X

Başarıya ulaşmak için rahatlık alanınızdan çıkın ve kendinize hedefler koyun

İş yaşamında hedefler koymak, en az yılda bir kez gerçekleştirilir. Genellikle, kişinin yöneticileriyle oturup gelecek yıl başarmak istediklerini tartıştığı ve başarıya ulaşmak için bir eylem planı hazırladığı toplantılarla gerçekleşen bu eylemle ilgili en önemli soru, kendimizi bunun için ne kadar esnetmemiz gerektiğidir.

Konuyla ilgili yapılan ilgi çekici bir araştırma, bu soruya ışık tutuyor. Bu çalışma kapsamında 4000 işçiye 7 puanlık bir cevap skalası (‘Şiddetle katılıyorum’dan ‘Asla katılmıyorum’a) kullanılarak aşağıdaki sorulardan oluşan bir anket yöneltildi:

  • Patronum beni, normalde kendi yapacağımdan daha fazla zorluyor.
  • Bu yılki hedeflerimi başarmak için fazladan çaba sarf etmem gerekiyor.
  • Bu yılki hedeflerimi başarmak için yeni beceriler kazanmam gerekiyor.

İlginç bir şekilde, yukarıdaki sorularda yüksek puanlar kaydeden çalışanlarda şu üç özellik daha fazla görülüyordu:

  • Kendini yüksek performans gösteren biri olarak görmek,
  • Yaptığı işin bir fark yarattığını hissetmek,
  • Çalıştığı şirketi diğer insanlara harika bir işyeri olarak önermek.
İş yaşamında hedefler koymak ve bu hedefler doğrultusunda kendimizi ne kadar esnetmemiz gerektiğine karar vermek son derece önemlidir.

Çalışmanın belki de en güçlü sonucu, ankette yüksek puan kaydeden çalışanların patronlarını muhteşem bir patron olarak nitelendirmeleri idi. Çalışanlarından daha fazlasını bekleyen ve onları bu konuda zorlayan yöneticiler, daha fazla istenen yönetici türü olarak ortaya çıkıyordu.

Bazılarımız için şaşırtıcı olan bu bulguları açıklamak için çeşitli nedenler ortaya koyuldu. Her şeyden önce, bu durum çalışanlara öz güven aşılıyor. Sonuçta eğer çalışan, söz konusu hedefi başarmaya uygun ve yetenekli olmasa, yönetici neden böyle bir hedef koysun? Bu tür bir kabullenme, çalışanlarda sonuç olarak adanmışlığı ve performansı artırıyor.

Bu tür hedeflerin diğer bir faydası da işin önemini arz ediyor olması. Olağan veya rutin olmasındansa çalışanları ellerinden gelenin en iyisini yapmaya ve yeni şeyler keşfetmeye zorlaması, işin anlamını artırıyor ve çalışanlara yaptıkları işin önemli olduğu mesajını veriyor.

Gerçek hayatta bu durum nasıl işliyor?

Yukarıda yer verdiğimiz araştırma hem bireyler hem de liderler için ilginç dersler içeriyor:

Bireyler

Çalışma açık bir şekilde, kendimiz için hedefler koymamızın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Kişisel hedefler koyduğunuzda, uygun bir şekilde rahatlık alanınızdan çıktığınıza emin olun. Bunun kişisel ve profesyonel gelişiminize inanılmaz şekilde faydası olacağını göreceksiniz.

Eğer gerçekten kendinizi zorlamak istiyorsanız, tanıdığınız birinden sizin ‘hedef koçunuz’ olmasını isteyin. Tıpkı kişisel antrenör gibi, bu kişi sizi hedeflerinize ulaşmanız için zorlayabilir.

İlginizi çekebilir: Daha güçlü siz: Şimdi daha güçlü hedefler zamanı

Liderler

Bazı yöneticiler, çalışanlarına fazla yüklenmek konusunda haklı olarak endişeli olabilirler. Fakat yukarıdaki araştırma, sınırları biraz zorlamanın onları potansiyellerine eriştirmede faydalı olabileceğini öneriyor. Bu tabi ki çalışana kaldırabileceğinden daha fazla iş yükü vermek ve onu baskı altına almak anlamına gelmiyor. Çalışanların sınırları zorlanırken onlarla konuşup neler yapabileceğini sormak ve sonraki yılın hedeflerine birlikte karar vermek önemli.

Aynı şekilde çalışanlarınıza, onlar için neler yapabileceğinizi, süreç içinde onları bireysel ve toplu olarak nasıl destekleyebileceğinizi de sorabilirsiniz.

Sonuç

Hedef koymak, organizasyonlarda önem kazanmaya devam eden evrensel bir eylemdir. Öyle görünüyor ki rahatlık alanından çıkmak da, bu süreçten alınan faydaları en üst seviyeye ulaştırmak için hayli önemli. Çünkü bu şekilde kendi potansiyelimizin farkına varabilir ve performansımızı önemli ölçüde artırabiliriz.

İlginizi çekebilir: Hayatta verimliliğin alanı: Birden fazla hedef yerine tek bir göreve odaklanmak

Kaynak:

psychologytoday.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale