Ağustosun yıl içinde kendine özgü bir geçiş hissi olduğu doğru. Günler hala uzun, hava hala yaz gibiyken takvim yavaş yavaş sonbahara, okula, işe ve daha düzenli rutinlere doğru eğilmeye başlıyor. Tatilin son günleri, açık havada yenilen yemekler ya da gün batımına denk gelen kısa yürüyüşler bu yüzden biraz daha kıymetli hissettirebiliyor. Zihin bir yandan mevsimin tadını çıkarmak isterken, diğer yandan yaklaşan yoğunluğu düşünmeye başlıyor.
Doğal geçiş dönemlerinin duygu düzenleme üzerinde etkili olabileceğini gösteren bir araştırma, mevsim değişimleri gibi önemli eşiklerin bazı kişilerde fazla düşünmeyi artırabileceğini, bazıları içinse farkındalığı yüksek bir yenilenme alanına dönüşebileceğini ortaya koyuyor. Tam da bu noktada “savoring” kavramı devreye giriyor. Bu kavram güzel bir anı hızla tüketmek yerine onu fark ederek, sindirerek ve duyularla derinleştirerek biraz daha yavaş yaşamak anlamına geliyor.
Bununla birlikte sadece keyif almayı tanımlamaktan öteye geçerek mevcut deneyimi bilinçli şekilde büyütme becerisi olarak kabul görüyor. İşte bu nedenle çoğu kişinin zorlandığı yazdan sonbahara geçiş sürecinde, “savoring” size de tatilin son günlerini bilinçli şekilde değerlendirme şansı sunabilir ve iyi anıları daha yavaş tüketmenizi sağlayabilir.
Savoring nedir?
Savoring, en basit tanımla olumlu bir deneyimi bilinçli şekilde fark etme anlamına geliyor. Mevcut iyi deneyimi derinleştirerek uzatma becerisi olarak da bilinen bu kavram hayatın her anında karşımıza çıkabiliyor. Örneğin; fonda çalan iyi bir müzik, leziz bir akşam yemeği, hoş bir sohbet ya da gün batımı gibi basit görünen her şey savoring ile çok daha derin bir anlam taşıyabiliyor. İçte sıcaklık bırakan herhangi bir an, bu yöntem sayesinde daha yavaş tüketilerek içsel tatmini artıran önemli bir etmene dönüşebiliyor.
Savoring, ilk bakışta keyif almaya benzetilse de ondan belirgin bir farkla ayrışıyor. Çünkü keyif, daha çok kendiliğinden gerçekleşebilen bir şeyden hoşlanma halini tanımlarken, savoring söz konusu olduğunda bilinci ve dikkati farkındalıkla yönlendirmek gerekiyor. Yani bir şeyden sadece keyif alıp “güzelmiş” diyerek geçmek ile o güzelliği bedende, zihinde ve duyguda tartıp yakından izlemek birbirinden epey ayrışıyor. Savoring sayesinde bu güzelliğin bıraktığı etkiyi daha iyi tanıyarak olumlu faydaları özümsemek kolaylaşıyor. Bu yönüyle psikoloji literatürüne giren savoring, olumlu deneyimleri bilinçli biçimde fark etme, yoğunlaştırma ve sürdürme süreci olarak ele alınıyor. Bu beceri sayesinde kişi, yaşadığı olumlu duyguları hem daha iyi kavrayıp pekiştirebiliyor hem de genel iyi oluş halini güçlendirebiliyor.
Mutlu anlar neden bu kadar hızlı geçer?
Zihin çoğu zaman tehditleri, eksikleri ve yapılması gerekenleri olumlu anlardan daha hızlı yakalar. Bunun nedeni zihnin hayatta kalma önceliğinin keyiften çok riskleri takip etmeye yatkın olmasıdır. Bu yüzden güzel bir an yaşarken bile akıl kolayca “Şimdi ne olacak”, “Şunu halletmem gerekiyor” gibi olumsuz düşüncelere kayabilir. Bu durum mutluluğun değersiz olduğunu göstermez. Sadece zihnin sorunlarla baş ederek hayatta kalma sürecinin bir parçasıdır.
Mutlu anların çabuk geçmesine neden olan bir başka alışkanlık da çağımızın sürekli artan hızıdır. Gün içinde bir sürü şeye aynı anda yetişmeye çalışırken ve farklı görevler arasında dağılırken zamanı verimli kullanmak hiç olmadığı kadar değerli hale gelir. Ancak çoğu kişi her şeyi çabuk tüketmeye alıştığı için iyi gelen anları doğru tespit edemeyerek o anların da hızla akıp geçmesine izin verebilir. Bize iyi hissettiren anlarda genellikle fotoğraf çeker, çektiğimiz fotoğrafı paylaşır, beğenilere bakar ve anın farkına varmadan bir sonraki plana geçeriz. Tüm bu hızlı tüketim süreci nedeniyle bazen içinde bulunduğumuz anın ne kadar değerli olduğunu fark etmek ve o mutluluk anında kalıp onu uzatmak mümkün olmaz.
Tam olarak çağımızın hız sorununa çözüm sunan savoring ise farkında olmadan yaptığımız bu tür otomatik geçişleri yavaşlatır. Zihne o anın önemli olduğu mesajını ileterek mutluluğu büyütmeye yardımcıdır. Bununla birlikte mutlu anı büyütmek için onu abartmak da gerekmez. Bazen yalnızca birkaç saniye daha fark etmek bile yeterlidir.
Savoring nasıl uygulanır?
Savoring’in belki de en güzel taraflarından biri, herkese uygun katı bir uygulama reçetesine sahip olmaması. Mutlu ve iyi hissetme anları kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinden, ayrıca bu anların ne kadar küçük veya büyük olduğu fark etmediğinden günlük akıştaki herhangi bir olay rahatlıkla etkili bir savoring pratiğine dönüştürülebiliyor. Her şeyin temeli, günlük hayattaki bu ufak anları fark etme haliyle başlıyor. Çünkü olumlu deneyimin fark edilmesi, onu büyütüp pekiştirmeye yarayacak sonraki adımları daha anlaşılır kılarak zihinsel ve bedensel farkındalığa alan açıyor.
Elbette gün içinde farkındalığı artırmak için deneyebileceğiniz birkaç ufak adım da bulunuyor.
- Günlük hayata duyularınızı dahil edin ve güzel bir an yaşarken yalnızca ne olduğuna odaklanmakla kalmayın. Aynı zamanda ne gördüğünüzü, ne duyduğunuzu, neyin kokusunu aldığınızı, bedeninizde nasıl bir rahatlama ya da ne kadar canlı hissettiğinizi fark etmeyi deneyin.
- İçinde bulunduğunuz anı zihninizde yavaşlatın ve kendinize o an size iyi gelen şeyin ne olduğunu sorun. Sorunun cevabı içtiğiniz sıcak bir içecek, güzel bir manzara veya ılık bir esinti olabilir. Bu birkaç dakikalık içsel arayış bile aldığınız keyfi katlamanızı sağlayabilir.
- Ne kadar küçük olursa olsun hiçbir olumlu duyguyu küçümsemeyin. “Abartılacak bir şey yok” demek yerine, mevcut durumdaki iyi yönleri fark edin ve mutluluğu büyük veya kusursuz koşullara bağlamayın.
- Anıları paylaşarak daha değerli kılın. Size iyi gelen bir anı güvendiğiniz biriyle paylaşarak, o deneyimin duygusal etkisini artırmayı deneyin. Çektiğiniz bir fotoğrafa bakmak, kısa bir mesaj yazmak ya da tattığınız lezzeti tarif etmek zihninizde o anı tekrar yaşamanızı sağlayarak paylaşım yoluyla hislerinizi güçlendirebilir.
- Özel anıları sonradan tekrar hatırlayın. Çünkü savoring sadece anda kalarak yapılan bir eylem değildir. O an geride kalmış olsa da üzerinizde bıraktığı olumlu etkinin sürmesi için sonradan hatırlama tekniğini kullanabilirsiniz. Gün sonunda size iyi hissettiren bir anı yeniden hatırlamak, zihindeki stres faktörlerini dengeleyerek sakinleştirici bir etmene dönüşebilir.
Savoring’i günlük hayata katmak için büyük değişiklikler yapmanız gerekmez. Bugün iyi gelen bir şeyi 10 saniye daha uzun fark etmek, bir yemeği yerken aceleye getirmemek veya sevdiğiniz biriyle konuşurken telefonunuzu bir süre kenara bırakmak bile sandığınızdan daha etkili olabilir.
Kaynak: psychologytoday, frontiers
İlginizi çekebilir: https://www.uplifers.com/gunluk-hayatin-stresinden-uzaklastiran-mindfulness-pratikleri/