Konfor alanınızın dışında rahat etmenin 4 yolu

Konfor alanı, insanın kendisini içinde güvende hissettiği, stres ve riskin en az olduğu görünmez yaşam alanı olarak tanımlanabilir.

1908’de iki psikolog tarafından adı konmasa da tanımı yapılan bu kavrama göre, konforlu bir durum kişinin sabit bir performans göstermesini sağlıyordu. Maksimum performans için ise, bir kaygı eşiği gerekiyordu. Bu psikologlara göre, stres seviyesinin normalden yüksek ancak panik yaratacak kadar aşırı olmadığı durumlar kişilerin en üretken ve verimli oldukları zeminleri yaratıyor.

İlgili yazı: Neden konfor alanınızın dışına çıkmalısınız?

Uzun süre aynı işi yapmak ya da yıllarca aynı muhitte oturmak gibi eylemler, bir bakıma kişinin fark etmeden etrafına ördüğü bir koza gibidir. Bu güvenli kozadan çıkmak kişisel gelişimimize yardımcı olacak ve performansımızı artıracaksa, denemeye değer.

Konfor alanı, insanın kendisini içinde güvende hissettiği, stres ve riskin en az olduğu görünmez yaşam alanı olarak tanımlanabilir.
Konfor alanımızdan nasıl çıkacağız?

Konfor alanı konusu yatırım yapmaya benziyor. Düşük riskli yatırımlar her zaman düzenli fakat az kar getirir. Daha çok kazanmak için ise, hesaplanmış riskler alabilmek gerekir. Bu, kendimizi rahatsız hissetmeye açık olmamız anlamına gelir.

Kişinin kendine yaptığı yatırımda daha başarılı olmak için de yapması gereken aynı. Uzmanlar, o ilk adımı mutlaka atmayı öneriyor. İçinde çok rahat etmeyeceğinizden endişelendiğiniz o sosyal aktiviteye katılmayı, yazıldığınız spor salonuna törensel bir ilk gün beklemeden adım atmayı, ilk ne yazacağınızı düşünürken yazmayı ertelememeyi… Beğenilmeme, onaylanmama korkusuyla hareketsiz kalmayı reddetmek, göze almamız gereken en önemli risklerden biri.

Eve giderken yeni yollar izlemek, tek başımıza yemeğe çıkmak ya da çok alışkın olmadığımız şekilde hızlı kararlar vermeyi denemek gibi basit adımlar bile konfor alanımızdan çıkmanın yollarından. Bu tip eylemler uzun vadede kişinin öz güvenini artırıyor, bilinmezlikle daha rahat başa çıkabilmesine yardımcı oluyor.

Attığımız ilk adım ne olursa olsun, kendimizi eskisi kadar güvende hissetmediğimiz için bir miktar kaygıyla baş etmemiz kaçınılmaz. İnsanlığın kişisel gelişimi için çalışan topluluklardan Thrive Global’ın yöneticilerinden Ali Shapiro, konfor alanından çıkılmasıyla ortaya çıkabilecek rahatsız durumlarla baş etmek için 4 yol öneriyor:

1. Dinç olun
Sürekli yorgun ya da kafası karışık görünmek insanlarda güvenilmez bir izlenim bırakabilir.

Sürekli yorgun ya da kafası karışık görünmek insanlarda güvenilmez bir izlenim bırakabilir; daha da önemlisi öz güvenimizin düşmesine ve odağımızı kaybetmemize neden olur. Fiziksel ve ruhsal sağlığın birbirinden ayrı olmadığını düşünerek, öncelikle uyku ve beslenme düzenimize dikkat etmemiz, kendimizi dinç ve enerjik hissetmemiz hal ve tavırlarımıza olumlu şekilde yansıyacaktır.

2. Duygularınızın farkına varın
Hislerinizi görmezden gelmek yerine onları kabullenip üstesinden gelmeye çalışın.

Hayat bizi hep bir sonraki adımı görerek yaşamaya zorlayabilir; fakat bu “beynin içinde yaşama” durumu insanlar için çok tüketicidir. Kararlarımızı verirken kalbe ve İngilizcede gut feeling (karın hissi) olarak adlandırılan önsezilere danışmayı hatırlamak gerekir. Hissettiğiniz duyguyla gerçeğin çatıştığını düşündüğünüzde, dans etme ya da yürüme gibi hareketli bir aktiviteye başlayın. Hislerinizi görmezden gelmek yerine onları kabullenip üstesinden gelmeye çalışın, bunun için müzik ve hareket gibisi yoktur.

3. İç direncinizi azaltın
İç direncinizi arttırın.

Yeni sularsa yelken açma arifesinde içimizde, başarılı olup olamayacağımıza dair bir şüphe belirebilir. Bu şüphe ve endişe kendimizi güçsüz hissetmemize neden olur. Bu hislere kapıldığımızda onların gerçek değil, iç direncimizin oluşturduğu sanrılar olduğunu kendimize tekrarlamak yardımcı olabilir.

4. Deneyimlileri örnek alın
“Aynı şeyi başkaları da yaşadı, bu yollardan onlar da geçti ve başarılı oldular” olumlamasını yapmak endişelerimizi azaltacaktır.

Başarısız olacağımızı sandığımız her yeni adımda, başka insanların da bize benzer hikayeleri olduğunu ve imkansızı gerçekleştirmeye çalışmayacağımızı düşünmek faydalı olur. “Aynı şeyi başkaları da yaşadı, bu yollardan onlar da geçti ve başarılı oldular” olumlamasını yapmak endişelerimizi azaltacaktır.

Alışkın olmadığımız durumlarda rahatsızlık hissetmemiz, zayıf olduğumuz anlamına gelmiyor. En önemlisi bunu kabullenmek ve attığımız her yeni adımda yukarıdaki önerileri göz önünde bulundurabilmek.

İlgili yazı: Konfor alanınızın dışına çıkmanıza engel olan bahaneler

Kaynaklar: 
Thrive Global
Lifehacker
The Independent

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!