Dönüşüm için ilk adımı atın: Düzenli nefes ve meditasyon çalışması

Geçen haftaki yazımda dönüşüm dönemlerinin bizim için zorlayıcı görünen ama bizi güçlendiren, farkındalığımızı artıran zamanlar olduğundan bahsetmiştim. Bunun en yakın örneği içinde olduğumuz bu hafta… Bireysel ve hatta toplumsal dönüşüm yaşadığımız bir dönem. Ve benim de kendime günlerdir sorduğum soru: Neden bizim başımıza geliyor? Ama sadece bu soruyu sormak, isyan etmek maalesef ki bir fayda getirmiyor. Bizim öncelikle zihnimizi sakinleştirip, sonra yapıcı ve çözüm getiren yollar bulmamız hepimiz için en faydalı olanı. Bu dönüşüm sürecini yapıcı bir şekilde atlatabilmek için, size kendi dönüşüm sürecimdeki belki de en önemli konu olan zihni sakinleştirme pratiklerimden bahsedeceğim. (Eğer henüz okumadıysanız, kendi dönüşümümü anlattığım Dönüşüm yolculuğunu birlikte yaşayalım: Bütüncül tedavinin getirdiği farkındalıklar yazımı okuyabilirsiniz.)

Günümüz yaşantısında yapılacak o kadar şey var ki; yemek yapmak, çalışmak, alışveriş, arkadaşlarınla ve ailenle yüz yüze ya da telefon aracılığıyla iletişimde olmak, gündemi takip etmek, beklenmedik problemleri çözmek… Bir yandan gün içinde yapmamız gerekenleri yetiştirmeye çalışırken, bir yandan da zihnimizde dünden kalan keşkeler, kızgınlıklar ya da geleceğe dair endişeler, planlar, beklentiler dönüp duruyor. Tüm bu yoğun düşünce bulutlarının arasında da strese girmek kaçınılmaz oluyor.

Ben de böyle düşüncelerin içindeyken bir yandan da egzama sorunu ortaya çıkınca stresim iki kart artmıştı diyebilirim. Bir taraftan stresli olmamalıyım, yoksa egzama tetiklenir diye düşünüyor, bir yandan da egzamam nasıl geçecek diye stres oluyordum. Bütüncül tedavi reçetemde ilk başta yazan ilacım, günlük olarak düzenli uygulayacağım nefes ve meditasyon pratikleriydi. Şanslıydım ki bu iki konuya da uzak biri değildim. Tam tersi bir dönem sabah ve akşam düzenli olarak nefes çalışarak kaygılarımı büyük oranda azaltmıştım. Ama sonucunu aldıktan sonra devam etmeyi bırakmıştım. Meditasyonu ise grup yoga derslerinin başında ya da sonunda hocalarımın uygulattığı kadarıyla biliyordum.

Pratikleri tanıtacak olursam; nefes çalışmalarının birçok tekniği olmakla birlikte benim uyguladığım Nadi Shodhana tekniği. Sabah kalktığımda ilk iş ve akşam yatmadan son iş olarak 10’ar dakika uyguluyorum. Hangi teknik olursa olsun, nefes çalışmalarında ortak amaç pratik boyunca sadece nefesine odaklanarak zihindeki düşünce karmaşasına ara vermek için kendine alan yaratmak ve doğru nefes alarak vücudunu dengeye getirmek. Çalışmayı yaparken ilk başlarda sizi nefesinize odaklanmaktan alıkoyan ne kadar çok konunun ortaya çıktığını görüyor, bir yandan oturduğunuz yerde kıpırdanarak hareket etme ihtiyacı duyuyorsunuz. Zihniniz bu kadar uzun süre kim yapacak, ne işe yarayacak ki, bacağım ağrımaya başladı, oturduğum yer rahatsız gibi yeni düşünceleri peşi sıra üretmeye başlıyor. Ama aksatmadan pratiğinize devam ettiğinizde zihninizde dolaşan düşüncelerin azaldığını gözlemliyorsunuz. Bu da stresinizi azaltan ana etken oluyor.

Meditasyonda da amacımız benzer şekilde farkındalığı geçmiş ya da gelecekten alıp şimdiki ana getirmek. Nefese odaklanmak, meditasyonun da bir parçası olduğu için iki pratik birbirini destekliyor. Ben daha önceden kendi kendime meditasyon yapmayı denemediğim için mevcutta bulunan uygulamalardan birisini telefonuma indirerek yönlendirmeli meditasyon yapmaya başladım.

Yönlendirmeli meditasyonda uygulamadaki ses, size o anda ne yapmanız gerektiğini söylüyor, böylece “Ben yapamam ki” düşüncesi ortadan kalkıyor. Meditasyon sırasında ara ara düşüceler zihninizde belirse de yönlendirme sayesinde tekrardan an’a dönmeniz kolaylaşıyor. Meditasyon pratiklerimin bana kattığı en büyük şey düşüncelerin habersizce geldiklerini gözlemleme yeteneği sanırım.

Düşünceler belirdikçe onları “düşünce” olarak adlandırıp, onlara takılmadan gelip geçmelerini izler oldum. Artık günlük yaşantımda da endişeli düşünceler zihnimde belirdikçe onları görüp, o duyguya girmeden gitmelerine izin veriyorum. Zaman zaman o duygulara girmemek pek mümkün olmayabiliyor, böyle durumlarda ise en azından o duyguya girdiğimin farkına varabiliyorum. Ve her ne yapıyorsam durup beş dakika da olsa nefesime odaklanıyorum. Kısa sürede sakinlediğimi ve o duygu bulutundan çıktığımı gözlemlemek de pratiklerime devam etmek için en büyük motivasyonum oluyor.

Hem nefes çalışması hem de meditasyon ile üç ayda hayatıma kattıklarımı aşağıdaki şekilde özetleyebilirim:

  1. Sabah kalktığımda ve akşam yatmadan önce yaptığım pratikler sayesinde güne sakin bir şekilde başlıyor ve huzurlu bir şekilde uykuya geçiş yapıyorum.
  2. Stresli olduğum zamanlarda nefes alış verişimin değiştiğini anlıyor ve kısa sürede normale dönebiliyorum. Böylece stres uzun süre vücudumda birikip de problem yaratmıyor.
  3. Bu rutinlerim sayesinde kendime gün içinde özel zaman ayırmış oluyor, öz şefkatimi pekiştiriyorum. Her şeyden önce biz iyi olmalıyız ki başkasına da faydalı olabilelim. Ve o değeri önce bizim kendimize dikkat ederek, iyi bakarak vermemiz gerekiyor.
  4. Düşüncelerimi gözlemleyebiliyor; düşünce-duygu-düşünce kısır döngüsünden daha kısa sürede çıkabiliyorum. (Bu kısır döngüyü ve bize etkilerini anlattığım yazım: Zihin gökyüzü, düşünceler ise bulutlardır: Düşüncelerin geçip gitmesine izin vermek)
  5. Egzama özelinde de; sürecin başında detoksifikasyon döneminde, ellerimle beraber vücudumun genelinde döküntüler ve ciddi bir kaşıntı yaşamıştım. Tüm odağım bu kaşıntılarda iken nefes ve meditasyon sayesinde odağımı onlardan çekebiliyor ve vücuduma iyileşmesi için alan yaratabiliyordum. (Bu konuya detaylı değindiğim yazım: İyileşmek için blokajları kaldırmak: Enerji özgürleştiğinde, olasılıklar gerçekliğe dönüşür)

Gün içinde kendinize ayıracağınız on dakika ile yarım saat arasındaki sürede yukarıda bahsettiğim benzer sonuçları, hatta daha bile fazlasını siz de elde edebilirsiniz. Hepimizin içinden geçtiği bu dönüşüm dönemlerinde farkındalığımızı artırarak hem kendimize hem de bütüne fayda sağlayabilmemiz mümkün!

Nefes ve meditasyon pratikleri veya süreçle ilgili sorunuz, yorumunuz olursa bana [email protected] adresimden veya @sibelsibel Instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz. Sevgiyle kalın.

İlginizi çekebilir: Dönüşüm yolculuğunu birlikte yaşayalım: Bütüncül tedavinin getirdiği farkındalıklar

Sibel Okan
Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum ve şu anda özel sektörde pazarlama alanında çalışıyorum. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce ... Devam