X

Yeni normalde yeni kariyer yönelimleri

Günümüzde çalışma yaşamında önemli değişimler yaşanmaktadır. Esneklik, istihdam güvencesinin ortadan kalkması, küçülme gibi olgularla genel anlamda herkesin karşılaşma olasılığı artmıştır. Bu değişimlerin kariyer alanına yansıması ise şu şekilde olmuştur: Kariyer gelişimi sorumluluğu artık yalnızca firmalara değil, herkese ait olarak görülmeye başlanmıştır. Hal böyle olunca ücret, terfi gibi nesnel kariyer başarısı ölçütlerinin yanı sıra öznel kariyer başarısı ölçütleri de ön plana çıkmıştır.

Kariyer alanındaki bu değişimlerin yanında, insanların artık daha bireyci hale geldiğini, yani toplumsal hedeflerden önce kendi hedeflerini önemsemeye başladıklarını ve grup normlarından ziyade kendi değerlerine göre hareket ettiklerini söylemek mümkün.

Peki, biz bu durumda ne yapabiliriz?

Çoğu zaman bir şeyi yaptığımız gibi yapmaya o kadar alışırız ki, başka yollar düşünmeyiz bile. Birçoğumuz yeni yollar, yöntemler, hatta yeni uğraş alanları öğrenmeye çalışmaz çünkü bu bizi konfor alanımızdan çıkmaya zorlar. Kendimizi geliştirmek iş hayatında bir zorunluluktur çünkü var olan beceri setimize artık ihtiyaç duyulmayan bir zaman gelebilir. Ve biz kendimizi geliştirmediğimiz için uzun süredir sahip olduğumuz ve yenisini eklemediğimiz becerilerimizle olduğumuz yerde sıkışıp kalırız. İlerleyemeyebilir, işsiz kalabilir ya da daha düşük bir beceri seviyesi gerektiren bir işte çalıştığımız için iyi bir gelir elde edemeyebiliriz.

Bundan on yedi yıl sonra işinde gücünde olmayı planlayan insanlar, bugün büyük olasılıkla otomasyonun yerlerini alacağını veya beceri setinize olan ihtiyacın ortadan kalkacağını biliyordur. Krizde bunu fark ettik…

Çok yönlülük kazanmak

Nasıl daha çok yönlü olunur? Bana göre çok yönlülük, yaptığınız işte daha iyi olmak demek değildir. Daha önce yapamadığınız bir şeyi yapabilmekle ilgilidir. İşte neler yapabileceğinize dair bazı düşünceler…

Öncelikle daha çok yönlü olabileceğinize ve olmanız gerektiğine karar vermelisiniz. Düşünerek beyninizi fiziksel ve yapısal olarak değiştirebileceğinizi gösteren araştırmalar var. Bu yüzden “Yeterince hazır değilim” bahanesini ortadan kaldırın. (Bu konu beni büyülediği için bundan sonraki yazılarımda daha fazla yazacağım.)

Mesleğinizin nereye gittiğine dikkat edin. Teknoloji onu nasıl değiştiriyor? Öğrenmek onu nasıl değiştiriyor? Demografi onu nasıl değiştiriyor? Bu, bazı fütüristlerin görüşlerine de dikkat etmeniz gerektiği anlamına gelebilir. Ya da kendi fütüristiniz olun.

Kendini farklı düşün. LinkedIn Corporation’ın kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı ve The Startup of You kitabının yazarı Reid Hoffman, “Herkes sadece girişimci olamaz, aynı zamanda olmalıdır da” dedi. Tom Peters ve diğer yazarlar bunu uzun zamandır söylüyorlar, ancak çoğu insan bu zihniyeti henüz benimsemedi ya da yukarıda ifade ettiğim gibi kendini hazır hissetmiyor.

Çocuklarınız varsa, onları ŞİMDİDEN geleceğe hazırlamaya çalışmalısınız. “Çok yönlü düşünmelerini” sağlamak için elinizden geleni yapın.

Ayrıca okulların okuma, yazma ve aritmetiğe ek olarak çocukları bu çok yönlülük ihtiyacına hazırlamaya başlamaları konusunda da ısrarcı olmalıyız. Kolejlerin ve üniversitelerin de bu çağrıya kulak vermesi gerekiyor.

Bu arada Bursa’da 29 Ekim Cumartesi günü, 14.00’ten sonra Campus plus’ta “Büyük değişimler dünyasında iş ve kariyer yönetimi” başlığı altında toplanıyoruz. 5 Aralık’ta düzenlenecek “Gelecek Tasarımı” atölyesi öncesinde iş ve kariyer yönetimi odaklı ihtiyaç ve beklentileri konuşacağız. Toplantı ücretsiz ve Bursa’da yaşayan herkes davetlidir.

İlginizi çekebilir: Uygulamada felsefe: Kişisel felsefe örnekleri

Işıl Çetinkaya: Anka Koçluk Okulundan temel koçluk eğitimlerini tamamladıktan sonra Amerika University of Northwest "Yönetici Koçluğu ve Mentörlük" yüksek lisans programı "Transaksiyonel Analiz", "Gestalt Psikoloji", "Bilişsel ve Pozitif Psikoloji", "Sistemik Takım Koçluğu", "Fasilitasyon" alanlarında eğitim görmektedir. Ayrıca Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung koçluk ekolüne bağlı Jungian Coaching School’dan eğitimler almıştır. Yalnızca Hedeflerinize ulaşmak değil, gerçek öz benliğiniz ile temas kurup yaşamınızda kalıcı ve sürdürülebilir değişiklikler yapmalarına yardımcı olan Jung Teorisi, Doğu Maneviyatı ve Sosyal Sinirbilime dayalı bir koçluk modelini uyguluyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale