X

Zamanla değişen arkadaşlıklar: 20’li, 30’lu, 40’lı yaşlarda arkadaşlıklar nasıl şekillenir?

Hayat devam ederken insanın arkadaş çevresi doğal olarak tekrar tekrar şekillenir. Lise ve üniversite yıllarında kurulan dostluklar, iş hayatının başlamasıyla birlikte artık daha az görüşülen ve en sonunda ayda yılda bir aranan arkadaşlara dönüşür. Araya yolların, mesafelerin, yeni ilişkilerin girdiği denklemde gün gelir sabahlara kadar sohbet ettiğimiz en yakın arkadaşlarımızın yokluğunu bile fark etmez hale geliriz. Olması gereken de budur. Çünkü insan yaş aldıkça, biriktirdiği deneyimlerden yola çıkarak kendi kimliğini düzenli olarak yeniden inşa eder. 

Hayat yolculuğunda geçtiğimiz farklı evrelerde bize farklı dostluklar eşlik etse de zamanı geldiğinde bu ilişkilerin çoğu solmaya mahkumdur. Üstelik yetişkinlik ve evlilik gibi yaşam sorumlulukları, önceliklerin belirgin şekilde değişmesine yol açar. Bu yoğun tempoda eski dostlara vakit ayırmak, çoğu zaman keyifli bir aktiviteden çok yapılması gerektiği için yapılan yepyeni bir sorumluluğa dönüşür. İşte önemli olan da, hayatın doğal dalgaları arasında hayatımızda hangi eski dostların kalacağına karar vermek ve o bağları nasıl uzun süre canlı tutacağımızı öğrenmektir.

Arkadaş bağları yaşa göre nasıl şekillenir?

İnsan hayatındaki her yeni evre, başlayacak ve sonlanacak yeni arkadaşlıklar anlamına gelir. Bazen hayatımıza giren kimi dostlar, geçtiğimiz evrelerden bağımsız olarak uzun süre bizimle aynı yolda yürür. Kimileri gelip geçici olurken, kimileri de hayatımıza geç girmesine rağmen bize en iyi gelenleri olur. Arkadaşlıkların zayıflayıp sona ermesi, yaşananların bir kayıp, kurulan bağların ise zayıf olduğunu göstermez. Bazen sadece hayatın farklı bir mevsimine girmişizdir ve bu yeni dönemde farklı bir arkadaşlığa ihtiyacımız vardır:

20’li yaşlar

Aileden uzak eğitim hayatının başladığı keşif ve deneme dönemidir. 20’li yaşların başındaki bir kişi hayattaki her şeyi denemeye karşı büyük bir heves duyar. Sosyal ortamlara girmekte ve arkadaş edinmekte zorlanmaz. Bu dinamik akış arkadaş sayısının hızla artmasını sağlar. Ancak 20’lerin ortalarından itibaren ilk iş deneyimlerinin ve yaşam sorumluluklarının başlamasıyla birlikte, kalabalık arkadaş grubu arasından ciddi bir eleme yapılır. Geriye kalan bağlar, genellikle bizimle benzer sosyalleşme alışkanlıklarına sahip olan insanlar arasından seçilir.

30’lu ve 40’lı yaşlar

30’lu yaşlar; insanın hayatına evlilik, partner, çocuk ve kariyerde yükselme gibi süreçlerin girdiği evredir. Bu dönemde insan önceliğini arkadaşlarından çok kendi hayatına ve hedeflerine yönlendirir. Doğal olarak 20’li yaşlarda kurulan bağların çok az bir kısmı 30’lara ve 40’lara taşınır. Aktif çalışma döneminin en verimli aralığı olan bu yıllarda sosyalleşme için gereken boş zaman oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle fazla bakım ve zaman isteyen arkadaşlıkların birçoğu bu süreci kolay atlatamaz. Geriye kalan arkadaşlar konusunda insan çok daha seçicidir ve arkadaşlıktan beklentisi net şekilde belirlenmiştir. Arkadaş sayısının iyice azaldığı bu evrede kurulan yeni bağlar ise genellikle iş hayatı ve ebeveyn grupları gibi günlük rutine dahil olan ortamlarda tanışılan kişilerden ibarettir. 

50’li yaşlar ve sonrası

50’li yaşlardan itibaren insan emeklilik evresine girer ve toplumda, hayatta farklı bir anlam aramaya başlar. Çocukların evden ayrılması, okul ve iş gibi sosyalleşme ağlarının ortadan kalkması, kişiyi oldukça kısıtlı bir çevreye sabitler. Bu yıllarda azalmış olan arkadaş sayısını tekrar artırma eğilimi vardır. İçinde bulunulan yalnızlık hissini kırmak için katılabileceği yürüyüş grupları, kitap kulüpleri ya da hobi atölyeleri insanın en büyük kurtarıcısıdır. Kişisel ilgi alanlarına dayalı yeni topluluklara girmek, insana mutlu bir yaşam sürmek için ihtiyacı olan motivasyonu yeniden kazandırır.

Hayat koşturmasında eski arkadaşlıkları koruma yolları

Aslında insanın yaş aldıkça arkadaş kaybetmesi oldukça yaygın bir durumdur. Bir çalışma; insanların özellikle 25 ile 45 yaşları arasında arkadaş kaybetmeye başladığını, 45 ile 55 yaşları arasında ise kendi istikrarlı çemberini kurduğunu göstermektedir. Sorumluluklar arttıkça öncelikler de doğal olarak değiştiğinden, zamanla eski arkadaşlıkları sürdürmek için daha fazla çaba harcanması gerekir. Fakat beklentileri ayarlayarak, karşılıklı anlayış göstererek ve birlikte zaman geçirerek, yaşınız kaç olursa olsun arkadaşlık kaslarını güçlendirmenin yolları vardır:

1. Çekirdek kadronuzu belirleyin.

Çekirdek kadro, insanın kısıtlı zaman ve enerjiye sahipken bile birlikte takılmak isteyeceği kişilerden oluşur. Sorumluluklar arttıkça hayatınızdaki herkese eşit seviyede ilgi göstermeniz mümkün değildir. Üstelik böyle bir süreç sizden fazlasıyla şey götüreceği için bir yerden sonra tükenmişlik yaratması da normaldir. Bu nedenle bir ömür sürecek arkadaşlıklar için elinizdeki mevcut kişiler konusunda stratejik davranmanız ve kime ne kadar yatırım yapacağınızı tespit etmeniz gerekir. Sizin için vazgeçilmez olan kişileri belirledikten sonra enerjinizi dağıtmanız ve zamana karşı direnmeniz de mümkün olur.

2. Niyetlerinizde açık olun.

Arkadaşlık ilişkileri de açık iletişim konusunda romantik ilişkilere benzer. Bir arkadaşınızın davranışlarından memnun olmadığınızda ona trip atıp anlamasını beklemek yerine, sorunu her zaman açıkça konuşmanız gerekir. Arkadaşlığı geleceğe taşımanın en kilit noktası, karşılıklı açık ve net iletişimden geçer. Zamanla karşılıklı beklenti ve istekleri daha iyi anlayan insanların arasındaki bağ da zorluklara karşı daha dirençli olur.

3. Anlayış gösterin.

Her insanın hayatındaki evre aynı hızda ilerlemez. Bazen bir arkadaşınız yeni bir aile kurarken siz hala iş hayatındaki sorunları çözmeye çalışıyor olabilirsiniz. Veya arkadaşınız kendi hayatında zor bir evreden geçiyor olabilir. Yaşamdaki bu gibi evrelere karşı anlayış geliştirmek, arkadaşlıkları geleceğe taşımanın bir diğer önemli kuralıdır. Sırf hayatınız farklı olduğu için bir arkadaşlığa son vermeden önce karşı tarafa ihtiyacı olan zamanı, şefkati ve esnekliği sunduğunuz zaman ileriye daha güçlü adımlarla yürümeniz kolaylaşır.

4. Görüşme şeklinizi yeniden şekillendirin.

Arkadaşlıklardaki sosyalleşme şekilleri zamana ve şartlara göre değişebilir. Hatta bu bazen zorunluluk haline gelir. Eskiden sabahlara kadar oturduğunuz bir dostunuzla iki haftada veya ayda bir hafta sonu brunch’ı için buluşmak da gayet sürdürülebilir bir rutin olabilir. Birlikte bir pazar kahvesi içmek, her gün olmasa da hayattaki önemli gelişmelerde arayıp hal hatır sormak, arkadaşlığı bakımı zor bir sorumluluk olmaktan çıkararak daha keyifli şekilde besler.

5. Sağlıklı çatışmalara kulak tıkamayın.

Her ilişkide olduğu gibi arkadaşlık ilişkilerinde de tartışma ve çatırdamalar olması normaldir. Önemli olan bu çatışmalardan her seferinde daha güçlü çıkmaktır. Sağlıklı bir çatışma, karşılıklı tarafların birbirini anlamasına ve düşüncelerini filtresiz şekilde dışa vurmasına yardımcı olur. Ancak yüzleşmenin faydalı olabilmesi için bir savaş gibi değil de yapıcı bir dille konuşulması gerekir. Böylece yaşadığınız bir çatışma sonrasında arkadaşınıza daha yakın ve bağlı hissetmeniz de kaçınılmaz hale gelir. 

Kaynak: verywellmind

İlginizi çekebilir: Dostluk yolculuğunda kırılma noktası: Arkadaş ayrılığı

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale