Havaların ideal sıcaklıklarda seyrettiği bahar ayları, hem güneşin yakıcı etkisiyle kavrulmadan hem de kalabalıklarla boğuşmadan rahat rahat seyahat etmek isteyenler için yılın tartışmasız en güzel dönemi. Henüz yazın turist yoğunluğunun sokaklara inmediği bu harika mevsimi, ister Türkiye’de ister yurt dışında en merak ettiğiniz rotaları keşfederek değerlendirebilirsiniz. Sakin sokaklarda yerel halkla kaynaşabilir, doğanın canlanmasına tanıklık edebilir ve çiçek kokularıyla bezenmiş bir yolculuk planlayabilirsiniz. Üstelik tüm bu avantajların yanı sıra yüksek sezondakinden çok daha ucuz konaklama ve uçak seçenekleri bulabilirsiniz.
Bahar tatili sizin de kulağınıza iyi geliyorsa, hepsi birbirinden keyifli seyahat rotaları listemize göz atabilirsiniz. İşte bu yıl, baharın tadına gerçek anlamda varmak isteyenler için derlediğimiz seyahat rotaları!
Amsterdam, Hollanda
Hollanda’nın kanallarıyla ünlü başkenti Amsterdam, yaz geldiğinde turist akınından pek keyifli olmuyor. Mart sonu Nisan başıyla birlikte ise hem daha az ziyaretçi ağırlıyor hem de lale sezonunun başlaması sayesinde adeta kartpostal görünümü kazanıyor. Sokakların rengarenk çiçeklerle bezendiği bu aralık, özellikle Keukenhof Bahçeleri’ndeki kutlamalarıyla yerel halk için büyük önem taşıyor. Parkların çiçek şölenine döndüğü bu mevsimde Amsterdam’ın tarih, sanat ve kahve kültürüyle harmanlanmış sokaklarını arşınlamak, ayrı bir keyif veriyor. Üstelik Rijksmuseum gibi popüler müzelerin önünde yaz aylarında uzayıp giden kuyruklar olmuyor.
Sevilla, İspanya
Endülüs’ün kalbi Sevilla, gastronomi ve tarih yüklü sokaklarının yanı sıra, yaz aylarında 40 dereceleri aşan kavurucu sokaklarıyla biliniyor. Bu nedenle dört bir yanı keşfedilecek mimari harikalarla dolu olan bu görkemli kenti, yaz aylarında gezmek pek akıl kârı değil. Oysa Mart, Nisan aylarında açan portakal çiçekleriyle, kentin gastronomi kokularına taptaze portakal kokuları da eşlik ediyor. Sabah serinliğinde kentin daracık tarihi merkezini gezmek, akşam üstü saatlerinde gün batımının tadını çıkarmak ve manzaralı bir tapas bara oturup rahatlamak, bu deneyimi eşsiz kılıyor.
Paris, Fransa
Fransa’nın sanat, moda ve mimarlık merkezi Paris; gezmenin her mevsim ayrı keyifli olduğu nadir yerlerden. Ancak bazen kışın soğuğu, yazın ise kalabalığı çekilmez hale geliyor. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden Louvre Müzesi’ne girmek ve monarşi döneminden kalma ihtişamlı sarayları gezmek neredeyse imkansız hale geliyor. Mart sonuyla birlikte kışın soğukluğunu üzerinden atan bu muhteşem başkent, apayrı bir karaktere bürünüyor ve parklarda açan kiraz çiçeklerinin de etkisiyle güzelliğine güzellik katıyor. Kaldırımlara atılmış kafelere oturmak, kruvasan ve kahve keyfi yapmak ya da uçsuz bucaksız üzüm bağlarını gezmek baharda bir başka oluyor.
Roma, İtalya
Yaz aylarında turist yoğunluğundan yerli halkın bile şikayetçi olduğu Roma, antik tarihi ve Rönesans döneminden kalma mimari harikalarıyla, adeta bir tablo güzelliğinde. Fakat yaz aylarındaki sıcaklık seviyeleri ve turist kalabalığı nedeniyle bu muhteşem başkentin gösterişi bazen ikinci planda kalıyor. Antik yapılar, geniş meydanlar ve daracık sokaklar bahar aylarında henüz turist yoğunluğuyla mücadele etmez halde oluyor. Bahar aylarında ise kenti köşe bucak arşınlamak, Kolezyum ve Pantheon gibi yapıları önünde kalabalıklar olmadan gezmek ya da gurme restoranlarda kolayca yer bulmak mümkün oluyor.
Datça, Muğla
Türkiye’nin en dingin ve sakin rotalarından olan Datça, yaz aylarında hiç de beklendiği kadar sakin olmuyor. Özellikle son yıllarda popülerliği giderek artan bu yeryüzü cenneti hem fiyat pahalılığı hem de koylardaki kalabalık nedeniyle bazen çekilmez oluyor. Bahar aylarında ise henüz dinginliğini koruyan bir arınma merkezine dönüşüyor. Mart ayıyla birlikte açan badem çiçekleri Datça’nın endemik doğasına zenginlik katarken, durgun ve dingin suları bedeni iyileştiriyor. Eski Datça’nın taş evlerini veya Knidos gibi popüler antik kentleri, tatlı bahar esintileri eşliğinde gezmek, bu muhteşem manzarayı sindirmeye de yardımcı oluyor.
Alaçatı, İzmir
Türkiye’nin en popüler rotalarından olan Alaçatı’da, yaz aylarında adeta adım atacak yer olmuyor. Hem yerli hem yabancı turist akınına uğrayan bu küçücük belde; merkezindeki yüksek temponun aksine aslında dingin ve temiz koylarıyla biliniyor. Kalabalıkların henüz dolmadığı taş kaldırımlı sokaklar, bahar aylarında açan begonvil çiçekleriyle birlikte yılın en gösterişli dönemine giriyor. Özellikle sabah saatlerinde hafif tempolu sokakları arşınlarken, gizli kalmış butikleri ve kafeleri keşfetmek daha kolay oluyor. Çevredeki koylar henüz kalabalıklaşmadığından rahat rahat güneşin ve denizin tadını çıkarmaya elverişli oluyor. Üstelik rezervasyon derdiyle uğraşmak da gerekmiyor.
Tiflis, Gürcistan
Gürcistan’ın cazibeli başkenti Tiflis, Türkiye’den vizesiz gidilen harika bir rota. Modern halkı, görkemli sokakları ve aktif kültür-sanat hayatıyla bir Avrupa kentini andıran Tiflis, bahar aylarında yavaş yavaş renklenmeye başlıyor. Ortasından geçen Kura Nehri boyunca yeşeren parkları, canlanan işletmeleri ve sokaklara dökülen halkıyla yumuşacık bir enerjiye sahip oluyor. Keşfedilmeyi bekleyen benzersiz mimari harikalar ve gastronomik lezzetler barındıran kent, 20 dereceleri bulmayan sıcaklıklarıyla gezmenin en ideal olduğu dönemi yaşıyor.
Belgrad, Sırbistan
Avrupa’nın yüksek tempolu ve vizesiz gidilebilen bölgelerinden olan Belgrad; kışın soğuk, yazın fazla kalabalık olabiliyor. Bahar aylarında ise kendi temposunu bulduğundan ziyaretçilerine harika bir gezi planı sunuyor. Tuna ve Sava nehirlerinin buluştuğu noktada doğanın uyanışını izlemek ya da Kalemegdan Kalesi gibi tarihi yapıları gezmek, bu mevsimde bir başka güzel oluyor. Akşam üstü saatleriyle birlikte sokakları kaplayan sanatçılar, kaldırımlara atılan sandalyeler ve nehir boyunca dizilen satıcılarıyla oldukça renkli ve keyifli bir ruha bürünüyor.
Mardin
Türkiye’nin gastronomi cenneti ve kültür beşiği olan Mardin, geniş Mezopotamya ovasında yer alan bir kent. Bu nedenle bu zengin şehri, yazın 40 dereceleri aşan kavurucu güneşi altında gezmek pek mantıklı değil. Sokakların henüz tatlı esintilerle ferahladığı bahar aylarında, bölgenin taş evlerini ve Süryani mimarisini keşfetmek daha keyifli oluyor. Sıcaklar bastırmadan daracık sokaklarda yürümek, zengin gastronomiyi keşfetmek ve bölgeye özgü çok kültürlü dokuyu yakından tanımak ayrı bir keyif veriyor. Üstelik yerel şaraplarıyla tanınan teraslı restoranlarda rezervasyon yaptırmadan yer bulmak da mümkün oluyor.
İlginizi çekebilir: En popüler yaz rotaları