedensel gerilimi azalttığına dair önemli kanıtlar sunuyor. Üstelik köşe başındaki bir parka yapılan kısacık ziyaretin hemen ardından daha olumlu öz benlik duygusu inşa etmek kolaylaşıyor.
Doğanın bedenimizde yarattığı etkinin izleri özellikle şu aşamalarda görünür hale geliyor:
- Doğada kuşları, çiçekleri ya da yıldızları inceleyerek geçirilen süre, zihnin dinginlik fazına geçmesini hızlandırarak bilişsel sessizliği pekiştiriyor. Bu durumda düşünce ve duyguları daha net şekilde işleyip anlamak kolaylaşıyor.
- Modern kent dokusundaki trafik, gürültü, insan kalabalığı ve yoğun bildirim sesi gibi faktörlerden kaynaklanan yorgunluk, doğada adeta temizlenerek bedenden atılıyor. Bir yaprak hışırtısı ya da parmağa konan bir uğur böceği, kentteki uyaranlar karşısında en etkili restoratif ilaca dönüşüyor.
- Yeşil alanların ve parkların yanı sıra deniz ve göl kenarları da sinir sistemini yatıştırıyor. Yeşilin sakinliği ve mavinin arındırıcı etkisi birleştiğinde, kortizol seviyeleri hızla düşmeye başlıyor.
- Ormanlık alanlarda yürümek, bisiklet sürmek ya da ağaçların arasında oturmak, doğadaki “fitoksit” adı verilen faydalı uçucu yağları soluma miktarını artırıyor. Ağaçların böceklere ve hastalıklara karşı geliştirdiği bu mekanizma, insan vücudunda da bağışıklık sistemini destekleyen önemli bir kalkan olarak görev yapıyor.
- Açık havada güneş ışığı alarak vakit geçirmek, sirkadiyen ritmi sıfırlayarak uyku ve uyanıklık sürelerini düzenliyor. Melatonin hormonunun gece ve gündüz salgılanma miktarlarını kontrol ederek uyku problemlerinin önlenmesini sağlıyor.
- Doğa, ekranların ve dijital cihazların getirdiği bildirim bombardımanı karşısında en iyi panzehir oluyor. Kronik dikkat dağınıklığını ortadan kaldırarak yaratıcı düşünme ve odaklanma becerisini yeniden aktive ediyor.
- Aşırı aktif sempatik sinir sistemi, doğada yapılan kısa bir yürüyüş sonunda bile dengeli seviyeye geliyor. Böylece nabız ve kan basıncı normal aralığa gerilerken kalp-damar sağlığı uzun vadede doğrudan korunmuş oluyor.
Doğanın gücünü günlük hayata nasıl dahil edebilirsiniz?
İnsanoğlunun daha önce doğadan, içinde bulunduğumuz çağdaki kadar uzaklaştığı hiç olmamıştı. Dört bir yanımızın dijital cihazlar, kişisel verilerimizi takip eden ekipmanlar, sürekli akan ekranlar ve rengarenk platformlarla dolu olduğu bir dönemde doğayı akla getirmek bile imkansız gibi görünüyor. Oysa aradaki kopan bağı yeniden kurmak, zihinsel ve bedensel sağlık yolunda atacağımız en etkili adım. İşte bu nedenle yaşam tarzınıza kolayca entegre edeceğiniz birkaç temel adımla doğanın iyileştirici gücünden faydalanmanız mümkün:
- Bir parka, sahile ya da açık alana gittiğinizde kendinizi akıllı telefon ekranlarına hapsetmek yerine bildirimleri ve aramaları sessize alın. Sadece 10 dakika için bile olsa çevrenizdeki ağaçları, gökyüzünü ya da dalgaların akışını izleyin.
- Doğayla baş başa kaldığınız anlarda kendinizi tamamen soyutlayarak zihninizi kapatmanıza gerek olmadığını hatırlayın. Sadece ufak bir farkındalık değişimiyle ve nerede olduğunuzun bilinciyle çevrenize daha meraklı şekilde bakmayı deneyin. Doğanın kendi içindeki büyüleyici renk geçişlerine ve ufak nüanslarına başka hiçbir çaba harcamadan bakın.
- Koşu, yürüme veya kardiyo rutinlerinizi spor salonlarından açık havaya taşıyın. Çimlerin üzerine matınızı serip yoga yapın ya da koşu bandından inerek kendinizi parka atın. Bu sırada denizin iyot kokusunu veya ağaçların havasını içinize çekerek nefes farkındalığını artırın.
- Günlük ulaşım rotanızı yeşil alanlara veya deniz kenarına denk gelecek şekilde yeniden düzenleyin. Sadece iş çıkışı veya markete giderken geçeceğiniz yol üstü bir park bile yaşamsal doyumunuzu artırmaya yardımcı olur.
Kaynak: time, mindbodygreen
İlginizi çekebilir: Hızlı yaşlanma belirtilerine karşı yapmanız gerekenler