X

Londra’da mutlaka ziyaret etmeniz gereken en ilham verici müzeler

Londra denilince akla ikonik telefon kulübeleri, çift katlı otobüsler ve geniş kraliyet sarayları geliyor. Ancak Birleşik Krallık’ın bu zarif başkenti, tüm dünya kültürüne ev sahipliği yapan tarih müzeleri ve modern sanatın kalbinin attığı tasarım müzeleriyle her yıl tüm dünyadan milyonlarca turist ağırlıyor. Eğer bu yılki gezi rotanızda Londra’ya yer veriyorsanız, cıvıl cıvıl sokaklar ve görkemli yapılar arasında gezinirken yolunuzu kentin popüler müzelerine çevirebilirsiniz. Kent hafızasının doğrudan taşıyıcısı olan Londra müzeleri sadece klasik sergi mekanları olarak değil; mimarinin, bilimin, modern yaşamın ve kültürel aktivitelerin merkezi olarak da kullanılıyor. İşte devasa dinozor iskeletlerinden modern bilim projelerine kadar zengin koleksiyonuyla öne çıkan en iyi Londra müzeleri!

British Museum

Londra’ya British Museum’u gezmeden yapılan bir gezi, hiçbir zaman tamamlanmış sayılmaz. Sadece Londra’nın değil, tüm dünyanın en iyi müzeleri arasında yer alan British Museum; 1759 yılında “dünyanın ilk ulusal müzesi” olarak açıldığından beri yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Antik çağlara uzanan özel bölümünün yanı sıra sanat tarihi ve kültür tarihi alanlarını da kapsayan 8 milyondan fazla eser, müzenin kalıcı koleksiyonu arasında yer alıyor. Mısır hiyeroglifleri, Hindistan’ın Amaravati heykelleri ve Bodrum’daki Halikarnassos Anıtı gibi insanlık tarihine ışık tutan birçok kalıntı burada bulunuyor. Bu eserlerin birçoğunun nasıl elde edildiği ise İngiliz sömürge yönetimi yıllarına ışık tutuyor.

National Gallery (Ulusal Galeri)

Londra’nın ünlü Trafalgar Meydanı’na yukarıdan bakan National Gallery, kenti ziyaret eden herkesin mutlaka uğraması gereken noktalar arasında. İçindeki 2.000’den fazla tablo ile sanat tarihinin 13. ve 20. yüzyılları arasındaki dönüşümünü sergileyerek, dönem ruhunun nasıl değiştiğini ve günümüz sanat akımlarının nelerden ilham aldığını geniş bir perspektiften ele alıyor. Dünya sanat tarihine yön veren Van Gogh, Leonardo da Vinci, Claude Monet ve Rembrandt gibi önemli ressamların başyapıtlarına ev sahipliği yapıyor. İçindeki etkileyici koleksiyonun yanı sıra kültürel mirasın taşıyıcısı olan müze binası da ziyareti hak ediyor.

Science Museum (Bilim Müzesi)

Doğa Tarihi Müzesi’nin hemen bitişiğinde konumlanan Science Museum; uzay araştırmaları, bilimsel projeler ve bilgisayar çalışmalarını kapsayan geniş bir koleksiyon barındırıyor. Yanındaki müze ile birlikte doğal olan ve insan yapımı olan arasında düşündürtücü bir bağ kuruyor. 11. yüzyıldan kalma astronomi aletleri, uzay üslerinde kullanılan ekipmanlar ve aydan getirilmiş göktaşı gibi şaşırtıcı koleksiyonuyla dikkat çekiyor. Müze sisteminin interaktif eğitim kurgusu ise bu deneyimi çok daha anlaşılır ve keyifli kılıyor.

Natural History Museum (Doğa Tarihi Müzesi)

Ünlü müze üçlüsüne ev sahipliği yapan South Kensington Bölgesi’nde yer alan Natural History Museum, ülkedeki Romanesk uyanış dönemine ait görkemli bir yapıda konumlanıyor. Merkez salon tavanından sarkan 25 metrelik mavi balina iskeleti ile karakterize olan müze, kentin en tanınmış eserlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. 80 milyonluk dev koleksiyon arasında nesli tükenmiş fosillerden dev dinozorlara ve rengarenk elmaslara kadar şaşırtıcı ölçekte parçalar bulunuyor. Girişlerin ücretsiz olduğu müze önünde upuzun kuyruklar oluştuğundan, burayı ziyaret etmeden önce rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

Tate Modern

Londra kentsel dönüşüm vizyonunu en iyi özetleyen yapılardan olan Tate Modern; yıkılması planlanan eski ve bakımsız bir elektrik santralinin, yeniden işlevlendirilmesiyle hayat bulan ikonik bir müze. Thames Nehri kıyısındaki harabe bir bölgenin, müze binasıyla birlikte kentin en dinamik ve modern alanlarından birine dönüşmesi, endüstriyel mirasın kent kimliğine katkısını hatırlatıyor. Başlı başına bir şaheser olan yapının içinde ise kentin en yenilikçi ve sıra dışı sergileri yer alıyor. Dönemsel olarak değişen uzun süreli sergilerin her biri modern sanatın en ilham verici parçalarından oluşurken, tüm yıl aktif kullanılan eğitim ve etkinlik alanları kent yaşamını müze yapısıyla mükemmel şekilde harmanlıyor.

Design Museum (Tasarım Müzesi)

Eski Commonwealth Enstitüsü’nün yerinde bulunan Design Museum, 1960 yıllarındaki ikonik mimarisi ile dikkat çekiyor. Bölgedeki geleneksel evlerle tezat oluşturan modern tasarımı, geometrik şekilli ve cam cepheli mimarisiyle öne çıkıyor. Kütlede yarattığı bu farklılığı iç mekan sergilerine de taşıyarak modern sanat dünyasının en ikonik işlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Müzenin kalıcı parçaları; Wes Anderson’ın kişisel arşivlerinden 1980’ler Londra pop kültürüne kadar oldukça zengin bir retrospektif üzerinden ilerliyor. 

Wellcome Collection

Londra’da ücretsiz ziyaret edilecek en iyi müzeler arasında yer alan Welcom Collection; yarı müze, yarı kütüphane olarak hizmet veriyor. Tarih, bilim ve sanatı bir araya getiren koleksiyonu ile derin bir bilgi dehlizi sunuyor. Kütüphane arşivinin zenginliği ile kaliteli bilgiye erişimi kolaylaştırırken, insan bedeninin çöküşüne odaklanan kalıcı sergisi ile insan olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlatıyor. Ziyaretçilerini huzursuz etmek üzere kurgulanan sergi dizilimi, insan bedenine ve çürüme kavramına bakış açısını değiştirmeyi hedefliyor.

London Transport Museum (Londra Ulaşım Müzesi)

Londra denilince akla gelen kırmızı otobüsler, siyah taksiler ve dev metro hattı gibi taşıma sisteminin en ikonik parçaları, Londra Transport Museum’da yer alıyor. Londra’nın çamurlu ve pis sokaklı bir kentten, nasıl bu kadar sistematik ve işlevsel bir kente dönüştüğü etkileyici bir kurguyla anlatılıyor. 19. yüzyıldaki endüstrileşme döneminden başlayarak günümüz kentinin adım adım inşasını gözler önüne seriyor. Dünyanın ilk buharlı lokomotifleri ve Edward döneminden kalma tramvayları da müze koleksiyonları arasında bulunuyor. Üstelik bu müzeyi gece ziyaret etmek isteyenler için “Hidden London” adında ödüllü turlar da düzenleniyor.

Postal Museum (Posta Müzesi)

500 yıllık tarihi olan Birleşik Krallık posta sistemine saygı niteliğinde tasarlanan Postal Museum, haberleşme ağının sistematik kullanımını gözler önüne getiriyor. Müze sergisinde 1927 yıllarından başlayarak 2003 yılına kadar uzanan dev bir mektup koleksiyonu bulunuyor. Yer altındaki dar tünellerde çıkılan bu tarih yolculuğu, eski tren mezarlığı ve taşıma platformları ile ziyaretçiye etkileyici bir deneyim sunuyor. Ziyaretçilerine, dönemin kusursuz haberleşme ağının arkasında nasıl bir işleme mekanizması bulunduğunu gösteriyor.

Museum of the Home (Ev Müzesi)

Adı üstünde günlük ev hayatına odaklanan Museum of the Home, Londra’nın en değişik müzelerinden biri. 18. yüzyıldan kalma eski bakımevinde konumlanan bu müze, Doğu Londra bölgesinin günlük alışkanlıklarını ve kültürünü sergiliyor. Tüm iç mekanı yenilenen bakımevi, dönem ruhunu hatırlatan farklı ev tasarımları ile dikkat çekiyor. Her biri farklı bir evden köşe gibi tasarlanan bölümler ise özellikle ahşap panel kaplamalı duvarları, geleneksel mobilyaları, rengarenk zemin seramikleri ile sıcak bir nostalji sunuyor.  

Kaynak: nationalgeographic

İlginizi çekebilir: Dünyanın en iyi müze ve sanat galerileri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale