İstanbul’da sonbaharın kültür sanat temposu ekim ayında iyice hızlanıyor. Yeni sezonda başlayan birçok sergi bu ay son ziyaretçilerini ağırlarken listeye yeni grup seçkileri ve uzun soluklu müze programları ekleniyor. Fotoğraftan resme, performanstan yerleştirmeye uzanan program, kentin farklı noktalarında hem kısa süre içinde kapanacak sergileri hem de 2027’ye kadar devam edecek güçlü seçkileri bir araya getiriyor.
Akaretler’den Beyoğlu’na, Dolapdere’den Zeyrek’e uzanan ekim rotasında hafıza, aidiyet, doğa, beden, kent ve dönüşüm gibi temalar farklı sanatçıların üretimleriyle yeniden yorumlanıyor. Ay boyunca İstanbul’da görülmeye değer sergileri sizin için derledik.
Artweeks Istanbul “Collectors” | Akaretler Sıraevler, 17 Eylül – 8 Kasım
Artweeks Istanbul, 2026 sonbaharında “Collectors” edisyonuyla üç farklı koleksiyoner bakışını Akaretler Sıraevler’de bir araya getiriyor. Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci koleksiyonlarından hazırlanan seçkiler; Türkiye’den ve dünyadan modern ve çağdaş sanat üretimlerini farklı koleksiyon oluşturma yaklaşımları üzerinden yan yana getiriyor. Zengin program, tek bir sergiden çok farklı koleksiyonların nasıl şekillendiğine ve eserler arasında nasıl kişisel ilişkiler kurulabildiğine bakma fırsatı sunuyor. Ücretsiz ziyaret edilebilmesi ve Akaretler boyunca farklı yapılara yayılması nedeniyle ekim ayında uzun bir sanat rotası oluşturmak isteyenler için güçlü bir başlangıç noktası.
Mute | İstanbul Concept Gallery, 10 Ekim’e kadar
Elena Papadimitriou’nun MUTE başlıklı kişisel sergisi, sessizlik fikrini bu kez doğa ve dönüşüm üzerinden ele alıyor. Sanatçının önceki üretimlerinde doğrudan kadın figürüyle kurduğu anlatı, yeni sergide başaklara ve bitkisel formlara dönüşüyor. Toprağa köklenen ancak ışığa doğru uzanan başaklar; kadın bedeniyle birlikte kırılganlık, direnç, bereket ve yaşamın devamlılığına dair bir metafor haline geliyor. Papadimitriou’nun figür ile doğa arasında kurduğu bu ilişki, sessizliğin içinde değişim ve dayanıklılık barındıran bir alan olarak okumaya davet ediyor. Ekim ayının ilk günlerinde kapanacağı için listenin ön sıralarına alınabilecek sergilerden.
Hatıra Ormanları | Labirent Sanat, 17 Ekim’e kadar
Görsel: evrensel
Emre Celali’nin Hatıra Ormanları sergisi, insanın doğayla kurduğu ilişkiye yalnız bugünden değil, medeniyet tarihinin çok daha uzun zaman çizgisi üzerinden bakıyor. Mağara duvarındaki ilk el izlerinden bugünün teknolojiyle dönüşmüş manzaralarına kadar uzanan anlatı; insanın geride iz bırakma, zamanı aşma ve geleceği biçimlendirme arzusunu merkeze alıyor. Sergide manzaraları gerçekte insan müdahalesi, teknoloji ve çevrenin birbirini sürekli değiştirdiği hibrit bir alan olarak ele alınıyor. Doğa resimlerinin ötesinde hafıza, yok oluş ve insanın dünyadaki izi üzerine düşünmek isteyenler için daha kavramsal bir sergi deneyimi sunuyor.
Nebulous | Evin, 24 Ekim’e kadar
Görsel: artcolumn
Devin Oktar Yalkın’ın Nebulous sergisi; hafıza, mesafe ve bir yere ait olma hissini sanatçının Türkiye’ye duyduğu özlem üzerinden araştırıyor. Farklı yıllarda ve farklı coğrafyalarda çekilmiş fotoğraflar; insanlar, hayvanlar, iç mekanlar ve doğa görüntüleri arasında dolaşırken birbirine ortak bir duyguyla bağlanıyor. Sergide suyun sık sık karşımıza çıkması da hem uzaklığı hem de bir yerden başka bir yere geçişi temsil eden önemli bir görsel unsur haline geliyor. “Belirsiz, puslu, tam olarak seçilemeyen” anlamlarını taşıyan Nebulous adı ise zaman geçtikçe anıların nasıl değiştiğine işaret ediyor. Fotoğrafın bir yeri belgelemekten çok onu hatırlama biçimimize nasıl dönüştüğünü görmek isteyenler için güçlü bir seçki.
Eve Dönüş (Homecoming) | Pilot Galeri, 31 Ekim’e kadar
PİLOT’un Eve Dönüş sergisini özel yapan şey hem içeriği değil hem gerçekleştiği mekanın ta kendisi. Galeri, 12 yılın ardından ilk kurulduğu Sıraselviler Caddesi 83 numaradaki adresine geri dönüyor ve yeni dönemini uzun yıllardır birlikte çalıştığı sanatçıları bir araya getiren bu grup sergisiyle açıyor. Hamra Abbas, Ece Ağırtmış, Atıf Akın, Halil Altındere, Ali Miharbi, İrem Tok ve Gözde Mimiko Türkkan’ın da aralarında bulunduğu 15 sanatçının çoğu sergi için üretilmiş yeni çalışmalarını görmek mümkün. Belirli tek bir tema yerine galerinin geçmişi, sanatçıları ve yeni mekanı arasında bağ kuran seçki, adını aldığı “eve dönme” fikrini kurumsal belleğin de parçası haline getiriyor.
Bir Bakışın Mirası | MGSÜ Tophane-i-Amire Kültür Sanat Merkezi, 25 Ekim’e kadar
212 Photography Istanbul kapsamında gerçekleşen Bir Bakışın Mirası, Yann Arthus-Bertrand’ın 1970’lerden bugüne uzanan yarım asrı aşkın üretimine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sanatçının dünyayı havadan görüntülediği ünlü Earth from Above serisinin yanı sıra The French, Good Breeding, The Horses ve Kenya’da gerçekleştirdiği erken dönem çalışmaları da seçkide buluşuyor. İnsan, hayvan ve yaşadığımız çevreyi birbirinden ayrı konular yerine aynı ekosistemin parçaları olarak ele alan yaklaşım, sergiyi klasik bir retrospektif fotoğraf seçkisinden çıkarıyor. Özellikle çevre, insan-doğa ilişkisi ve belgesel fotoğrafla ilgilenenler için ekim programının en kapsamlı fotoğraf duraklarından biri.
Anka Kuşu Kalesi | SANATORIUM, 17 Eylül – 31 Ekim
Christiane Peschek’in Anka Kuşu Kalesi sergisi, insanın merkezde olmadığı hayali bir gelecek üzerinden dönüşüm ve yeniden doğuş fikrine yaklaşıyor. Dünyayı sürekli değişen ve kendi belleğini taşıyan canlı bir sistem gibi ele alan sanatçı; tortulaşma, erozyon, kül, köklenme, sıkışma ve arınma gibi jeolojik süreçleri duygusal dönüşümlerin dili haline getiriyor. Ortaya çıkan dünya, kıyamet sonrasını karanlık bir son olarak değil yeni biçimlerin ortaya çıkabileceği spekülatif bir oyun alanı gibi düşünüyor. Doğa, madde, zaman ve hafıza arasındaki sınırların bulanıklaştığı sergi, klasik çevre anlatılarından daha deneysel ve gelecek odaklı bir yaklaşım arayanlara hitap ediyor.
Sessiz Mevcudiyet | Dirimart, 31 Ekim’e kadar
Ebru Duruman’ın Sessiz Mevcudiyet sergisi, değişirken aynı kişi olarak kalmanın ne anlama geldiğine beden ve doğa arasındaki ilişki üzerinden bakıyor. Ağaçlar, kökler, su ve taş insan bedenleriyle birleşiyor; figürler kimi zaman çevrenin içinde çözülüp yeni biçimlerle yeniden ortaya çıkıyor. Bu görsel dönüşüm, kimliği sabit ve değişmez bir yapı yerine yaşanan deneyimlerle sürekli yeniden şekillenen bir süreç olarak ele alıyor. Sanatçının kişisel bir değişim döneminden doğan resimleri hepimizin hayat boyunca farklı versiyonlarımıza dönüşme biçimimize temas ediyor. Özellikle figüratif resim ile doğa arasındaki geçişleri sevenler için ekim bitmeden görülebilecek dikkat çekici sergilerden.
Karşılaşmalar Atlası | Zeyrek Çinili Hamam, 29 Eylül – 31 Ocak 2027
Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Karşılaşmalar Atlası, eserlerin yanı sıra mekanla da ayın en özel deneyimlerinden birini sunuyor. Zeyrek Çinili Hamam’ın altında yer alan tarihi Bizans sarnıcına yayılan otuzdan fazla eser; astronomi, İstanbul, mimarlık, beden ve hafıza arasında beklenmedik bağlantılar kuruyor. Červený’nin 2009’daki İstanbul seyahatinde karşılaştığı astronomi metinlerinden başlayan araştırması, İstanbul Boğazı ve kentin tarihsel katmanlarından beslenen yeni üretimlere uzanıyor. Resimlerin yanında parşömen heykel, eski İstanbul gravürlerine müdahaleler ve nakışlı peştemal yerleştirmeleri de bulunuyor. Tarihi mekan ile çağdaş sanatın birbirini gerçekten dönüştürdüğü sergileri sevenler için özellikle görülmeye değer.
Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım | Pera Müzesi, 31 Ocak 2027’ye kadar
Pera Müzesi, Frank Bowling’in altmış yılı aşan üretimini İstanbul’da ilk kez kapsamlı biçimde izleyiciyle buluşturuyor. Alistair Hicks küratörlüğündeki sergide Bowling’in farklı dönemlerinden resimler, ünlü Harita serisinden çalışmalar ve ilk kez sergilenen eserler Francis Bacon ile Victor Willing’in seçili yapıtlarıyla yan yana geliyor. Bu üçlü karşılaşma; soyutlama ile figür, rastlantı ile kontrol, düzen ile kaos arasındaki ilişkilere farklı açılardan bakmayı mümkün kılıyor. Bowling’in kişisel tarih, göç, renk ve mekanla kurduğu ilişkinin izlerini sürerken bir resmin bitmiş bir yüzeyden çok sürekli değişebilen bir alan olarak nasıl ele alınabileceğini de gösteriyor. Resim sanatına odaklanan güçlü bir müze sergisi arayanlar için listenin önemli duraklarından biri.
1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar | Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, 26 Eylül 2026 – 12 Temmuz 2027
Türk resim tarihinin en önemli kuşaklarından birine ayrılan sergi, Türkiye İş Bankası ve Arkas koleksiyonlarından yaklaşık 200 eseri bir araya getiriyor. İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Hüseyin Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran ve Hikmet Onat gibi 1914 Kuşağı ressamları yalnızca kendi yapıtlarıyla değil, hocaları, aynı dönemde üreten sanatçılar ve yetiştirdikleri öğrencilerle birlikte ele alınıyor. Böylece sergi, tek tek ünlü tabloları göstermenin ötesine geçerek bir sanat kuşağının nasıl oluştuğunu ve sonraki kuşakları nasıl etkilediğini görünür kılıyor. Türkiye resim sanatını tarihsel bir bağlam içinde okumak isteyenler için uzun süre ziyaret edilebilecek kapsamlı bir seçki.
Not Yet Gone | Shiva Zahed Gallery, 18 Eylül – 7 Kasım
İran’da yaşayan yedi sanatçıyı bir araya getiren Not Yet Gone, fotoğrafın geçmişi olduğu gibi saklayan sabit bir belge olduğu fikrine karşı çıkıyor. Sergide görüntüler; geçmiş, bugün ve gerçekleşmemiş olasılıkların birbirine karıştığı değişken alanlara dönüşüyor. Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Alborz Kazemi, Rana Heidarzade, Omid Mehdizade ve Arya Tabandehpoor’un işleri hafıza ve zamanla kurdukları farklı ilişkiler üzerinden yan yana geliyor. Jacques Derrida’nın “hauntology” kavramından beslenen sergi, geçmişte kalmış görünen şeylerin bugünde nasıl yaşamaya devam ettiğini araştırıyor. Fotoğrafı yalnızca temsil ettiği görüntü üzerinden değil hafıza ve zaman üzerinden okumayı sevenler için oldukça güçlü bir grup sergisi.
Mehtap Baydu: Seni Sevmek Çok Zor! | Arter, 29 Nisan – 15 kasım
Mehtap Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal kişisel sergisi Seni Sevmek Çok Zor!, sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video arasında dolaşan üretimlerini bir araya getiriyor. Selen Ansen küratörlüğünde hazırlanan seçkide yeni çalışmalar, sanatçının yakın dönem eserleriyle yan yana gelirken beden ile nesne arasındaki ilişki serginin temel hatlarından birini oluşturuyor. Baydu’nun kişisel hafızasından aldığı imgeleri farklı kimlikler, malzemeler ve insan dışı unsurlarla dönüştürmesi ise kimliği sabit bir tanımdan çok değişken bir deneyim olarak düşünmeye açıyor. Beden, yakınlık, mesafe ve dönüşüm gibi konulara performatif ve malzeme odaklı bir üretim üzerinden yaklaşmak isteyenler için kasım ortasına kadar görülebilecek güçlü bir Arter sergisi.
Üçgen: Bir Diyalog | Rast Gallery, 19 Eylül – 15 Kasım
Görsel: altınbaşüniversitesi
ÜÇGEN’in ikinci edisyonu, çağdaş sanat üretiminin üç önemli aktörünü aynı yapı içinde buluşturuyor: sanatçı, küratör ve koleksiyoner. Her “üçgen”, bir sanatçının pratiği etrafında bu üç aktörün birlikte düşünmesi ve çalışması fikrine dayanıyor. 2026 edisyonunda Furkan Öztekin, Merve Mepa ve Şule Nur Alev’in üretimleri; küratörler Melis Bektaş, Naz Kocadere ve Uras Kızıl ile koleksiyonerler Ari Meşulam, Öner Kocabeyoğlu ve Zülal Gülçur’un katılımıyla şekilleniyor. Tek tek eserlerden çok bir sanat yapıtının üretim, küratöryel düşünce, sergileme ve koleksiyon süreçleri arasındaki yolculuğunu merak edenler için farklı bir sergi modeli sunuyor. Yeni mekanındaki sergi, sanat ekosisteminin çoğunlukla perde arkasında kalan ilişkilerini de görünür hale getiriyor.
İlginizi çekebilir: Sonbahar okuma listesi