Bazen geleceği düşünürken zihnimizin hep aynı yere gittiğini fark ediyorum… ‘Ya olmazsa? Ya istediğim gibi gitmezse? Ya işler daha da zorlaşırsa?’ Henüz yaşanmamış ihtimallerin içinde, sanki hepsi gerçekleşecekmiş gibi dolaşıyoruz. Olabilecek en kötü senaryoları düşünüyor, önlemler alıyor, kendimizi hayal kırıklıklarına hazırlamaya çalışıyoruz. Belki de böylece daha az incineceğimize inanıyoruz. Oysa geleceği kontrol etmeye çalışırken bugünün içindeki güzellikleri kaçırabiliyoruz. Yani benim kesinlikle kaçırdığımı söyleyebilirim. Oysa biliyorum ki hayat yalnızca korktuğumuz şeylerin gerçekleşme ihtimalinden ibaret değil. Ama bunu bilmeme rağmen kendime de sık sık hatırlatmam gerekiyor…
Ya hiç beklemediğimiz bir kapı açılırsa? Ya uzun zamandır aklımızda olan ama bir türlü cesaret edemediğimiz bir hayal kendiliğinden yolunu bulursa? Bir gün, bugün içinden çıkamadığımızı düşündüğümüz bir meselenin aslında bizi bambaşka ve çok daha güzel bir yere götürdüğünü fark edersek? Kim bilir belki de hayatın en güzel tarafı, henüz bilmediğimiz bu ihtimallerde saklıdır…
Bazen hiç hesapta olmayan biriyle tanışırız, bazen bir tesadüf bütün planlarımızı değiştirir. Bazen vazgeçtiğimizi sandığımız bir şey yeniden karşımıza çıkar. Bazen de çok istediğimiz bir şey olmaz ama onun yerine, varlığından bile haberdar olmadığımız başka bir güzellik hayatımıza girer. Üstelik güzel şeylerin gerçekleşmesi için her zaman büyük mucizelere de ihtiyacımız yoktur. Uzun zamandır beklediğimiz bir haber, içimize sinen yeni bir başlangıç, kendimizi yeniden ait hissettiğimiz bir yer, beklenmedik bir dostluk ya da sıradan bir günün içinde yakaladığımız küçücük bir mutluluk… Hayat bazen en güzel sürprizlerini biz başka şeylerle meşgulken hazırlar. Ama biz fark edemeyiz çoğu zaman…
Bu yüzden geleceği düşünürken yalnızca kaygılarımıza yatırım yapmamamız gerektiğine inanıyorum. Kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmakla, bütün hayatı kötü ihtimallerin gölgesinde geçirmek aynı şey değil. Tedbirli olabiliriz ama korkularımızın hayatımızı yönetmesine izin vermek zorunda değiliz. (Bunu yazarken içimden birkaç kez daha tekrar etmem gerekti, kendimin de iyice anladığından emin olmam için.)
Henüz gerçekleşmemiş bir şey için şimdiden üzülmek, belki de hiç yaşamayacağımız bir kaybın yasını tutmak gibi. Üstelik aynı gelecek, bugün bizi endişelendiren şeylerin yanında, henüz hayal bile edemediğimiz güzellikleri de barındırıyor olabilir. Çoğu zaman o güzelliklerin de aynı ihtimale sahip olduğunu kaçırıyoruz.
Bence biraz da bunlara inanmayı öğrenmeliyiz. Her şeyin kötüye gidebileceği ihtimalini düşündüğümüz kadar, çok güzel şeylerin de mümkün olduğunu düşünmeliyiz. Kendimize yeni başlangıçlar, güzel tesadüfler, beklenmedik fırsatlar ve içimizi heyecanlandıracak hayatlar için alan açmalıyız. Çünkü hayatın henüz yaşamadığımız tarafında neler olduğunu bilmiyoruz. Belki de şu an en uzak ihtimal gibi görünen şey, bir gün en güzel gerçeğimiz olacak.
Belki de yeni yılı beklemeden bugün hemen hayatın güzel sürprizlerine de en az korkularımız kadar yer açabiliriz?
İlginizi çekebilir: Kendimizle aramızdaki mesafe giderek açılıyor mu?