Her dönemin kendine özgü bir ruhu vardır. Kimi zaman bu ruh, büyük ideallerle şekillenir; kimi zamansa yalnızca sabah kahvenizi hazırlama biçiminizde kendini gösterir. Son birkaç yıldır hayatın temposu hiç olmadığı kadar hızlandı. İş hayatı, ekonomik kaygılar, sosyal medya ise neredeyse her anımızı görünür kılan bir vitrine dönüştü. Sürekli daha fazlasını yapmaya, daha üretken olmaya ve her fırsatı değerlendirmeye çalışırken çoğumuz fark etmeden aynı duygunun içinde buluştuk: Yorulduk.
Belki de tam bu yüzden son dönemde özellikle Z Kuşağı arasında dikkat çeken yeni bir yaşam anlayışı konuşuluyor: Whimsy.
İlk bakışta sadece estetik bir sosyal medya akımı gibi görünse de aslında çok daha derin bir ihtiyaca karşılık veriyor. Çünkü bazen insanın gerçekten ihtiyacı olan şey, hayatını baştan aşağı değiştirmek değil; günün içinde kendine ait birkaç dakikalık küçük bir alan açabilmek.
Bu yazımızda, son dönemin dikkat çeken kavramlarından biri olan “whimsy”nin ne anlama geldiğini, neden özellikle Z Kuşağı arasında bu kadar ilgi gördüğünü ve bu yaşam anlayışının günlük hayatınıza nasıl ilham verebileceğini keşfedeceğiz.
Whimsy tam olarak ne anlama geliyor?
Whimsy, Z Kuşağı’nın son dönemde en çok benimsediği kavramlardan biri haline geldi. Türkçede tek bir kelimeyle karşılamak kolay olmasa da; hafiflik, oyunbazlık, spontane olabilme, hayal gücü ve küçük şeylerden keyif alabilme halini bir arada anlatıyor. Aslında bu kavram yeni değil. Yeni olan, insanların ona yüklediği anlam.
Bugün whimsy denildiğinde akla; hayatı romantize etmek, sıradan görünen anlara biraz daha özen göstermek ve gündelik yaşamın içinde küçük mutluluk alanları oluşturmak geliyor. Buradaki romantize etmek ise gerçeklerden kaçmak anlamına gelmiyor. Aksine, gerçek hayatın içinde nefes alabileceğiniz küçük molalar yaratabilmek demek.
Çocukken yağmur başladı diye sokağa çıkıp ıslanmanın heyecanını hatırlıyor musunuz? Ya da yalnızca sevdiğiniz için rengarenk kalemler kullanmayı… İşte whimsy biraz da o duyguyu yeniden hatırlamak.
Küçük ritüeller neden bu kadar değerli hale geldi?
Eskiden sıradan kabul edilen birçok davranış bugün bilinçli tercihlere dönüşüyor.
Sabah kahvenizi aceleyle içmek yerine kahve fincanınızı bile özenle seçmek… Hafta sonu nereye gideceğinizi planlamadan uzun yürüyüşler yapmak… Akşam yemeğini televizyon karşısında değil, sevdiğiniz bir müzik eşliğinde yemek… Bunların hiçbiri hayatınızı kökten değiştirmez. Ama günün ritmini değiştirir.
İşte whimsy tam olarak burada devreye giriyor. Çünkü bazen mutluluk büyük olaylardan değil, küçük ayrıntılardan besleniyor.
Sosyal medyada neden bu kadar popüler oldu?
Whimsy’nin yayılmasında sosyal medyanın etkisi tabii ki büyük. TikTok ve Instagram’da milyonlarca kişi günlük hayatlarının en sıradan anlarını paylaşmaya başladı. Kitapçıda geçirilen yarım saat, özenle hazırlanan yemekler, elle yazılmış bir not, camdan dışarıyı izlerken dinlenen bir şarkı…
Aslında bu paylaşımlar bize yeni bir şey göstermiyor. Tam tersine uzun zamandır unuttuğumuz şeyleri yeniden hatırlatıyor. Çünkü dijital dünyanın sürekli “daha fazlasını yap”, “daha üretken ol”, “daha başarılı görün” mesajı verdiği bir dönemde insanlar ilk kez “bugün hiçbir yere yetişmeden yürüdüm” diyebilmenin de değerli olduğunu fark ediyor.
Whimsy bir kaçış mı, yoksa baş etme yöntemi mi?
Bu yaşam anlayışını yanlış anlamamak gerekiyor. Whimsy; sorunları görmezden gelmek, her şeyi pembe gözlüklerle izlemek ya da hayatın zorluklarını yok saymak değil. Gelecek endişesi, iş stresi veya ilişkilerde yaşanan problemler, hayata dair sorunlar elbette var olmaya devam ediyor. Ancak zihnimiz sürekli tetikte kaldığında, sadece dinlenmek değil; sağlıklı düşünmek, karar vermek ve anda kalabilmek de güçleşiyor.
Tam da bu yüzden küçük ritüeller oluşturmak psikolojik açıdan düşündüğümüzden çok daha önemli olabiliyor. Çünkü bu küçük seçimler, kontrol edemediğimiz büyük olayların arasında kontrol edebildiğimiz küçük alanlar yaratıyor.
Belki her şeyi değiştiremezsiniz. Ama sabahınızı nasıl başlatacağınıza karar verebilirsiniz. Belki iş yükünüz azalmaz. Ama eve döndüğünüzde telefonunuzu birkaç dakika kenara bırakıp bitkinizi sulayabilirsiniz. Belki her şey yerine oturmadı ama kendinize güzel görünen bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz. İnsan bazen tam da bu küçük seçimler sayesinde yeniden nefes aldığını hissedebiliyor.
Her trend gibi eleştirilen yönleri de var
Elbette whimsy de sosyal medyada doğan pek çok akım gibi eleştirilerden payını alıyor. Çünkü günümüzde neredeyse her fikir kısa sürede bir pazarlama stratejisine dönüşebiliyor.
Daha önce “girl dinner”, “girl math” veya “demure” gibi kavramlarda da benzerini gördük. Eğlence amacıyla ortaya çıkan ifadeler kısa süre içinde yeni ürünlerin, yeni tüketim alışkanlıklarının ve yeni ihtiyaçların reklamına dönüştü.
Whimsy için de benzer bir risk bulunuyor. Rengarenk kupalar, defterler, estetik mumlar, pahalı kahve ekipmanları ya da “whimsy starter pack” adıyla satılan ürünler… Oysa bu yaşam anlayışının özü satın almak değil, fark etmek. Eski bir fincanınız da aynı hissi verebilir. Çocukluğunuzdan kalan bir kitap da… Mahallenizdeki park da… Annenizin size el emeğiyle ördüğü hırka da…
Whimsy’nin asıl gücü, yeni şeyler edinmekten değil; zaten sahip olduğunuz şeylere başka bir gözle bakabilmekten geliyor.
Günlük hayatınıza biraz daha whimsy katmak mümkün mü?
Whimsy’nin güzel tarafı, uygulanması gereken kuralları ya da takip edilmesi gereken bir reçetesi olmaması. Çünkü bu yaklaşım, daha fazlasını yapmakla değil, yaptığınız şeylere biraz daha fazla özen ve farkındalık katmakla ilgili.
Bazen uzun zamandır okumayı ertelediğiniz kitabı çantanıza atıp deniz kenarında birkaç sayfa okumak, bazen sabaha aceleyle başlamak yerine pencerenin önünde birkaç dakika durup güne yavaşça başlamak… Kimi zaman mahalle arasında yeni açılan bir kafeye uğramak, kimi zaman yıllardır önünden geçtiğiniz bir sokağı ilk kez fark ediyormuş gibi yürümek de buna dahil.
Bunu aslında hepimiz farklı şekillerde deneyimliyoruz. Fırından yeni çıkmış sıcak simitle yapılan uzun bir hafta sonu kahvaltısı, yaz akşamı balkonda içilen bir bardak çay, annenizin ya da babaannenizin tarif defterini karıştırırken çocukluğunuza uzanan küçük bir yolculuk… Bunların hiçbiri elbette büyük şeyler değil. Ama çoğu zaman insanın gününü güzelleştiren de tam olarak bu küçük ayrıntılar oluyor.
Belki de whimsy’nin en güçlü yanı burada saklı. Çünkü hayatı değiştiren şey her zaman büyük kararlar değil; çoğu zaman fark edilmeyecek kadar küçük görünen ama insana iyi gelen alışkanlıklar. Günün içinde kendinize ayırdığınız birkaç dakikalık özen, bazen uzun zamandır aradığınız iyi hissetmenin başlangıcı olabiliyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha fazlası değil, daha derin yaşayabilmek
Whimsy’nin bu kadar ilgi görmesinin nedeni yeni bir trend olması değil. İnsanların uzun zamandır unuttuğu bir ihtiyacı yeniden hatırlatması. Her şeyi kontrol edemeyebiliriz. Hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemeyebilir. Bazen gelecek kaygısı ağır basabilir, bazen de yapılacaklar listesi hiç bitmeyecek gibi hissedilebilir. Ama tüm bunların arasında kendinize iyi gelen küçük anlar yaratmak hâlâ sizin elinizde.
Belki de whimsical bir yaşam, mükemmel bir hayat kurmaya çalışmak değil; sıradan görünen günlerin içinde bile şaşıracak, gülümseyecek ve yavaşlayacak küçük sebepler bulabilmektir.
Kaynak: nssmag
İlginizi çekebilir: Konuşarak yürüme terapisi nedir?