Günümüz dünyasında odaklanmak neredeyse bir lüks haline geldi. Sürekli düşen bildirimler, bitmeyen içerikler, her an ulaşılabilir olma hali… Zihnimiz durmaksızın uyarılıyor. Cep telefonlarımız elimizden düşmüyor, internet neredeyse her yerde, reklamlar ise baktığımız her yüzeyde karşımıza çıkıyor. Buna bir de 24 saatlik haber döngüsünü ve izlenmeyi bekleyen platformları eklediğimizde, dikkatin neden bu kadar dağınık olduğunu anlamak zor değil.
Aslında zihnimize giren her bilginin ortak bir amacı var: dikkatimizi ele geçirmek. Zamanımızı, enerjimizi ve hatta kararlarımızı yönlendirmek.
Bu yüzden dikkat süremizin giderek kısalması şaşırtıcı değil. Bilgi çağının yalnızca alışkanlıklarımızı değil, düşünme biçimimizi de dönüştürdüğü artık sıkça dile getiriliyor. Dikkatin bu kadar parçalı olduğu bir dünyada, odaklanmak bilinçli bir seçim haline geliyor.
Ancak mesele yalnızca gün içinde dikkatinizin kaç kez dağıldığı değil. Asıl fark edilmesi zor olan, hayatınızın yönünü sessizce değiştiren daha büyük dikkat dağıtıcılar. Günlük küçük oyalanmalar anlık verimliliğinizi düşürürken, bu büyük ve sinsi dikkat dağıtıcılar sizi hayatınızın anlamlı hedeflerinden uzaklaştırabiliyor.
Örneğin, daha yüksek maaşlı ya da daha prestijli bir iş fırsatı, yeteneklerinizi gerçekten katkı sağlayabileceğiniz alanlarda kullanmanızı engelleyebilir. Daha büyük ve kusursuz bir ev hayali, o evin içindeki ilişkilerin önüne geçebilir. Sosyal medyada “bir bakıp çıkma” niyetiyle geçirilen dakikalar, yanınızda oturan insanlara ayırabileceğiniz zamandan çalabilir. Daha yeni, daha trend şeylere para harcama isteği, bu kaynakları daha kalıcı bir iyilik için kullanma ihtimalini sessizce ortadan kaldırabilir.
Bu tür yaşam tarzı dikkat dağıtıcıları genellikle sorun olarak görülmez. Hatta çoğu zaman “başarı”, “ilerleme” ya da “normal hayat” olarak kabul edilir. Oysa uzun vadede, insanı içten içe yoran ve anlamdan uzaklaştıran tam da bu tercihlerdir.
Bir akşam telefonda gezinirken geç saatlere kadar uyanık kaldığınızı fark etmek kolaydır. Ancak bir başarı elde etmek için ailenizle geçireceğiniz zamanı sürekli ertelediğinizi ya da kendi sınırlarınızı ihmal ettiğinizi fark etmek çok daha zordur. Çünkü bu tür fedakarlıklar genellikle makul gerekçelerle örtülür.
Çoğu zaman hayatlarımızı durup değerlendirmeyiz. Günler akar, yapılacaklar listeleri uzar ve biz fark etmeden, aslında bizim için en değerli olan şeyleri arka plana iteriz. Bu yüzden de büyük hedefler, hiçbir dramatik an yaşanmadan, sessizce ertelenir.
Hayatı sorgulamanın ve yönünü bilinçli olarak seçmenin önemi yüzyıllardır vurgulanıyor. Anlamlı bir yaşam, tesadüfen oluşmuyor; farkındalık ve niyet gerektiriyor.
Peki, bu büyük ama fark edilmesi zor dikkat dağıtıcıları nasıl tanıyabilirsiniz? Hayatınızın gerçekten nereye doğru aktığını nasıl anlayabilirsiniz?
Aslında bunun için radikal değişimlere gerek yok. Biraz durmak, bakmak ve dürüst olmak çoğu zaman yeterli.
İçinde yaşadığınız kültürü fark edin
Gün boyunca maruz kaldığınız toplumsal mesajları düşünün. Başarı nasıl tanımlanıyor? Mutluluk neye bağlanıyor? Daha fazlasına sahip olmak mı, daha görünür olmak mı, daha hızlı ilerlemek mi?
Bu mesajların çoğu yüksek seslidir ve acilmiş gibi hissettirir. Ancak her acil olan şey gerçekten önemli değildir. Başkalarının başarı tanımı, sizin hayatınız için doğru olmak zorunda değil. Bu ayrımı yapabilmek, odağın ilk adımıdır.
Durun ve kendinize sorun
Bir şey satın almak istediğinizde, sosyal medyada gezinmeye yöneldiğinizde ya da sürekli geç saatlere kadar çalıştığınızda kısa bir mola verin. Kendinize şunu sorun: “Şu an yaptığım şey, gerçekten hayatımda öncelik verdiğim yere hizmet ediyor mu?”
Bu sorunun cevabı her zaman “hayır” olmak zorunda değil. Önemli olan, otomatik değil bilinçli tercihler yapabilmek.
Günlük hedeflerinizi netleştirin
Güne başlamadan önce, o gün gerçekten önemli olan birkaç şeyi belirleyin. Her şeyi yetiştirmeye çalışmak yerine, sizin için anlamlı olanlara odaklanın. Net hedefler, dikkatinizi dağınık detaylardan korur.
Günün sonunda kısa bir değerlendirme yapmak da yönünüzü korumanıza yardımcı olur. Nerede dağıldınız, nerede odakta kaldınız? Bu farkındalık, ertesi günü daha bilinçli kurmanızı sağlar.
Hayatınızı kayda alın
Bir hafta boyunca zamanınızı ve harcamalarınızı kabaca not etmek şaşırtıcı derecede öğretici olabilir. Gün içinde neye ne kadar vakit ayırdığınızı, enerjinizi nereye harcadığınızı görmek, çoğu zaman düşündüğünüzden çok farklı bir tablo ortaya çıkarır.
Ailenize, arkadaşlarınıza, kendinize ne kadar alan açtınız? Paranızı hangi ihtiyaçlara ve hangi alışkanlıklara yönlendirdiniz? Bu somut veriler, hayatınızın odağını tartışmasız bir şekilde gösterir.
Çevrenizdekilerin görüşlerini sorun
Güvendiğiniz birine, hayatınızla ilgili samimi bir soru sormak cesaret ister ama çok değerlidir. Sizi yakından tanıyan birinin gözlemleri, sizin fark etmediğiniz alışkanlıkları görünür kılabilir. Burada önemli olan, savunmaya geçmeden dinleyebilmek.
Yalnız kalmayı öğrenin
Sürekli uyarılan bir zihnin en çok zorlandığı şey sessizliktir. Bilinçli yalnızlık anları, başta rahatsız edici gelebilir. Ancak zamanla, bu sessizlik size gerçekten ne istediğinizi, neyi ertelediğinizi ve nereye yönelmek istediğinizi fısıldar.
İlham alabileceğiniz insanları seçin
Hayatınızdaki insanların öncelikleri, sizin önceliklerinizi de şekillendirir. Anlamlı ve bilinçli bir hayat yaşayan insanlarla temas halinde olmak, odaklanmayı kolaylaştırır. Dijital ilham kaynakları faydalı olabilir ama yüz yüze ilişkilerin yerini tutmaz.
Dijital sınırlar koyun
Telefonlar ve ekranlar, günümüzün en güçlü dikkat dağıtıcıları arasında. Gün içinde bilinçli olarak çevrimdışı kaldığınız zamanlar yaratmak, odağınızı geri kazanmanızda büyük rol oynar. Bu zamanı kendinizle ya da sevdiklerinizle temas kurarak değerlendirmek, zihinsel olarak da toparlayıcıdır.
Daha az eşya, daha az yük
Sahip olduklarımız yalnızca alan değil, zihinsel enerji de kaplar. Araştırmak, satın almak, düzenlemek, korumak ve yenilemek ciddi bir dikkat gerektirir. Daha azla yaşamayı seçmek, çoğu zaman daha ferah bir zihinle birlikte gelir.
Dünya her zaman dikkat dağıtıcılarla doluydu. Bugün yalnızca daha görünürler. Hayatında gerçekten anlam yaratabilen insanların ortak noktası ise, bu dikkat dağıtıcıları yönetmeyi öğrenmiş olmalarıdır.
Onları fark etmek ve hayatınızda küçük ama bilinçli ayarlamalar yapmak, uzun vadede büyük farklar yaratır. Çünkü bu hayat, ertelemek için değil; bilinçli yaşamak için var.
Kaynak: becomingminimalist
İlginizi çekebilir: Hangi konuda yetenekli olduğunuzu nasıl anlayabilirsiniz?