X

Duygularınıza isim vermek neden iyileştirici olabilir?  

Bir günün sonunda “Kendimi kötü hissediyorum.” demek kolaydır. Ama biraz durup gerçekten ne hissettiğinizi düşündüğünüzde tablo değişebilir. Belki kötü değil, hayal kırıklığına uğramışsınızdır. Belki öfkeli değil, incinmişsinizdir. Belki de yorgunluk sandığınız şey aslında uzun süreli bir kaygıdır.

İlk bakışta küçük görünen bu ayrımın, zihnin çalışma biçimi üzerinde düşündüğümüzden daha büyük bir etkisi olabilir. Çünkü duygular isimsiz kaldığında belirsizleşir, belirsiz duygular ise çoğu zaman olduğundan daha yoğun hissedilir.

Yapılan çalışmalar; psikolojide “duyguyu isimlendirme (affect labeling)” olarak adlandırılan bu durumun, yaşanan duyguyu düzenlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Çünkü hissedilenleri kelimelere dökmek, o duyguyu anlamayı kolaylaştırarak beyindeki tehdit algısını hafifletebiliyor ve zihinsel rahatlamaya katkı sağlayabiliyor.

Duyguları isimlendirmek neden bu kadar zor?

Çocukluktan itibaren çoğumuz birkaç temel duygu kelimesiyle büyüyoruz: mutlu, üzgün, kızgın, korkmuş… Oysa yetişkin hayatına gelince yaşadığımız duygular bundan çok daha katmanlı oluyor. Kırgınlık, mahcubiyet, yalnızlık, özlem, hayal kırıklığı, suçluluk, kıskançlık ya da belirsizlik gibi hisler çoğu zaman tek bir “moral bozukluğu” kavramının ardında kayboluyor. Buna bir de günlük hayatın yüksek temposu eklenince, hissettiğimiz şeyi fark etmek yerine otomatik tepkiler vermeye başlıyoruz. Sessizleşiyor, öfkeleniyor ya da uzaklaşıyor ve daha duygunun ne olduğunu anlamadan onu davranışlarımızla ifade etmeyi deniyoruz.

Zihin, tüm bu süreçte yaşanan belirsizlikten hoşlanmıyor. Ortada çözülmesi gereken ama adı konulamayan bir durum olduğunda zihinsel kaygı ile ilişkili bölümler uyarılıyor ve bedendeki huzursuzluk uzun süre devam edebiliyor. Bu duygu adlandırıldığında ise zihin onu kategorilendirerek belirli bir alana yerleştiriyor ve yaşanan deneyimi çözülebilir bir sorun olarak adlandırıyor. Yani “Kötüyüm” demek yerine, “Kaygılıyım” ya da “Kırgınım” demek bile, yaşadığınız deneyimi anlamanızı sağlayabilir. Bu farkındalık duyguyu tamamen ortadan kaldırmasa bile daha yönetilebilir bir hale getirebilir.

Duygulara isim vermek neden işe yarar?

İsmini koyabildiğiniz bir duyguyla ilişki kurmanız daha kolaydır. Ne yaşadığınızı bildiğinizde, neye ihtiyacınız olduğunu da daha net görebilirsiniz. Örneğin; “Kötü hissediyorum” cümlesi oldukça geniştir ama “Hayal kırıklığı yaşıyorum” ya da “Şu an reddedilmiş hissediyorum” dediğinizde, zihnin çözmeye çalıştığı problem daha görünür hale gelir.

Duygunun adı değiştikçe, ona verdiğiniz tepki de değişmeye başlar. Bu nedenle duygusal farkındalık, sağlıklı kararlar almayı da destekler. Adlandıramadığınız duygular büyüyüp birbirine karışırken, isimlendirilen duygular anlam kazanır. Bu da onları bastırmadan ya da onlardan kaçmadan kabullenmeyi kolaylaştırır. Bunun bir başka olumlu etkisi de iletişimde görülür. “Canım sıkkın” demek yerine “Bugün kendimi değersiz hissettim” diyebilmek, karşınızdaki kişinin sizi anlamasına da yardımcıdır. Bazen ilişkilerde yaşanan birçok yanlış anlaşılmanın altında, duygunun kendisi değil de onu ifade edememe sorunu vardır.

Duygularınıza isim vermeyi nasıl alışkanlık haline getirebilirsiniz?

Duyguları isimlendirmek teoride kolay görünür, pratikte ise tıpkı yeni bir dil öğrenmek gibi biraz zaman alır. Başlangıçta doğru kelimeyi bulmak zor gelebilir ama ufak adımlarla kendinizi bu yeni dile alıştırabilirsiniz:

  • Gün içinde birkaç kez durup kendinize “Şu an tam olarak ne hissediyorum?” diye sorun.
  • İyiyim” ya da “Kötüyüm” gibi genel cevaplar yerine daha belirgin kelimeler seçmeye çalışın.
  • Aynı anda birden fazla duygu hissedebileceğinizi hatırlayın. 
  • Bir duygu günlüğü tutarak gün içinde tekrar eden hisleri fark edin.
  • Duygunun bedensel bağlantısını izleyin. Gergin omuzlar, sıkışan mide ya da hızlanan kalp bazen ilk ipucudur.
  • Duygu çarkı gibi araçlardan yararlanarak duygu kelime dağarcığınızı genişletin.
  • Son olarak, burada önemli olanın mükemmel tanım olmadığını hatırlayın ve sadece kendinize biraz daha yaklaşabilmeyi hedefleyin.

Duygulara isim vermek onları yok etmez. Ama üzerinizdeki belirsiz ağırlığı daha anlaşılır bir deneyime dönüştürebilir. Bazen ihtiyacınız olan şey mutlu hissetmek değil de ne yaşadığınızı dürüstçe fark edebilmektir. 

Kaynak: psychologicalscience

İlginizi çekebilir: Kendini ifade etmek: “Bir” enerjisini hayatınıza davet edin

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale