X

Dünya kabuk mu değiştiriyor: Astrolog Duygu Demir, M. Serdar Kılıç’ın ‘Ne Yapmalı?’ podcastinde nelere dikkat çekiyor?

Fotoğraf ve video sanatçısı, aynı zamanda İstanbul Apartmanları isimli kitabın yazarı ve ‘Ne Yapmalı?’ podcasti ile tanıdığımız M. Serdar Kılıç’ın, Duygu Demir ile gerçekleştirdiği sohbeti henüz dinlemediyseniz, yazımızda yer vereceğimiz astroloji tahminleri sizi hayrete düşürebilir. Instagram’da duygudemir.astrolojigurusu olarak tanıdığımız Duygu Demir’in 2023 yılına ilişkin düşüncelerini, tahminlerini ve yorumlarını paylaştığı bu podcasti dinlerken önce kısa bir geçmişe gidiyor, sonra günümüz Türkiye’sine dönüyor ve geleceğe doğru koşar adım ilerlemek istiyorsunuz. Çünkü, podcastte öyle tahminler var ki “2023’te neler olacak?” sorusuna, “Ne olmayacak ki!” diye cevap vermemize neden olabilir.

                                                                    Kaynak: Instagram / duygudemir.astrolojigurusu

‘Ne Yapmalı Duygu Demir’ bölümünde konuşulan hiçbir detayı kaçırmamak için podcasti buraya tıklayarak dinleyebilir, konuşmaların özetini yazımızın devamında bulabilirsiniz.

Duygu Demir’e göre 2023 yılında dünyanın öngörüsünde iki tema baskın; ilki tutulmalar, ikinci ise Satürn, Plüton gibi ağır gezegenlerin hareketleri. Ve anlaşılan o ki; bu iki tema da ülkemizin sanki kaderini değiştirecek gibi… 5 Mayıs 2023’te gerçekleşecek tutulma, Akrep-Boğa hattının son aşaması. Peki, bu neden önemli? Çünkü ‘Biz ülke olarak Akrep burcundayız.’ ve 2023 yılında adeta bir kabuk değiştirme enerjisi içerisine giriyoruz. Son 1.5 yıldır yaşadığımız sıkıntılar, ekonomik problemler, finansal zorluklar, dövizdeki hareketlilikler, zamların artışı gibi tekrar tekrar yaşadığımız benzer döngülerin içinden çıkış zamanı! 5 Mayıs, bunların sonu, yani 1.5 yıllık bir doğum sancısı sona erecek; iyi ya da kötü… Ve evet, tüm ülkenin aklındaki soru:

Seçimler ne olacak, bunların seçimlere etkisi var mı, varsa nedir? Duygu Demir’e göre, bu dönem hiç de sakin geçmeyecek, yüksek enerjili ve sert bir zaman dilimi olacak. Tartışmalar, olaylar, farklı konuların masaya yatırılması gibi oldukça büyük hadiselerin olduğu, tansiyonun yükseldiği gerilimli zamanlar. Ülkenin yönetimi, siyasi ilişkileri, parasal konuların ele alınış biçimi gibi pek çok ciddi husus, büyük bir değişime uğrayacak. Ama ünlü astrolog bu kez bunların çok hızlı olacağına dikkat çekiyor. “Satürn, yavaşlatır, zamana yayar ama bu kez yavaşlatmıyor, hızlı ve radikal hareketlerle değişimler oluyor.” diyor. Ayrıca bu tutulmanın 15 gün öncesi ve 15 gün sonrasına da dikkat çekiyor ve ekliyor; ‘Çok krizli bir dönem olabilir’, ‘Bir anda tak diye bıçak gibi kesilebilir…’ Anlaşılan o ki, ani değişimlerin içerisinde bulabiliriz kendimizi ve ülkemizi. Mayıs’ın son 10 günü ise sert enerjiler olduğunu belirten Demir’e göre ülke, öyle ya da böyle kabuk değiştirecek büyük bir değişime doğru gidiyor…

Podcastin devamı ise daha da ilgi çekici. 3 Şubat 2023 tarihinde kaydedilen bu sohbette (yani yaşadığımız yıkıcı depremin öncesinde), Duygu Demir içerisine gireceğimiz dönemde savaşçıl enerji olduğundan ve geçmişteki benzer bir enerjide OHAL ilan edildiğinden bahsediyor. Yani, şu anda bulunduğumuz durumu özetler gibi… Ancak şuna da dikkat çekiyor; Mart sonunda büyük bir yenilenme enerjisi geliyor, hemen ardında ise kocaman bir başlangıçlar teması…

2008’den beri Oğlak burcunda olan Plüton, Nisan-Mayıs’ta Kova burcuna geçiyor. Bu, Demir’e göre çok büyük bir değişimin, hatta devrimin başlangıcı. Çünkü, Plüton’un döngüsü çok uzun, bir burçta çok uzun süre kalıyor ve adeta bir jenerasyonun nasıl yaşadığını, nelerden geçtiğini anlatıyor. Ancak bu yıl, Kova burcuna geçerek o içinde bulunduğumuz döngüyü yıkıyor ve yeni bir doğuşa zemin hazırlıyor.

Peki, bu dönemde ülkemizde olması beklenen seçim süreci için de bu değişim geçerli mi ya da neler olacak? diye merak ediyor olabilirsiniz. Duygu Demir podcastte ‘6’lı masa’ için de tahminlerini paylaşıyor. Şubat ayında 6’lı masanın keskin açıklamaları olabileceğine dikkat çeken Demir, ‘yeniden bir yapılanmaya gidilebilir’ diyor ve şunu da bekliyor: 6’lı masa dağılabilir, dağılıp yeniden toplanabilir ya da çok zorlu süreçlerden geçebilir. Demir’e göre tek bir kararda uzlaşmakta zorlanabilirler ve bu nedenle 2-3 aday çıkarmak zorunda kalabilirler, çünkü bu dönemde Satürn ve Uranüs dokunuşları olacağı için siyasette bazı çatırdamalar görebiliriz, diyor. Satürn, istikrarı, sağlamlığı gösterse de Uranüs etkisinin Mart ayının ikinci yarısında bazı sert hamlelere neden olabileceğinin de altını çiziyor. Peki ya sonrasında?

28 Ekim 2023’te gerçekleşecek tutulmanın, 2021’de başlayan bir döngünün bitişi olduğuna dikkat çeken Demir, bu noktada büyük bir kırılma yaşayacağımızı ve toparlanmaya başlayacağımızı, güneşin bizim tarafımızda olacağını da belirtiyor ve ekliyor ‘umut var’.

İlgi çekici ve keyifli sohbette tartışılan konular yalnızca bunlar değil. Bu podcastte altının seyrinden şampiyonluğa en yakın olan takıma, hangi burçların aşktan yana yüzü güleceğinden dünyadaki diğer ülkelerin politikalarındaki ve hamlelerindeki değişikliklere kadar hem bireysel hem toplumsal hem de global anlamda ne gibi tahminlerin yer aldığı da bulunuyor.

İlgili podcastin tamamını dinlemek için tıklayabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: 2023’ün en önemli astrolojik tarihleri: Merkür Retrosu, Güneş ve Ay Tutulmaları2023’

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale