X

Çocuk gelişimine odaklanan dikkat çekici girişimler

Çocuk gelişimi konusu hem ebeveynleri hem de çocukları değiştirip geliştiren zorlu ve karmaşık bir süreç. Bu süreçte çocukların fiziksel, psikolojik ve duygusal ihtiyaçlarına cevap olabilecek araçlardan ve hizmetlerden yararlanmak büyük bir önem taşıyor. İleri teknoloji ve pedagojik yaklaşımları harmanlayan çeşitli girişimler, çocukların gelişimini iyileştirmek için tasarladıkları ürünleri ve hizmetleri ebeveynlerle paylaşıyor. Bu yazımızda, çocukların potansiyelini en üst düzeye çıkartmayı hedefleyen beş tane çocuk gelişimi girişimini derinlemesine inceliyoruz.

Lovevery

Görsel: lovevery

2015’te başarılı kadın girişimci Jessica Rolph tarafından kurulan Lovevery, erken çocukluk eğitimini geliştiriyor. Bu girişim, çocuklara uygun ürünler piyasaya sürdüğü gibi ebeveynlere de aşamaya dayalı bir bilgi sistemi sunuyor.

Çocukların fiziksel beyin gelişiminin %90’ı 5 yaşına kadar tamamlanıyor. Bu nedenle, Lovevery de yeni doğmuş bebeklerden 4 yaşındaki çocuklara kadar hitap ediyor. Bu girişim, doğumdan hemen sonraki yıllarda gerçekleşen beyin gelişimini desteklemek için çeşitli oyun setleri geliştiriyor. Girişimin setleri, 0-12 ay, 1 yaş, 2 yaş, 3 yaş ve 4 yaş olmak üzere 5 farklı yaş grubuyla sınıflandırılıyor. Bu setlerin içinde yeni sinirsel bağların kurulmasına yardımcı olan oyuncaklar bulunuyor. Bu setlerden yararlanmak için ebeveynlerin çocuklarının doğum tarihini girişimin sitesine yazması bekleniyor. Daha sonra, doğum tarihine uygun oyun setleri ebeveynlere sunuluyor. İlk set teslim edildikten sonra her 2 veya 3 ayda bir yeni setler ebeveynlere yollanıyor. Bu sayede, çocuklar büyüdükçe onların güncel yaşlarına daha uygun oyuncaklar sistematik bir şekilde temin ediliyor. Bilimsel çalışmalarla desteklenen bu setlerin içinde 7-10 tane oyuncak, 1 kitap ve 1 gelişimsel oyun rehberi yer alıyor. Ayrıca, setin içinde yer alan her materyal doğal malzemelerden üretiliyor. Bu setlere ek olarak, girişimin ebeveynler için geliştirdiği bir mobil aplikasyon da bulunuyor. Ebeveynler, bu uygulama aracılığıyla bebeklere yönelik ipuçlarına, çocuk gelişimiyle ilgili önemli bilgilere ve çocuklarla yapılabilecek aktivite önerilerine erişebiliyorlar.

Seri C finansmanda bulunan Lovevery, 2021’de düzenlediği yatırım turunda 100 milyon dolarlık bir yatırım alarak toplam fon miktarını 126 milyon dolara yükseltti. Girişimin 5 milyondan fazla oyun seti dünyanın farklı bölgelerinde farklı çocukların gelişimine katkı sağlıyor.

KiwiCo

2011’de kadın girişimcilerin bulunduğu 4 kişilik bir ekip tarafından kurulan KiwiCo, çocukların büyük düşünmesine yardımcı oluyor. Bu girişim, çocukların sadece tüketici değil de yaratıcı ve üretici olması için çabalıyor.

KiwiCo, bebeklerden 12 yaşından büyük çocuklara kadar pek çok bireye hitap ediyor. Girişim, çocukların kısaca STEM olarak bilinen bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Girişimin ürünleri, 0-3 yaş, 3-6 yaş, 6-9 yaş, 9-12 yaş ve 12+ yaş kategorilerinde sınıflandırılıyor. Bu ürünler, çeşitli hayvan ve meslek isimleriyle anılıyor. Örneğin, girişimin ‘Panda’ isimli yaratıcı kiti 3 yaşındaki çocuklara kadar hitap ederken ‘Tamirci’ olarak bilinen kit ise 9-16 yaş arasındaki çocuklar için tasarlanıyor. Kitlerin içeriğindeki ürünler, çocukların farklı yeteneklerini baz alıyor; her kit, keşif, bilim, sanat, eğlence, coğrafya, kültür, yemek pişirme, yaratıcılık, mühendislik ve tasarım yeteneklerinden en az iki tanesine uzanıyor. Çocuklar bazı kitlerle punch işlerken bazı kitler de biyoloji, kimya, matematik ve fizik gibi temel bilimlerle ilgili aktiviteleri barındırıyor. Girişimin çok yönlü bakış açısı sayesinde çocukların birçok becerisine destek çıkılarak gelişim süreci iyileştiriliyor. Ayrıca, girişimin sitesinde evde rahatlıkla bulunabilen malzemelerle yapılabilecek ve çocukları hem eğlendirip hem de eğitecek ‘kendi başına yap’ fikirleri paylaşılıyor.

Seri A finansmanda bulunan KiwiCo, son yatırım turunda 3 milyon dolarlık bir yatırım alarak toplam fon miktarını 10 milyon dolara yükseltti. Girişim, 2000’den fazla ustaca tasarlanmış projesiyle dünyadaki 40 farklı ülkenin minik bireylerine ulaşıyor.

Caribu

Görsel: caribu

2016 kuruluşlu Caribu, ‘eğitim teknolojileri’ olarak bilinen edtech sektöründe yer alıyor. Aile üyeleriyle çocuklar arasındaki etkileşimi artırmaya odaklanan bu girişim, minik bireylerin öğrenme süreçlerini destekliyor.

Caribu, etkileşimli ve eğitici bir platform geliştiriyor. Bu platform, çocukların eğlenceli ve eğitici aktivitelerle güvenli bir dijital ortamda ilgilenmelerini sağlıyor. Platform, çocuklara binlerce kitap, oyun, aktivite ve video sunuyor. Bu etkinlikler, platformun etkileşimli yapısıyla destekleniyor; çocuklar, platform aracılığıyla uzakta bulunan aile üyeleri ve arkadaşlarıyla videolu görüşmekitap, oyun, aktivite ve video sunuyor. Bu etkinlikler, platformun etkileşimli yapısıyla destekleniyor; gerçekleştirebiliyorlar. Bu görüşmeler esnasında hem platformdaki dijital kitaplara erişilebiliyor hem de diğer aktivitelerle ilgilenilebiliyor. Örneğin, çocuklar sevdikleri insanların yüzlerini görürken onlarla beraber puzzle gibi eğitici ve eğlenceli oyunlar oynayabiliyorlar. Ayrıca, platform aracılığıyla boyama kitapları üzerinde çalışılabiliyor ve farklı yaratıcı projeleri gerçekleştirmeye yarayan araçlara ulaşılıyor. Girişim, temelde aile bireyleriyle ve diğer sevdiği insanlarla fiziksel olarak uzak kalmış ve onları özlemiş çocukların gelişim sürecine odaklanıyor. Girişimin bu odağı, aynı anda hem aile bağlarını güçlendiriyor hem de çocukların öğrenme süreçlerini destekliyor.

Caribu, 2020’de düzenlediği yatırım turunda 2 milyon dolarlık bir yatırım alarak toplam fon miktarını 5.1 milyon dolara ulaştırdı. 2022’de ise girişim Barbie ve Hot Wheels gibi ikonik oyuncaklarıyla tanınan Mattel isimli oyuncak şirketi tarafından satın alındı. Caribu, teknoloji, eğitim ve aile ilişkilerini bir araya getirerek hem çocuklar hem de ebeveynler için değerli bir kaynak olmaya devam ediyor.

Peekapak

Görsel: peekapak

2015’te edtech sektörünü şekillendirmek için kurulan Peekapak, çocuklar için wellnessa ve sosyal-duygusal öğrenmeye odaklanıyor. Bu girişim, ödüllü ve araştırmaya dayalı platformuyla ön plana çıkıyor.

Peekapak, anaokulu döneminden lise son sınıfa kadar uzanan bir platform geliştiriyor. Bu platform, çocuklara empati, iş birliği, öz düzenleme, öz farkındalık ve sorumluluk gibi önemli sosyal-duygusal becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu platform aracılığıyla hem sınıf içinde hem de evde yararlanılabilen ve sosyal-duygusal öğrenmeyi baz alan kapsamlı bir müfredata ulaşılıyor. Ayrıca, platformda çeşitli hikayeler, oyunlar ve aktiviteler de yer alıyor. Bu sayede, çocuklar hem eğlenirken öğreniyorlar hem de etkileşimli bir eğitim sürecinden geçiyorlar. Çocuklara ek olarak, platformun öğretmenleri ve ebeveynleri de desteklediğini vurgulamak istiyoruz. Öğretmenler ve aile üyeleri, platformdaki detaylı rehberlik ve kaynaklar sayesinde çocukların gelişim sürecini göz önünde bulundurabiliyorlar. Rehberlikle birlikte, öğretmenler ve ebeveynler platformdaki değerlendirme araçlarını kullanarak çocukların eğitim sürecini ve sosyal-duygusal gelişimini takip edebiliyorlar.

Düzenlenen 6 yatırım turu sayesinde Peekapak’ın toplam fon miktarı 1.4 milyon dolara ulaştı. Girişim, duygusallığı, sosyalliği ve mesleki eğitimi birbirinden ayırmayarak çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştiriyor.

Brightlobe

2019’da başarılı bir kadın girişimci olan Shivani Lamba tarafından kurulan Brightlobe, çocukların nörogelişimsel sağlığını destekleyen bir startup olarak karşımıza çıkıyor. Bu girişim, yenilikçi bir edtech şirketi olup çocukarın bilişsel ve duygusal gelişimlerine odaklanıyor.

Brightlobe, sağlık ve oyun sektörlerinin kesişiminde yer alarak klinik tıbbı, sinir bilimini, makine öğrenimini ve yapay zekayı bir araya getiriyor. Girişim, çocuklarda otizmi ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu (DEBH) erkenden tespit edebilmek adına oyun tabanlı bir sistem geliştiriyor. Sistem, 300’den fazla katılımcı ile denetlendi ve klinik deneylerin birinci aşamasını geçti. Şu anda ikinci aşamada yer alan bu sistem, sağlık hizmetlerine yönelik oyunları yeniden tasarlıyor ve oyun stüdyoları için parlak bir yol çiziyor. Girişim, geliştirdiği sistemde çocukların bilişsel yeteneklerini iyileştiren eğitici oyunlara ve aktivitelere yer veriyor. Ayrıca, bu sistemdeki ölçüm ve analiz araçlarıyla çocukların nörogelişimsel süreçleri izlenebiliyor. Bu sayede, çocuk gelişim sürecindeki olası problemler erkenden tespit edilebiliyor. Bunlarla birlikte, girişimin öğretmenlere ve ebeveynlere çocuk gelişimiyle ilgili verilere dayalı geri bildirimler sunduğunu da belirtmek istiyoruz. Temelde çocuk gelişiminde kritik olan hastalıkların teşhisine dayanan platform, kapsamlı müfredat desteği de sunuyor. Bu platformda okul müfredatına entegre edilebilen eğitim materyalleri ve kaynaklar bulunuyor. Bu kaynaklar sayesinde çocukların öğrenme deneyimleri zenginleştirilebiliyor.

Birghtlobe, 2020’de düzenlediği yatırım turunda 40 bin dolarlık bir yatırım alarak toplam fon miktarını 620 bin dolara ulaştırdı. Girişim, çocukların sağlıklı nörogelişimsel süreçlerini destekleyerek minik bireylerin potansiyellerini zirveye çıkartmayı hedefliyor.

Kaynak: Wellfound, Crunchbase

İlginizi çekebilir: VR sağlık pazarında öne çıkan şirketler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale