X

İstanbul bu ay kültür-sanata doyacak: Fransız Kültür Merkez Eylül-Ekim 2016 Programı

Fransız Kültür Merkezi eylül ve ekim aylarında sinema, dans ve tiyatro severlerin çok keyif alacakları etkinlikleri, kültür sahnesinin önemli bienal ve festivallerini ağırlıyor. Aralarında Uluslararası İstanbul kukla, Yeni Metin Yeni Tiyatro, Dünyada Bir Köşe, Fotoİstanbul festivalleri ve IKSV Tasarım bienali kapsamındaki etkinliklerin yanı sıra, Fransız Kültür Merkezi, iki büyük söyleşiyi sahneye çıkarıyor: Yazar Nedim Gürsel ve gazeteci Nicolas Hénin.

Yamyamların Tiyatro Okuması  – Ronan Cheneau  (Perşembe 29/09/2016 – 19:30 – Fransız Kültür Merkezi)

Şubat ayındaki etkinliğin devamı olarak yazar Ronan Chéneau’nun yönetmen David Bobee ile işbirliği yaparak sahne metni olarak geliştirdiği “Yamyamlar” Reyhan Özdilek tarafından Türkçe’ye çevrildi. Yeşim Özsoy yönetmenliğinde ve Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali kapsamında oyun okuması olarak seyirciyle buluşuyor. Oyun, iki aşığın öldürülmesi ile başlıyor ve bizleri, bir parçası olamadıkları tüketim toplumuna karşı yetersizlik göstergesi olan bu nihai eyleme doğru onları yönlendiren yoldan geçirtiyor.

Je Boite – Malastrana Topluluğu (Cuma 21/10/2016 – 19:00 – Fransız Kültür Merkezi)

Sahnede siyah bir tavşan akordeon çalıyor, yanında ise kollarında bir kutuyla duran uyurgezer bir kadın. Pandora’nın kutusu metaforundaki gibi, içimizdeki duygular, anılar, korkular, yanılsamalar ve arzuları içeren bedenimizi temsil ediyor. Gösteri; kendi hayatlarımızda yabancılar gibi yaşarken, bu karmaşa içinde bir yön bulma teması üzerine kurulu. Oyundaki hareketler, maskeler, müzik, ses efektleri ve sessizlikler içimizdeki tüm bileşenleri temsil ediyor.

Pepe’nin Kabini – Theatres de Marionnettes Topluluğu (Cumartesi 29/10/2016 – 15:00 – 17:00 – 19:00 – Torium AVM -Pazar 30/10/2016 – 15:00 – 17:00 – 19:00 – Mall of Istanbul)

Gezici Mini kukla tiyatrosu ile izleyiciler arasına karışan ilgi çekici sevimli Pepe, geniş yetkinlik yelpazesi ile izleyiciyi etkilemeye geliyor. Kendini portre ressamı, müzisyen, marangoz, şair, büyüleyici ve hatta sihirbaz olarak gösteren ancak nazik olsa da çok kolay tutarsız olabilen bir Pepe var karşımızda…

These Shoes are Made For Walking – Nancy Naous (Cumartesi 01/10/2016 – 20:00 – Campus Bomonti)

Lübnanlı dansçı ve koreograf Nancy Naous, 2011 yılının başında Arap Baharı’nın halk ayaklanmalarına tanık oldu. Bu karmaşa içindeki hareketleri, geleneksel Lübnan dansı dakbe ile bağdaştırdı. Nancy Naous, kasların şiddete karşı direnişini, bedenlerimizin sosyo-politik olaylara karşı duruşunu sorguluyor. Olaylar sıkıntılı bir hal aldığında beklemeli mi, secde mi etmeli? Yoksa ayağa kalkmalı, direnmeli ve ideallerini mi savunmalı?

Displacement – Mithkal  Alzghair (Perşembe 6/10/2016 – 20:00 – Fransız Kültür Merkezi)

Fransa’da yaşayan Suriyeli dansçı ve koreograf Mithkal Alzghair, bu yeni proje için Suriyeli bedeninin ve kimliğinin özelliklerini incelerken, kendi deneyimini, yer değiştirme ve sürgün fikirlerini bir araya getiriyor. Rami Farah ve Shaml Taskin ile beraber hazırladıkları koreografide Alzghair, kimlik arayışını ve yüzyıllardır sıkıntılar yaşayan ülkenin yaralarını harmanlayarak duru ve güçlü bir yoruma imza atıyor.

Tu Meur(s) De Terre & How To Start and How To End Hamdi Dridi & Laura Dufour (Pazartesi 10/10/2016 – 20:00 – Saint-Joseph Lisesi)

Tu meur(s) de terre’de Hamdi Dridi, tüm samimiyeti ile yeni kaybettiği babası için dans ediyor. Dokunaklı, yoğun bir koreografi. Tunuslu genç dansçı ve koreograf bir ışık çemberi içinde bedenini şekilden şekle sokuyor, babasının resmedebileceği bu hayali esere hayat veriyor. Daha sonra karşımıza çıkan How To Start and How To End adlı eser, beyin faaliyetlerimizin aşırı bağlantı halinde olması ve şizofreni sınırlarını zorlayan sesler üzerine bir koreografi.

Nedim Gürsel, Edebiyatta 50.yıl (Pazartesi 03/10/2016 – 19:00 – İstanbul Fransız Kültür Merkezi Fransızca (simültane çeviri)

Ömrünün önemli bir kısmını Paris’te geçiren Nedim Gürsel, Türkiye ve Fransa arasında köprü kuran kültür insanlarından biri. Edebiyatta 50. yılı vesilesiyle gazeteci Marc Semo ve yayıncı Denis Guillaume gibi edebiyatın önemli figürlerinin yanı sıra Ahmet Soysal ve Seza Yılancıoğlu, Gürsel’in eserleri hakkında söyleşecekler. Fehmi Karaarslan, Nedim Gürsel eserlerinden bazı bölümler okuyacak. Konferansın ardından imza seansı ve yazarın da katılacağı bir kokteyl düzenlenecek.

Cihat Akademisi – Nicolas Henin (25/10/2016 Salı – 18:30 – İstanbul Fransız Kültür Merkezi Fransızca (Simültane çeviri)

Nicolas Hénin, Suriye çatışmasına odaklanan ve Suriye devrimi başladıktan sonra o topraklara giden ilk batılı önemli gazetecilerden biri. Cihatçılar tarafından ele geçirilmeden önce tehlikeli bölgelerde beş defa bulunmuştur. O zamandan beri, bu krizde ülkelerimizin tarihle yüzleşmesine ikna olduğundan, iş hayatının bir bölümünü Suriyelileri savunmaya adamıştır. 2015 yılında, Suriye çatışmasına karşı Batı’nın hatalarını ve korkaklığını kınayan « Cihat Akademisi » adında bir deneme kitabı çıkarmıştır.

Sergi Açılışı – Antoine D’Agata ve Jean-Francois Lepage  (Pazartesi 03/10/2016 – 19:00 – Afife Jale Ortaköy Galerisi)

Türkiye’nin en önemli fotoğraf festivali Fotoİstanbul, bu sene, artistik yaklaşımları birbirinden apayrı iki Fransız sanatçıyı ağırlıyor. Çalışma tekniği bir ressamı andıran Jean-François Lepage ve diğer yandan, kentsel planlama ve ham maddelerden esinlenen Antoine d’Agata’nın sergilerini, Fotoİstanbul festivali kapsamında 30 Ekim 2016 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz. 04 Ekim Salı günü ise saat 20:00’de, festivalin artistik direktörü Christophe Laloi eşliğinde, Köyiçi Beşiktaş’da Voies Off d’Arles isimli projeksiyon gecesi düzenlenecek.

Rançois Dallegret – Pierre Huyghe – Camille Lacadee – François Roche (22/10 – 20/11 – Galata Rum İlkokulu, Studio-x İstanbul, Depo, Alt, İstanbul Arkeoloji Müzesi)

İnsan ve tasarım arasındaki yakın ilişkinin derinlemesine inceleneceği bienal, ‘Biz insan mıyız? : Türümüzün Tasarımı: 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığıyla gerçekleştirilecek. Bienalde, 13 ülkeden tasarımcı, mimar, sanatçı, tarihçi, arkeolog ve bilim insanının 70’in üzerindeki projesi, İstanbul’un farklı bölgelerinde bulunan 5 mekânda sergilenecek. Bienal kapsamında Fransız tasarımcılardan François Dallegret, Pierre Huyghe, Camille Lacadée ve François Roche’un eserlerini görebilirsiniz.

Animasyon Film Festivali (26 – 28 EKİM 2016 – İstanbul Fransız Kültür Merkezi)

Fransız Kültür Merkezi, bu yıl dördüncü kez Canlandıranlar Derneği işbirliği ile İstanbul Canlandırma Sineması Festivali’ni kutluyor. Üç gün süren festival boyunca animasyon severler, çoğu Fransız Kültür Merkezi’nde ilk kez gösterilecek olan çok sayıda uzun ve kısa metrajlı filmleri izleyebilecek. Animasyona özel hazırlanan bu festivalde, Türkiye’de ilk defa, Balthazar Auxierre’e ait La Peri isimli sanal gerçeklikli kısa film gösteriliyor.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale