X

Aynı filmleri ve dizileri neden tekrar tekrar izliyoruz?

Yemek yiyeceğimiz zaman veya evimizde keyifli vakit geçirmek istediğimizde hemen dijital yayın platformlarına göz atıyoruz. Bu platformlara her ay yeni diziler ve filmler eklense de bazı zamanlarda eskiden izlemiş olduğumuz yapımları tekrardan izleme dürtümüzü durduramıyoruz. Peki, nedir aynı dizileri ve filmleri izlememizin sebepleri? Gelin, bu tekrarlama durumunun altında yatan nedenleri birlikte keşfedelim.

Konfor ve güven hissi

Bir insanın kendisini hem fiziksel hem duygusal hem de zihinsel açıdan rahat ve güvende hissettiği alana konfor alanı deniyor. Aynı dizi ve filmlerin tekrar tekrar izlenmesinin altında da konfor alanı kavramı bulunuyor. Pek çok insan, sevdiği dizileri ve filmleri birer konfor alanı olarak görerek bu yapımları tekrar izliyor. Kısacası, aynı dizi ve filmlerin tekrar izlenmesi birçok kişiye kendisini güvende hissettiriyor.

Eskiden izlemiş olduğumuz dizi ve filmler, bildiğimiz akışları bizlere sunarak rahatlatıcı bir atmosferi açığa çıkaran öngörülebilirliği yaratıyor. Bu nedenle, kendisini stresli veya bunalmış hisseden ya da belirsizlik barındıran bir dönemden geçen bireyler tanıdık dizileri ve filmleri izleyerek kontrol hissiyle buluşuyorlar. Bazı kişiler için eskiden izlenmiş yapımlar onlara gündelik hayatın getirdiği zorluklarla başa çıkma konusunda fazlasıyla yardımcı oluyor.

Nostalji ve anılar

Bazı diziler ve filmler, geçmişte onları izlediğimiz zamanlara dair güzel anıları canlandırıyor. Örneğin, How I Met Your Mother, Friends, Brooklyn Nine-Nine ve Seinfeld gibi başarılı sitcomlar sadece gülmek adına izlenmiyor. Pek çok insan, bu sitcomları ilk defa seyrettiği zamana geri dönmek adına tekrardan bu dizilere başvuruyor.

Çocukluk ya da gençlik dönemlerimize ait yapımları izlemek, bizlere o zamanki duygularımızı yeniden yaşama şansını sunuyor. Tahmin edersiniz ki, neredeyse hiç kimse bu şansı kaçırmak istemiyor ve birçok birey eskiden izlemiş olduğu dizilere ve filmlere sıkı sıkı tutunuyor. Eğer siz de eskiden izlemiş olduğunuz yapımları arkanızda bırakamıyorsanız bu yapımları birer zaman makinesi olarak değerlendiriyor olabilirsiniz. Bu zaman makinesi mantığıyla da geçmiş dönemlere olan özlem hissiyatınızı dindirdiğinizi ve eskilerin sakinleştirici etkisini açığa çıkardığınızı söyleyebiliriz.

Tembellik

Bazı insanlar, hızlı bir şekilde yemek yemeleri gerektiğinde ya da günün yorgunluğunu koltukta uzanıp atmak istediğinde tembellik yapabiliyor. Bu tembellik doğrultusunda da yeni bir yapımın arayışına girmek zor oluyor ve eskiden izlenmiş diziler ya da filmler tekrardan gündeme geliyor.

Bir yapımın sonunu önceden bilmek, herhangi bir sürprizle karşılaşma ihtimalini sıfıra indirerek rahat bir ortam yaratıyor. Ayrıca, sürpriz ihtimalinin olmaması beklenilen duygusal karşılığın alınacağını da somutlaştırıyor. Bu yüzden, gün içinde fazlasıyla yorulan ya da çeşitli şeyleri kontrol altında tutmak isteyen bireyler genellikle aynı yapımları tekrardan izlemeyi tercih ediyorlar.

Zihinsel yorgunluk ve karar yorgunluğu

Günlük hayatta sürekli bir şeylere karar vermek zorunda kalıyoruz ve bu durum sonucunda da zihnimiz fazlasıyla yoruluyor. Bu durumla birlikte, keyifli vakit geçirmemizi sağlayan ve modern yaşamın getirdiği yorgunluğu üzerimizden atmamıza yardımcı olan dizi/film izleme aktivitesinin de karar yorgunluğuna yol açmasını istemememiz oldukça doğal.

Karar vermekten yorulan zihnimiz, gün sonunda otomatik ve çabasız tercihlere yönelmeye başlıyor. Yeni bir yapımı izlemek, bu yönelime zıt düşerek bilinmeyen olay örgüsü ve karakterler nedeniyle ekstra zihinsel çaba gerektiriyor. Daha önceden izlemiş olduğumuz diziler ve filmler ise ne olacağını bildiğimiz için ekstra enerji harcamamızı engelliyor. Aynı zamanda, tanıdık bir yapımı açmak bazen bir mantrayı tekrarlamaya benzeyerek rahatlatıcı bir ritüel haline gelebiliyor. Başta stresli ve yoğun geçen günler olmak üzere her gün bilinçli bir tercih yapmadan sevdiğimiz bir dizinin bir bölümünü açarak zihnimizi dinlendirmeyi tercih edebiliyoruz.

Duygusal bağ

Aynı dizileri ve filmleri tekrar tekrar izlememizin bir diğer sebebi ise bu yapımların içerdiği karakterler ve olay örgüsü. Zaman içinde izlemekte olduğumuz dizinin ve filmin karakterlerine karşı duygusal bir bağ geliştiriyoruz ve bu bağı kesip atmak istemiyoruz.

Yapımlardaki bazı karakterler, bizlere kendimizi hatırlatıyor ya da olmak istediğimiz kişiliği yansıtıyor. Bu nedenle, bu karakterleri tekrar görmek eski bir dostla yeniden buluşmaya benzeyerek hayatımızın merkezine yerleşiyor. Ayrıca, çeşitli yapımlar bizlere bir kaçış alanı sunuyor. Bu kaçış alanı sayesinde kendi dünyamızdan ve gerçek dünyadan uzaklaşarak sevdiğimiz evrenlere gidebiliyoruz. Bunlarla birlikte, bazı diziler ve filmler belirli duyguları tetikleyerek kendilerini tekrar tekrar izletiyorlar. Örneğin, bazı izleyiciler ilham almak adına bir başarı hikayesini ya da yalnızlık hissiyatını azaltmak için sıcak ve samimi ilişkiler barındıran dizileri tekrar tekrar seyredebiliyorlar. Kısacası, çeşitli yapımları tekrar izlemek bünyemizde geçmişte oluşmuş duygusal bağları besliyor ve stresli zamanlarda güvenli bir liman görevi görüyor.

Eğer duygusal ve zihinsel bir mola vermek için eskiden izlemiş olduğunuz dizileri ve filmleri tekrar seyrediyorsanız bu durumdan yakınmanıza gerek yok. Tabii, yeni deneyimler elde etmeniz için izlememiş olduğunuz yapımlara şans tanımanızı da öneriyoruz.

İlginizi çekebilir: Şubat ayında Netflix’te neler var?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale