X

Partnerinizle aranızdaki çekimi güçlendirecek cinsellik içermeyen 15 yakınlaşma fikri

Romantik ilişkilerde partnerler arasındaki bağı güçlendirmenin, iletişimi kuvvetlendirmenin, heyecanı, tutkuyu artırmanın veya aşk ateşini hep canlı tutmanın cinsellik ile olan ilişkisinin çoğumuz farkında olabiliriz. İlişkiler söz konusu olduğunda cinsellik, önemli bir rol üstlense de partnerler arasındaki çekimi kuvvetlendirecek ve heyecanı tazeleyecek tek seçenek değil. Seks olmadan da partnerinizle yakınlaşacağınız tutku dolu pek çok alternatif var. Hatta bu alternatiflerin bir kısmı fiziksel yakınlık dahi içermiyor olmasına rağmen duygusal bağı güçlendirerek sevdiğinizle aranızdaki çekimi artırmaya yardımcı oluyor. Birbirinizi daha iyi anlamaya, aranızdaki iletişimi güçlendirmeye, aşkınızın ateşini yeniden alevlendirmeye hazırsanız işte ilişkinize renk getirecek ve partnerinizle aranızdaki çekimi güçlendirecek cinsellik içermeyen 15 yakınlaşma fikri:

Aşkla yazın

Kısa mesajların bile sesli notlara dönüştüğü günümüzde yazının değeri git gide kayboluyor gibi görünebilir ancak aşk ateşinizi harlayacak bir şeyler arıyorsanız yazmak ilişkinize yeni bir heyecan getirebilir. İster gün içinde erotik bir mesaj yazın ister uzun uzun tutku dolu bir aşk mektubu. Göreceksiniz, romantizm dolu sözcükleri yazmak da okumak da ilişkinize çok iyi gelecek.

Birlikte sanat yapın

El ele kile şekil vermek ya da yağlı boyalar ile bir tuvali canlandırmak, sevdiğinizle aranızdaki bağı canlandırmanıza yardımcı olabilir. Aşkınızı bir sanat eseri ile ifade edebilir, aranızdaki tutkuyu resmedebilir ya da ikinizi anlattığını düşündüğünüz seramik bir objeyi yaratabilirsiniz. Yaratıcılığınızı konuşturmaktan ve aşkınızın her boyutundan ilham almaktan çekinmeyin.

Uzun uzun bakışın

En son ne zaman partnerinizin gözlerinin içine uzun uzun baktınız? Eğer hatırlayamıyorsanız muhtemelen çok uzun zaman olmuştur… Öyleyse, şimdi tam zamanı! Birbirinize zaman ayırın ve bu zamanı yalnızca bakışmak için kullanın. Hatta bunu bir yarışmaya çevirin ve ilk kim gözlerini kaçırırsa onun için bir yaptırım belirleyin…

Birbirinizi şımartın

Partneriniz yürüyüşe çıkmayı seviyorsa ona katılın. Resim kursuna yazılmak istiyorsa siz de eşlik edin. En sevdiği yemeği pişirin ya da eve giderken favori tatlısını paket yaptırın. Birbirinizin sevdiği şeylerden haberdar olmak ve tüm bunları ilişkinize dahil etmek, aranızdaki yakınlığın kuvvetlenmesine destek olurken çok daha iyi hissetmenizi de sağlayacak. Birbirinizi şımartmaya yeterince zaman ayırdığınızdan emin olun.

Fantezilerinizi paylaşın

Seks dışında yakınlık kurma biçimlerini denerken cinselliğin tamamen dışında düşünmenize gerek yok; üzerine konuşmaya devam edebilirsiniz. Fantezileriniz üzerine tartışın, birbirinize sorular sorun, açık olun, çekinmeyin ve aranızdaki çekimi artıracak, sizi birbirinize daha çok bağlayacak paylaşımlarda bulunun. İkinizin de bu konuşmalardan keyif alacağınızdan emin olabilirsiniz. Üstelik en derin arzularınızı keşfetmenin verdiği haz, ikinizi de mutlu edecek…

Doğruluk mu cesaret mi oynayın

Denemek istediğiniz birkaç şeyi “cesaret” kategorisine ve partneriniz hakkında bilmek istediğiniz şeyleri “gerçek” kategorisine eklemeyi deneyin ve hepimizin bildiği doğruluk mu cesaret mi oyununa yeni bir boyut ekleyin. Her soruda, her cevapta ve her eylemde biraz daha yakınlaştığınızı hissedeceksiniz…

Birbirinize masaj yapın

Romantik dokunuşlarla birbirinizi daha yakından tanımaya ne dersiniz? Partnerinizle birbirinize masaj yaparak keyifli zaman geçirebilir ve ilişkinizi güçlendirebilirsiniz. Vücutlarınızı keşfedebilir, sevdiğinizin hoşlandığı dokunuşları yakalayabilir, birbirinizi rahatlatırken aranızdaki yakınlığın da güçlendiğini hissedebilirsiniz. Kendinizi birbirinizin ellerine bırakın ve yalnızca aranızdaki çekime odaklanın. Çok daha iyi hissedeceğinizden emin olabilirsiniz.

Birlikte yemek yapın

Yemek pişirmenin tutkuları harekete geçiren bir yanı olduğu kesin. Hele ki en sevdiğiniz tarifleri pişiriyorsanız… Ocağın, fırının yükselen ısısı, aşkınızın ateşini de harekete geçirebilir. Birlikte afrodizyak etkili tarifler deneyebilir, birbirinizin ellerinden tadım yaparak şehveti, mutfağa taşıyabilirsiniz. Afrodizyak etkisi: Libidonuzu düz duvara tırmandıracak tarifler yazımız da ilginizi çekebilir.

Müziği paylaşın

Şarkı sözlerinden etkileyici ezgilere müzik ruhunuza bağlanabilir ve sevdiğiniz kişiyle bağlantı kurmanıza yardımcı olabilir. Partnerinizle birlikte haftalık çalma listeleri oluşturabilir, gün boyunca birbirinize romantik şarkılar gönderebilir, parçalar üzerine yorumlarınızı paylaşabilir, sizde uyandırdığı hisleri anlatabilirsiniz. Bu basit değiş tokuş, aranızdaki bağı güçlendirecek ve şarkıları dinlerken kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacak. Üstelik, her şarkıda partnerinizle daha derinden bağlandığınızı da hissedebilirsiniz.

Dans edin

Müziğin nasıl ki birleştirici bir yanı var, dansın da öyle… Belki hareketli bir Cha Cha belki romantik bir tango, sadece keyifli bir egzersiz değil aynı zamanda samimi bir paylaşım olabilir. İster evinizin salonunda özgürce ve kıvrakça hareket edin ister bir dans kursuna yazılın. Birbirinizi keyifle kucaklamak ikinizi de çok daha bağlanmış hissettirecek.

Birbiriniz için iyi dileklerde bulunun

Her gün yalnızca birkaç dakika bile olsa sevdiğinizle güzel dilekleri paylaşarak ilişkinizi güçlendirebilirsiniz. İster onu çok mutlu edecek temennilerinizi dile getirin, ister ilişkinizin geleceği için güzel hayaller kurun, isterseniz de birbiriniz için dua edin. Göreceksiniz ki kalbinizden geçen her iyi dilek, sizi birbirinize daha da yakınlaştıracak.

Birlikte bir puzzle tamamlayın

Partnerinizle birlikte bir puzzle yaparak zihinlerinizi harekete geçirirken kalplerinizi de ısıtabilir, daha fazla yakınlaşabilirsiniz. Eğer puzzle favoriniz değilse, bulmaca, sudoku veya lego gibi alternatifleri de değerlendirebilirsiniz. Birlikte problem çözmenin ve sonuca adım adım el ele ulaşmanın ne kadar samimi bir ortam yarattığını gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.

Birbirinizin saçını yıkayın

Evet, ilk okuduğunuzda biraz garip gelmiş olabilir. Ama sevdiğinizin saçlarını okşarken bu tereddütünüz geride kalacak. Birbirinize karşı hiç olmadığı kadar yakın hissedecek ve aranızdaki çekimin her bir su damlasında daha da kuvvetlendiğini hissedeceksiniz. Sanki bir film sahnesindeymişsin hissi de cabası…

Sarılarak uyuyun

Sevdiğinize sokulup sıcacık ve romantik bir uyku çekmeye ne dersiniz? Birbirinize sadece birlikte uyuyacak kadar güvenmek inanılmaz derecede samimi, garip bir şekilde romantik olabilir 😊 Üstelik, bilimsel araştırmalarda partnerlerin birlikte uyumalarının pek çok olumlu yanı olduğuna dikkat çekiyor. Dilerseniz Bilimsel araştırmalara göre birlikte uyuyan çiftlerin uyku kalitesi daha yüksek yazımıza göz atabilirsiniz.

Çift yogasını deneyin

Birlikte hareket etmenin, birbirinizin hem fiziksel hem zihinsel gücünden yararlanmanın hem de aynı anda rahatlamanın nasıl bir deneyim olduğunu merak ediyorsanız daha yakın hissetmek ve ilişkinizi güçlendirmek için çift yogasını deneyebilirsiniz. Bir kursa yazılabilir veya evinizin rahatlığında kendi pratiklerinizi uygulayabilirsiniz. Dilerseniz online pek çok kaynak bulabilir veya aşağıdaki videodan da ilham alabilirsiniz:

Dilerseniz ilişkinizde partnerinizle olan iletişiminizi, aranızdaki bağı güçlendirecek farklı önerileri derlediğimiz yazılarımızdan da ilham alabilirsiniz:

Dramalardan uzak bir ilişki yaşamak mümkün mü?
Monotonlaşan ilişkinizi renklendirmenizi ve birbirinizi daha iyi tanımanızı sağlayacak 101 soru
Mutlu ve sağlıklı ilişkilerin sırrı: Öpüşüp Barışma Teorisi (Kiss and Make Up Theory)
Romantik ilişkilerde iletişim ipuçları: Partnerinizle ‘itişmeden iletişebilmenin’ 8 yoluRomantik ilişkilerde iletişim ipuçları: Partnerinizle ‘

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale