X

Derin ve dinlendirici uyku uyumanın sırrı: Canlı rüyalar görmek

Sabah uyandığınızda size kendinizi gerçek anlamda “dinlenmiş” hissettiren şey ne? Ergonomik bir yatak mı, güneş ışığıyla aydınlanan bir oda mı, yoksa bir gece önceden sürdürdüğünüz sağlıklı beslenme alışkanlıkları mı? Aslında bu tür faktörlerin her biri uyku kalitesi ve güne başladığınız enerji seviyesi üzerinde büyük etkiye sahip. Ancak yeni bir çalışma, şaşırtıcı bir şekilde, gece görülen canlı rüyaların sabah neşesinde belirleyici rol oynayabileceğini gösteriyor. Geceleri nötr beyin aktivitesinden ziyade, tüm devrelerin çalıştığı aktif ve canlı bir yapıya sahip olmak, beyin ve beden için adeta şarj kablosuna dönüşüyor. Zihinde ortaya çıkan ve her biri birbirinden eğlenceli ya da garip görünen rüyalar, aslında rastgele görüntüler olmanın ötesine geçiyor ve belki de gerçek dinlenmenin anahtarını temsil ediyor.

Gelin zihin ve uyku sürecine dair ezberleri bozan bu çalışmadan hareketle, derin uyku ve canlı rüyaların bedenimizde nasıl etkiler ortaya çıkardığını inceleyelim.

REM uykusu neden bu kadar dinlendiricidir?

Uykunun 5 evresi olsa da; uyku mimarisi, REM (Hızlı Göz Hareketi) ve REM dışı (NREM) olmak üzere iki temel faza ayrılır. Geleneksel bakış açısı NREM evresini, bedenin fiziksel olarak onarıldığı “derin uyku fazı” olarak tanımlıyordu. REM ise beyin aktivitelerinin uyanıklık anındaki kadar yoğun olduğu, hızlı göz hareketlerinin yaşandığı, “beynin kısmen uyandığı faz” olarak kabul ediliyordu. Fakat asıl paradoks, insanların NREM fazında değil de REM fazında, yani beyin aktivitelerinin en yoğun olduğu evrede derin ve dinlendirici uyku uyuduklarını gösteriyordu. Uyku laboratuvarlarında yapılan yüksek yoğunluklu ölçümler ve testler asıl dinlendirici deneyimin zihnin boş olduğu anlarda değil; tam aksine canlı, sürükleyici ve hızlı hikayeleri olan rüya evresinde yaşandığını ortaya koydu. 

Bu çalışmaya göre; zihinde kopuk, belirsiz ve dağınık düşünceler varsa, kişi biyolojik olarak uykuda olsa bile güne dinlenmemiş başlayabiliyor. REM uykusunun dinlendirici ve onarıcı gücü, şu aşamalarda devreye girerek adeta zihinsel bir detoks sağlıyor:

  • REM evresinde; beyindeki stres ve panik merkezi olan amigdala aktif hale gelir fakat stres hormonu olan noradrenalin salgısı durur. Böylece beyin, yaşadığı travmatik olayları, herhangi bir stres ya da kaygı hissetmeden işleyerek güne daha sakin başlamaya yardımcı olur.
  • Gün içinde kazanılan deneyimler ve edinilen bilgiler, hipokampüs olarak bilinen geçici depolama alanında tutulur. Fakat bu bilgilerin kalıcı olarak hafızaya geçmesi için önce REM evresinde filtrelenmesi ve aralarından gereksiz olanların ayrıştırılıp silinmesi gerekir. Ardından gerçekten fayda sağlayacak bilgiler dosyalanarak kortekse aktarılır. Böylece güne daha berrak ve temiz bir zihinle başlama şansı olur.
  • REM evresi, mantık ve otokontrol bölgesi olan prefrontal korteksin devre dışı kaldığı fazdır. Bu sayede beyin sıra dışı ve beklenmedik bağlantılar kurarak yaratıcı düşünmeye, sorunlara farklı açıdan bakmaya yardımcı olur. Bu sayede güne, uzun süredir cevaplanamayan sorulara yanıt bularak başlamak kolaylaşır.

Uyku evreleri kesintiye uğrarsa ne olur?

Beynin kendi sanal gerçekliğini yaratması, Sigmund Freud tarafından ortaya atılan ve bugün modern nörobilim tarafından kanıtlanan bir teoriye dayanır. REM evresinde canlı ve sürükleyici rüyaların oluşması, zihnin dış dünyayla bağlantısını tamamen koparmasından kaynaklanır. Oda sıcaklığındaki değişim, dışarıdan gelen korna sesleri ya da aniden başlayan köpek havlaması gibi dış dünyaya bağlı etmenler zihin tarafından filtrelenir. Bu sayede rüyanın inandırıcılığı arttığından derin uyku ve dinlenme hissi de tavan yapar.

Sağlıklı bir uyku yaklaşık 8 saat sürse de rüyadan dinlenmiş olarak uyanmak, REM evresinin gerçekten ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Gece uykusu; Hafif Uyku, Derin Uyku ve REM olarak bilinen 90 dakikalık döngülerden oluşur. Uyku apnesi, stres, sık idrara çıkma gibi durumlarda REM evresi kesintiye uğradığından dinlendirici derin uyku evresi bir türlü gerektiği gibi gerçekleşmez. Bu da döngülerin kesintiye uğramasına bağlı olarak şu gibi yan etkilere yol açabilir:

  • Kesintili uykuda beyin REM evrelerine yeterince inemez ve zihindeki çöpleri temizleyemez. Bu da odaklanma güçlüğü ve unutkanlık yaratabilir.
  • Beyin birkaç gün üst üste REM eksikliği çekerse, bunu tek seferde telafi etmek için “REM ribaundu” olarak bilinen yoğun bir evreye girer. Çok yoğun ve korkutucu kabusların görüldüğü bu evre, genellikle terleyerek uyanmakla sonuçlanır.
  • REM uykusundan mahrum kalan bir zihinde aşırı tepkisellik mevcuttur. Ani öfke patlamaları ve depresif ruh hali bu durumdan kaynaklanabilir.
  • Yeterince berrak düşünemeyen zihin, en basit olaylarda ya da günlük kararlarda bile zorlanabilir. 
  • Uyku döngüsünün kırılması, vücuttaki insülin direncini artırarak iştah hormonlarının kontrolsüz salınımına yol açar. Bunun sonucunda dürtüsel beslenme, kilo alımı ve bağışıklık sisteminde zayıflama gözlenebilir.

Uyku rutinini düzenlemeye yardımcı stratejiler

REM; zihnin gereksiz bilgilerden kurtularak güne genç ve taze bir bellekle başlamanın anahtarıdır. Sağlıklı uyku döngülerini destekleyecek stratejiler benimsemek, güne hem fiziksel hem zihinsel olarak yenilenmiş başlamanıza yardımcı olabilir:

  • Zihin kendi sanal gerçekliğini yaratarak fiziksel ortam değişimlerinden etkilenmeme yetisine sahip olsa da uyku odasının sağlıksız koşulları, bazen bu gücü baskılar. Yatak odanızı omurga sağlığını destekleyen uyku ekipmanları ile donatmanız ve oda sıcaklığının serin ve stabil olmasına özen göstermeniz, REM evresini destekler.
  • Uykudan kısa süre önce alınan alkol, ilk başta uykuya dalmaya yardımcı gibi görünse de REM evresini baskılar. Alkolün etkisinin geçmesiyle birlikte REM ribaundu yaşanır ve terleyerek uyanma sıklığı artar. Kaliteli rüyalar için alkol tüketim miktarını kontrol etmeniz ve ideal olarak 3-4 saat öncesinden itibaren tüketimi kesmeniz önerilir.
  • Gün içinde yaşanan stresi yatağa taşımak zihindeki sürükleyici hikaye bağlantılarını zayıflatır. Yatmadan önce sosyal medyada gezinmek ve mavi ekran ışığına maruz kalmak, REM evrelerinin yeterince derin yaşanmamasına neden olur. Uyumadan 10 dakika önce nefes egzersizi yaparak, kitap okuyarak ya da günlük tutarak beyindeki parasempatik sinir sistemini aktif eder ve yaratıcı rüya ağını açarsınız.
  • Gece görülen rüyaları hatırlamak, onların canlandırıcı ve yenileyici etkisini güçlendirir. Sabah uyanır uyanmaz rüyanıza dair hatırladığınız detayları not alırsanız, zihne bu deneyimleri hatırlaması için gereken mesajı gönderirsiniz. Böylece beyin, gece rüyalarını “önemli” etiketiyle filtreler ve zamanla daha renkli, canlı, sürükleyici rüyalar yaratma eğilimine girer.

Özetle; uykunun esas amacı bilinci kapatıp zihni kapatmak değil, tam tersine açarak aktif hale getirmektir. Önce uyku odasında sonra günlük yaşam alışkanlıklarında başlayacak minik rutinler, bu yaratıcı evrenin derinleşmesine yardımcı olarak sizi daha enerjik ve berrak sabahlara başlamanızı sağlayabilir.

Kaynak: sciencedaily, sleepfoundation

İlginizi çekebilir: Huzursuz gecelerin sorumlusu stres rüyaları olabilir mi?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale