X

Gerçek benliğimizi nasıl besleyebiliriz: 5 öneriyle ruhunuzu besleyin

Birbiriyle savaşan iki kurt hakkındaki Çeroki öyküsünü duymuş olabilirsiniz. Kurtlardan biri kötü, diğeri iyidir. Efsaneye göre her iki kurt da içimizdedir ve beslediğimiz kurt hangisiyse savaşı kazanacak olan da odur. 

Kurtların “benliklerimiz”i simgelediğini varsayarsak, bunlardan biri “sahte benliğimiz” diğeri ise “gerçek benliğimiz”dir. Bu kavramları ünlü psikanalist D.W.Winnicott 1960’larda geliştirdi. Gerçek benlik, doğduğumuzda sahip olduğumuz asıl bizi ifade eder ve sağlıklı gelişme gösteren kişi bu benliğini “besler.” Sahte benlik ise yoksunluklarımızı telafi etme çabasıyla “doğar” ve diğer insanların fikir ve isteklerine bel bağlayarak “beslenir.”

Psikoterapist Stephen Cope bu duruma şöyle yaklaşıyor: “Sahte benlik, çevre asıl benliğimizi olduğu şekilde kabul etmediğinde doğar. Özellikle erken gelişme dönemlerinde, hayatı olduğu şekliyle yaşama yetkinliğimizden koparılırsak, huzur bulma ve kendimizi sakinleştirme becerilerimiz de ciddi ölçüde zarar görür. Sürekli ve doyumsuz bir biçimde dış dünyadan kabul görmeyi, başkaları tarafından onaylanmayı bekleriz.”

Yeme bozuklukları, yukarıda açıklanan ve saplantı derecesinde yatıştırılmayı bekleyen sahte benliğe bir örnektir. Sahte benlikteki kurt, doyumsuz bir açlıktır. Yeme bozuklarıyla ilişkili davranışlar kurdu “besler” ama kurt asla doymaz. Sahte benliğin saplantıları arasında diğer kurt, gerçek benlik, unutulur. Sahte benlik, yeme bozukluğu, kişinin kimliği haline gelir. 

Cope devam ediyor: “Başlangıçta etkili bir uyum sağlama stratejisi olan sahte benlik zamanla öğrenme güçlüğü haline gelir. Bedenimizle olan doğrudan iletişimi keser. Olmamız gereken kişi hakkındaki fikirler öyle baskın hale gelir ki gerçekte kim olduğumuzu, nasıl biri olduğumuzu görme yetimiz ciddi yara alır. Ego sahte benliğe gömülür ve onun gerçekliğine inanmaya başlar. Sonuç olarak, sahte benliğe yönelik herhangi bir tehdit ve onun isteklerini yerine getirmeyi engelleyici herhangi bir durum hayata yönelik tehlike olarak algılanır. ‘Ben’ olarak kabul ettiğimiz şeyi canımız pahasına savunmaya başlarız.

Yeme bozukluklarının kendilerini gösterdikleri kişi ya da şey olmadığını fark etmek çok önemli. İyileşme, gerçek benliğimizi hatırlayıp onu ‘yeniden beslemek’ten geçer. 

Dr. Dorie McCubbrey, yukarıdaki bilgiler ışığında gerçek benliğini beslemek için gerekli bakış açısını sağlayan beş ilke geliştirdiğini belirtiyor. Başta bu ilkelere “Sezgisel Öz Bakım” adını vermiş. Beş yıl önce ise Yeme Bozukluğunda Sezgisel Terapi (EDIT)™ kavramını geliştiriyor. Bu terapi, temelinde Bilişsel Davranış Terapisi, Diyalektik Davranış Terapisi, Kabul ve Kararlılık Terapisi, Sezgisel ve Farkındalıkla Yeme gibi alanlardan kanıta dayalı uygulamaları içeriyor. 

Dr. McCubbrey’nin açıklamalarıyla EDIT™ yaklaşımının beş ilkesini aşağıda şekilde özetleyebiliriz: 

Atıştırmalık: Kendini sev

*Sahte benlik – “Olması gerektiği şekilde görünürsem kendimi sevebilirim.”

Sahte benlik, bedeni kimliğimiz olarak algılar ve insanın kendini sevmesini bedenini sevmesiyle eşit tutar. Bu nedenle, kendimizi sevmenin tek yolu ideal standartlara uygun bir bedene sahip olmaktır. Fakat bu standartlar hem güvenilmezdir hem de ulaşıldıklarında bile yeterince iyi olmadıkları düşünülür. Diğer bir deyişle, yeme bozuklarında ‘yeter’ sözcüğünün yeri yoktur. 

*Gerçek Benlik – “Kendimi olduğum gibi sevebilirim.”

Gerçek Benliğin ruhsal, duygusal, zihinsel ve fiziksel yönleri vardır. Kendinizi her şeyinizle, şu an tam olarak olduğunuz biçimde kabul eder ve seversiniz. Hiçbir şeyi ‘düzeltmeye’ gerek yoktur. Başkalarının fikirlerinden etkilenmez, toplumun dayattığı ideallerden özgür olarak yaşarsınız. Gerçek Benlik zaten ‘yeterince iyidir,’ her zaman öyle olmuştur ve olacaktır. 

*EDIT™ yaklaşımı

Dr. McCubbrey, Kendini Sev ilkesi hakkında düşüncelerinizi geliştirmek için aşağıdaki alıştırmayı öneriyor.

Love Your Self sheet

Ara sıcak: Kendine dürüst ol

*Sahte Benlik: “Kurallara uyacağım ve yapmam gereken neyse onu yapacağım.”

‘Kurallar’ söz konusu olduğunda yeme bozukluklarıyla ilgili davranışlar ve diğerlerinin beklentileri kast edilmektedir. Sahte benlik, bu kuralları dışarıdan maruz kaldığımız etkiler sonucu edindiğimizin farkında olmadan kendi kuralları gibi benimser. Kuralların çoğu birbiriyle çelişir, zamanla bozulur ve değiştirilir. Ama sahte benlik her seferinde daha sert kurallar koyarak kendini sınar ve kör daireler içinde hapsolur. 

*Gerçek Benlik : “Hayatın her alanında sezgilerime güveneceğim.”

Sezgi ya da içgüdü, içerdeki beni bilmekle ilgilidir ve herhangi bir mantıksal analiz gerektirmeden gelen farkındalıktır. Gerçek Benliğin ‘sesidir.’ Hayatın her alanında bu sese göre karar veren Gerçek Benlik, diğerlerinin fikirlerini dinleyebilir ama bunların kendi değerleriyle uyuşup uyuşmadığı üzerinde düşünür. Gerçek Benliğin pusulası daima doğru yönü gösterir. 

*EDIT™ yaklaşımı:

Dr. McCubbrey, Kendine dürüst ol ilkesi hakkında düşüncelerinizi geliştirmek için aşağıdaki alıştırmayı öneriyor.

Be True to Your Self

Garnitür: Kendini ifade et

*Sahte Benlik – “Mutlu bir ifade takın ve ortama ayak uydur.”

Sahte Benlik, her şeyin ‘yolunda’ olduğu izlenimi yaratmaya ve etraftakilerden kabul görecek şekilde davranmaya oldukça eğilimlidir. Yeme bozuklarıyla ilgili davranışlar bazı hisleri saklamanın yolu olarak görev görür. İfade edilen her duygu aslında sahte benliğin taktığı ‘güvenli’ maskedir. 

*Gerçek Benlik – “Tüm hislerim ve kendimi özgürce ifade edebildiğim için minnettarım.”

Gerçek Benlik, içten gelen hislerin farkındadır ve bu hisleri sağlıklı bir şekilde ifade eder. Kuvvetli hisleri, gerektiğinde birtakım beceriler kullanarak ölçülü bir şekilde, olumsuz olarak etkilenmeden yaşar. Tüm hisler, Gerçek Benliğe aittir ve sahte değildir. 

*EDIT™ yaklaşımı:

Dr. McCubbrey, Kendini İfade Et ilkesi hakkında düşüncelerinizi geliştirmek için aşağıdaki alıştırmayı öneriyor. 

Express Your Self

İçecek: Kendini önemse

*Sahte Benlik: “Diğer herkesin bana ihtiyacı var; kendi ihtiyaçlarım önemli değil.”

Sahte Benlik, insanın kendine özen göstermesini ‘bencillik’ olarak algılar ve kendinden ödün vermek pahasına başkalarının ihtiyaçlarını önemser. Yeme bozukluğuyla ilgili davranışlarda bulunması gerektiği dışında herhangi bir ihtiyacı olmadığına inanır. 

*Gerçek Benlik – “Önemliyim; önceliğim kendimi beslemek.”

Gerçek Benlik için ‘bencillik’ sahte benlikte olduğundan farklıdır. Kendine önem vermenin aynı zamanda başkalarını da geliştireceği anlamına geldiğine inanır. Kendimizi beslediğimizde diğer insanlarla paylaşacak daha fazla şey buluruz. 

*EDIT™ yaklaşımı:

Dr. McCubbrey, Kendini Önemse ilkesi hakkında düşüncelerinizi geliştirmek için aşağıdaki alıştırmayı öneriyor. 

Give To Your Self

Tatlı: Kendine inan

*Sahte Benlik: “Yeme bozukluğumdan asla kurtulamayacağım.”

*Gerçek Benlik: İyileştiğimde hayatımı özgür bir şekilde yaşayacağım.”

*EDIT™ yaklaşımı:

Dr. McCubbrey, Kendine İnan ilkesi hakkında düşüncelerinizi geliştirmek için aşağıdaki alıştırmayı öneriyor. 

Believe In Your Self

Not:

Yukarıdaki yazıyı Dr. Dorie McCubbrey’nin makalesinden derleyerek çevirdim. 

Dr. Dorie McCubbrey, yeme bozukluklarının tedavisinde yirmi yılın üzerinde klinik deneyime sahiptir. Alanıyla ilgili iki kitap yazmıştır. Bunlar: Dr. Dorie’s Don’t Diet Book (1998, Positive Pathways Press) and How Much Does Your Soul Weigh (2003, HarperCollins). 

Kaynaklar:

Cope, Stephen. Yoga and the Quest for the True Self (1999, Bantam Books).
McCubbrey, Dorie. How Much Does Your Soul Weigh (2003, HarperCollins).

İlginizi çekebilir: Ortaya çıkın ve paylaşın: Yeme bozukluğu yaşadığınızı saklamak zorunda değilsiniz

Burcu Uluçay: Sözcüklerle, cümlelerle dahası dille uğraşmayı hep sevdim. Bunun üniversitede mütercim tercümanlık okumamda önemli bir payı oldu. 2012’de Marmara Üniversitesi’nden mezun olduğumda bir sene kadar çeşitli alanlarda çevirmenlik yaptım. “Şirket-bazlı” çevirmenliğin pek bana göre olmadığını anlayınca daha “naif” bir yönü olan yayıncılık dünyasına yöneldim. Fakat The University of Westminster’da Cultural and Critical Studies (Kültürel Çalışmalar) yüksek lisans programını burslu okuma şansı kapımı çalınca –pırrr– Londra’ya uçtum. 2014’te elimde afili diplomamla yurda döndüm. Ama yalnız değildim: Ben ve anoreksiya nervoza birlikte gelmiştik! Londra’ya gitmeden de ufak ufak “yoldayım” dese de pek aldırış etmediğim bu yeme bozukluğu artık sağlığım başta olmak üzere tüm hayatımı etkiliyordu ve kendisini yenmek için halen mücadele veriyorum. Bir taraftan asıl mesleğimi yani çevirmenlik ve editörlük çalışmalarımı sürdürsem de altı aydan uzun bir zamandır tam zamanlı işim buymuş gibi anoreksiya nervozadan iyileşmeye çalışıyorum. Yeme bozukluklarının nedenlerini, tedavi yollarını, iyileşen hastaların öykülerini ve güncel araştırmaları didik didik edip okumaya başladığımda tüm isteğim kendimi bu azaptan kurtarmaktı. Fakat zamanla yeme bozuklukları hakkında Türkçe yazılmış kaynakların İngilizcedekilere göre yetersiz kaldığını gördüm. Üzücü değil mi sizce de? Hele de yeme bozuklukları dünyanın hemen her yerinde bütün yaş grupları için gittikçe tehlikeli bir hal alırken. Tabii bir de yeme bozukluğu yaşayan kişilerin ailelerini, yakınlarını, arkadaşlarını düşünmek lazım. Sevdiklerine yardımcı olmak için daha güvenilir ve güncel içeriklere ulaşsalar ne güzel olur! Böylece önce kendi ailem ve yakınlarım için okuduklarıma dayanarak çeviriler ve derlemeler yapmaya başladım. TEDTalks’ta yeme bozuklukları, kaygı bozukluğu, yoga ve meditasyon gibi konularda ilham verici konuşmalar olduğunu biliyordum çünkü hemen hepsini izlemiş/dinlemiştim. Aralarında Türkçe altyazı çevirisi olmayanlar vardı. TEDTalks’un gönüllü çevirmenler projesine dâhil olup çeviriler yaptım. Sonra blog açma fikri geldi. Blogumda hem yabancı kaynaklardan edindiğim bilgileri hem de kendi deneyimlerimden yola çıkarak yazdığım içerikleri paylaşmaya başladım. Yazdıkça yazdıkça anladım ki paylaşmak ihtiyacım varmış. İtiraf etmek. Yeme bozukluklarının ciddi bir zihinsel rahatsızlık olduğunu, dahası bunu bizim “seçmediğimizi” bilin demek. Böyle böyle Uplifers’la yollarımız keşişti. Yeme bozuklukları hakkında yerleşmiş yanlış düşünceleri değiştirmek için buradaki birlikteliğimizden aldığımız güç önemli bir adım olsun. Yeme bozukluklarının zihnimize işkence eden kötücül sesine birlikte “dur” diyebileceğimize inanıyorum! Bana buradan ulaşabilirsiniz: burcu.ulucay@yahoo.com Bloguma göz atmak isterseniz: https://sahteseslereelveda.wordpress.com/

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş



Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale