Başarıya ulaşmak için rahatlık alanınızdan çıkın ve kendinize hedefler koyun

İş yaşamında hedefler koymak, en az yılda bir kez gerçekleştirilir. Genellikle, kişinin yöneticileriyle oturup gelecek yıl başarmak istediklerini tartıştığı ve başarıya ulaşmak için bir eylem planı hazırladığı toplantılarla gerçekleşen bu eylemle ilgili en önemli soru, kendimizi bunun için ne kadar esnetmemiz gerektiğidir.

Konuyla ilgili yapılan ilgi çekici bir araştırma, bu soruya ışık tutuyor. Bu çalışma kapsamında 4000 işçiye 7 puanlık bir cevap skalası (‘Şiddetle katılıyorum’dan ‘Asla katılmıyorum’a) kullanılarak aşağıdaki sorulardan oluşan bir anket yöneltildi:

  • Patronum beni, normalde kendi yapacağımdan daha fazla zorluyor.
  • Bu yılki hedeflerimi başarmak için fazladan çaba sarf etmem gerekiyor.
  • Bu yılki hedeflerimi başarmak için yeni beceriler kazanmam gerekiyor.

İlginç bir şekilde, yukarıdaki sorularda yüksek puanlar kaydeden çalışanlarda şu üç özellik daha fazla görülüyordu:

  • Kendini yüksek performans gösteren biri olarak görmek,
  • Yaptığı işin bir fark yarattığını hissetmek,
  • Çalıştığı şirketi diğer insanlara harika bir işyeri olarak önermek.
başarıya ulaşmak için
İş yaşamında hedefler koymak ve bu hedefler doğrultusunda kendimizi ne kadar esnetmemiz gerektiğine karar vermek son derece önemlidir.

Çalışmanın belki de en güçlü sonucu, ankette yüksek puan kaydeden çalışanların patronlarını muhteşem bir patron olarak nitelendirmeleri idi. Çalışanlarından daha fazlasını bekleyen ve onları bu konuda zorlayan yöneticiler, daha fazla istenen yönetici türü olarak ortaya çıkıyordu.

Bazılarımız için şaşırtıcı olan bu bulguları açıklamak için çeşitli nedenler ortaya koyuldu. Her şeyden önce, bu durum çalışanlara öz güven aşılıyor. Sonuçta eğer çalışan, söz konusu hedefi başarmaya uygun ve yetenekli olmasa, yönetici neden böyle bir hedef koysun? Bu tür bir kabullenme, çalışanlarda sonuç olarak adanmışlığı ve performansı artırıyor.

Bu tür hedeflerin diğer bir faydası da işin önemini arz ediyor olması. Olağan veya rutin olmasındansa çalışanları ellerinden gelenin en iyisini yapmaya ve yeni şeyler keşfetmeye zorlaması, işin anlamını artırıyor ve çalışanlara yaptıkları işin önemli olduğu mesajını veriyor.

Gerçek hayatta bu durum nasıl işliyor?

Yukarıda yer verdiğimiz araştırma hem bireyler hem de liderler için ilginç dersler içeriyor:

Bireyler

Çalışma açık bir şekilde, kendimiz için hedefler koymamızın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Kişisel hedefler koyduğunuzda, uygun bir şekilde rahatlık alanınızdan çıktığınıza emin olun. Bunun kişisel ve profesyonel gelişiminize inanılmaz şekilde faydası olacağını göreceksiniz.

Eğer gerçekten kendinizi zorlamak istiyorsanız, tanıdığınız birinden sizin ‘hedef koçunuz’ olmasını isteyin. Tıpkı kişisel antrenör gibi, bu kişi sizi hedeflerinize ulaşmanız için zorlayabilir.

İlginizi çekebilir: Daha güçlü siz: Şimdi daha güçlü hedefler zamanı

Liderler

Bazı yöneticiler, çalışanlarına fazla yüklenmek konusunda haklı olarak endişeli olabilirler. Fakat yukarıdaki araştırma, sınırları biraz zorlamanın onları potansiyellerine eriştirmede faydalı olabileceğini öneriyor. Bu tabi ki çalışana kaldırabileceğinden daha fazla iş yükü vermek ve onu baskı altına almak anlamına gelmiyor. Çalışanların sınırları zorlanırken onlarla konuşup neler yapabileceğini sormak ve sonraki yılın hedeflerine birlikte karar vermek önemli.

Aynı şekilde çalışanlarınıza, onlar için neler yapabileceğinizi, süreç içinde onları bireysel ve toplu olarak nasıl destekleyebileceğinizi de sorabilirsiniz.

Sonuç

Hedef koymak, organizasyonlarda önem kazanmaya devam eden evrensel bir eylemdir. Öyle görünüyor ki rahatlık alanından çıkmak da, bu süreçten alınan faydaları en üst seviyeye ulaştırmak için hayli önemli. Çünkü bu şekilde kendi potansiyelimizin farkına varabilir ve performansımızı önemli ölçüde artırabiliriz.

İlginizi çekebilir: Hayatta verimliliğin alanı: Birden fazla hedef yerine tek bir göreve odaklanmak

Kaynak:

psychologytoday.com