X

Tırnak sağlığınızı koruyun: Tırnak kırılması neden olur ve nasıl önlenir?

Sonunda özenle bakarak istediğiniz uzunluğa getirdiğiniz tırnakların, bir anda ucundan çatlaması veya kenardan kırılması çok üzücü değil mi? Birçoğumuzun yaşadığı tırnak kırılması hem estetik bütünlüğü bozuyor hem de bazen acı verici bir deneyime dönüşüyor. Çoğu zaman görsel kaygılardan fazlası akla gelmese de tırnak çatlaması, genel sağlık durumuna dair önemli bir gösterge sunuyor. Güzellik rutininin önemli bir parçası olan tırnaklarımız, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarımızın ve yaşam tarzımızın habercisi oluyor. Hatta vücuttaki stres hormonlarının etkinliğini bile yansıtabiliyor.

Herkesin başına gelebilen ve bazen kaçınılmaz olan tırnak kırılması, arkasında yatan nedenleri anladığınız zaman kontrol edilebilir bir hal alıyor.

Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Tırnaklar neden kırılır ve çatlar?

Tırnaklar, keratin adı verilen güçlü bir proteinden meydana gelen ve bu nedenle son derece dayanıklı olan yapılardır. Kütikül adı verilen alt bölgeden başlayarak uzayan sağlıklı tırnaklar, tutarlı renge sahip ve pürüzsüz görünümlü olur. Ancak tırnakların dışındaki koruyucu kalkanların zayıflaması halinde tırnak yüzeyinde değişimler yaşanır.  Tırnakları incelterek kırılma ve çatlamaya karşı dirençsiz hale getiren bazı iç ve dış faktörler bulunur:

  • Tırnak kırılmasının en yaygın nedeni, tırnaklardaki aşırı nem veya kuruluk durumudur. Nem dengesinin ideal orandan fazla ya da az olması, dış katmanda zamanla aşınmaya yol açar. Elleri uzun süre yıkamak, bulaşık yıkarken eldiven kullanmamak ya da yetersiz sıvı tüketimi keratin bağların yapısını bozar. Aşırı su alıp şişen tırnaklar büzülürken aşırı kuru tırnaklar esnekliğini kaybedip kırılganlaşır.
  • Alet kullanımı veya fiziksel travma, özellikle tırnak uçlarının kırılmasına neden olan etmenlerdendir. Tırnak uçlarıyla bir etiket kazımak veya teneke kutu açmak gibi tırnaklara kaldırabileceklerinden fazla güç uygulayan eylemler, onları daha kırılgan yapar.
  • Tırnaklara sürekli aseton ve oje sürmek ya da ev temizliği sırasında sert kimyasallar kullanmak, tırnak yüzeyindeki doğal yağları aşındırarak dalgalı görünüme yol açar.
  • Pürüzsüz ve sağlıklı tırnakların gücü bedenin içerisinden gelir. Demir, protein, kalsiyum ve B7 vitamini, tırnak sağlığının korunmasında kritik olan yapıtaşlarıdır. Bu besin ögelerinin vücutta eksik olması halinde tırnaklardaki kırılma, çatlama ve renk ya da yüzey değişimi sorunları artabilir.

Bunların yanı sıra; hipotiroidi başta gelmek üzere tiroid fonksiyonunda yaşanan çeşitli bozukluklar, sedef hastalığı gibi dermatolojik problemler ve tırnak mantarı gibi enfeksiyonlar da altta yatan nedenler arasında sıralanabilir. Sorunun dermatolojik olması veya genel vücut sağlığı ile ilgili bir problemden kaynaklanması halinde, bir uzmandan destek almanız önerilir.

Tırnak kırılması nasıl önlenir?

Kırılan veya çatlayan bir tırnağı eski haline getirmek mümkün olmasa da yeni tırnakların daha güçlü ve dayanıklı uzaması için uygulanabilecek koruma adımları vardır:

1. Su ve kimyasal temasını azaltın

Tırnaklardaki nem dengesini korumak ve aşırı su veya aşırı kuruluk problemlerinden kaçınmak için, günlük işlerdeki eldiven kullanımını artırın. Özellikle bulaşık yıkarken ve ev işleri yaparken giyeceğiniz lastik eldivenler, hem ellerinizin hem tırnaklarınızın aşırı kimyasala maruz kalmasını önler. Böylece suyun şişirici etkisinden kimyasalların ise kurutucu etkisinden korunmuş olursunuz.

2. Doğru törpüleme tekniklerini öğrenin

Tırnak bakımı yaparken uyguladığınız tekniklerin, ne ölçüde doğru olduğunu araştırın. Çünkü çoğu kişi, özellikle yanlış törpüleme alışkanlıkları nedeniyle tırnak uçlarını farkında olmadan aşındırır. Tırnakları sert şekilde törpülemek, bu kısımlardaki keratin bağların kopmasına neden olarak kırılma ve çatlama riskini artırır. Doğru olan, törpüyü tek bir yöne doğru ve nazikçe hareket ettirmektir. Ayrıca tırnak bakımı sırasında kullanılan törpünün metal yerine cam veya kristal olması da tırnak sağlığını pekiştirir.

3. Nefes alma süresi tanıyın

Bir ojeyi çıkardıktan sonra diğerini sürmek ya da sürekli kalıcı oje yaptırmak, alttaki doğal yapıların nefes almasını önleyerek tırnak sağlığını oldukça kötü etkiler. Bu nedenle oje ve takma tırnak kullanımına düzenli olarak ara vermeniz, ortalama 1 hafta tırnakları doğal şekilde bırakarak nefes almalarını sağlamanız gerekir. Ayrıca oje çıkarma veya tırnak soyma işlemleri sırasında içeriğinde kimyasal barındırmayan, doğal yağlardan destek alan ürünler kullanırsanız, asetonun yüzeyde yarattığı aşındırıcı etkiden de korunmuş olursunuz.

4. Doğal yağlar kullanın

Tırnakların da tıpkı cilt gibi neme ihtiyaç duyduğu genellikle unutulur. Ancak tırnaklarınızı da günlük olarak nemlendirmeniz gerekir. Geceleri yatmadan önce tırnaklara uygulayacağınız jojoba yağı, tatlı badem yağı ve E vitamini içeren bakım yağları, alt katmanların beslenerek güçlenmesini sağlar. Bu da tırnaklara daha pürüzsüz ve parlak görünüm kazandırırken, aynı zamanda kırılma ve çatlama direncini artırır.

5. Sağlıklı beslenin

Tırnağın temel yapısını oluşturan keratin bağların güçlü kalmasında sağlıklı beslenmenin ve yeterli su tüketiminin etkisi oldukça büyüktür. Avokado, yumurta sarısı, fındık ve somon gibi besinler hücre yenilenmesini destekleyen biotin bakımından son derece zengindir. Kırmızı et, mercimek ve ıspanak ise tırnak sağlığının temelini oluşturan harika demir kaynaklarıdır. Dengeli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak, tırnak sağlığının yanı sıra hem cilt sağlığını hem de genel vücut sağlığını destekler.

Kırılan ve çatlayan tırnakların tamamen yenilenmesi zaman alabilir. Buradaki altın kural, sabırlı olmanız ve bedene iyileşmesi için ihtiyacı olan zamanı tanımanızdır.

Kaynak: healthline

İlginizi çekebilir: Saçların sağlıklı uzamasına yardımcı olacak besinler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale