X

Tatilde koşmak yerine neler yapılabilir?

Kısa bir süre önce “Tatilde nasıl koşulur” başlıklı yazımı sizlerle paylaşmıştım. Bu sefer de koşmak istemeyen veya koşamayan ama tatilde koşu kondisyonunu kaybetmek istemeyenler için öneriler hazırladım.

Özellikle Akdeniz ve Ege’de hava sıcaklıkları nedeniyle yaz aylarında koşmak imkansız olabiliyor. İşte tatilde koşuya alternatif isteyen Uplifers takipçileri için birkaç öneri:

1. Ne pahasına olursa olsun koşmak isteyenler

Hava çok sıcak olmasına rağmen siz gerçekten koşmak istiyorsanız yapabileceklerinizden bir tanesi sabah çok erken kalkıp koşmak. Sabah 05.00-06.00 saatleri arasında koşabilirsiniz. Böylelikle sabah serinliğinden faydalanmış hem de güneşin doğuşunun güzelliğini izlemiş olursunuz. Bu size gün boyunca özel bir enerji de verir.

Bir diğer seçenek ise spor salonunda koşmak. Ben bunu pek tercih etmiyorum ama yine de bir çözüm olabilir. Özellikle koşu bandında interval yapmak isteyenler bu seçeneği tercih edebilir.

Erken kalkamıyorsanız ama yine de dışarıda koşmak istiyorsanız şapka takın, yanınıza su alın ve koşun. Hava sıcak olduğu için nabzınız daha yüksek olacak ve biraz daha yavaş koşmak zorunda kalacaksınız.

Özellikle Akdeniz ve Ege’de hava sıcaklıkları nedeniyle yaz aylarında koşmak imkansız olabiliyor.

2. Tatilde hem dinlemek hem de aktif olmak isteyenler

Plajdayken sadece güneşlenmek yerine suya girin ve yüzün. Sahile paralel olarak yüzün veya açılın. En az 15 dakika hareket halinde olun.

Sadece yüzmekle yetinmek istemiyorsanız kumda ve suda egzersiz yapabilirsiniz. Örneğin 15 defa burpees yapın ve hemen suya girin. Beş dakika yüzün ve tekrar kumda 15 burpees yapın. Bunu dört veya altı kez tekrarlayın. Dilerseniz burpees yerine 15 push-ups veya bir dakika plank de yapabilirsiniz.

3. Tatilde hiçbir şey yapmak istemeyenler

Bazen tamamen dinlenmek de önemlidir. Özellikle son dönemde çok fazla antrenman yaptıysanız vücudunuzun dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Üç-dört gün spora ara verebilirsiniz ancak bu dönemde beslenmenize dikkat edin. Mümkün olduğunca yürüyüş yapın, araç kullanmayın.

Son dönemde çok fazla antrenman yaptıysanız vücudunuzun dinlenmeye ihtiyacı olabilir.

Tatilden döner dönmez de koşu rutininizi yeniden yakalayın. İlk hafta biraz zorlanabilirsiniz veya koşarken keyif almayabilirsiniz. Bunun normal olduğunu, vücudunuzun tembelliği tercih ettiğini ve geçici olduğunu unutmayın. Bu durumda vücudunuzu pek fazla dinlemeyin ve koyduğunuz koşu hedefine ulaşmaya çalışın. Örneğin “Bugün 5 kilometre koşacağım” veya “Bugün 1 saat koşacağım” dediğinizde bu hedefinizi mutlaka gerçekleştirin. Belki biraz daha yavaş koşacaksınız ama bırakmayın. Önemli olan zihninizde o gücü hissetmek. Kendiniz için belirleyebileceğiniz hedeflerin sınırı yok. Belki şunlar ilginizi çeker:

Bir saat durmadan koşmak, köpeğiniz ile her sabah 30 dakika yürüyüş-koşu yapmak, ilk kez 15 kilometre koşmak, sevgilinizle beraber Büyükada turu yapmak, ilk defa bir yarışa katılmak veya benim gibi eylül ayında altı gün Likya Yolu Ultra Maratonu’naLikya Yolu Ultra Maratonu’ katılmak.

İyi tatiller ve iyi koşular!

Coraline Chapatte: İsviçreliyim ama neredeyse 10 senedir Türkiye'de oturup çalışıyorum. Neuchatel'de 4 sene ekonomi okudum. İsviçre'de doğan her çocuk bütün sporları küçük yaşta öğrenir. Bu yüzden spor hayatım çok yönlüydü ve çok erken yaşta sporcu beslenmesi, dinlemesi ve yaşam felsefesi gibi konular, her çocuk gibi bana da öğretildi. Mezun olduktan sonra dalmaya başladım ve çok hoşuma gitti. İsviçre'de üst düzey bir yöneticiyken her şeyi bırakıp dalmaya gittiğim Kaş'tan çok etkilenip Kaş'a yerleştim ve deniz rehberliği ve sualtı fotoğrafçılığı yaptım. 2011'de İstanbul'a taşındım. 2013 ve 2015 arasında birçok uzun mesafe (50 km ve 80 km) koşu yarışlarına katıldım. Her koşudan yeni şeyler öğrendim. Uzun koşularda kaçış noktası ve erteleme şansı yoktur. Başlarsınız ve bitirirsiniz. Bu, benim için yaşam felsefesi oldu. Ekim 2015 de “Likya Yolu Ultra Maratonu”na katılıp 6 günde 250 km koştum. Bu yolda tek başınadır herkes. Bu yolculuk sadece fiziksel değildir. Vücut ile başlar ama zihinle biter. Mayıs 2016 ilk triatlon yarışına katıldım ve 3. oldum. Dört ay sonra Eylül ayında Kuşadaşı'nda Türkiye Triatlon Şampiyonası'nda 30+ yaş kategorisinde üçüncülüğü kazandım ve Ekim ayında Antalya'da Gloria Ironman 70.3 yarışında 5. oldum. O kadar kısa bir sürede böyle sonuçlara ulaşmak disiplin, azim, sağlıklı ve dengeli bir beslenme ve iyi bir planlama ister. O dönemde istediğim sağlıklı tatlıyı bulamadığım için kendi keklerimi yaratmaya ve pişirmeye başladım; glütensiz ve rafine şekersiz "Cora'nın Kekleri” macerası bu şekilde başladı. Beş dil (Fransızca, Türkçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca) konuşuyorum. Çeşitli konularda motivasyon seminerleri veriyor, şirketler için ve bireysel spor koçluğu yapıyor, koscora.com blogunda (Avrupa'nın en iyi 3 koşu blogu arasına seçildi) ve Türkiye'de ve İsviçre'de spor ve sağlıklı yaşam konularında yazılar yazıyor, sosyal medya danışmanlığı yapıyor ve ayrıca çeşitli dillerde tercümanlık yapıyorum. Eylül 2016'den itibaren Marmara Üniversitesi'nde Spor Psikolojisi ve Spor Yöneticiliği yüksek lisans yapıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale