X

Hastayken ne yenir: İyileşme sürecini destekleyen gıdalar

Havalar bir sıcak, bir soğuk iken, başta covid olmak üzere pek çok kış virüsünden kaynaklanan salgın hastalık etrafta kol geziyorken kendimizi korumak oldukça zor… Soğuk algınlığı, grip, bir de alerji semptomları eklenince burun akıntısı, öksürük, bulantı, yorgunluk ve benzeri etkiler, yılın bu zamanlarında kaçınılmaz olabiliyor. Elbette ki en iyi yöntem kendimizi korumak, ancak bazen ne kadar dikkat edersek edelim hastalıklara yakalanabiliyoruz. Böyle durumlarda da doktorumuzun verdiği ilaçlara ek olarak tek yapabileceğimiz şey doğru besinler tüketmek ve bolca istirahat…

İstirahat işin en zahmetsiz kısmı olsa da, hastalıklar iştah değişikliklerine neden olduğu için destekleyici besinleri tüketmek zorlaşabiliyor. Öyle ki en sevdiğiniz yemeği yemek bile hastayken külfet haline gelebilir. Üstelik, boğaz ağrısı, mide bulantısı gibi semptomlarla baş ediyorsanız, aç hissetseniz dahi yemek yeme isteğiniz azalabilir. Ancak, doğru besinlerle bedeni desteklemek özellikle hasta iken çok önemli… Hastayken yendiğinde bir anda iyileştirecek sihirli tek bir gıda olmasa da bazı besinler, çok daha iyi hissettirme ve hastalıkların semptomlarını hafifletme etkisine sahip. İşte grip, alerji, soğuk algınlığı, nezle, covid, mide üşütmesi ve benzeri rahatsızlıklarla baş ederken tüketebileceğiniz en ideal besinlerin listesi:

Hindistan cevizi suyu ve bazı sporcu içecekleri

Normal şartlarda dehidrasyonun, baş dönmesinden yorgunluğa kadar geniş bir semptom listesine sahip olduğunu daha önce duymuş ya da deneyimlemiş olabilirsiniz. Bir de hasta olduğunuz zamanlarda kusma, ishal, yüksek ateş veya aşırı terleme gibi olumsuzlukları yaşıyorsanız, tüm bunlar daha şiddetli dehidrasyona neden olabilir. Dolayısıyla sıvı dengesinden sorumlu olan elektrolitler bedeninizde hızla azabilir. Başta Hindistan cevizi suyu olmak üzere çeşitli sporcu içecekleri, sodyum, potasyum, magnezyum, fosfor gibi önemli elektrolitlerle doludur ve hasta olduğunuzda tüketmek için en ideal içecekler arasındadır.

İlginizi çekebilir: Elektrolit seviyesini korumaya yardımcı olan besinler ve içecekler

Bazı baharatlar

Covid, soğuk algınlığı, alerji, grip gibi rahatsızlıklar, tat ve koku duyularını zayıflatabilir. Dolayısıyla bu duyuları harekete geçirmeye yardımcı olan baharatlar, hem yemeklerin lezzetini almanızı sağlayarak iştahınızı artırabilir hem de ihtiyacınız olan enerjiyi size sağlayabilir. Tarçın, zerdeçal, karanfil, karabiber gibi baharatlarla yiyeceklerinizin tadını zenginleştirirken bağışıklığınızı da güçlendirebilir, iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. Tatlılardan tuzlulara, çorbalardan salatalara sevdiğiniz yemekleri şifalı bu baharatlarla tatlandırabilirsiniz.

Tavuk çorbası

Muhtemelen annelerimizin, büyük annelerimizin her hastalık için önerdiği ve tam bir şifa deposu olduğunu söylediği tarif; tavuk çorbası olabilir. Lezzetli tadının yanı sıra, üst solunum yollarındaki iltihabı azaltmaya yardımcı olan tavuk çorbası, öksürük, burun tıkanıklığı gibi en sık görülen soğuk algınlığı belirtilerinin de şiddetini azaltabilir. Ayrıca, bağışıklık güçlendirici etkilere de sahiptir ve sıvı, yumuşak formuyla kolayca tüketilebilir. Sebzelerle birlikte hazırlandığında bol protein ve lif kaynağına da dönüşebilir. Kendinizi hasta hissettiğinizde, istirahatlerinize eşlik edecek sıcacık bir kase tavuk çorbası, çok daha hızlı toparlanmanıza destek olabilir.

Yulaf

Mide bulantısı, boğaz ağrısı gibi hastalık semptomlarıyla mücadele ederken bir de yorgunlukla baş etmeye çalışıyorsanız muhtemelen bir şeyleri çiğnemek bile zor ve yorucu gelebilir. Yulaf, yumuşak formu ile hem sizi yemek yerken ekstra enerji harcamaktan kurtarır hem de lif içeriği sayesinde mide-bağırsak sağlığınızı desteklemenize yardımcı olur. Araştırmalar, yutması kolay ve pratik tüketime sahip olan yulafın, içeriğindeki lifler sayesinde sindirim sorunlarını iyileştirici etkisi olduğuna dikkat çekiyor. Biraz meyve ve dilediğiniz kuruyemişleri de ekleyerek zengin içerikli bir öğün hazırlayabilir, hasta iken kolayca ve keyifle tüketebilirsiniz.

Muz

Tam bir potasyum ve lif kaynağı olan muz, hızlı, kolay ve pratik tüketiminin yanı sıra mide ve sindirim sorunlarına da birebirdir. İshal, bulantı, kusma gibi rahatsızlıklarınızın varsa midenizi rahatlatması ve sindirim sisteminizin normale dönmesini desteklemesi için muz tüketebilirsiniz. İster tek başına isterseniz de yulaf, kızarmış ekmek, elma püresi gibi eşlikçilerle zenginleştirerek muz yiyebilir, ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi de bu sayede kazanabilirsiniz. Ayrıca, yumuşak formu dolayısıyla boğaz ağrısı yaşarken de tüketmek için en ideal gıdalardan biri olan muz, elektrolitler açısından da zengin olduğundan dehidrasyonu da önleyecektir.

Zencefil

Hastalıklarla mücadele ederken, önemini en sık duyduğunuz besinlerden biri zencefil olabilir. Geçmişten bugüne, tam bir şifa kaynağı olarak bilinen zencefil, bulantı, kusma, sindirim rahatsızlıkları gibi olumsuz semptomları iyileştirmekte olukça etkilidir. Ayrıca, grip, soğuk algınlığı gibi mevsimsel rahatsızlıkların da neden olduğu belirtileri hafiflettiği araştırmalarca kanıtlanmıştır. Taze zencefil olarak veya toz ve çay formunda tüketebilir, kendinizi hasta iken çok daha iyi hissedebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Zencefilin faydaları ve zencefilin zararları nelerdir? Zencefil nasıl tüketilir?

Bal

Bal da tıpkı zencefil gibi hastalıklarla geçen zaman dilimlerinin başrol oyuncusu olabilir. Özellikle öksürükle, boğaz ağrısı ile mücadele ediyorsanız, bal tüketebileceğiniz en iyi besinlerden biridir. Boğaz tahrişini önleyen, alerji etkilerini hafifleten ve öksürüğü kesen bal, hem yetişkinlerde hem de çocuklarda iyileştirici etkilere sahiptir. Ayrıca, balın anti-enflamatuar özellikleri de vardır. Dolayısıyla favori çayınıza biraz bal eklemek, muhtemelen kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir.

Yoğurt

Tıpkı yulaf gibi pratik tüketimi ve kolay sindirimi olan yoğurt da hastayken yiyebileceğiniz en ideal besinler arasındadır. Probiyotikler açısından zengin olması, onu tam bir savaşçı haline getirir! Soğuk algınlığı, grip gibi rahatsızlıkların etkileriyle savaşmak için probiyotikler oldukça güçlü kaynaklardır. Araştırmalar, kış aylarında yoğurt ve diğer süt ürünlerini tüketen kişilerin soğuk algınlığı ve üst yolunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu bulmuştur. Yoğurdun içeriğindeki iyi bakteriler, hem bağışıklık sisteminizi güçlendirmenize hem de vücudunuzun mikroplarla savaşmasına destek olacaktır.

Yeşil yapraklı bitkiler

Lahana, ıspanak, marul gibi yeşil yapraklı bitkiler, C ve K vitaminleri, demir ve folat da dahil olmak üzere pek çok vitamin ve mineralle doludur. Ayrıca, kanser, kalp rahatsızlıkları gibi ciddi hastalıklara karşı koruma kalkanı oluşturan polifenoller açısından da oldukça zengin oldukları bilinir. Dolayısıyla bağışıklığı güçlendirmek konusunda en etkili besinler arasında yer alırlar. İster salata olarak yiyebilir, isterseniz de çiğnemekte güçlük yaşıyorsanız smoothieler, yeşil içecekler hazırlayarak bol bol yeşil yapraklı bitkiler tüketebilirsiniz.

Sonuç olarak, hastalık dönemlerinde doğru beslenmek, vücudunuzun iyileşme sürecine destek sağlayabilir ve kendinizi daha iyi hissetmenize katkıda bulunabilir. Yukarıda yer alan besinleri listenize ekleyerek özellikle hastalıkların yoğun olduğu kış aylarında kendinizi çok daha iyi hissedebilirsiniz. Dilerseniz aşağıdaki yazılarımıza da göz atabilirsiniz:

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale