X

Yeni yıla girmeden geride bırakmanız gereken 10 düşünce

İyisiyle, kötüsüyle koskoca bir yılı daha geride bırakırken, 2022 yılının nasıl sürprizlerle geleceği hepimiz için bir merak konusu. Pandemiyle birlikte gelen zorlukların etkisini hala hissetmeye devam ettiğimiz ve belirsizlik ortamı nedeniyle umudumuzu ve iyimserliğimizi korumakta zorlandığımız için çoğumuzun bu yılı endişeli karşılayacağı ve zihinlerimizin bir köşesinde ‘Acaba gelen gideni aratacak mı?’ sorusunun yankılandığı kaçınılmaz bir gerçek. Ancak yeni bir yıla yeni başlangıçlarla ‘merhaba’ demeden önce, 2021 yılının size öğrettiklerini, hayatınıza getirdiklerini ve götürdüklerini gözden geçirmek; size yaşattığı tüm duyguları kucaklayarak ona teşekkür etmek; keyifli bir kapanışı yaparak bir yılı daha geride bırakmış olmanın mutluluğunu hissetmek daha umutlu ve huzurlu bir başlangıç yapabilmeniz için son derece önemli.

Hayat karşımıza birçok olumsuzluk, kabullenemediğimiz değişiklikler ya da çaresizlik anları çıkarabiliyor. Ancak geçmişi geride bırakıp ilerleyebilmek istiyorsanız, yeni yılla birlikte bakış açınızı değiştirmeniz ve olumsuz düşüncelerinizi zihninizden uzaklaştırmanız şart. Sizi geçmişe bağlayan ve yeni bir başlangıç yapmak için harika bir fırsat olan yeni yılla birlikte kurtulmanız gereken tüm düşünce kalıplarını yazımızda bir araya getirdik. Unutmayın, bakış açınızı ve zihniyetinizi değiştirmek yaşamınız için hedeflediğiniz büyük ya da küçük tüm değişimlerin anahtarı olacak. İşte eski yılla birlikte geride bırakmanız gereken 10 düşünce kalıbı:

1. “Başka seçeneğim yok.”

Geleceğinizi şekillendiren, yaptığınız seçimlerdir. Kişiliğiniz, düzenli olarak yaptığınız şeyler üzerine kurulu. Hayat yolunda hangi yöne ve nasıl gittiğiniz ise, oraya hızlı şekilde varmaktan çok daha önemli.

Benzer problemlerle karşılaştığınızda, benzer şekilde karşılık vermeniz çok doğal. Ancak alacağınız sonuçları değiştirmek istiyorsanız, bakış açınızı ve davranışlarınızı da değiştirmeniz gerekiyor. Bu noktada cevap bulmanız gereken soru, “geçmişte takılı kalmak mı, yoksa geleceğe bakmak mı?” olmalı. Sizin için önemli olan geleceğinizi şekillendirmek ve geçmişi geride bırakıp bembeyaz bir sayfa açmaksa her zaman verdiğiniz tepkiler yerine alternatifleri değerlendirmek, davranışlarınızı ve düşünce yapınızı değiştirmek ve yeni seçimler yapmak için adım atmayı öğrenmelisiniz. Seçenekleriniz sınırsız, yapmanız gereken tek şey bu seçenekler arasından yaşamınızı güzelleştirebilecek olanlar bir şans vermek.

İlginizi çekebilir: Kişisel gelişimin anahtarı: Büyüme odaklı zihniyet

2. “Hayat çok kolay.”

Hayat kolay değil, aksine oldukça zor. İlerlemek ise, ancak bu gerçeği kabullendiğiniz zaman mümkün. Hayatın kolay olmadığı düşüncesini kalbinizde ve beyninizde kabul ettiğiniz zaman, problemlerinizi çözmeniz daha kolay olacaktır. Çünkü zorlukları kabul etmek, şaşırma, hayal kırıklığına uğrama ihtimalinizi azaltarak, kolay kolay pes etmemenize yardımcı olur. Yaşamınızda kontrol edemeyeceğiniz pek çok olayla, durumla ya da tepkiyle karşılaşabilirsiniz. Önemli olanın kontrol edebileceklerinizi değiştirmeye çalışmak, kontrol edemeyeceklerinizi ise kabul ederek yolunuza devam etmek olduğunu unutmamalısınız. 

İlginizi çekebilir: Radikal Kabul: Kendinizi olduğunuz gibi kabul ederek değişebilmenin formülü

3. “Hiçbir şey değişmiyor.”

Ünlü filozof Herakleitos’un da dediği gibi ‘Değişmeyen tek şey değişimin kendisi.’ İlerlemek istediğiniz yolu, kaderinizle karıştırmamalısınız. Şu an yaşadığınız zorluklar, gelecekte de devam etmek zorunda değil. Önemli olan, sabırlı olmak. Çünkü hedefinize ulaşmak ne kadar zaman alırsa alsın, sonunda yaşayacağınız mutluluk yaşadığınız zorlukların tümüne değecek. Yeter ki değişimin varlığına, yaşamdaki her şeyin değişebileceği gerçeğine ve kendi yaşamınızı dönüştürebileceğinize olan inancınızı kaybetmeyin. Değişimi kabul ettiğiniz anda yaşamınızda bazı şeylerin kendiliğinden dönüştüğünü göreceksiniz. 

İlginizi çekebilir: Değişim nasıl gerçekleşir: Kendinize sorabileceğiniz 5 soru

4. “Her şey çok kötü gidiyor.”

Hayatınızda her şey yolundayken, her şeyin bir sebebi olduğu düşüncesine tutunmak kolaydır. Ancak işler kötü gittiğinde, aynı düşünceye tutunmak ve güçlü kalmak birçoğumuz için oldukça zor. Yaşam inişlerle ve çıkışlarla dolu bir yolculuk ve tıpkı her şey yolunda gittiğinde bunu kolaylıkla kucaklayabildiğimiz gibi, olumsuz deneyimleri de yaşam yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olarak kabul etmemiz son derece önemli. Nasıl bir durumun içinde kalırsanız kalın, umudunuzu canlı tutun, cesur ve güçlü durmaya çalışın. Her şeyin bir nedeni olduğunu, her kötülükte bir iyilik olabileceğini kabul edin ve yolunuza devam etmekten hiç vazgeçmeyin.

İlginizi çekebilir: Zor zamanlardan geçerken unutmamanız gereken 10 gerçek

5. “Herkes benden daha iyi.”

“Şu fotoğrafın güzelliğine bak. Ben ona kıyasla fotoğraflarımda ne kadar ezik görünüyorum. Hayatın her alanında nasıl kazanabilir insan, her şeyi nasıl bu kadar mükemmel olabilir? Harika bir işi var, özgürce seyahat ediyor, evinin dekorasyonu ne özenli, belli ki çok para kazanıyor. Kendine de bakmayı ihmal etmemiş. Ne kadar fit bir vücudu var. Benim gibi göbeği, selülitleri falan yok.” Bu cümleler size de bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Hepimizin içinde bir ‘Herkes benden daha iyi.’ diye var gücüyle bağıran bir ses var ve ne zaman bu nitelemeleri karşılayan biriyle karşılaşsak, hemen bu cümleler zihnimizde yankılanıveriyor. O düşüncesiz, eleştirel, nezaketten uzak ses yargılamaya, yorumlar yapmaya başlıyor. Size kendinizi içten içe değersiz hissettiriyor. Ancak siz güvensizliğinizi ne kadar beslerseniz, güvensizlik de sizi o kadar tüketecek. Bazen güvensiz hissetmenizin nedeni, kendi koşullarınızı başkalarının “görünen” hayatlarıyla kıyaslamak; kendi iç sesinizi değil, çevrenizdekilerin ne söylediğini dinlemek olabilir.  Bu noktada yapmanız gereken, karşılaştırma yapmayı bırakarak içinize dönmek ve kendi ruhunuzu dinlemek. Unutmayın, herkesin hayatı, deeyimleri ve kişiliği biricik ve olduğunuz halinizle yeterince değerlisiniz!

İlginizi çekebilir: Kendinizi başkalarıyla değil ‘kendinizle’ kıyaslayın

6. “Gerçekçi olmalıyım.”

Başarılı olabilmek için, bazen gerçekçiliği bir kenara bırakıp biraz hayalperest olmanız ve koşulların değişebileceğine inanmanız gerekiyor. Bilimsel araştırmalar, hayal kurmanın hafızayı güçlendirdiğini, yaratıcılığımızı ve empati yeteneğimizi geliştirdiğini gösteriyor. Dünyadaki çoğu bilim insanın en büyük keşiflerini çoğunlukla hayal kurmanın sonucu olarak ortaya çıkarmış olması da hayal kurmanın yaşamımıza sağladığı getirilerin en somut örneği. Gerçekçi olmak hiçbir şeyi değiştiremse de, hayal kurmak çok fazla şeyi değiştirebilir. Thomas Edison’un, Albert Einstein’ın, Steve Jobs’ın ya da nice başarılı insanının yaptığı gibi…

İlginizi çekebilir: Hayal etmek bedava: Hayal kurmanın faydaları ve hayal gücünü geliştirmenin yolları

7. “Keşke”

‘Keşke geç kalmasaydım.’, ‘Keşke daha dikkatli olsaydım.’, ‘Keşke bu adamı hiç tanımasaydım.’, ‘Keşke daha güzel bir evim olsaydı.’, ‘Keşke daha zayıf olsaydım.’, ‘Keşke 10 yıl öncesine dönebilsem.’… Bu ve benzeri cümleleri gün içinde kaç kez kurduğunuzu hiç düşünmüş müydünüz? Peki şimdi okuduğunuzda, keşke içeren cümlelerin yaşamınızı değiştirmek için bir fayda sağladığını düşünüyor musunuz? Kendiniz için yeni yılda atacağınız en olumlu adımlardan biri, “keşke” demeyi bırakmak. Sonrasında ise kendinizi “yapacağım ve olacak” diyerek motive etmek ve harekete geçmek. Hoşunuza gitmeyen durumları, değiştirmek için kararlı olmanız şart. Değişmek ve değiştirebilmek, ‘iyi ki’lerinizi çoğaltmak için keşke demeyi bırakın ve harekete geçin. 

İlginizi çekebilir: Uzun ve dolambaçlı bir yol: “Keşke”leri “iyi ki”lere dönüştürme yolculuğu

8. “Artık çok geç.”

Yapmak istediğiniz şeylerin zamanının geçtiğini düşünmek, yolun sonudur; kendinize inanmak ise sonsuz bir yolculuk. Herkes kendi zamanında yaşar ve beklenen başarılar, gelecek hedefleri, yapmak istedikleriniz koşulların uygun olduğu zamanlarda çok daha az çaba harcayarak istediklerinizi elde etmenizi sağlayabilir. Kendinize inanın ve zincirlerinizi kırın. Hata yapmaktan korkmayın. Sizden şüphe duyanlara kulak asmayın. Ve en önemlisi, hiçbir şeyi denemek, değiştirmek, başarmak için hiçbir zaman geç olmadığını unutmayın.

İlginizi çekebilir: Her şey zamanını bekler: Sen cesaretle beklemeye hazır mısın?

9. “Yapamam.”

Hayat bazen sizi hazırlıksız yakalayarak, dibe vurmanıza neden olabilir. Ancak siz izin vermedikçe, orada tutabilmesi mümkün değildir. Yetersizlik hissi, kendimize olan inancımızı kaybetmemize neden olan ve herkesin hayatının bir döneminde mutlaka yaşadığı bir durum. Fakat bu his ve beraberinde gelen öz saygı eksikliği, kendini beceriksiz ve güçsüz hissetme, hatta utanç duygusu ilişkilerinizi sürdürmenize, okulda veya işte başarı elde etmenize, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürmenize engel olabilir. Unutmayın, önemli olan hayatın size ne kadar sert bir darbe vurduğu değil, sizin hayatın olağan akışı içinde darbelere karşı ne kadar dayanıklı olduğunuzdur. Hayat mücadelesinde sizi öne geçirecek olan gerçek güç kendinize olan inancınız ve kararlılığınız.

İlginizi çekebilir: Başarının en önemli anahtarı: Her zaman kendine inan

10. “Daha iyisi olamaz.”

Bir şeyi iyi ya da kötü yapan, sizin bakış açınızdır. Bakış açınızı sürekli olarak olumsuza çevirdiğinizde ‘her şey çok kötü gidiyor’ diyebileceğiniz gibi, aynı durumun içinde pozitif olan şeyleri görmeye odaklandığınızda pek ala umudunuzu ve mutluluğunuzu güçlendirebilmeniz mümkün. Hangi durumda olursanız olun, mutlu ve neşeli olmak için kararlı olduğunuzda, felaket senaryolarını ve ‘neden kötü olan her şey üst üste geliyor’ ya da ‘neden ben’ söylemlerini bir kenara bıraktığınızda yaşamınızda çok daha fazla güzelliğin yeşerdiğini göreceksiniz. Ve şunu aklınızdan çıkarmayın; mutluluk ya da mutsuzluk yaşadığınız koşullarla değil, karakteriniz ve bakış açınızla şekillenir.

İlginizi çekebilir: “Sen ne düşünürsen O’sun”: İrrasyonel inançlarınızın farkına varın

Koskoca bir yılı geride bırakırken, hem hayatınızda belki hiç olmadığı kadar derin izler bırakan zorlukları bir anda unutmanın ve düşünce yapınızı tamamen değiştirmenin o kadar da kolay olmadığının farkındayız. Ancak önünüzde değişim için upuzun bir yol var ve yeni bir yıla yepyeni bir sayfa açarak, keyifli bir başlangıç yapabilmek için önce biten defterinizin kapağını kapamanız gerekiyor. Yaşamınızdan çıkarmanız ve geride bırakmanız gereken düşüncelerle öğretici bir veda; yeni hedeflerinizle ve umutlarınızla ise keyifli bir başlangıç yapabilmeniz dileğiyle.

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Tutkularınızı anlayan yapay zeka: Samsung Vision AI TV

Tutkularınızı anlayan yapay zeka: Teknoloji, sizi anlamaya başladığında evde geçirdiğiniz zaman da değişiyor.



Bir zamanlar televizyonlar yalnızca izlediğimiz şeydi. Sonra akıllandılar; uygulamalar geldi, sesli komutlar geldi, internet geldi. Şimdi ise yeni bir döneme giriyoruz. Artık teknoloji sadece ne izlediğinizi değil, o an neye ihtiyaç duyduğunuzu da anlamaya çalışıyor.

Belki kulağa biraz iddialı geliyor ama düşündüğümüzde günlük hayatımız tam da bunun üzerine kurulu. Çünkü gün içinde sürekli farklı rollere giriyoruz.

Sabah haberleri açıyoruz. Öğlen mutfakta tarif bakıyoruz. Akşam çocuklarla animasyon izliyoruz. Sonra arkadaşlarımız geliyor, bir futbol maçı açılıyor. Gece ise iyi bir filmle günü kapatıyoruz.

Aslında aynı ekranı kullanıyoruz ama beklentimiz her seferinde bambaşka oluyor.

İşte Samsung Vision AI TV‘nin en ilgi çekici tarafı tam burada başlıyor. Çünkü televizyon artık yalnızca görüntü veren bir ekran olmaktan çıkıp, izlediğiniz içeriğe ve kullanım alışkanlıklarınıza uyum sağlayan akıllı bir yardımcıya dönüşüyor.

“Bir ayar vardı ama neredeydi?” derdini ortadan kaldıran teknoloji

Hepimizin tanıdığı bir senaryo var. Film açıyoruz. Bir süre sonra “görüntü çok karanlık” diyoruz.

Menüye giriyoruz.

Parlaklık…

Kontrast…

Ses…

Sonra bir oyun açılıyor ve bu kez her şeyi yeniden değiştirmek gerekiyor.

Samsung Vision AI TV‘nin yapay zeka destekli optimizasyon sistemi tam olarak bu noktada devreye giriyor. İzlediğiniz içerik ve bulunduğunuz ortama göre görüntü ve ses ayarlarını otomatik olarak optimize ediyor. Siz ayarlarla uğraşmak yerine yalnızca izlemeye odaklanıyorsunuz.

Aslında iyi teknoloji biraz da böyle hissettirmiyor mu?

Varlığını sürekli göstermeyen ama işleri sessizce kolaylaştıran…

Eski videoları yeniden izlemek neden bu kadar keyifli geliyor?

Telefonlarımızda yıllardır duran videolar var.

İlk tatil…

İlk yürüyüş…

Çocuğunuzun ilk doğum günü…

Belki çözünürlükleri bugünkü standartlara göre çok yüksek değil ama değeri hiçbir zaman azalmıyor.

Yapay zeka destekli görüntü yükseltme teknolojisi sayesinde eski içerikler daha net ve daha detaylı hale geliyor. Böylece yıllar önce çekilmiş görüntüler bile büyük ekranda çok daha canlı hissedilebiliyor.

Bazen teknoloji yeni anılar üretmiyor.

Var olan anıları daha güzel hatırlamamızı sağlıyor.

Evde sinema keyfi bazen sadece doğru renkleri görmekten ibaret

Bir doğa belgeseli açtığınızı düşünün.

Yeşiller gerçekten yeşil.

Gökyüzü tek bir mavi tonundan oluşmuyor.

Gün batımındaki turuncular neredeyse pencerenin dışındaymış gibi görünüyor.

Aslında etkileyici bir görüntüyü yalnızca parlaklık belirlemiyor. Renklerin birbirine ne kadar doğal geçtiği ve sahnelerin gerçek hayattakine ne kadar yakın göründüğü de izleme deneyimini doğrudan etkiliyor.

Samsung’un Micro RGB AI Engine Pro teknolojisi renkleri ve kontrastı yapay zekâ ile analiz ederek sahnelerin daha doğal ve derin görünmesini sağlıyor. Böylece doğa belgesellerinden sinematografisi güçlü filmlere kadar pek çok içerikte renk geçişleri daha gerçekçi, detaylar ise daha belirgin hissediliyor. Özellikle film izlemeyi sevenler için bu küçük gibi görünen farklar, izleme deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyabiliyor.

Çünkü bazen hikâyeyi etkileyen şey senaryo değil, onu nasıl gördüğünüz oluyor.

Oyun oynayan biri varsa evde bunu iyi bilir

“Bir dakika ayar yapıyorum.”

Belki oyuncuların en sık kurduğu cümlelerden biri.

Her oyun farklı ayarlar istiyor.

Yarış oyunu başka.

FPS başka.

Macera oyunu başka.

Vision AI’ın AI Oyun Optimizasyonu özelliği, oynanan oyunun türünü algılayarak görüntü ayarlarını otomatik optimize ediyor. Böylece menüler arasında kaybolmadan doğrudan oyunun içine girebiliyorsunuz.



Özellikle aynı televizyonu evde birden fazla kişi kullanıyorsa bu küçük kolaylık günlük hayatın içinde oldukça fark yaratıyor.

Bazen televizyon sadece televizyon olmak zorunda değildir

Evde hiçbir şey açık değilken bile ekran sürekli siyah kalmak zorunda mı?

Samsung Vision AI TV‘nin yapay zeka ile oluşturulan duvar kağıtları bu fikri biraz değiştiriyor. Evinizi bir sanat galerisine çevirebiliyor.

O gün nasıl hissettiğinize göre daha sakin, daha enerjik ya da doğadan ilham alan görseller oluşturabiliyor. Böylece televizyon yalnızca içerik izlediğiniz bir cihaz değil, yaşam alanının bir parçasına dönüşüyor.

Bu belki küçük bir detay gibi görünüyor.

Ama günün sonunda ev dediğimiz yer zaten küçük detayların toplamı.

Teknoloji, görünmez olduğunda gerçekten iyi çalışıyor

Yapay zekâ denince çoğu zaman aklımıza çok büyük değişimler geliyor.

Oysa günlük yaşamı kolaylaştıran şey çoğu zaman küçük dokunuşlar.

Filmin sesini daha net duyabilmek.

Eski bir videoyu yeniden keyifle izlemek.

Oyunda ayarlarla vakit kaybetmemek.

Evin içinde daha estetik bir atmosfer yaratabilmek.

Samsung Vision AI TVnin yaklaşımı da tam olarak buna odaklanıyor. Televizyonu yalnızca daha akıllı yapmak yerine, onu yaşam tarzınıza uyum sağlayan bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.

Evde maç izlemek bazen sadece maçı izlemek değildir

Maç izleyenler bilir.

Gol pozisyonunda herkes aynı anda ayağa kalkar.

Birisi “ofsayttı” der.

Diğeri “top çizgiyi geçti” diye ekranı geri sardırır.

Ama tam da o anlarda görüntü akıcılığı bozulduğunda ya da top bulanıklaştığında, heyecanın bir kısmı da kaybolur.

Samsung Vision AI TV, spor karşılaşmalarını analiz ederek hızlı hareket eden nesneleri daha net ve akıcı göstermeye yardımcı oluyor. Özellikle futbol gibi tempolu karşılaşmalarda topun hareketini takip etmek, oyuncuların pozisyonlarını daha net görmek ve aksiyonun içinde kalmak çok daha kolay hale geliyor.

Bir de işin ses tarafı var.

Stadyum atmosferi, tribünlerin coşkusu, spikerin heyecanı… Yapay zekâ destekli ses optimizasyonu sayesinde yalnızca ses yükselmiyor; o anın atmosferi de daha gerçekçi hissediliyor. Dilerseniz spikerin sesini kısabiliyor, stadyumun sesini yükseltebiliyor dilerseniz tam tersini yapabiliyorsunuz.

Belki tek başınıza izliyorsunuz, belki arkadaşlarınızla salonu küçük bir tribüne çeviriyorsunuz…

İyi bir maç deneyimini belirleyen şey sadece skor değil, o heyecanı ne kadar hissettiğiniz oluyor.

Televizyon bazen dekorasyonun en görünür parçası olabilir

Evimizi dekore ederken her detayı düşünüyoruz. Duvar rengi, aydınlatma, tablolar, raflar…

The Frame TV tam bu noktada farklı bir bakış açısı sunuyor. Televizyon yalnızca içerik izlediğiniz bir cihaz olmaktan çıkıp yaşam alanının estetik bir parçasına dönüşüyor. Art Mode sayesinde kullanılmadığı zamanlarda sanat eserlerini, sevdiğiniz fotoğrafları ya da dekorasyonunuza uyum sağlayan görselleri sergileyerek duvarda bir çerçeve gibi yerini alıyor.

Samsung Vision AI TV ile birleştiğinde ise bu deneyim daha da kişiselleşiyor. Günün atmosferine ve yaşam alanının ruhuna uyum sağlayan görseller sayesinde ekran, dikkat çeken bir teknoloji ürünü olmaktan çok evin doğal bir parçası gibi hissettiriyor.

Çünkü bazen iyi tasarım, bulunduğu ortama uyum sağlayabilen tasarım oluyor.

Teknoloji yaşam alanının ritmine uyum sağladığında

Bugün televizyon izlemek, müzik dinlemek ya da evde vakit geçirmek birbirinden tamamen ayrı deneyimler değil.

Samsung’un Movingstyle ekran çözümleri de bu esnekliği destekliyor. Ekranı yalnızca salonda değil; mutfağa, çalışma köşesine ya da balkona taşıyarak günün farklı anlarına uyum sağlayan daha özgür bir kullanım sunuyor.

Müzik bazen görüntü kadar önemlidir

Evde geçirilen zamanın büyük bir kısmı yalnızca ekran izleyerek geçmiyor. Bazen yemek yaparken, bazen çalışırken, bazen hiçbir şey yapmadan sadece müzik dinlerken…

Music Studio hoparlör ise ses deneyimini daha kişisel hale getiren özellikleriyle televizyonu yalnızca izlediğiniz değil, dinlediğiniz anların da bir parçasına dönüştürüyor. Farklı müzik modları ve ses deneyimi seçenekleriyle evin atmosferine uyum sağlayan daha zengin bir dinleme deneyimi sunuyor.

Belki de yeni nesil televizyonların en büyük farkı tam olarak burada. Sadece daha akıllı olmaları değil evin içindeki farklı anlara, farklı ihtiyaçlara ve farklı yaşam tarzlarına uyum sağlayabilmeleri.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır.



Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.



Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.



Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale