X

Gerçeği anlamak yolunda ‘yüzleşmeye’ hazır mıyız?

Spain, Canary Islands, Gran Canaria, back view of man sitting on a wall watching sunset over mountainscape

“Gerçek şah mat olmaz.” -Eddi Anter

Hayatımız varsayımlarla dolu. Kafamızın içinde yer alan yaşanmışlıklarla, tecrübelerle, duyduğumuz ve okuduklarımızla karar veriyoruz. Kanılara varıyoruz. Hayatımız bir diğerine göre daha fazla yaşanası… Şansımız bir diğerine göre belki daha yüksek… Doğduğumuz ülke bir diğer kişiye göre daha muhteşem… Ve bu örneklerde olduğu gibi milyonlarca yargı sıralayabiliriz. X daha çalışkan, Y daha kıskanç, Z daha farklı gibi…

Peki, şimdi hep birlikte soralım istiyorum, eğer bu kadar fazla kararımız, her konu hakkında bir fikrimiz var ise; en fazla gözden kaçırdığımız, belki en az üzerine düşündüğümüz konu hangisi? Evet şaşıracaksınız ama cevabımız yine kendimiz oluyor. Yani diğerleri hakkında binlerce hatta yüz binlerce fikir ve sonucumuz varken, kendi hislerimize, kendi vazgeçişlerimize, kendi eylemlerimize, kendi başarısızlıklarımıza o kadar az odaklanıyoruz… Ne yapıyoruz diye soracaksınız, cevabımız hazır: Gerçeğine bakamıyoruz, yani yüzleşemiyoruz… Evet, üzerini örtüveriyoruz gidiyor…

Nasıl olsa bu kıskançlık bir huy olarak içimizi kemirmiyor değil mi? Nasıl olsa ayrıldığımız o sevgilinin ayrılık acısı içimizde kocaman bir hınç yumağı oluşturmamış ve bizler o hıncı başkalarından çıkartmaya çalışmıyoruz değil mi? Sırf o çok istediğimiz göreve seçilmedik diye kendimizi aşağılanmış, yetersiz ve beceriksiz görmüyoruz değil mi? Tüm dünya bize karşıdır değil mi? Bu yetmezmiş gibi, her zaman işlerimiz de ters gitmektedir, oysa biz aslında yeterince çalışmışızdır ve yeterince emek vermişizdir değil mi? İşte tüm bu gerçeklerle birlikte ve o gerçekleri belki de hiç göremeden, yani o gerçeklere bakmaya cesaret gösteremeden yaşıyoruz…

Düşünün ne kadar ağır bir yükün altındayız… Sırtımızda kocaman dağlar yüklü; belimiz bükülmüş fakat bizler dönüp de gerçeğe bakamadığımız için hala yerlere kadar eğilmeye devam ediyoruz. Şimdi sıradaki sorumuz gelsin, gerçeğe bakabilmek mümkün mü? Bu yüklerden ve bu yüzleşememelerden nasıl kurtuluruz? Gerçek kimin ellerinde?

Gelin Krishnamurti’nin güzel eseri Bilinenden Kurtulmak ile inceleyelim:

“Gerçek olanı anlamak istiyorsanız bütün dikkatinizi, bütün enerjinizi ona vermelisiniz. Hayali ve ideal bir dünya yarattığınızda o dikkat ve enerji dağılır. Öyleyse ideal olanı tamamiyle kendinizden uzaklaştırabilir misiniz? Gerçekten ciddi olan, gerçeğin ve sevginin ne olduğunu anlama dürtüsüne sahip bir insanın aklında hiçbir kavram yoktur. Yalnız var olanda yaşar.

Kendi öfkenizi bir gerçek olarak inceleyebilmek için onun hakkında hiçbir hükümde bulunmamalısınız, çünkü tam tersini aklınıza getirdiğiniz an öfkeniz hakkında olumsuz hüküm vermiş olursunuz, dolayısıyla onu olduğu gibi göremezsiniz. Birini sevdiğinizi ya da ondan nefret ettiğinizi söylerseniz, kulağa çok korkunç da gelse bu bir gerçektir. O gerçeği görür, iyice incelerseniz sona erer ama, nefret etmemeliyim; kalbimde sevgi olmalı derseniz, o zaman çifte standartlarla dolu ikiyüzlü bir dünyada yaşıyorsunuz demektir.”

O halde gerçek, tarafsız bakabilmeyi gerektirir. En başta kendi içimize. Kim olduğumuza, değerlerimize, sevdiğimiz ve nefret ettiklerimize… Gerçeği saklamaya kalkmadan, gerçekten uzaklaşmadan, gerçek olmayana sarılıp takılı kalmadan, gerçek ile yüzleşebilmek… Bu yıl henüz yepyeni, temiz, beyaz bir sayfanın başındayken, gerçekle, olduğunuz gibi olmakla, hayata dair varlığınızla, en önemlisi gerçekten kim olduğunuzla yüzleşmeye hazır mısınız?

Gerçek daima sizi aynı huzurla, aynı aşkla ve aynı akışla bekliyor olacak…

 

İlginizi çekebilir: İlahi nizam ve kainat 6: Sevgi, insan tekamülü için bu dünyaya indirildi

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale