Kendimize ayıracak enerjimiz kalmadığında başkalarına destek olmak, sorumluluklarımızı yerine getirmek ve günlük hayatın temposunu sürdürmek de zorlaşır. Buna rağmen kendi ihtiyaçlarımızı öne almak çoğu zaman suçluluk duygusunu beraberinde getirir. Bir başkasına zaman ayırmak fedakârlık olarak görülürken kendimiz için bir şey yaptığımızda bunu bencillik olarak değerlendirebiliriz.
Oysa kendini önceliklendirmek, çevresindeki herkesi ikinci plana atmak anlamına gelmez. İhtiyaçlarımızı fark etmek, sınırlarımızı korumak ve fiziksel ve duygusal iyi oluşumuza gereken özeni göstermekle ilgilidir.
Peki, kendinize daha fazla alan açmak için nereden başlayabilirsiniz?
1. Sınırlarınızı netleştirin
Kendinize öncelik vermenin en önemli adımlarından biri, nerede durmanız gerektiğini bilmektir. Her isteğe “evet” demek, her sorumluluğu üstlenmek ya da sizi rahatsız eden davranışlara sessiz kalmak zorunda değilsiniz.
Bunun için öncelikle sizin için kabul edilebilir ve edilemez olanları belirleyin. Ardından bunları karşınızdaki kişiye açıkça ifade edin. “Bunu yapmak istemiyorum.”, “Bu konuda kendimi rahat hissetmiyorum.” veya “Şu anda buna ayıracak enerjim yok.” demek, açıklama yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
Sağlıklı sınırlar ilişkileri uzaklaştırmak için değil, daha dengeli hale getirmek için vardır. Sürekli ihlal edilen sınırlar söz konusu olduğunda ise ilişkinin kendisini yeniden değerlendirmek gerekebilir.
2. İhtiyacınız olan desteği isteyin
Kendi ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışırken her şeyi tek başınıza üstlenmeniz gerekmiyor. Bazen kendinize ayıracağınız zamanı yaratmanın yolu, çevrenizden destek istemekten geçer.
Bir arkadaşınızla konuşmak, partnerinizden bir konuda yardım istemek ya da aileden günlük sorumluluklardan birini paylaşmasını rica etmek küçük bir değişiklik gibi görünebilir. Ancak ihtiyacınızı açıkça ifade etmek, karşınızdaki kişinin size nasıl destek olabileceğini anlamasını da kolaylaştırır.
İnsanların neye ihtiyacınız olduğunu kendiliğinden anlamasını beklemek yerine bunu söylemek, ilişkilerde daha açık bir iletişim kurulmasına yardımcı olabilir.
3. Gerektiğinde profesyonel destek alın
Her şeyi yakınlarımızla çözmek mümkün olmayabilir. Özellikle uzun süredir devam eden bir zorlanma, yoğun stres veya duygusal yük söz konusuysa profesyonel destek almak önemli bir seçenek olabilir.
Bir psikolog veya psikiyatrist, yaşadığınız güçlükleri anlamlandırmanıza ve size uygun başa çıkma yolları geliştirmenize yardımcı olabilir. Zaman yönetimi, hedef belirleme veya yaşamınızdaki öncelikleri yeniden düzenleme gibi konularda da alanında uzman kişilerden destek almak mümkün.
Destek istemek, tek başınıza başaramadığınız anlamına gelmez. Bazen ihtiyaç duyduğunuz şey, yaşadıklarınıza başka bir açıdan bakabilmektir.
4. Yaşam alanınıza özen gösterin
İçinde yaşadığımız ortam, gün boyunca nasıl hissettiğimizi etkileyebilir. Sürekli dağınık bir ev, tamamlanmayı bekleyen işler ve size ait hissettirmeyen bir alan zihinsel olarak da yorucu olabilir.
Bu nedenle evinizi bir anda baştan aşağı değiştirmek yerine küçük düzenlemelerle başlayabilirsiniz. Kullanmadığınız eşyaları ayırmak, çalışma alanınızı toparlamak veya uzun zamandır değiştirmek istediğiniz bir köşeye yeniden hayat vermek bile fark yaratabilir.
Bitkiler, sevdiğiniz objeler, fotoğraflar veya sizi hedeflerinize bağlayan küçük hatırlatıcılar da yaşam alanınızı daha kişisel hale getirebilir. Kendinize iyi bakmak, yaşadığınız yere nasıl hissettirdiği üzerinden bakmayı da içerir.
5. Bedeninizi beslemeyi önceliklendirin
Beslenme söz konusu olduğunda kendinize iyi bakmayı katı kurallarla veya yasaklarla ilişkilendirmek gerekmiyor. Buradaki amaç, bedeninizin ihtiyaç duyduğu besinleri almasına özen göstermek.
Gün içinde yeterli su içmek, öğünleri mümkün olduğunca dengeli oluşturmak ve besleyici gıdalara daha fazla yer vermek iyi bir başlangıç olabilir. Sevdiğiniz yiyecekleri tamamen hayatınızdan çıkarmak yerine genel beslenme düzeninizde denge kurmak daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunar.
Kendinize iyi bakmak, bedeninizi değiştirmeye çalışmaktan çok onun ihtiyaçlarını dinlemekle başlar.
6. Şükran pratiğine yer açın
Hayatın eksiklerine odaklanmak kolaydır. Özellikle zorlayıcı bir dönemden geçerken iyi giden şeyleri fark etmek daha da güçleşebilir.
Şükran pratiği, dikkati sahip olmadıklarımızdan elimizde bulunanlara çevirmeye yardımcı olabilir. Her gün birkaç dakikanızı minnet duyduğunuz birkaç şeyi yazmaya ayırabilirsiniz. Bunların büyük olması gerekmiyor. Sevdiğiniz bir insan, güneşli bir sabah, iyi bir kahve veya günün sonunda dinlenebildiğiniz bir yatak bile listenizde yer alabilir.
Amaç her şeyi olumlu görmek değil; hayatın yalnızca zorlayıcı taraflarından ibaret olmadığını fark edebilmek.
Şükran duygusunu günlük hayatınıza daha fazla dahil etmek ve farklı pratikleri keşfetmek için: “Şükretmenin dayanılmaz hafifliği: 7 adımda şükran duygusunu hayatınıza yerleştirin” yazımıza göz atabilirsiniz.
7. Düşüncelerinizi yazıya dökün
Zihninizde aynı düşüncelerin dönüp durduğu zamanlar olabilir. Bir şeyi yazıya dökmek, onu zihninizin içinde taşımak yerine dışarıdan görmenizi sağlayabilir.
Günlük tutmak için belirli bir formüle ihtiyacınız yok. O gün nasıl hissettiğinizi yazabilir, kafanızı meşgul eden bir konuyu birkaç sayfa boyunca anlatabilir veya kendinize “Şu anda gerçekten neye ihtiyacım var?” gibi bir soru yöneltebilirsiniz.
Günlük tutmanın faydalarını ve bu alışkanlığa nasıl başlayabileceğinizi daha detaylı keşfetmek için “Günlük tutmanın faydaları ve hemen başlamanın yolları” yazımıza göz atabilirsiniz.
Yazarken cümlelerin kusursuz olmasına veya ortaya anlamlı bir metin çıkmasına gerek yok. Buradaki amaç yazmak değil, kendinizi biraz daha yakından duyabilmek.
8. Hareket etmeyi ihmal etmeyin
Kendinize zaman ayırmak çoğu zaman dinlenmekle özdeşleştirilse de bedenin hareket etmeye de ihtiyacı var.
Düzenli fiziksel aktivite stresin azalmasına, uyku kalitesinin ve enerji seviyesinin desteklenmesine katkı sağlayabilir. Bunun için mutlaka spor salonuna gitmeniz veya yoğun bir egzersiz programına başlamanız gerekmiyor.
Gün içinde kısa bir yürüyüş yapmak, merdivenleri tercih etmek, bisiklete binmek veya evde sevdiğiniz müzikle dans etmek de hareketin bir parçası olabilir. Önemli olan bedeninizi cezalandırmak değil, onunla bağlantınızı güçlendirmek.
9. Takviminizde kendinize yer açın
“Kendime zaman ayıracağım.” demek kolay, bunu gerçekten yapmak ise biraz daha zor olabilir. Günlük sorumluluklar birbiri ardına geldikçe kendimize ayıracağımız zaman genellikle ilk vazgeçtiğimiz şey haline gelir.
Bu yüzden kendinize ayıracağınız zamanı belirsiz bir niyet olarak bırakmayın. Takviminizde ona gerçekten bir yer açın.
Salı akşamını kitap okumaya ayırmak, hafta sonunun bir bölümünde telefondan uzaklaşmak veya her gece yarım saat daha erken yatmak gibi küçük ve gerçekçi planlar oluşturabilirsiniz.
Kendinize ayırdığınız zamanın “boş kaldığınızda” gerçekleşmesini beklerseniz, büyük ihtimalle sürekli ertelenir.
10. Size ait bir uğraş edinin
Hayat yalnızca iş, sorumluluklar ve yapılması gerekenlerden oluştuğunda günlerin birbirine benzemesi kolaylaşır. Bir hobi ise bunların dışında yalnızca size ait bir alan yaratabilir.
Yemek yapmak, fotoğraf çekmek, resim yapmak, bahçeyle ilgilenmek, yürüyüşe çıkmak, yazı yazmak veya yeni bir beceri öğrenmek… Burada önemli olan ortaya ne çıkardığınız değil, o uğraşın size nasıl hissettirdiği.
Bir hobinin mutlaka verimli olması veya bir sonuca ulaşması da gerekmiyor. Sırf keyif verdiği için yaptığınız bir şeyin hayatınızda yeri olabilir.
11. Zihninizi yavaşlatın
Günün büyük bölümünü düşünerek, planlayarak ve bir sonraki işi hesaplayarak geçirmek zihinsel olarak yorucu olabilir. Meditasyon, zihnin bu sürekli hareketinden kısa süreliğine uzaklaşmanın yollarından biri.
Özellikle farkındalık meditasyonunda dikkat, geçmişte yaşananlar veya gelecekte olacaklar yerine içinde bulunulan ana yöneltilir. Sessiz bir yerde birkaç dakika oturup nefese odaklanmak bile başlangıç için yeterli olabilir.
Zihninizin dağılması meditasyonu yanlış yaptığınız anlamına gelmez. Dikkatinizin başka bir yere kaydığını fark edip yeniden nefese dönmek, pratiğin kendisinin bir parçasıdır.
12. Kendinizle konuşma biçiminizi değiştirin
Kendimize söylediğimiz cümlelerin, başkalarından duyduğumuz sözlerden daha az önemli olduğunu düşünmek kolay. Oysa sürekli kendimizi eleştirmek, yetersiz hissetmek veya yaptığımız hataları tekrar tekrar zihnimizde canlandırmak iyi oluşumuzu etkileyebilir.
Olumlamalar bu noktada destekleyici olabilir. “Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilim.”, “İhtiyaçlarım önemli.” veya “Hata yapmak değerimi azaltmaz.” gibi gerçekten inanabileceğiniz cümleleri kendinize hatırlatabilirsiniz.
Buradaki amaç gerçek olmayan şekilde sürekli olumlu düşünmek değil. Kendinize, zorlandığınız anlarda başkasına göstereceğiniz anlayışın birazını gösterebilmek.
13. İyi gelen şeyleri paylaşın
Kendinize iyi bakmanın yalnızca bireysel bir deneyim olması gerekmiyor. Size iyi gelen bazı şeyleri sevdiklerinizle paylaşmak, ilişkileriniz için de besleyici olabilir.
Birlikte yürüyüşe çıkmak, evde yemek hazırlamak, sakin bir akşam geçirmek veya yalnızca uzun uzun sohbet etmek bunun yollarından bazıları. Öz bakım bazen tek başınıza kalmak anlamına gelirken bazen de kendinizi güvende ve iyi hissettiğiniz insanlarla vakit geçirmektir.
Önemli olan, başkalarıyla ilgilenirken kendi sınırlarınızı yeniden kaybetmemek.
Kendinize odaklanmak gerçekte ne anlama geliyor?
Kendinize odaklanmak, çevrenizdeki insanları önemsemeyi bırakmak anlamına gelmez. Kendi ihtiyaçlarınızı da hayatınızdaki diğer insanların ihtiyaçları kadar ciddiye almak demektir.
Bunun günlük hayattaki karşılığı oldukça basit olabilir:
- İhtiyaç duyduğunuzda mola vermek
- Her isteğe “evet” dememek
- Bedeninizin verdiği sinyalleri dikkate almak
- Kendi istek ve ihtiyaçlarınız konusunda dürüst olmak
- Size iyi gelmeyen ilişkilerde sınırlar koymak
- Kendinizle daha şefkatli bir dil kullanmak
- Dinlenmeyi hak etmek için tükenmeyi beklememek
Kendinizi önceliklendirmek, başkalarının hayatındaki yerinizi küçültmez. Aksine kendi sınırlarınızı ve ihtiyaçlarınızı bildiğinizde ilişkilerinizde daha açık ve dengeli bir yerde durabilirsiniz.
Kendinizi önceliklendirmenin hayatınıza katabilecekleri
Uzun süre boyunca başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önünde tuttuysanız, kendinize dönmek başlangıçta alışılmadık gelebilir. Buna rağmen zaman içinde bazı değişiklikleri fark etmeye başlayabilirsiniz.
Kendinize yeterince zaman ve enerji ayırdığınızda stresle başa çıkmak kolaylaşabilir, günlük sorumluluklarınızı daha dengeli yönetebilirsiniz. İlişkilerinizde neye ihtiyacınız olduğunu daha açık ifade edebilir ve size iyi gelmeyen durumları daha erken fark edebilirsiniz.
Bunun yanında, yalnızca sorumluluklarınızı yerine getiren biri olmaktan çıkıp size keyif veren şeylere de hayatınızda yer açabilirsiniz.
Peki, ne zaman kendinizi önceliklendirmelisiniz?
Her durumda kendi ihtiyaçlarımızı ilk sıraya koymamız gerekmiyor. Hayatın içinde başkalarının bizden destek beklediği, yerine getirmemiz gereken sorumlulukların bulunduğu zamanlar da var.
Ancak kendinizi sürekli olarak geri plana attığınızı fark ettiğinizde durup düşünmek önemli.
Özellikle fiziksel veya duygusal olarak tükendiğinizde, sınırlarınız sürekli ihlal edildiğinde, bir başkasının sizden faydalandığını hissettiğinizde veya kendi hedeflerinizi uzun süredir ertelediğinizde kendinize dönmenin zamanı gelmiş olabilir.
Bazen ihtiyaç duyduğunuz şey daha fazla çaba göstermek değil, bir süreliğine durup neye ihtiyacınız olduğunu sormaktır.
Kendinize ayırdığınız yer bencillik değil
Kendinizi önceliklendirdiğinizde suçluluk hissetmeniz mümkün. Özellikle uzun süre başkalarının ihtiyaçlarına göre yaşadıysanız, kendi ihtiyaçlarınızı dikkate almak ilk başta alışılmadık gelebilir. Ancak kendinize zaman ayırmak, dinlenmek, sınır koymak veya ihtiyacınız olduğunda yardım istemek bencillik değildir. Bunlar, kendi hayatınızın içinde kendinize de yer açmanın yollarıdır. Başkalarına iyi gelebilmek için önce kusursuz bir şekilde “dolmanız” gerekmiyor. Bazen yalnızca kendinizi de hayatınızdaki önemli insanlardan biri olarak görmeniz yeterli. Çünkü kendinize gösterdiğiniz özen, hayatınızın geri kalanına ayırabildiğiniz zaman ve enerjiyi de değiştirir.
Kaynak: liveboldandbloom
İlginizi çekebilir: Sağlıklı sınırlar koymak nedir? Hayır diyebilmenin 5 yolu