Bazı diziler biter, bazılarıysa yıllar geçse bile zihninizden çıkmaz. Breaking Bad, ikinci gruba giren ve televizyon tarihinin sınırlarını değiştiren yapımlardan biri. Walter White’ın sıradan bir kimya öğretmeninden suç dünyasının en tehlikeli isimlerinden birine dönüşmesi, yalnızca sürükleyici bir suç hikâyesi değil; güç, hırs, korku, aile ve insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi üzerine kurulmuş büyük bir karakter öyküsüydü.
Bu yüzden Breaking Bad bittikten sonra aynı etkiyi yaratacak bir dizi bulmak kolay değil. Sadece uyuşturucu veya mafya dünyasını anlatması da yeterli değil. Yavaş ama güçlü karakter dönüşümleri, ahlaki sınırların giderek silinmesi, beklenmedik sonuçlar doğuran kararlar ve sürekli yükselen gerilim gerekiyor.
Bu listede tam olarak bu duyguyu verebilecek yapımları seçtik. Suç dramalarından psikolojik gerilimlere, Amerikan televizyonunun klasiklerinden Avrupa’nın en karanlık yapımlarına kadar uzanan Breaking Bad’i sevenlerin bayılacağı 10 dizi karşınızda.
1. Better Call Saul – Bir İnsanın Yavaş Yavaş Kayboluşu
Breaking Bad bittikten sonra izlenecek ilk dizi konusunda fazla düşünmeye gerek yok: Better Call Saul. Vince Gilligan ve Peter Gould tarafından yaratılan dizi, Breaking Bad’de tanıdığımız Saul Goodman’ın aslında kim olduğunu ve Jimmy McGill adlı idealist sayılabilecek bir avukatın nasıl adım adım Saul’a dönüştüğünü anlatıyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2015–2022 |
| Tür | Suç, Dram, Gerilim |
| Yaratıcılar | Vince Gilligan, Peter Gould |
| Başrol | Bob Odenkirk |
| Sezon | 6 |
| IMDb | 9.0/10 |
Dizinin en büyük gücü, Jimmy’nin değişimini aceleye getirmemesi. Küçük tavizler, masum görünen yalanlar ve kestirme yollar zamanla geri dönüşü olmayan kararların temelini oluşturuyor. Bu açıdan Jimmy McGill’in Saul Goodman’a dönüşümü, Walter White’ın Heisenberg’e dönüşümünü hatırlatıyor. Ancak Better Call Saul bunu daha sessiz, psikolojik ve zaman zaman daha trajik bir biçimde gerçekleştiriyor.
Üstelik hikâye yalnızca Saul’dan ibaret değil. Mike Ehrmantraut, Gus Fring, Kim Wexler, Nacho Varga ve Lalo Salamanca gibi unutulmaz karakterler sayesinde Breaking Bad evreninin daha önce görmediğimiz katmanları açılıyor. Özellikle Jimmy ile Kim arasındaki ilişki, dizinin suç hikâyesinin ötesine geçmesini sağlayan en güçlü unsurlardan biri.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’de en çok Walter White’ın giderek değişmesini, karakterlerin verdiği kararların ağır sonuçlarını ve sakin başlayan sahnelerin bir anda dayanılmaz bir gerilime dönüşmesini sevdiyseniz Better Call Saul tam size göre. Burada da mesele yalnızca suç değil; bir insanın hangi noktada eski benliğini tamamen geride bıraktığını görmek.
İlk bölümlerde Breaking Bad kadar hızlı ilerlemesini beklememek gerekiyor. Better Call Saul sabır isteyen bir dizi, fakat karakterlerini kurdukça karşılığını fazlasıyla veriyor. Hatta finaline ulaştığınızda Breaking Bad’de gördüğünüz bazı karakterlere artık bambaşka gözlerle bakmanız mümkün.
Kısacası: Breaking Bad Walter White’ın nasıl Heisenberg olduğunu anlatıyorsa, Better Call Saul da Jimmy McGill’in nasıl Saul Goodman olduğunu anlatıyor. Ve bu dönüşüm, televizyon tarihinin en iyi yazılmış karakter yolculuklarından biri.
2. The Sopranos – Kötü Bir İnsanı Sevebilir misiniz?
Breaking Bad’den yıllar önce televizyon dünyasına anti-kahramanın ne kadar güçlü olabileceğini gösteren bir dizi vardı: The Sopranos. David Chase’in yarattığı yapım, New Jersey mafyasının önemli isimlerinden Tony Soprano’nun hem suç dünyasındaki iktidar mücadelesini hem de sıradan bir aile babası olarak yaşadığı sorunları merkezine alıyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 1999–2007 |
| Tür | Suç, Dram, Psikolojik |
| Yaratıcı | David Chase |
| Başrol | James Gandolfini |
| Sezon | 6 |
| IMDb | 9.2/10 |
Tony Soprano acımasız kararlar verebilen, insanları manipüle eden ve gerektiğinde şiddetten çekinmeyen bir mafya patronu. Fakat aynı zamanda panik ataklar yaşayan, annesiyle sorunları bulunan, çocuklarıyla uğraşan ve düzenli olarak psikiyatriste giden bir adam. Dizinin asıl başarısı da bu iki Tony’yi birbirinden ayırmamasında yatıyor.
Breaking Bad ile en güçlü ortak nokta burada ortaya çıkıyor. Walter White gibi Tony Soprano da seyircinin ahlaki sınırlarını sürekli test ediyor. Bir bölümde onun sorunlarını anlayabiliyor, birkaç sahne sonra yaptığı korkunç bir şey karşısında kendinizi ondan nefret ederken bulabiliyorsunuz.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Eğer Breaking Bad’de yalnızca uyuşturucu operasyonlarını değil, Walter White’ın zihnindeki değişimi ve gücün insanı nasıl dönüştürdüğünü sevdiyseniz The Sopranos mutlaka listenizde olmalı. Burada suç dünyası çoğu zaman arka planda işleyen büyük bir laboratuvar gibi; asıl mesele insanın kendisine söylediği yalanlar.
Ayrıca The Sopranos karakterlerini iyi veya kötü olarak kolayca sınıflandırmıyor. Aile, sadakat, ihanet, para, ölüm korkusu ve iktidar sürekli birbirine karışıyor. Bu nedenle dizi, klasik bir mafya hikâyesinden çok daha fazlasına dönüşüyor.
Kısacası: Walter White televizyon tarihinin en büyük anti-kahramanlarından biriyse, onun yolunu açan isimlerden biri Tony Soprano’ydu. Breaking Bad’in karakter derinliğini sevdiyseniz, The Sopranos’u atlamak büyük eksiklik olur.
3. Ozark – Suçun İçine Çekilen Bir Aile
Breaking Bad’e atmosfer ve hikâye yapısı açısından en fazla yaklaşan dizilerden biri kesinlikle Ozark. Dizi, finans danışmanı Marty Byrde’ın bir uyuşturucu karteli için kara para aklamak zorunda kalması ve ailesiyle birlikte Missouri’deki Ozarks bölgesine taşınmasıyla başlıyor. Ancak başlangıçta hayatta kalmak için yapılan hamleler, kısa sürede çok daha büyük bir suç düzeninin kapısını açıyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2017–2022 |
| Tür | Suç, Dram, Gerilim |
| Yaratıcılar | Bill Dubuque, Mark Williams |
| Başroller | Jason Bateman, Laura Linney |
| Sezon | 4 |
| IMDb | 8.4/10 |
Marty Byrde ile Walter White arasında önemli bir benzerlik var: İkisi de başlangıçta yaptıkları her şeyi ailelerini korumak için yaptıklarını söylüyor. Fakat suç dünyasında geçirilen süre uzadıkça hayatta kalmak ile güç sahibi olmak arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.
Ozark’ın farkı ise aileyi hikâyenin çok daha merkezine yerleştirmesi. Özellikle Wendy Byrde’ın geçirdiği dönüşüm, dizinin ilerleyen sezonlarında Marty’nin hikâyesi kadar önemli hale geliyor. Ruth Langmore ise dizinin en güçlü ve unutulmaz karakterlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Karteller, kara para, sürekli değişen ittifaklar, yanlış bir kararın onlarca bölüm sonra bile ortaya çıkan sonuçları ve giderek daralan bir kaçış alanı… Breaking Bad’de sevdiğiniz gerilim mekanizmasının önemli bir bölümünü Ozark’ta bulabilirsiniz.
Dizi özellikle karakterlerini rahat bırakmıyor. Çözülen her problem, beraberinde daha büyük bir sorun getiriyor ve Byrde ailesi kurtulmaya çalıştıkça suç dünyasının biraz daha derinine batıyor.
Kısacası: Breaking Bad’de “Bu iş artık daha ne kadar kötüye gidebilir?” diye düşünüp her seferinde yanıldıysanız, Ozark aynı hissi yeniden yaşatabilecek en güçlü dizilerden biri.
4. Fargo – Küçük Bir Karar, Büyük Bir Felaket
Sıradan insanların yanlış bir kararın ardından ne kadar karanlık yerlere sürüklenebileceğini anlatan dizileri seviyorsanız Fargo, Breaking Bad sonrasında izleyebileceğiniz en güçlü yapımlardan biri. Coen Kardeşler’in aynı adlı filminden esinlenen dizi, her sezon farklı karakterler ve farklı suç hikâyeleri üzerinden ilerleyen bir antoloji.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2014– |
| Tür | Suç, Dram, Kara Mizah |
| Yaratıcı | Noah Hawley |
| Başroller | Sezonlara göre değişiyor |
| Yapı | Antoloji |
| IMDb | 8.8/10 |
Fargo’nun dünyasında büyük felaketler çoğu zaman büyük suçlularla başlamıyor. Küçük bir yalan, yanlış zamanda verilen bir karar veya kolay para kazanma isteği yeterli oluyor. Ardından karakterler söyledikleri bir yalanı başka bir yalanla kapatmaya çalışırken olaylar giderek kontrolden çıkıyor.
Bu yönüyle Breaking Bad ile oldukça güçlü bir akrabalığı var. Walter White’ın attığı küçük adımların zamanla geri dönüşü olmayan sonuçlara dönüşmesi gibi Fargo karakterleri de kendi seçimlerinin yarattığı karanlığın içinde kayboluyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’in suç ile kara mizah arasındaki ince dengesini sevdiyseniz Fargo özellikle iyi bir tercih. Bir sahnede yaşanan absürtlüğe gülerken birkaç dakika sonra son derece sert bir şiddet sahnesiyle karşılaşabiliyorsunuz.
Üstelik her sezon yeni bir hikâye anlattığı için dizi kendisini sürekli yeniliyor. Özellikle ilk ve ikinci sezon, güçlü karakterleri, unutulmaz kötüleri ve giderek büyüyen gerilimiyle dizinin zirve noktaları arasında.
Kısacası: Breaking Bad size sıradan bir insanın birkaç yanlış seçimle ne kadar ileri gidebileceğini düşündürdüyse, Fargo aynı soruyu çok daha tuhaf, acımasız ve kara mizahla dolu bir dünyada yeniden soruyor.
5. The Wire – Suçun Ötesindeki Büyük Düzen
Breaking Bad suç dünyasına bireylerin gözünden bakıyorsa, The Wire kamerayı biraz daha geriye çekerek bütün sistemi gösteriyor. Baltimore sokaklarındaki uyuşturucu ticaretiyle başlayan hikâye; polis teşkilatından siyasete, liman işçilerinden eğitim sistemine ve medyaya kadar uzanan devasa bir şehir portresine dönüşüyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2002–2008 |
| Tür | Suç, Dram |
| Yaratıcı | David Simon |
| Başroller | Dominic West, Idris Elba, Wendell Pierce |
| Sezon | 5 |
| IMDb | 9.3/10 |
The Wire’ın en büyük farkı, klasik anlamda tek bir kahramanının olmaması. Polisler, uyuşturucu satıcıları, politikacılar ve sokaktaki gençler aynı düzenin farklı parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Dizide iyi ile kötü arasındaki çizgi çoğu zaman sandığınız kadar belirgin değil.
Özellikle Stringer Bell, Avon Barksdale ve Omar Little gibi karakterler, suç dizileri tarihinin en unutulmaz isimleri arasında. The Wire onları romantikleştirmek yerine verdikleri kararların arkasındaki ekonomik ve toplumsal düzeni anlamaya çalışıyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’de uyuşturucu ticaretinin yalnızca aksiyon tarafını değil; para akışını, güç dengelerini, sokak hiyerarşisini ve alınan kararların sonuçlarını sevdiyseniz The Wire çok daha geniş bir dünya sunuyor.
İlk bölümlerde dikkat isteyen bir anlatımı var. Fakat karakterler ve kurumlar birbirine bağlandıkça ortaya televizyon tarihinin en kapsamlı suç hikâyelerinden biri çıkıyor.
Kısacası: Breaking Bad suç dünyasında bir insanın nasıl değiştiğini gösteriyordu; The Wire ise o insanları üreten düzenin nasıl çalıştığını gösteriyor.
6. Narcos – Bir Uyuşturucu İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü
Breaking Bad’de küçük bir uyuşturucu operasyonunun devasa bir suç imparatorluğuna dönüşmesini izlemek sizi ekrana bağladıysa, Narcos bu dünyanın gerçek hayattaki çok daha büyük ve kanlı yüzünü gösteriyor. Dizi, Kolombiya’daki uyuşturucu ticaretinin yükselişini ve özellikle Pablo Escobar’ın kurduğu Medellín Karteli’ni merkezine alıyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2015–2017 |
| Tür | Suç, Dram, Biyografi |
| Yaratıcılar | Chris Brancato, Carlo Bernard, Doug Miro |
| Başroller | Wagner Moura, Pedro Pascal, Boyd Holbrook |
| Sezon | 3 |
| IMDb | 8.7/10 |
Narcos’un en güçlü taraflarından biri, uyuşturucu ticaretini yalnızca silahlı çatışmalardan ibaret göstermemesi. Para aklama, dağıtım ağları, devlet içindeki bağlantılar, rakip karteller ve siyasi güç dengeleri hikâyenin sürekli içinde.
Pablo Escobar’ın yükselişi de Walter White’ın hikâyesiyle ilginç bir ortak noktaya sahip: Bir noktadan sonra mesele artık para olmaktan çıkıyor. Güç sahibi olmak, korkulmak ve kurduğu imparatorluğu kaybetmemek çok daha önemli hale geliyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’de Gus Fring’in operasyonlarını, kartel savaşlarını ve Walter’ın giderek büyüyen güç arzusunu sevdiyseniz Narcos size oldukça tanıdık bir gerilim sunacak. Üstelik anlatılanların gerçek olaylardan beslenmesi dizinin yarattığı etkiyi daha da artırıyor.
Özellikle ilk iki sezon, Pablo Escobar’ın yükselişi ile kaçınılmaz çöküşünü son derece sürükleyici biçimde anlatıyor.
Kısacası: Breaking Bad kurgusal bir uyuşturucu imparatorluğunun nasıl doğduğunu gösteriyordu; Narcos ise gerçek dünyanın bundan çok daha büyük, karmaşık ve acımasız olabileceğini hatırlatıyor.
7. Snowfall – Sokaktan İmparatorluğa Uzanan Karanlık Bir Dönüşüm
Breaking Bad’de sizi en çok etkileyen şey Walter White’ın geçirdiği dönüşümse, Snowfall listenin en önemli dizilerinden biri. 1980’lerin Los Angeles’ında geçen hikâye, genç Franklin Saint’in uyuşturucu ticaretine girmesiyle başlıyor. Başlangıçta para kazanmak isteyen zeki ve hırslı bir genç olan Franklin, büyüyen işiyle birlikte bambaşka birine dönüşüyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2017–2023 |
| Tür | Suç, Dram |
| Yaratıcılar | John Singleton, Eric Amadio, Dave Andron |
| Başrol | Damson Idris |
| Sezon | 6 |
| IMDb | 8.4/10 |
Snowfall’un gücü Franklin’i bir anda suç dünyasının zirvesine çıkarmamasında. Attığı her adımın, kazandığı her paranın ve verdiği her tavizin bir bedeli var. Gücü arttıkça çevresindeki insanlarla ilişkisi ve hayata bakışı da değişmeye başlıyor.
Bu nedenle Franklin Saint ile Walter White arasında güçlü bir paralellik kurulabilir. İkisinin de hikâyesinde başlangıçtaki gerekçeler zamanla önemini kaybediyor; hayatta kalma isteğinin yerini kontrol ve güç arzusu almaya başlıyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Uyuşturucu ticaretinin nasıl büyüdüğünü, küçük kararların nasıl ölümcül sonuçlara dönüştüğünü ve bir karakterin sezonlar boyunca karanlık tarafa geçişini izlemeyi seviyorsanız Snowfall fazlasıyla karşılığını veriyor.
Dizinin ilerleyen sezonlarında gerilim belirgin biçimde yükselirken Franklin’in dönüşümü de hikâyenin merkezine yerleşiyor. Özellikle sonlara doğru Snowfall basit bir suç dizisinden çok, hırsın insana neler kaybettirebileceğine dair trajik bir hikâyeye dönüşüyor.
Kısacası: Walter White’ın Heisenberg’e dönüşümünü unutamıyorsanız, Franklin Saint’in yolculuğunu da kolay kolay unutmayacaksınız.
8. Barry – Güldürürken Giderek Karanlıklaşan Bir Hikâye
Barry, ilk bakışta Breaking Bad’e benzeyen bir dizi gibi görünmüyor. Hikâyenin merkezinde Los Angeles’a birini öldürmek için gelen ancak tesadüfen katıldığı oyunculuk kursundan etkilenerek kendisine yeni bir hayat kurmak isteyen kiralık katil Barry Berkman var. Fakat geçmişten kurtulmak, Barry’nin düşündüğü kadar kolay değil.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2018–2023 |
| Tür | Kara Mizah, Suç, Dram |
| Yaratıcılar | Alec Berg, Bill Hader |
| Başrol | Bill Hader |
| Sezon | 4 |
| IMDb | 8.3/10 |
Dizi başlangıçta kara mizah tarafını öne çıkarıyor. Ancak bölümler ilerledikçe ton giderek sertleşiyor ve Barry’nin kendisi hakkında kurduğu hikâyeyle gerçekte olduğu insan arasındaki uçurum ortaya çıkıyor. Barry yeni bir başlangıç istediğini söylerken sorunlarını tekrar tekrar şiddetle çözmeye devam ediyor.
Breaking Bad ile asıl benzerlik de burada ortaya çıkıyor: İnsan kendi kötülüğünü ne kadar süre haklı gösterebilir? Walter White gibi Barry de yaptığı şeyler için gerekçeler üretiyor ve zamanla bu gerekçelerin arkasına saklanıyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’in en karanlık anların arasına bile mizah yerleştirebilmesini seviyorsanız Barry’nin tonuna kolayca alışabilirsiniz. Fakat diziyi özel yapan yalnızca mizahı değil; bölümler ilerledikçe karakterini çok daha rahatsız edici bir noktaya taşıması.
Kısa bölümleri sayesinde oldukça hızlı ilerleyen Barry, özellikle karakter psikolojisine önem veren suç dizisi izleyicileri için güçlü bir alternatif.
Kısacası: Breaking Bad suç işleyen bir insanın kendisini nasıl haklı çıkardığını gösteriyordu. Barry ise aynı soruyu daha absürt, daha kısa ama giderek çok daha karanlık bir hikâyenin içinde soruyor.
9. Gomorrah – Suç Dünyasının En Acımasız Hali
Breaking Bad’in suç dünyasını romantikleştirmeyen tarafını sevdiyseniz, Gomorrah (Gomorra) sizi çok daha sert bir evrene götürüyor. Napoli ve çevresindeki Camorra yapılanmasını merkezine alan İtalyan dizisi; uyuşturucu ticaretini, güç savaşlarını ve suç örgütleri arasındaki bitmek bilmeyen hesaplaşmaları son derece karanlık bir atmosferle anlatıyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2014–2021 |
| Tür | Suç, Dram, Gerilim |
| Yaratıcı | Roberto Saviano |
| Başroller | Marco D’Amore, Salvatore Esposito |
| Sezon | 5 |
| IMDb | 8.6/10 |
Hikâyenin merkezinde özellikle Ciro Di Marzio ve Gennaro Savastano bulunuyor. Karakterlerin güç basamaklarını tırmanırken geçirdiği değişim, dizinin en etkileyici taraflarından biri. Burada yükselmenin bedeli yalnızca düşman kazanmak değil; aileyi, dostluğu ve sonunda insanlığın önemli bir bölümünü kaybetmek.
Gomorrah’ı pek çok suç dizisinden ayıran nokta ise dünyasında neredeyse hiç güvenli alan bırakmaması. Dostluklar çıkarlarla değişiyor, ittifaklar bir gecede bozulabiliyor ve verilen yanlış bir kararın bedeli son derece ağır olabiliyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’de Gus Fring, Salamanca ailesi ve kartel dünyasının yarattığı tehdidi sevdiyseniz Gomorrah bunun çok daha yoğun olduğu bir deneyim sunuyor. Suç burada hikâyenin belirli bir bölümü değil; karakterlerin yaşadığı dünyanın tamamı.
Üstelik dizide klasik anlamda kolayca destekleyebileceğiniz kahramanlar bulmak zor. Güç kazandıkça karakterlerin neleri feda edebildiğini izlemek, Gomorrah’ı sıradan bir mafya dizisinin ötesine taşıyor.
Kısacası: Breaking Bad suç dünyasının karanlığını gösteriyorsa, Gomorrah sizi doğrudan o karanlığın içine bırakıyor. Sert, kasvetli ve tavizsiz bir suç dizisi arıyorsanız listenin en güçlü seçeneklerinden biri.
10. Mr. Robot – Kontrolü Kaybetmenin Hikâyesi
Listenin son sırasında uyuşturucu kartellerinden ve mafya savaşlarından uzaklaşıyoruz. Ancak Mr. Robot, Breaking Bad’in psikolojik tarafını sevenler için listedeki en güçlü seçeneklerden biri. Hikâyenin merkezinde gündüzleri siber güvenlik uzmanı olarak çalışan, geceleri ise hacker kimliğiyle insanların hayatlarına giren Elliot Alderson bulunuyor.
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2015–2019 |
| Tür | Psikolojik Gerilim, Dram, Suç |
| Yaratıcı | Sam Esmail |
| Başroller | Rami Malek, Christian Slater |
| Sezon | 4 |
| IMDb | 8.5/10 |
Elliot, gizemli Mr. Robot ile karşılaştığında kendisini dünyanın en güçlü şirketlerinden birini hedef alan büyük bir planın içerisinde buluyor. Başlangıçta sisteme karşı verilen bir mücadele gibi görünen hikâye, ilerledikçe kimlik, kontrol, yalnızlık ve gerçeklik üzerine çok daha karmaşık bir anlatıya dönüşüyor.
Mr. Robot’un Breaking Bad ile bağı konusundan çok karakter anlatımında ortaya çıkıyor. İki dizide de merkezde giderek daha fazla sınırı aşan, kendi kararlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalan ve seyircinin sürekli yeniden değerlendirdiği bir karakter bulunuyor.
Breaking Bad’i Sevenler Neden İzlemeli?
Breaking Bad’i yalnızca uyuşturucu ve suç hikâyesi olduğu için değil, Walter White’ın zihnine bu kadar yaklaşabildiğimiz için sevdiyseniz Mr. Robot güçlü bir tercih. Dizinin anlatımı zaman zaman seyirciyi bile gördüklerinden şüphe ettirecek kadar psikolojik hale geliyor.
Görüntü yönetimi, müzik kullanımı, anlatı tercihleri ve Rami Malek’in performansı da dizinin kendine özgü atmosferini güçlendiriyor. Özellikle ilerleyen sezonlarda başlangıçta önemsiz görünen ayrıntıların çok daha büyük anlamlar kazanması dikkat çekici.
Kısacası: Breaking Bad’de sizi etkileyen şey bir karakterin kendi yarattığı dünyanın içinde giderek kaybolmasıysa, Mr. Robot farklı bir hikâyeyle benzer derecede güçlü bir psikolojik yolculuk sunuyor