X

Biraz da ‘Green Up’ diyelim mi?

Bir süredir Pleasure Up ve Feel Up kategorilerinde yazılar paylaştığıma, kendimi iyileştirdiğime, hayattan zevk alıp, kendimi daha iyi hissettiğime göre şimdi yeniden doğaya karşı sorumluluklarımı hatırlamaya ve tıpkı eski günlerde olduğu gibi bunun için adımlar atmaya geldi sıra.

Uzun zamandır (hem de oldukça uzun) ne ecomindcyprus hesabımla ilgileniyordum ne de doğaya karşı görevlerimi eski ayarında yerine getiriyordum. Elbette plastik tüketiminden uzak durup, geri dönüşümü yapılabilen çöplerimi ayırıyordum ayırmasına da, bundan birkaç sene öncesine kadar plaja bile gittiğinde plastik bardakta içki almamak için kendi bardağını ve metal pipetini yanında götüren, atık yiyecekleri bahçesinin toprağına gömen, reçelinden ekmeğine yapabildiği her gıdayı evinde kendi hazırlayan, mevsimsel sebzeleri ekip kendisi yetiştiren, temizlik malzemelerini dahi kendisi hazırlayan, ileri dönüşüme gönül vermiş ve doğaya karşı daha bir çok görevini yerine getirmeye çalışan biri için yalnızca plastik tüketmemek oldukça sıradan bir durum olsa gerek.

Özellikle son 1.5 yıldır sanırım birçoğumuzun hisleri gibi dünyaya ve hayata karşı bir umursamazlık sarıp sarmalamıştı ruhumu. Dünyada yaşananlar, sebepsiz yere hayatını kaybeden canlar, savaşlar, doğa katliamları, büyük şaşkınlık yaratarak başa gelen ‘liderlerin’ ülkeleri yönet(eme)mesi gibi gibi…

Ben de bu sebeplerden olsa gerek boş vermişim dünyaya şarkısında yaşıyordum adeta.

Peki ne oldu da birden hatırladım, birden kendime gelmem gerektiğinin farkına vardım diye sorarsanız, iyileştim diyebilirim sanırım. Ve dedim ki, şimdi doğayı iyileştirme zamanı. Kendi adıma yapabileceklerimi hayata geçirme zamanı. Yalnızca benim için değil, aslında en çok da dünya için büyük bir adım atma zamanı!

Doğa dostu paylaşımların yer aldığı ecomindcyprus Instagram sayfamda son iki paylaşımımı bu sene Ocak başı, ondan bir öncekini ise geçen sene Ağustos ayında yapmışım, yani neredeyse 1 yıl önce. O zamandan bu zamana neler neler değişti hayatımda ah bir bilseniz…

Ama değişmeyen bir şey var ki, o da söylemekten asla vazgeçmediğim, düşünmekten kendimi asla alamadığım şey, o da en büyük değişimlerin tek bir adımla başlıyor olması. Tıpkı kibrit çöpü görseli gibi ya da domino taşı, hatta belki de koyun sürüsü. Ama hep bir adım. Her zaman bir yerlerden birisinin başlatması gereken bir adım. Aslında tek ihtiyacımız olan o değil mi şu hayatta? Hep o şekilde olmamış mı tarih boyunca? Belki bir lider, belki bir aktivist ya da en basitinden bir dost, bir yakınınız ya da belki de siz…

Evet evet yanlış okumadınız. Neden çevrenizde bir akımı başlatan kişi siz olmayasınız ki? Neden bundan gocunasınız ki?

Nereden başlamanız gerektiğini düşünüyorsanız eğer, pandeminin henüz başlarında yazdığım yazılara göz atabilirsiniz. İnanın 2020 Mayıs’ta ‘Ve İnsan Doğaya Döner’ isimli yazımı yazdığımda ben de daha çok yeniydim bu konularda. Birkaç ay sonra ‘Dünyayı Sen Kurtaracaksın’ diye seslenmişim okurlarıma. 2021’in ilk ayında ise pandeminin başından beri yaptıklarımı anlatmışım. Size de ışık olursa ‘2021’de kendimize ve dünyaya verdiğimiz zararı en aza indirelim mi?’Ve İnsan Doğaya Döner’ isimli yazımı yazdığımda ben de daha çok yeniydim bu konularda. Birkaç ay sonra ‘Dünyayı Sen Kurtaracaksın’ diye seslenmişim okurlarıma. 2021’in ilk ayında ise pandeminin başından beri yaptıklarımı anlatmışım. Size de ışık olursa ‘2021’ adlı yazım, ne mutlu bana…

Son olarak Eco Mind Cyprus hesabımı anlattığım yazımı da bir gözden geçirirseniz belki bana hazırlayabileceğim paylaşımlar ile ilgili de fikirler vermek istersiniz 🙂

Sanırım en çok da bu yazımla ilgili yorumlar almak beni mutlu eder. Kim bilir belki sözleriniz ilham olur, başlarım yeniden Instagram için paylaşımlar hazırlamaya.

Doğaya döndüğünüz, onu sevip kolladığınız, sağlıklı günleriniz olsun.

İlginizi çekebilir: Hayallerin peşinde: Yazmak ve yaşamak

Gizem Okut: 1986 yılında İstanbul'da doğdum ve Kıbrıslı'yım. 2010 yılında DAÜ'de Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdikten sonra Londra'da moda yazarlığı da dahil olmak üzere moda ile ilgili kurslara katıldım. Bir buçuk senelik bir Londra macerasının ardından tatil için gittiğim İstanbul'da ailemle kalmaya karar verdim ve İstanbul'da çeşitli firmalarda Stil Editörlüğü, Sosyal Medya Yönetimi, Müşteri İlişkileri gibi farklı pozisyonlarda çalıştım. 2016'da Kıbrıs'a geri dönmem ile birlikte üniversite yıllarımda staj yaptığım ve ülkenin en eski otellerinden olan Dome Hotel'de Misafir İlişkileri ve Sosyal Medya Yönetimi pozisyonlarında 2 yıl çalıştım. Daha sonra turizm sektörüne ait olmadığıma karar vererek ani bir kararla birbirinden tamamen farklı sektörlerde, birbirinden farklı işlerde çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Yazı yazmak, kitap okumak, müzik dinlemek, plajda vakit geçirmek gibi vazgeçemeyeceğim hobilerimin yanı sıra, seramik objeler yaratmak, bahçe ile uğraşmak, farklı tarifler denemek gibi hobilerim de mevcut. Şu hayattan istediğim üç şey; sağlık, barış, huzur.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale