X

Gerçekten yaşamak için: Cesaretle gelen özgürlük paha biçilemez

Bu aralar küçükken izlediğim filmleri tekrar izlemeye ve bambaşka şeyler görmeye başladım. En son Jim Carrey’nin Truman Show filmini izledim ve sizinle paylaşmak istediklerim var.

Filmi hatırlayanlarınız var mı?

Minik bir hatırlatma yapmam gerekirse; bir bebek doğduğu andan itibaren naklen canlı yayın olarak bir televizyon programının başrolü. BBG programlarını hatırlarsanız biraz kafanızda şekillenebilir belki. Fakat BBG’den farklı olarak başrolün yani Jim Carrey’nin bundan haberi yok ve 30 yaşlarına doğru bu durumu çözmeye başlaması üzerine bir hikaye.

Yaşadığı dünyada her şey mükemmel, herkes her an çok mutlu. Güneş hep en tepede müthiş parlıyor vb. (Filmde gökyüzü, güneş ve denizin bile yarattıkları show için tasarlanmış olup gerçek olmadığını belirtmem gerek) Aslında oldukça yapay ve sahte bir dünya her yönüyle.

Mesela filmde her sabah aynı saatte, aynı yerden, aynı insanlar, aynı şekilde geçiyor ve Jim Carrey bunu 30 yaşına kadar, taa ki dikkatini çeken günlük hayatında yer almayan, değişik bir olayı görene kadar fark etmiyor.

Bu durum tabiî ki biraz abartılı bir hal, fakat sizce bazılarımız da hayatlarımızda çok mu farklıyız? Eğer farkındalıklarımızı arttıracak herhangi bir şey yapmıyorsak çok otomatik yaşamaya meyilli değil miyiz? Otomatik sohbetler, otomatik tepkiler, otomatik eğlence anlayışları; otomatik yaşamlar… Daimi aynı kısır döngülerde daireler çizerek, başladığımız noktaya geri dönerek geçiyor sanki hayatlar. Bu sizce de çok sıkıcı değil mi? Son zamanlardaki popüler soruma tekrar dönüyorum bu noktada: O zaman gerçekten yaşamış oluyor muyuz?

Burada bir durup gözlerinizi kapatıp kendi hayatlarınızı gözde geçirmenizi isterim. Cevaplar sizde.

Dikkatimi çeken başka bir konuya gelecek olursak; Jim Carrey filmde hayatında hep Phi Phi adalarına gitmenin hayalini kuruyor. Eşine söyleyip duruyor fakat tabii eşi show aksamasın ve hiçbir şey anlaşılmasın diye maddiyatı vb bahane ederek durumu sürekli erteleme halinde. Başrole aşık bir kadın var aslında; bu televizyon şovuna çok kızan ve başrolün hayallerini, hayatını çalmalarıyla suçlayan bir kadın. Tam o noktada program yaratıcısı şöyle karşılık veriyor:

“O gitmek istese hiç birimiz tutamazdık! O korktu!”

O an tekrardan görmemi sağladı. Birçok isteğimiz, hayalimiz diye adlandırdıklarımız aslında sadece ne kadar dilimizde. Sadece dilimizde diyorum çünkü kalbimizde olsa hiçbir sebep ya da bahane önümüzde duramaz! Gerçekten tutkumuz olsa, peşinden gitmemiz için bizi hiç bir şey yıldıramaz. Korkumuzun tutsağı olduğumuzda aslında yine aynı soruya dönüyorum: O zaman gerçekten yaşamış oluyor muyuz?

İzlemek isteyenleriniz için filmin sonunu söylemeyeyim ama özgürlük güzel şey! Hatta cesaretle gelen özgürlük; paha biçilemez!

Sevgiyle,

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com
İlgili Makale