Pazartesi sabahı uyanıyorsunuz; hafta sonunuz harika geçmiş, sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmiş, bolca gülmüş, belki uzun zamandır beklediğiniz bir etkinliğe katılmışsınız. Her şey tam da olması gerektiği gibi ilerlemişken içinizde garip bir ağırlık hissediyorsunuz. Kendinizi yorgun, isteksiz, hatta biraz üzgün veya boşlukta buluyor ve “Oysa çok güzel vakit geçirmiştim, neden şimdi böyle hissediyorum?” diye düşünüyorsunuz.
Aslında bunun oldukça anlaşılır bir nedeni olabilir: duygusal akşamdan kalmalık. Üstelik bunun alkolle bir ilgisi olmak zorunda değil. Bazen en güzel anların, en kalabalık sofraların, uzun zamandır beklenen seyahatlerin veya kahkahalarla geçen bir gecenin ardından bile zihnimiz ve bedenimiz bir süreliğine yavaşlamaya ihtiyaç duyabiliyor.
Peki güzel bir deneyimin ardından neden kendimizi tükenmiş, yalnız veya duygusal olarak boşalmış hissediyoruz? Bu durum sinir sistemimizle nasıl ilişkili ve böyle zamanlarda kendimize nasıl yaklaşmamız gerekiyor? Bu yazımızda, güzel anların ardından gelen o tanıdık düşüşün nedenlerini ve duygusal akşamdan kalmalıkla baş etmenin yollarını ele alıyoruz.
Güzel bir deneyimin ardından gelen düşüş
Düğünler, konserler, seyahatler, kalabalık arkadaş buluşmaları veya uzun zamandır hazırlığını yaptığınız bir davet… Hepsi size çok iyi hissettirebilir. Fakat aynı zamanda zihninizin ve sinir sisteminizin yoğun şekilde çalışmasına da neden olur.
Sosyalleşmek, sürekli iletişim halinde olmak, kalabalık bir ortamda bulunmak, çevreden gelen sesleri ve uyaranları işlemek, hatta etkinlik öncesindeki hazırlık ve heyecan bile düşündüğümüzden daha fazla enerji harcatabilir.
Uzmanlara göre olumlu bir deneyimin ardından zihinsel ve duygusal olarak tükenmiş hissetmek aslında oldukça normal. Çünkü eğlenmiş olsak bile sosyalleşmek ve yoğun bir ortamda bulunmak ciddi miktarda duygusal enerji harcamamıza neden olabiliyor. Üstelik etkinlik sona erdiğinde yalnızca eğlence bitmiyor; günlerdir devam eden hazırlık, beklenti ve heyecan da bir anda ortadan kalkıyor. Bir anda sessizlik kalıyor. Bu nedenle güzel geçen bir günün ardından üzgün hissetmeniz, o günden aslında keyif almadığınız anlamına gelmiyor.
Sinir sistemimiz de dinlenmeye ihtiyaç duyuyor
Psikoterapist Alyssa Petersel, duygusal akşamdan kalmalığın çoğu zaman sinir sistemimizin yüksek bir uyarılma halinden çıkıp yeniden dengeye dönmeye çalışmasıyla ilişkili olduğunu belirtiyor.
Heyecan, sosyallik ve yoğun uyaranlar sırasında sinir sistemimiz uzun süre hareketli kalabiliyor. Her şey sona erdiğinde ise bedenin ve zihnin yeniden sakinleşmek için zamana ihtiyacı olabiliyor. Bu yüzden ertesi gün kendinizi biraz “kapanmış” hissedebilirsiniz. Zihniniz bulanıklaşabilir, hiçbir şey yapmak istemeyebilirsiniz. Yalnızlık, huzursuzluk, sinirlilik, motivasyon kaybı veya açıklaması zor bir boşluk hissi ortaya çıkabilir.
Bazı kişilerde bu düşüş daha belirgin yaşanabiliyor. Özellikle dış uyaranlardan daha kolay etkilenen, yoğun empati kuran veya sinir sistemi çeşitli nedenlerle uzun süre tetikte olan kişiler, keyifli etkinliklerin ardından bile daha fazla tükenmişlik hissedebiliyor.
Duygusal akşamdan kalmalık nasıl anlaşılır?
Bazen yaşadığınız şeyin yalnızca “modum düştü” olmadığını anlamak için belirtilere bakmak yeterli olabilir.
Duygusal akşamdan kalmalık sırasında;
- Kaygı veya huzursuzluk,
- Zihin bulanıklığı,
- Fiziksel ya da duygusal yorgunluk,
- Motivasyon eksikliği,
- Yalnızlık,
- İrritabilite,
- Kopukluk veya kendini çevreden uzak hissetme,
- Boşluk ve üzüntü
gibi duygular ortaya çıkabilir. Üstelik bunların yaşanması için kötü bir şey olması da gerekmez. Bazen hayatınızın en güzel anlarından birinin ertesi günü bile kendinizi toparlamak için zamana ihtiyaç duyabilirsiniz.
Peki bu düşüşü hafifletmek mümkün mü?
Tamamen önlemenin garantili bir yolu yok. Ancak büyük etkinliklerin öncesine ve sonrasına biraz sessizlik payı bırakmak süreci kolaylaştırabilir. Uzmanlar; önemli bir etkinliğin ardından dinlenmek için zaman ayırmayı, yeterince beslenmeyi ve su içmeyi, uyku düzenini korumayı, hareket etmeyi veya günlük tutmak gibi kişiyi dengeleyen rutinlere dönmeyi öneriyor.
Aslında burada mesele kendinizi daha fazlasını yapmaya zorlamak değil, temponuzu biraz düşürmek.
Etkinlikten sonraki günün tamamını yeni planlarla doldurmak yerine, eve dönüp dinlenebileceğiniz, yürüyüş yapabileceğiniz veya yalnızca sessizce vakit geçirebileceğiniz bir alan bırakmak sinir sisteminin toparlanmasına yardımcı olabilir.
Bir de yaşadığınız güzel anları hatırlamak için kendinize zaman ayırabilirsiniz. O günle ilgili birkaç satır yazmak, fotoğraflara bakmak veya sizi gülümseten bir anı yeniden düşünmek, deneyimin yalnızca “bitti” hissiyle sonlanmasını engelleyebilir.
Hissettiğiniz duyguyu hemen değiştirmek zorunda değilsiniz
Duygusal akşamdan kalmalığın belki de en zor tarafı şu: “Her şey bu kadar güzel geçmişken neden kendimi kötü hissediyorum?” Bu sorunun peşine fazla düştüğümüzde, hissettiğimiz duyguyla mücadele etmeye başlayabiliyoruz. Duyguyu hemen ortadan kaldırmaya ya da anlamlandırmaya çalışmak yerine, önce ona biraz alan açmak böyle anlarda daha çok anlam kazanabiliyor. Çünkü her duygu çözülmesi gereken bir probleme işaret etmiyor; bazı duyguların yalnızca hissedilmeye, anlaşılmaya ve zamanla kendi kendine geçmesine ihtiyacı var. Üzüntüyü bastırmaya çalışmak yerine ona alan açmak, çoğu zaman onunla mücadele etmekten daha rahatlatıcı olabiliyor.
Duygularınız size bir şey anlatıyor olabilir
Güçlü bir duygu ortaya çıktığında kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Burada çözmem gereken bir sorun mu var, yoksa yalnızca hissetmem gereken bir duygu mu?”
Uzmanlar, duyguları ihtiyaçlarımız, ilişki kurma biçimimiz, geçmiş deneyimlerimiz ve tekrar eden davranış kalıplarımız hakkında bilgi veren küçük haberciler olarak görüyor. Bu nedenle her etkinliğin ardından kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmek, zamanla kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olabilir. Belki bazı kalabalıkların sizi düşündüğünüzden daha fazla yorduğunu fark edersiniz. Belki belirli insanlarla vakit geçirdikten sonra neden sürekli enerjinizin düştüğünü anlamaya başlarsınız. Ya da aslında sosyal olmakla yalnız kalmak arasında sandığınızdan farklı bir dengeye ihtiyaç duyduğunuzu keşfedersiniz.
Ne zaman destek almak gerekir?
Büyük bir etkinliğin ardından birkaç saat veya bir gün boyunca kendinizi kötü hissetmeniz tek başına endişe verici bir durum olmayabilir. Ancak bu duygular çok yoğunlaşıyor, uzun süre devam ediyor veya günlük yaşamınızı etkiliyorsa, bir uzmandan destek almak iyi bir fikir olabilir. Özellikle sürekli düşük ruh hali, hiçbir şeyden keyif alamama, yoğun kaygı, insanlardan uzaklaşma isteği veya tekrarlayan olumsuz düşünceler eşlik ediyorsa, bunun yalnızca bir etkinlik sonrası düşüş olup olmadığını bir uzmanla değerlendirmek faydalı olabilir. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey bir sonraki planı yapmak değil, yaşadığımız güzel şeyin ardından kendimize yeniden gelebilmek için biraz zaman tanımaktır. Ve belki de güzel bir günün ardından gelen o sessizliği, hayatımızda yanlış giden bir şey olarak değil; zihnimizin ve bedenimizin yeniden dengeye dönme biçimi olarak görmek gerekir.
Kaynak: verywellmind
İlginizi çekebilir: Duygularınıza isim vermek neden iyileştirici olabilir?