X

Uplifers ekibi Muay Thai Fitness deniyor

Muay Thai Fitness

Modern dünyanın yaşadığı psikolojik sorunların başında hareketsizliğe bağlı depresyon ve bireyselleşmeye bağlı özgüven sorunu geliyor. Nitekim dünyada popülerleşen yayınlarda özgüven ve depresyon konusu sık sık işleniyor, gerek spirituel gerek bilimsel çeşitli öneriler sunuluyor. Uplifers olarak söz konusu psikolojik sorunların ¨önleyici¨ boyutunu ele almak için sık sık okuyucularımızı harekete teşvik eden içerikler paylaşmaya, farklı spor dalları ile tanıştırmaya gayret gösteriyoruz. Yürüyüş, koşu, yoga, fitness, crossfit, bisiklet, dövüş sanatları,pilates, spabike bu zamana kadar yer verdiğimiz aktiviteler arasında. 

Bugün ise Türkiye’de pek rastlamadığımız bir uygulamadan bahsetmek istiyorum: Muay Thai Fitness.

Live Up kategorisinde Uplifers okuyucularını dövüş sanatları ve crossfit içerikleriyle buluşturan yazarımız Gözde, Muay Thai eğitimini fitness ve crossfit uygulamalarıyla harmanlayarak yeni bir spor eğitim serisi başlattı.

Gözde Mimiko Türkkan

Uplifers ekibi olarak dünyada örneklerini takip ettiğimiz karışık dövüş sanatları (Mixed Martial Arts) , UFCFit  gibi uygulamaları Türkiye’de kendi içimizde bulunca, bu deneme dersini kaçırmadık. Uplifers ekibi olarak, Gözde ile crossfit dersleri aldığımız Checkmat İstanbul‘da Muay Thai Fitness dersini deneyimledik.

Dövüş sanatları içeren derslerde genelde iki yaklaşım mevcut: Biri tekniklerin öğretilmesine yoğunlaşıldığı için hafif tempolu olan ve özellikle forma girmek isteyenler tarafından performans yükselten, fitness uygulamalarının eksikliğinin hissedildiği, daha geleneksel yaklaşım (bu nedenle de dersler dışında ayrıca antrenman yapmak gerektiren); diğeri ise temposu çok yüksek, tekme ve yumruk tekniklerinin fonksiyonel egzersizlerle beraber kardiyo amaçlı olarak yapılmasından oluşan ve bu nedenle teknik becerilerin gelişiminin geri planda kaldığı yöntemler.

Muay Thai 101 başlangıç dersi niteliğinde geçen çalışmamız, Gözde’nin yaptırdığı kondisyon ağırlıklı hareketlerin teknik öğreti ve uygulamalarla iç içe geçmesi sayesinde, hem ileri seviye bir ¨functional training¨ dersine muadil oldu, hem de doğru şekilde yumruk, dirsek ve diz atmayı görmüş olduk.

Kıvanç, Umut, Ezgi ve Zeynep dövüş sanatları geçmişleri olmamasına rağmen dersin yoğun ritmine ayak uydurmayı başardılar; dersin bitiminde bir sonraki uygulama için son derece hevesli gözüküyorlardı. Bu zamana kadar denenememiş olduklarına üzülmüşlerdir diye tahmin ediyorum. 🙂

Dövüş sanatlarının son dönemlerdeki yükselişini -şiddete karşı bir önlem olmasının yanı sıra-, bedeni bir bütün olarak algılama prensibine ve bilinmeyen potansiyelini gerçekleştirme konusundaki desteğine bağlıyorum. Bir kaç dövüş dersi aldıktan sonra özgüven patlaması yaşayıp ¨bak bi vur, nasıl karşılıycam¨ tavırları da, kişinin kendisinden beklemediği performansı göstermiş olmasının verdiği bir ¨heyecana¨ bağlı diyebiliriz. 🙂

Günümüzün artan özgüven sorununa böyle bir katkıda bulunuyor olmasının da dövüş sanatlarının popülerleşmesinde oynadığı rol yadsınamaz.

Benim için dövüş sanatları, beden-zihin arasındaki güçlü bağ, uzuvlar arası koordinasyonun sağlanması, güçlü refleksler ve atletik performans anlamına geliyor. Bu yüzden fitness ile birleştirilen bu uygulama, fitness alanında Türkiye’de yeni bir döneme girileceğinin de işareti niteliğinde diyebiliriz. Avrupa ve Amerika’da yükselen bu trendin Türkiye’ye de geç olmadan gelmiş olmasına şaşırmamak lazım.

Denemek isteyenler Gözde’den özel ders alabilir ya da arkadaş grubuyla küçük grup dersleri yapabilir. Gözde’nin Pozifit profiline buradan ulaşabilirsiniz.

Uplifers etkinliğine ev sahipliği yapan Checkmat İstanbul’Checkmat İstanbul’a da ayrıca teşekkürlerimizi iletiriz.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız. tıklayınız. 

Eda Günay: Eda Günay, Paris IV Celsa Sorbonne ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde lisans eğitimi aldı. Ecole Normale Superieur de Lyon'da psikoloji dergilerinin sosyal temsili üzerine iletişim ve medya araştırmaları yükseklisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönüp Uplifers projesini hayata geçirdi. Uzak Doğu dövüş sanatları, yoga, extreme sporlar, kediler, köpekler ve doğayla iç içe olmak favorileri arasında. Sağlığın ve hayatın kıymetini genç yaşta öğrenmiş olup doya doya yaşıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale