İyileşmek için blokajları kaldırmak: Enerji özgürleştiğinde, olasılıklar gerçekliğe dönüşür

Evren mükemmel bir uyum içinde ve yüzyıllardır varlığını kendi kendine devam ettiriyor. Dengesi bozulduğunda ise tekrar dengeye ulaşmak için değişimler gerçekleştiriyor. Kışın hava çok kuru ve soğuk olduğunda, kar yağmasıyla birlikte havanın yumuşaması ya da ormanlardaki ağaçların etrafındaki ağaçlardan dolayı ışık alamayacak duruma geldiğinde büyüyerek ışığa ulaşması aklıma ilk gelenlerden. Bizlere baktığımızda, her bir organımız gün içinde birçok işlem yapıyor ve yaşamımızı sürdürüyoruz. Bu örnekleri değerlendirirsek, kar bulutu bunu aylar önceden planlamıyor yada ağaç ışıksız kaldığında “Mahvoldum, bittim” demiyor. İyileşme süreçleri kendiliğinden gerçekleşiyor. Bizde de durum benzer; sindirimimiz için bir yıllık plan yapmıyoruz mesela, zaten sistemimiz işlemi nasıl yapacağını biliyor. Peki madem tüm bunlar kendiliğinden gerçekleşiyor, yine vücudumuzda olup biten hastalıkların iyileşmesi neden öyle olmasın?

Hasta olduğumuzda (ya da kendimizi öyle hissettiğimizde) en büyük yanılgımız sürekli ona odaklanmamız. Neden benim başıma geldi diye düşünmek, “Şuram da hep ağrıyor” ya da “Vücudumun şu bölgesinde hep … olur” diye söylenmek, bunu etrafındakilerle konuşurken de uzun uzun negatif bir şekilde dile getirmek birçoğumuzun ortak alışkanlığı. Bir de buna etraftaki meraklı kişilerin, iyi niyetle de olsa negatif yorum yapması, falanca tanıdıkta da benzer şeyin olduğunu söyleyip kötü bir hastalık olduğunu anlatması gibi dış etkenleri de katarsak bu iş tamamlanıyor. İster istemez yemek yerken, televizyon izlerken, çalışırken, arkadaşlarımızla ya da ailemizle otururken dikkatimizi o “hastalıklı” olarak tanımladığımız yere getiriyoruz.

Bu konuya enerjisel yönden baktığımızdaysa, evrende genel geçer kural şudur ki: Sen enerjini neye harcarsan, o olayın ya da durumun gerçekleşme olasılığı enerjinle güçlenir ve bir süre sonra hayatının gerçeği haline gelir. Bu gerçeği, obsesif olarak sürekli aynı şeyi düşünmekle karıştırmamak gerekir. Burada enerjini gerektiği kadar harcamak esastır, enerjinin fazlası o olayın/durumun gerçekleşmesi için blokaj yaratabilir.

Hani hep olur ya bir şeyi çok isteriz ya da mesela spesifik bir kişiden mesaj bekleriz, ama bir türlü istediğimiz olay gerçekleşmez ya da beklediğimiz o mesaj gelmez. Sonra kendi kendimize “Tamam” deriz, “Vazgeçiyorum…” Ve vazgeçtikten kısa bir süre sonra bir sabah uyandığımızda bakarız ki o olay gerçekleşmiş ya da o mesaj telefonumuzda okunmayı bekliyor. Size de tanıdık geliyor değil mi?

Burada olan durum sen vazgeçtin diye gerçekleşmesi değildir. Sen zaten uzun süredir istemişsindir, niyetini ortaya koyduktan sonra da hayatına devam etmişsindir. Kendini rahat bıraktığın ve niyetinin üzerinde gerektiğinden fazla enerjini harcamadığın için, enerjin de kolaylıkla akıp o olasılığı gerçekliğine dönüştürmüştür.

Hayatımda bu işleyişi kanıtlayan o kadar çok örneğim varmış ki! Uzun süredir uğraştığım bir işin kontrolünü sağlamaya çalışırken işin sürekli uzaması, tam ben “Akışına bırakıyorum” dediğimde olması, o beklenen mesajın hiç beklemediğim anda, beklediğimden daha da heyecan verici içerikte gelmesi…

Bu örneklerin hepsini düşününce, hastalıklar için de aynı konunun geçerli olduğunu kolaylıkla görebiliriz. Biz hastalığın kötü yanlarına odaklanmak yerine, onu kabul edip iyileşmesini diledikten ve gerekli tedaviye başladıktan sonra normal hayatımıza devam ettiğimizde iyileşmemesi için hiçbir sebep yok! Biz günlük yaşantımızı elimizden geldiğince devam ettirdiğimizde, enerji akışı önündeki blokaj (yani bizim sürekli o hastalık durumunu düşünmemiz) kalkacak ve asıl iyileşme, nasıl iyileştireceğini bilen vücudumuz tarafından gerçekleşecektir.

Söylemesi kolay da, nasıl olacak o iş?” dediğinizi duyar gibiyim! Bu noktada bize düzenli nefes çalışması, meditasyon ve yoga gibi anda kalma pratikleri çok yardımcı olacaktır. Zihnimizi sakinleştirmeyi öğrendiğimizde, zaten blokajları görmeye başlayıp teker teker kaldıracağımız için biz kendimize düşen payı gerçekleştirmiş olacağız.

Vücudumuz her şeyi nasıl yapacağını zaten biliyor. Bu zamana kadar layığıyla yapmış ve biz ona düşünce ve duygularımızla blokaj yaratmadığımız sürece bu görevini yapmaya devam edecek. Ne dersiniz, denemeye değmez mi?

İlginizi çekebilir: Zihin gökyüzü, düşünceler ise bulutlardır: Düşüncelerin geçip gitmesine izin vermek

Sibel Okan
Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum ve şu anda özel sektörde pazarlama alanında çalışıyorum. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce ... Devam