X

Profesyonel antrenörler neden trainingpeaks kullanıyor?

Bir profesyonel bisiklet takımının Tour de France hazırlığıyla ilk maratonuna hazırlanan amatör bir koşucunun antrenmanları elbette aynı değildir. Hedefleri, antrenman hacimleri ve performans seviyeleri birbirinden çok farklı olabilir. Ancak her iki sporcunun da gelişebilmesi için aynı temel soruların cevaplanması gerekir: Ne yapması gerekiyor, gerçekte ne yaptı, bu antrenman vücudunda nasıl bir yük oluşturdu ve bir sonraki adım ne olmalı?

Dayanıklılık sporlarında antrenörlüğü yalnızca haftalık program yazmaktan ayıran şey, bu sorulara düzenli ve anlamlı cevaplar verebilmektir. İşini ciddiye alan ve analiz yapmayı seven bir antrenörün sporcuya söylediği ilk şeylerden birinin “TrainingPeaks kullanalım” olması da bu yüzden şaşırtıcı değildir.

TrainingPeaks bugün profesyonel bisiklet takımlarından ulusal spor federasyonlarına, elit triatletlerden ultra koşuculara ve ilk yarışına hazırlanan amatör sporculara kadar dayanıklılık sporlarının hemen her seviyesinde kullanılan ortak platformlardan biri hâline geldi. USA Cycling, German Triathlon, Pentathlon GB ve US Rowing gibi kuruluşlar platformu kullanırken; WorldTour bisiklet takımları da antrenman planlaması, sporcu verilerinin takibi ve performans ekipleri arasındaki koordinasyon için TrainingPeaks’ten yararlanıyor. TrainingPeaks’in 2026 yılında paylaştığı bilgiye göre Tour de France başlangıç listesindeki takımların yüzde 80’den fazlası antrenman ve performans verilerini bu sistem üzerinden yönetiyor.

Peki profesyonellerin yıllardır kullandığı bu platformu bu kadar önemli yapan ne?

Antrenman programından daha fazlası

TrainingPeaks ilk bakışta dijital bir antrenman takvimi gibi görünebilir. Oysa profesyonel antrenörler için sistemin değeri, antrenmanları günlere yerleştirmekten çok daha fazlasıdır.

Bir antrenör TrainingPeaks üzerinden sporcunun geçmiş antrenmanlarını, güncel programını ve hedef yarışına kadar uzanan hazırlık sürecini aynı yerde görebilir. Planlanan antrenman ile sporcunun gerçekte yaptığı antrenman karşılaştırılabilir. Süre, mesafe, tempo, kalp atış hızı ve bisiklet gücü gibi veriler yalnızca tek bir antrenman üzerinden değil, haftalar ve aylar boyunca oluşan gelişim eğilimi içinde değerlendirilebilir.

Çünkü profesyonel antrenörlükte önemli olan yalnızca bir antrenmanın iyi geçmesi değildir. Sporcunun doğru miktarda yüklenmesi, bu yükü tolere edebilmesi, yeterince toparlanması ve hedef yarışına doğru zamanda hazır hâle gelmesi gerekir.

Bir antrenman tek başına başarılı görünebilir. Fakat önceki günlerin ve haftaların yükü dikkate alınmadığında aynı antrenman gereğinden fazla yorgunluk oluşturabilir. Benzer şekilde, sporcu bir antrenmanı planlanandan daha yavaş tamamlamış olabilir; ancak bunun nedeni performans düşüşü değil sıcak hava, parkur koşulları, uyku eksikliği veya önceki antrenmanlardan kalan yorgunluk olabilir.

TrainingPeaks verileri bütün bu soruların cevabını otomatik olarak vermez. Fakat antrenöre doğru soruları sorabileceği kapsamlı bir tablo sunar.

Dayanıklılık sporlarının ortak dili

TrainingPeaks’in en güçlü özelliklerinden biri, farklı dayanıklılık branşlarında ortaya çıkan verileri ortak bir sistem içinde bir araya getirebilmesidir.

Koşuda tempo ve kalp atış hızı, bisiklette güç, yüzmede mesafe ve süre, kuvvet antrenmanında ise tamamlanan çalışmalar aynı antrenman takvimi içinde takip edilebilir. Bu özellik özellikle triatlon gibi birden fazla branşın aynı anda planlanması gereken sporlarda büyük önem taşır.

Sistem, antrenmanın süresi ile şiddetini birlikte değerlendirerek antrenman yükünü sayısallaştıran farklı ölçümler sunar. Training Stress Score, Fitness, Fatigue ve Form gibi göstergeler antrenörlerin uzun ve kısa dönemli yüklenme eğilimlerini incelemesine yardımcı olur.

Bu analiz sistemi, yıllardır elit sporcular ve profesyonel performans ekipleri tarafından kullanılması nedeniyle dayanıklılık sporlarında adeta bir “gold standard” hâline gelmiştir. Aynı kavramların ve ölçümlerin dünyanın farklı ülkelerindeki antrenörler, spor bilimciler ve sporcular tarafından kullanılması ortak bir performans dili oluşturur.

Elbette hiçbir veri tek başına doğru kararı veremez. TrainingPeaks’te görülen bir Fitness veya Form değeri, sporcunun yarış performansını kesin olarak tahmin etmez. Verinin anlam kazanması için sporcunun antrenman geçmişi, hedefi, günlük yaşamı ve kendi geri bildirimleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Platform veriyi toplar ve düzenler; onu doğru yorumlayan hâlâ antrenördür.

Antrenman doğrudan sporcunun saatine gider

Bir antrenman programının bilimsel olarak doğru hazırlanması önemlidir. Ancak sporcu programı kolayca uygulayamıyorsa planın gerçek hayattaki değeri azalır.

TrainingPeaks; Garmin, Apple Watch, COROS, Wahoo ve Polar gibi yaygın spor teknolojilerinin yanı sıra yüzlerce cihaz, uygulama ve üçüncü taraf yazılımla bağlantı kurabilir. Bu sayede yapılandırılmış antrenmanlar uyumlu spor saatlerine ve bisiklet bilgisayarlarına aktarılabilir.

Örneğin bir interval koşusu; ısınma, ana set, tekrarlar, dinlenme bölümleri ve soğuma aşamalarıyla hazırlanabilir. Her bölüm için hedef tempo, kalp atış hızı, güç, süre veya mesafe tanımlanabilir. Sporcu antrenmana başladığında saat, bütün süreci adım adım yönlendirir.

Sporcunun tekrar sayılarını ezberlemesi, her bölümde telefona bakması veya hedef yoğunluğunu tahmin etmeye çalışması gerekmez. Tamamlanan aktivite de otomatik olarak TrainingPeaks’e geri aktarılabilir.

Böylece antrenman planı yalnızca okunacak bir program olmaktan çıkar; günlük yaşam içinde gerçekten kullanılabilen bir sisteme dönüşür.

Profesyonel teknoloji yalnızca profesyonel sporcular için değildir

TrainingPeaks’in profesyonel takımlar ve elit sporcular tarafından kullanılması, platformun yalnızca üst düzey performans sporcularına uygun olduğu anlamına gelmez.

Aslında veriyi düzenli takip etmek, amatör sporcular için de en az profesyoneller kadar değerlidir. Çünkü iş, aile ve sosyal yaşamın yanında antrenman yapan bir sporcunun kullanabileceği zaman sınırlıdır. Bu nedenle her antrenmanın amacının açık olması ve programın gereksiz yüklenmelerden arındırılması gerekir.

İlk 5K yarışına hazırlanan bir koşucu ile bir ultra maraton sporcusunun programı aynı olmayabilir; ancak ikisinin de antrenman devamlılığını, yüklenme düzenini ve gelişimini takip etmesi gerekir. TrainingPeaks aynı altyapıyı farklı hedeflere ve performans seviyelerine uyarlayabildiği için elit sporcu ile amatör sporcuyu aynı sistem içinde buluşturur.

GA Endurance neden TrainingPeaks’i kullanıyor?

GA Endurance olarak biz de hazır antrenman planlarımızı sporculara ulaştırmak için TrainingPeaks’i kullanıyoruz. Bunun nedeni yalnızca platformun dünya çapında tanınması değil; sistemin uzun yıllardır kendi antrenörlük pratiğimizin bir parçası olması.

GA Endurance uzmanları yaklaşık 12–13 yıldır sporcularının antrenmanlarını TrainingPeaks üzerinden planlıyor, takip ediyor ve analiz ediyor. Dolayısıyla planlarımızı, sonradan tanımaya başladığımız yabancı bir sisteme yüklemiyoruz. Yıllardır bire bir çalıştığımız sporcularda kullandığımız antrenman yaklaşımını, aynı altyapı üzerinden daha geniş bir sporcu kitlesine ulaştırıyoruz.

TrainingPeaks ile partner olmak, GA Endurance için yalnızca dijital bir satış kanalında yer almak anlamına gelmiyor. Hazırladığımız planların, dayanıklılık sporlarında kendini kanıtlamış bir teknoloji üzerinden sporcuya ulaşması anlamına geliyor.

Planların dönemlendirmesi, seviye yapısı, antrenman içerikleri, haftalık yüklenme düzeni ve açıklamaları GA Endurance uzmanları tarafından hazırlanıyor. TrainingPeaks ise bu içeriğin sporcunun takvimine yerleşmesini, uyumlu cihazına aktarılmasını ve tamamlanan antrenmanlarla birlikte takip edilmesini sağlayan teknolojik altyapıyı sunuyor.

Kısacası antrenman bilgisini GA Endurance üretiyor; TrainingPeaks bu bilgiyi uygulanabilir ve takip edilebilir hâle getiriyor.

Sporcu TrainingPeaks için ayrıca ödeme yapmak zorunda mı?

GA Endurance planlarını kullanmak için ücretli TrainingPeaks Premium üyeliği zorunlu değildir. Sporcu ücretsiz bir Basic hesap oluşturarak planını takvimine aktarabilir, günlük antrenmanlarını görebilir ve uyumlu cihaz bağlantılarını kullanabilir.

TrainingPeaks daha gelişmiş grafiklere ve ayrıntılı analiz özelliklerine ulaşmak isteyen sporcular için ücretli Premium seçeneği de sunar. Ancak GA Endurance planının uygulanması için sporcuya zorunlu bir platform üyelik maliyeti çıkarılmaz.

Bu bizim için önemli bir tercih. Çünkü kullanılan teknoloji sporcunun önünde yeni bir engel oluşturmamalı; planı daha kolay uygulamasına yardımcı olmalıdır.

Antrenman planı yaşayan bir sürece dönüştüğünde

Bir PDF dosyası size pazartesi günü ne yapacağınızı söyleyebilir. Ancak antrenmanın spor saatinize aktarılmasını, tamamlanan verilerle eşleşmesini ve zaman içinde oluşan yüklenmenin izlenmesini sağlayamaz.

TrainingPeaks’in profesyonel antrenörler tarafından tercih edilmesinin temel nedeni budur: Antrenman planını sabit bir belgeden çıkarıp yaşayan, kaydedilen ve analiz edilebilen bir sürece dönüştürmek.

Profesyonel bisiklet takımlarından milli takımlara, elit triatletlerden ultra koşuculara ve amatör sporculara kadar çok geniş bir topluluğun aynı platformda buluşması tesadüf değildir. Dayanıklılık sporlarında gelişim; doğru planlama, tutarlı uygulama ve doğru analiz üzerine kurulur.

GA Endurance olarak TrainingPeaks ile kurduğumuz iş birliği de bu yaklaşımın bir sonucudur. Bilimsel olarak hazırladığımız antrenman planlarını, yıllardır bildiğimiz ve kullandığımız, farklı cihazlarla çalışabilen, sporcuya ek üyelik zorunluluğu getirmeyen ve dayanıklılık sporlarında referans kabul edilen bir sistem üzerinden sunuyoruz.

Çünkü iyi bir antrenman planı yalnızca doğru yazılmamalı; sporcuya doğru şekilde ulaşmalı, kolay uygulanmalı ve gelişimin takip edilebildiği bütünlüklü bir sürece dönüşmelidir.

Kaynaklar: TrainingPeaks.com

İlginizi çekebilir: Spor saatiniz sizi tanıyor mu, yoksa sadece ölçüyor mu?

Göksen Çınar: Göksen Çınar, dayanıklılık sporları alanında uzmanlaşmış bir spor bilimci ve performans antrenörüdür. Spor bilimleri alanında yüksek lisans derecesine sahip olan Çınar, 25 yılı aşkın spor geçmişi ve 15 yılı aşkın triatlon deneyimi ile başlangıç seviyesinden elit sporculara kadar geniş bir yelpazede atletlerle çalışmaktadır. Bilimsel altyapısını sahadaki deneyimiyle birleştirerek performans testi, veri analizi ve bireyselleştirilmiş antrenman sistemleri üzerine odaklanmaktadır. Aynı zamanda Ar-Ge çalışmaları kapsamında nörolojik, fiziksel ve duygusal performansı bütüncül bir yaklaşımla değerlendiren projelerde aktif rol almaktadır. GA Coaching & Sports Science ve Yüz Bin Koş Spor Kulübü kurucusu olan Çınar, bilim temelli ve yapılandırılmış antrenman sistemlerini gerçek hayatın dinamikleriyle birleştirerek sporcuların sürdürülebilir performans gelişimini hedeflemektedir. 4 IRONMAN, 70 uzeri IM 70.3 yarismis, 4 kere IM 70.3 Dunya Sampiyonasina qualify olmustur. Geçmişte Türkiye Triatlon Federasyonu’nda Eğitim Kurulu üyeliği yapmış, halen Bilim Kurulu üyesi olarak görevine devam etmektedir. Aynı zamanda triatlon millî takım antrenörlüğü deneyimine sahiptir.

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale