X

Enerjinizi fark etmeden tüketen 7 aşırı düşünme biçimi

Hayatınızın büyük bir bölümünü gerçekten yaşamak yerine zihninizin içinde geçiriyor olabilir misiniz? Belki henüz gerçekleşmemiş bir konuşmanın provasını yapıyor, günler önce yaşanan bir diyaloğu defalarca zihninizde canlandırıyor ya da gelecekte olabilecek ihtimalleri tek tek hesaplıyorsunuz. Bazen de en küçük bir sessizlikten, cevapsız kalan bir mesajdan veya yaptığınızı düşündüğünüz küçücük bir hatadan saatlerce çıkamıyorsunuz.

İşin en zor yanı ise şu: Bunların hepsi, o anda size oldukça mantıklı gelir. Çünkü zihniniz size sürekli biraz daha düşünürseniz cevabı bulacağınızı söyler. Oysa çoğu zaman düşündükçe rahatlamak yerine daha fazla yorulur, daha fazla kaygılanır ve başladığınız noktadan çok daha karmaşık bir zihinsel döngünün içine girersiniz. Psikolojide “aşırı düşünme”kaygılanır ve başladığınız noktadan çok daha karmaşık bir zihinsel döngünün içine girersiniz.

Bu yazımızda, enerjinizi fark etmeden tüketebilen yedi farklı aşırı düşünme biçimini ve bu döngüleri fark ettiğinizde kendinize sorabileceğiniz küçük ama etkili soruları birlikte inceleyeceğiz.

Bazen tek bir gün bile büyük bir ilerleme olabilir

Birçok kişi için zihinsel dönüşüm büyük kırılmalarla değil, küçük farkındalıklarla başlar. Aynı konu üzerinde günlerce düşünüp durduğunuzu fark ettiğinizde ve bunun süresinin kısaldığını gördüğünüzde bile aslında önemli bir adım atmış olursunuz. Çünkü değişim çoğu zaman düşünmeyi tamamen bırakmakla değil, düşünce sarmalını daha erken fark etmekle başlar.

1. Sürekli en kötü ihtimali düşünmek

Bazı insanların zihni geleceğe doğru koşar. Henüz yaşanmamış olaylar için olabilecek en kötü senaryolar hazırlanır. İş yerinde yöneticiniz kısa bir toplantı daveti gönderdiğinde aklınız hemen olumsuz ihtimallere gidebilir. Ya da sevdiğiniz biri birkaç saat telefonuna cevap vermediğinde zihniniz sizi felaket senaryolarına sürükleyebilir.

Kendinize şu soruyu sormayı deneyin: Şu anda çözmem gereken gerçek bir problem mi var, yoksa zihnim beni henüz yaşanmamış bir ihtimale hazırlamaya mı çalışıyor?

2. Geçmişi yeniden yeniden yaşamak

Kimi zaman işe giderken, kimi zaman gece başınızı yastığa koyduğunuzda zihniniz sizi günler, haftalar hatta aylar öncesine götürebilir. Yapılan bir konuşma, verilen bir cevap ya da kaçırıldığı düşünülen bir fırsat zihinde tekrar tekrar oynatılır. Oysa aynı sahneyi yeniden izlemek çoğu zaman yeni bir bilgi kazandırmaz; yalnızca enerjinizi tüketir.

Kendinize sorun: Gerçekten yeni bir şey mi öğreniyorum, yoksa aynı filmi yeniden mi izliyorum?

3. Sürekli tetikte olmak

Bazı insanlar rahatlamak yerine sürekli bir sorun arar. En küçük fiziksel belirtiyi, ruh hali değişimini veya başkalarının davranışlarını olası bir tehlike işareti olarak yorumlayabilirler. Bu durum zamanla kişinin hem bedenini hem de zihnini yorabilir.

Kendinize hatırlatın: Zihnim bir tehdit arıyor diye ortada gerçekten bir tehdit olmak zorunda değil.

4. Her şeyi hemen çözmeye çalışmak

Belirsizlik çoğumuz için rahatsız edicidir. Bu nedenle bazı insanlar hissettikleri her duyguyu ya da yaşadıkları her sorunu hemen çözmeye çalışır. Ancak her sorunun o anda çözüme kavuşması gerekmez. Bazen biraz beklemek, düşünmeye ara vermek ve duyguların yatışmasına izin vermek daha sağlıklı olabilir.

Kendinize sorun: Bunu tam şu anda çözmek zorunda olmasaydım ne olurdu?

5. Kendini acımasızca eleştirmek

Hata yapmak insan olmanın doğal bir parçasıdır. Ancak çoğumuz hata yaptığımızda durumu değerlendirmek yerine kendimizi yargılamaya başlıyoruz. İç sesimiz destekleyici olmaktan çok eleştireldir.

Şunu düşünün: Aynı durumda bir arkadaşınız olsaydı ona da aynı sertlikte konuşur muydunuz?

6. Kendine fazlasıyla odaklanmak

Sosyal ortamlarda bazen dikkatimizi bulunduğumuz andan çekip tamamen kendimize yöneltebiliriz. Nasıl göründüğümüzü, nasıl konuştuğumuzu veya insanların bizi nasıl değerlendirdiğini düşünmeye başlarız. Bu da bulunduğumuz anı yaşamamızı zorlaştırabilir.

Böyle zamanlarda dikkatinizi nazikçe bulunduğunuz ortama ve karşınızdaki kişiye yönlendirmeyi deneyin.

7. İstemsiz düşüncelere takılı kalmak

Zaman zaman hepimizin zihnine tuhaf, rahatsız edici ya da beklenmedik düşünceler gelebilir. Bunlar insan olmanın doğal bir parçasıdır. Sorun, bu düşüncelerin varlığı değil; onlara gereğinden fazla anlam yüklemektir.

Kendinize hatırlatın: Bir düşünce gerçek değildir ve kim olduğunuzu belirlemez.

Aşırı düşünmek çoğu zaman bir problemi çözmeye çalışıyormuş gibi hissettirse de aslında zihnin aynı yolları tekrar tekrar kullanmasından ibarettir. Bu nedenle ilk adım düşünceleri susturmak değil, onları fark etmektir. Bir dahaki sefere kendinizi bir düşünce sarmalının içinde bulduğunuzda durup şunu sorun: Şu anda gerçekten bir problemi mi çözüyorum, yoksa tanıdık bir aşırı düşünme döngüsünün içine mi girdim?

Bazen bu küçük farkındalık bile sizi yeniden ana döndürmeye ve zihniniz üzerindeki kontrol hissini güçlendirmeye yardımcı olabilir.

Kaynak: tinybuddha

İlginizi çekebilir: Overthinking ile baş etmenin yolları: Aşırı düşünme problemine çözüm önerileri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale