X

Zihninizi neşeye programlayın: Mutluluğun sırrı ‘joy therapy’

Şöyle birkaç yıl geriye uzanalım ve hem ülkemizde hem dünya genelinde oluşan tüm problemlerin kısa bir fragmanını gözlerimizin önüne getirelim… Pandemi, sokağa çıkma yasakları, ekonomik krizler, küresel ısınma, doğal afetler ve daha nicesi derken tüm dünya için umut, mutluluk adeta hayallerde saklı kaldı. Tükenmişlik, kaygı, stres, endişe gibi olumsuz duygularla baş ederken zihinsel ve ruhsal sağlığımızı iyiden iyiye yitirdik. Üstelik yalnızca toplumun belli bir kesimi ya da dünyadaki tek bir bölge tüm bunlardan etkilenmedi; hepimiz, nerede yaşarsak yaşayalım, hangi işi yaparsak yapalım tüm bu krizlerden ve yarattığı olumsuz duygu ve durumlardan nasibimizi aldık. E hal böyle olunca da yaşamımızdaki keyifli anları yitirmeye başladık. Ve bugün büyük çoğunluğumuzun tek bir arayışı var: “Neşe”.

Pozitif psikoloji alanındaki uzman pek çok isim bu arayışımıza odaklanırken ‘neşe dolu koç’ (the joyful coach) olarak tanınan ve İngiltere’nin adeta ‘tek neşe eğitmeni’ olarak ün salan “Choose Joy” kitabının yazarı Sophie Cliff’in pratikleri tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. “Joy therapy” veya neşe terapisi olarak adlandırdığı yöntemle herkesin ‘en mutlu sürümüne’ erişmesinin mümkün olduğunu dünyaya duyurdu! Peki, nedir bu neşe terapisi ve nasıl uygulanır, gelin yakından bakalım ve Cliff’in önerileri ile kendi dönüşüm yolculuğumuzu bugünden başlatalım.

Beyninizi yeniden yapılandırın

Sophie Cliff; “Ne yazık ki ilkel beynimiz bizi neşeli olmak konusunda engelliyor. Stres yaşadığımızda, beynimiz işlevsel olarak iyi işleyen kanallarda çalışmaya meyilli oluyor ve “savaş, kaç, don” tepkisi ortaya çıkıyor. Bu, atalarımız için faydalıydı çünkü onlar tehditlere hızla tepki vermeliydi ancak bugün bize pek de yardımcı değil.” diyor ve stresi kabul etmemiz, ancak ona karşı tepkimizi değiştirmemiz gerektiğini belirtiyor. ‘Savaş, kaç, don’un tam tersi olarak ‘genişlet ve inşa et’i öneriyor. Yani, beynimizin yaratıcı olmasına ve problemleri çözmeye odaklanmasına izin vermemizi söylüyor. Bunun da yeni başa çıkma stratejileri bulmamız demek olduğunu belirtiyor.

Motivasyon kaynaklarınızı keşfedin

Sophie Cliff kendimizi gerçekten anlamda tanımamız için zaman ve çaba harcamamız gerektiğini savunuyor. Neşe bulmak, neşeli olmak, neşe saçmak istiyorsak bizi neyin motive ettiğini bilmemizin çok önemli olduğunu anlatıyor. Hepimizin birtakım beklentilerle yaşadığını, kimilerimiz için motivasyonun dışarıdan, kimilerimiz içinse içeriden geldiğini söylüyor. Ve kendimizi daha iyi tanımamız, nasıl motive olabileceğimizi keşfetmemize yardımcı olması için online bir test öneriyor. Dilerseniz https://gretchenrubin.com/quiz/the-four-tendencies-quiz/ linkinden Dört Eğilim testini çözerek kendi sonucunuzu bulabilir, bu doğrultuda motivasyon kaynaklarınızı da keşfedebilirsiniz.

Her gün ‘3 iyi şey’ tekniğini uygulayın

Cliff’in sıklıkla altını çizdiği bir diğer pratik; ‘3 good things’ adını verdiği bir teknik. Her gün, günün sonunda üç iyi şey yazmamızı öneriyor. Ne olacağı tamamen kişinin kendisine bağlı, ancak olumlu, iyi hissettiren bir şeyler olması gerekiyor. Bu alışkanlığın iyi hissetmeyi desteklemesinin yanı sıra öz güveni, öz şefkati ve öz saygıyı da artıracağını belirten Sophie Cliff, neşenin aslında içimizde, hayatımızda olduğu fark edebileceğimizi söylüyor. Zaten pek çok araştırma benzer bir pratik olarak şükran günlüğü tutmayı da öneriyor.

Döngüyü kırmayı öğrenin

“Düşünceler duyguları etkiler, duygular da eylemleri etkiler ve bu döngü böyle devam eder.” diyor Cliff, yani olumsuz düşünmeye başladığımızda eylemlerimiz de yapıcı olmaktan uzaklaşabilir ve zihnimize, ruhumuza sonrasında daha çok zarar verebilir. Bu yüzden döngüden çıkmanın ilk ve en etkili adımı farkındalıkla düşünmek, bilinçli bir şekilde olumlaya odaklanmak ve kendimizi olumsuz düşüncelerin, duyguların içerisinde sürüklenmeye bırakmamak.

İlginizi çekebilir: ‘Minnet Akışı’ tekniği ile olumsuz düşünceleri uzaklaştırınMinnet Akışı’

Bu 4 adım, hayatınızı neşeyle doldurmak için iyi bir başlangıç olabilir. Ancak, Sophie Cliff, her zaman neşeli hissetmenin ya da neşe ile dolmak için çabalamanın mümkün olmadığının da farkına. Ve “Neşe size çok uzak göründüğünde bile yapabilecekleriniz var.” diyor ve şunları listeliyor:

  • Temel rutinlerinize dönün; iyi uyuyun, egzersiz yapın.
  • İş, eğlence, yaşam arasında denge sağlayın.
  • Size iyi gelmeyen şeylere ara verin.
  • Ana odaklanmak için gayret edin; yemek yapın, arkadaşınızla yürüyüşe çıkın.
  • Sınırlar koymaktan çekinmeyin.
  • En sevdiğiniz filmi izleyin, mutlu hissettiren şarkılar dinleyin, olumlu içerikler okuyun.
  • Ne tükettiğinize dikkat edin; ne yiyip içtiğinizden sosyal medyada neye maruz kaldığınıza kadar.

Son olarak ‘hayattan zevk almanızı sağlayan her şey mutluluk kaynağınızdır’ diyen Cliff, neşeyi yaşamlarımıza çekebileceğimizi, kendi dönüşümümüzü kendimizin başlatabileceğini de belirtiyor. Siz de bugünden kendiniz için daha iyi bir değişim yolcuğu hayal ediyorsanız, hemen yukarıdaki adımları uygulayabilirsiniz…

İlginizi çekebilir: Kendinize gün içinde verebileceğiniz en anlamlı hediye: Joy break (neşe molası) nedir?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale