X

Haziran ayında Netflix’te neler var?

Her ay heyecanla beklenen Netflix izleme listesi sonunda güncellendi. Artık ekranlara kesin olarak yaz neşesinin ve sıcaklığının geldiği Haziran ayında, serin akşamlara eşlik edecek çeşit çeşit içerik mevcut. Tüm gün dışarıdaki sıcaklardan yorulduktan sonra kendinizi kanepeye atarak dizi film izleme keyfine varmak istiyorsanız, bu ayın yeni Netflix içerikleri imdadınıza yetişiyor. Dört gözle beklenen heyecanlı yapımlardan yeni sezonu merak uyandıran eski favorilere kadar bu ay Netflix’te izlenecek içerik çok. İster tüm günün stresini atmak, ister neşe veren konfor yapımlara göz atmak, isterseniz de yaz gecesine adrenalin katmak için Netflix Haziran ayı içerik listesini kaydedebilirsiniz. Çünkü bu listede her ruh haline ve tempoya uygun bir seçenek var!

Assassination Classroom (2. Sezon) – 1 Haziran

(Görsel: whatsonnetflix)

Ahtapot benzeri bir uzaylının, okulun en dışlanmış ve başarısız öğrencilerinin öğretmeni olması ile başlayan bu bilimkurgu animesi, ilk bakışta absürt bir komedi sunuyor gibi gelebilir. Ancak özünde oldukça derin bir kişisel gelişim ve öz farkındalık hikayesi barındırıyor. Öğrencilerin, onu mezuniyete kadar öldürme planının arasında kendi suikast tekniklerini, stratejisini ve öz güvenini geliştirmesini anlatan anime dizi, izleyiciyle kurduğu duygusal bağ sebebiyle kesinlikle bir şansı hak ediyor.

Michael Jackson: The Verdict (Belgesel Dizi) – 3 Haziran

(Görsel: latimes)

Popun Kralı ve müzik dehası Michael Jackson’ın hayatındaki en karmaşık ve tartışmalı dönemi konu edinen bu belgesel seri, sanatçının son yıllarındaki yıkıcı mahkeme süreçlerini merkeze taşıyor. Dünya çapında tanınmış bir megastarın karşılaştığı medya baskısını ve sert iddiaları derinlemesine inceliyor. Çoğu hukuki sonuçlar doğuran bu yorucu sürecin insan üzerindeki etkilerini tarafsız bir dille sorgularken şöhret, güç ve psikoloji gibi kavramları irdeliyor.

The Witness (Mini Dizi) – 4 Haziran

(Görsel: hellomagazine)

Netflix’teki en merak uyandırıcı yapımlardan olan “The Witness”, İngiltere tarihinin en sarsıcı suçlarından olan 1992 Wimbledon Ortak Alanı cinayetine odaklanıyor ve olaya farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Katilin kim olduğunu araştırmak yerine; bir sevdiğini kaybeden insanların yas tutma ve hayata tutunma hikayelerini merkeze taşıyor. Henüz 2 yaşında annesi Rachel Nickell’ın vahşice öldürülmesine tanıklık eden Alex’in, geride kalan babanın ve diğer aile fertlerinin ne kadar zor zamanlardan geçtiğini ekrana taşırken seyirciye empati kurma becerilerini tekrar tekrar hatırlatıyor.

The Murder of Rachel Nickell (Belgesel) – 4 Haziran

(Görsel: bbc)

Mini dizinin hemen ardından Netflix yayın akışına girecek olan “The Murder of Rachel Nickell”, dizinin ana konusu olan gerçek olayın belgesel anlatısını yapıyor. Dizinin aksine ölümün ardından kalanların yaşadığı duygusal yıkıma değil, katilin kim olduğuna ve motivasyon nedenlerine odaklanıyor. Polis teşkilat belgeleri, gizli tutanak dosyaları ve çok daha fazlasıyla yüksek adrenalin ve gizem dolu bir kurgu sunuyor. Gerçek katilin peşinde geçirilen 16 yıllık süreci adım adım incelerken, tüm olaya çok daha farklı bir açıklama getiriyor.

Office Romance (Film) – 5 Haziran

(Görsel: shondaland)

Başrollerindeki Jennifer Lopez ve Brett Goldstein ile henüz yayınlanmadan adından sıklıkla söz ettiren “Office Romance” , hafta sonu kafa dağıtmalık keyifli bir romantik komedi. Kurumsal hayatın kusursuz görünümü altındaki acımasız dünyayı son derece estetik bir görsel dille ekranlara getiren yapım, CEO pozisyonu için birbiriyle rekabet eden bir kadın ve erkeğin ilişkisine odaklanıyor. Lüks markalar, prestijli ofisler ve katı kurallar arasında yaşanan çekişme flört dünyasının bambaşka bir yönünü yansıtıyor. Oldukça stratejik başlayan ilişkinin adım adım nasıl filizlendiğini rahat, komik ve zeki repliklerle ekrana taşıyor.

Grey’s Anatomy (22. Sezon) – 6 Haziran

(Görsel: netflix)

Televizyon tarihindeki en uzun soluklu ve kült yapımlardan olan “Grey’s Anatomy” heyecan ve psikolojik dram dolu sezonuyla yeniden ekranlara geliyor. Üzerinden geçen onlarca yıla rağmen televizyon tarihinin en iddialı ve kalıcı projelerinden olan bu kaliteli yapım, sadece tıbbi vakalara ve klasik hasta-doktor ilişkilerine odaklanmıyor. Cerrahların ardı arkası kesilmeyen nöbetleri ve yaşamla ölüm arasındaki savaşları, insan olmanın en kırılgan ve gerçek taraflarını hatırlatıyor. Dolayısıyla dizinin takipçileriyle kurduğu yakın ilişkinin altında duygusal ve derin bir bağ bulunuyor.

The Rest is Football (1. Sezon) – 10 Haziran

(Görsel: dazn)

Futbol tutkunlarının yeni favorisi olacağa benzeyen “The Rest is Football” futbol yayıncılığını dijital platforma taşıyan sıra dışı formatıyla öne çıkıyor. Eski yıldız oyuncular Alan Shearer, Micah Richards ve Gary Lineker sunumuyla yayınlanan program, her bölümde Dünya Kupası coşkusunun farklı bir yönüne odaklanıyor. Turnuva boyunca yayınlanacak olan bu yenilikçi format klasik maç özet programlardan çok daha fazlasını sunuyor ve oyuncuların mental durumları, teknik direktörlerin kriz yönetim becerileri ve samimi soyunma odası itirafları gibi son derece dikkat çeken başlıkları irdeliyor.

Sweet Magnolias (5. Sezon) – 11 Haziran

(Görsel: guardian)

Güneyli üç ev kadınının eşleriyle yaşadıkları sorunlardan günlük krizlerine ve iç çatışmalarına uzanan hayatını ele alan bu iyi hissettiren yapım, aslında kadın dayanışması, arkadaşlık ve ilişkiler üzerine tercih edilebilecek bir seri. Sakin temposu ve yormayan replikleriyle tam bir konfor serisi olan yapımda, karakterlerin kendi işletmelerini kurma yolundaki çabaları odağa oturuyor. Gün içinde yaşanan dramlar ne kadar büyük ve atlatılamaz görünse de üç kadın bir araya gelip bir kadeh beyaz şarap ya da bir bardak kahve içtiğinde, hayattaki diğer hiçbir şey o kadar önemli görünmüyor. Kendinizi iyi hissetmek istediğiniz günlerin sonunda kesinlikle tercih edebileceğiniz bir seri.

I Will Find You (Yeni Dizi) – 18 Haziran

(Görsel: imdb)

Gerilim romanlarıyla tanınan yazar Harlan Coben’in ilk orijinal Netflix adaptasyonu olan bu yapım, tüm aksiyon ve gizem meraklılarının ilgisini çekecek kalitede. Başrol koltuğuna oturan Sam Worthington ile çok daha ilgi çekici hale gelen mini seri, kendi oğlunu öldürme suçundan hapis yatan karakter etrafında şekilleniyor. Ancak yıllar sonra eline oğlunun hala hayatta olabileceğini gösteren bir fotoğraf geçtiğinde geçmişin izlerini sürmek kaçınılmaz hale geliyor. Son derece merak uyandırıcı ve sürükleyici ilerleyen kurgu, peşi sıra keşfedilen bilgilerle hem gizem perdelerini yavaş yavaş aralıyor hem de karakterin çatışma dolu karanlık dünyasının derinliklerine iniyor. Temposu hiç düşmeyen bir hafta sonu dizi maratonu için muhteşem bir seçim.

Oasis (Yeni Dizi) – 19 Haziran

(Görsel: magazinespain)

“The Asunta Case” ve “The Cable Girls” gibi dünyaca ünlü yapımlardan tanıdığımız yaratıcı ekip bu sefer yepyeni bir trend olması beklenen “Oasis” serisinin başında. İspanyol dizilerine has o zengin, estetik ve tutkulu atmosfere sahip olan seri Netflix’in en yeni gençlik ve gerilim odaklı projesi. Dışarıdan mükemmel ve kusursuz görünen bir grup gencin hayatının, aslında ufacık sorunlarla ne kadar kolay darmadağın olabileceğini gösteren seride, gençlik ateşi büyük sırlarla birleşiyor. Saklı kalan gizemlerin açığa çıkması ise o mutlu, enerjik ve kusursuz yaşamın anında tepetaklak olabileceğini gösteriyor. Merak duygusunu sürekli tetikleyen seride geçmişten gelen sırlar yavaş yavaş açığa çıkarken, karakterlerin iç dünyaları da değişime uğruyor.

Voicemails for Isabelle (Film) – 19 Haziran

(Görsel: hollywoodreporter)

Modern zaman ilişkilerine ve yas sürecine umut dolu bir yorum getiren “Voicemails for Isabelle” insanın içini sıcacık yapan bir romantik komedi. San Francisco’nun hızlı, kaotik ve kriz dolu atmosferinde hayatını bir türlü yoluna koyamayan bir kadın karakterin hikayesini anlatıyor. Kız kardeşinin yasını tutmak için ona her gün hayatında geçenleri sesli mesajlarla anlatan Jill, bir gün bu telefon numarasının artık başka birine ait olduğunu öğreniyor. Kendi yalnızlığıyla baş etmeye çalışan bu yeni karakter, hiç tanımadığı kadının günlük hayatta yaşadıklarının sessiz dinleyicisi oluyor. Ama bir gün ikisi birbirine denk geldiğinde umut dolu yepyeni bir hikaye yazılmaya başlıyor. Hayattaki tesadüflerin önemini bir kez daha hatırlatan bu yapım, biraz hüzünlü biraz mutlu kurgusuyla kalbe derinden dokunuyor.

Avatar: The Last Airbender (2. Sezon) – 25 Haziran

(Görsel: netflix)

Ünlü anime serisinin ardından dizi formatına uyarlanan “Avatar”, hikayesine ikinci sezonuyla kaldığı yerden devam ediyor. Son hava bükücü olan Aang, bu sezon rotasını Kuzey Su Kabilesi’nden alıp Toprak Krallığı’na çeviriyor. Yepyeni bir dünyaya adım atan karakterlerin dünyası yolda geliştirdikleri yeni arkadaşlıklar ile genişlerken medeniyetin zirvesi kabul edilen krallığın arkasındaki gizli sorunları ve entrikaları gündeme getiriyor. Görsel efektlerin ve prodüksiyon tasarımının zirve yaptığı sezon boyunca, antik dünya mimarisinden ilham alarak modellenen Ba Sing Se sokakları izleyiciye büyüleyici bir görsel şölen sunuyor. Diğer tarafta ise ekibin gireceği yepyeni bir savaşın sinyallerini veriyor.

Little Brother (Film) – 26 Haziran

(Görsel: imdb)

Netflix’in en yeni yapımlarından olan “Little Brother”, özellikle keyifli film gecelerinin vazgeçilmezi olacak bir komedi. Kendi imajını markalaştırarak adeta iş gibi yöneten bir emlakçı ve lüks takıntılı adamın, kendisiyle tam zıt karakterdeki küçük kardeşiyle ilişkisini oldukça komik bir dille ekranlara getiriyor. Büyük kardeş organize ve disiplinli bir karakterken; sınır tanımayan, kural dinlemeyen ve hiçbir sosyal formata girmeyen küçük kardeş yıllar sonra bir anda çıkıp geliyor. Bu iki adamın plansız şekilde kesişen hayatı ortaya absürt bir komedi çıkarırken, dışarıdan kusursuz görünen bir adamın içindeki gizli kırılganlıkları da görünür kılıyor. Zıtlıkların birleşiminden doğan çatışmalar, bol kahkaha garantili bir kurguya dönüşüyor.

İlginizi çekebilir: Netflix’teki en iyi doğa belgeselleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale