Bazı kelimeleri gündelik hayatta birbirinin yerine kullanıyoruz. “Çok kaygılıyım”, “anksiyetem tuttu”, “stres oldum”, “içim sıkılıyor” gibi cümleler çoğu zaman aynı durumu anlatıyormuş gibi duyuluyor. Fakat kısa süreli kaygı, stres ve anksiyete bozukluğu gibi birbirine benzeyen, ayrıca sıklıkla karıştırılan kavramlar genellikle aynı yoğunlukta, aynı sürede ya da aynı etkiyle yaşanmıyor.
İnsan olmanın doğal parçalarından biri olan kaygı, hayatın pek çok noktasında görülebiliyor, bazı durumlarda hazırlık yapmaya ve olası risklere karşı dikkatli olmaya katkı sağlayabiliyor. Önemli bir iş görüşmesinin öncesinde, sınavdan önce, sağlıkla ilgili bir sonuç beklerken, taşınma ya da iş değişikliği gibi belirsiz dönemlerde kaygılı hissetmek normal hale geliyor. Ancak anksiyete bozukluğu bu tip günlük kaygılardan biraz daha uzak bir yerde durarak kontrol edilmesi daha zor ve yoğun duygularla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle kişinin yaşamını da daha belirgin şekilde etkileyerek kronik hale gelebiliyor. Bu ikisi arasındaki farkı anlamak, duyguyu tespit edip gerekli çözümü ve desteği aramak adına büyük önem taşıyor.
Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.
Kaygılı hissetmek ne anlama gelir?
Kaygılı hissetmek çoğu zaman belirli bir durumla bağlantılıdır. Bir sunum yapacaksanız, önemli bir karar verecekseniz ya da sonucu belirsiz bir haber bekliyorsanız zihniniz olası ihtimalleri düşünmeye başlayarak kısa süreli tepki verebilir. Bu doğal tepkime sonucu kalp atışınız hızlanabilir, mideniz sıkışabilir, dikkatiniz dağılabilir ya da zihniniz sürekli aynı konu etrafında dönüp durabilir.
Bu tür kaygı rahatsız edici olsa da çoğu zaman geçicidir. Durum netleştiğinde, sorun çözüldüğünde ya da kendinizi tekrar güvende hissettiğinizde kaygının yoğunluğunda da azalma yaşanır. Yani kaygı halinde bedenin ve zihnin hissettiği belirgin bir duygu olsa da bu duygu hayatın tamamını ele geçirecek şiddette değildir.
Gündelik hayatta kaygı şu şekillerde ortaya çıkabilir:
- Önemli bir olaydan önce huzursuz hissetmek
- Belirsizlik karşısında zihnin olası senaryolar üretmesi
- Kısa süreli uykuya dalma güçlüğü yaşamak
- Bedende geçici gerginlik ya da sıkışma hissetmek
- Hazırlık yapınca ya da durum netleşince rahatlamak
- Kaygıya rağmen günlük sorumlulukları sürdürebilmek
Bu noktada kaygıyı tamamen yok edilmesi gereken bir duygu gibi görmemek gerekir. Çünkü kaygı bazen bize bir şeyin önemli olduğunu, hazırlanmaya ihtiyaç duyduğumuzu ya da bir konuda belirsizlik yaşadığımızı hatırlatır.
Anksiyete bozukluğu ne zaman farklılaşır?
Anksiyete bozukluğu kaygılı hissetmekle karıştırılsa da burada yaşanan kaygı daha kalıcı ve günlük yaşamı daha fazla etkileyen bir haldedir. Yani endişe sadece belirli olaylar ya da sonuçlanması beklenen durumlar öncesinde de sabit ve kalıcıdır. Bu tip endişeyi durdurmak zorlaşabilir ve uzun süreli anksiyete bozukluğunda beden sık sık alarm halinde kalabilir. Aradaki farkı anlamak için kaygının yoğunluğu kadar süresine ve hayat üzerindeki etkisine de bakmanız gerekir. Yaygın anksiyete bozukluğu; sıklıkla sağlık, para, iş, aile ya da günlük sorumluluklar gibi birçok konuda kontrol edilmesi zor, yoğun endişeyle birlikte görülür. Huzursuzluk, kolay yorulma, odaklanma güçlüğü, kas gerginliği ve uyku sorunları bu tabloya eşlik eder ve kaçınma davranışlarında artış olur.
Günlük hayatta anksiyete bozukluğuna işaret edebilecek bazı durumlar şu şekilde sıralanabilir:
- Kaygının belirli bir olay geçtikten sonra da devam etmesi
- Endişenin günün büyük bölümünü kaplaması
- Bedensel belirtilerin sıklaşması
- Uyku, iş, okul, ilişki ya da sosyal hayatın etkilenmesi
- Kaygı yaratabilecek durumlardan kaçınmaya başlamak
- “Biliyorum abartıyorum ama durduramıyorum” hissinin sık yaşanması
- Güvende olunduğunda bile zihnin tehdit aramaya devam etmesi
Bu belirtilerin varlığı tek başına tanı koymak için yeterli değildir ve durumun ancak bir sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Fakat kaygı yaşam alanınızı daraltmaya başladıysa durumu geçiştirmek yerine destek aramak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Anksiyete bozukluğu ve kaygı arasındaki fark neden önemli?
Anksiyete bozuklukları tek bir biçimde görülmez. Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, özgül fobiler, sosyal anksiyete bozukluğu, ayrılık anksiyetesi ve agorafobi gibi birçok farklı anksiyete türü vardır. Bu türlerin her biri farklı belirtilerle ortaya çıktığından bazen yoğun bedensel belirtiler öne çıkabilir, bazen de kaçınma davranışları, sosyal ortamlardan uzaklaşma ya da sürekli kontrol etme ihtiyacı belirgin hale gelebilir.
Yaygın anksiyete bozukluğu ise ilk bakışta günlük kaygıya benzeyebilir. Ancak burada kaygı çoğu zaman daha yaygın, daha uzun süreli ve kontrol edilmesi daha zor bir hal alır. Bazen adı net koyulamayan konular hakkında düşünmek bile sürekli endişeyi artırabilir. Sağlık, para, iş, aile, ilişkiler ya da gündelik sorumluluklar zihinde sürekli olası kötü senaryolarla birlikte dönebilir.
Yaygın anksiyete bozukluğunda şu belirtiler görülebilir:
- Odaklanmakta zorlanmak
- Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük yaşamak
- Normalden daha çabuk sinirlenmek
- Gün içinde sık sık yorgun hissetmek
- Kas gerginliği yaşamak
- Karın ağrısı, ishal ya da mide rahatsızlığı gibi bedensel belirtiler fark etmek
- Avuç içlerinde terleme olması
- Kalp atışlarının hızlandığını hissetmek
Bu belirtilerin ortaya çıkış şekli, şiddeti ve sıralaması herkeste farklı olabilir. Ancak genel olarak kaygının en az 6 ay boyunca devam ettiği ve günlük işlevleri belirgin şekilde etkilediği durumlarda gerektiğinde uzman desteğine başvurulması önemlidir.
Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.
Kaynak: healthline, verywellhealth
İlginizi çekebilir: Kaygıyı azaltmanın 5 doğal yolu