X

Yas herkes içindir, yaşanmalıdır

Yas, kişinin kayıp karşısında verdiği doğal bir yanıttır. Kayıplarımız somut (ölüm ve ayrılık sebebiyle oluşan kayıplar) ve gelişimsel (anneyi kaybetme kaygısı, sevgiyi kaybetme kaygısı vs gibi oluşan kayıplar) olabilir. Bu yazımız, somut kayıp sonucu oluşan yas üzerine olacak.

Kişinin bedensel ve sosyal işlevlerini de etkileyen yas, kişi açısından acı verici bir yaşantıdır. Bu acı verici duruma zaman içerisinde uyum sağlama ve yaşama kaldığı yerden devam etme, sürecin normal yas olarak yaşandığını bize ifade eder.  Normal yas seyrinizde öfke, aşırı hareketlilik, psikosomatik belirtiler, kişinin çevresindekilerle olan ilişkilerinde bozulma beklenen tepkilerdir. Genel olarak yas süreci kişiye göre değişse de ortalama 6 ay sürmesi beklenir, bu süreç 6 aydan daha fazla uzayan bir hal alıyorsa yardım almanın gerekliliği üzerine düşünülmelidir.

Normal yas ve 4 ana evresi

Yaşanması beklenen yani normal kabul edilen yas, dört ana evreden oluşmaktadır. Parkes’ın tanımladığı bu dört evre şöyledir:

  • Birinci dönem, kayıp sonrası hemen başlayan uyuşukluktur.
  • İkinci dönem, kaybedilen kişiye özlem, inkar ve öfke eşlik eder.
  • Üçüncü dönem, dezorganizasyon ve çaresizliktir.
  • Dördüncü dönem ise yeniden organize olma ve yaşama uyum sağlamadır.
Komplike yas ve belirtileri
Psikopatolojik hastalıklara yakalanmamak ve “komplike yas belirtilerini” yaşamamak için yasınızı yaşayın.

Fakat bir de komplike yas (travmatik, çözülmemiş, anormal yas…) vardır ki şöyle tanımlanmaktadır: Kişinin kayıp sonrası yas sürecini tamamlanması gereken zamanda tamamlayamayarak, yas süresince gösterilmesi beklenen normal tepkilerin çok şiddetli verilmesi ve kişinin kayıp öncesi işlevselliğine dönememesi olarak tanımlanır. Komplike yas yaşayan kişilerde yoğun anksiyete, aşırı sinirlilik, kaybedilen kişinin davranışlarını taklit etmek, suçluluk, özgüven eksikliği, düşmancıl tepkiler, sosyal becerilerde uyumsuzluk ve ilişkilerinde bozulma, sürekli özlem duyma, somatik belirtiler, aşırı zihinsel uğraşı bazen de kayıp olayı hiç yaşanmamış gibi davranma ve kaçınma davranışları gözlendiği araştırmalarla tanımlanmıştır.  

Komplike yas içinde olan bir kişi için destek yöntemleri kaybın gerçekliğini artırmak, yaslı kişinin duygusal ve davranışsal açıdan acısıyla baş etmesine yardımcı olmak, kaybın ardından yeniden uyum sağlaması için çeşitli engelleri aşmasına yardımcı olmak şeklinde belirlenmiştir. Burada uygulanan teröpatik yöntemin amacı yas sürecinin tamamlanmasını sağlamak, kişiye yas süreci ve sonuçları hakkında bilgi vermek son olarak kişinin kayıp sonrası değişen yaşamında yas sürecine uyum sağlamasını sağlamaktır.

İnsan gelişimi açısından baktığımızda yaşamın bir gün son bulacağı beklenen bir sondur. Her ne kadar hepimiz bu sonu bilsek de kabullenmek istemeyiz. Ancak şu da bir gerçektir ki kabul etmek hangi durum olursa olsun en iyi başlangıçtır. Mezarlık ziyaretleri yapmak, kaybedilen kişiyle ilgili anıları gözden geçirmek hatta yazıya dökmek durumu kabullendirerek, kişiye yas sürecini yaşatan adımlardan bazılarıdır.

Yasınızı yaşayın ki yukarıda ifade edilen “komplike yas belirtilerini” yaşamaktan ve dolayısıyla depresyon başta olmak üzere psikopatolojik hastalıklara kaymaktan kendinizi kurtarın.

İdil Arasan Doğan: İstanbul doğumlu olan Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans programı ile başladığı akademik yaşamını Psikoloji Doktora Programı ile sürdürmektedir. Yüksek Lisans Bitirme Tezini, Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ danışmanlığında "Alzheimer Hastaları Bakım Veren İyi Oluş Psikoeğitim Programının Bakım Verenlerin Tükenmişlik Sendromu Üzerine Etkisi" konusunda vermiştir. Üsküdar Üniversitesi Anne & Bebek Ruh Sağlığı Merkezi ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır. Akademik çalışmalarına; geriatri, anne & bebek ruh sağlığı, kişilerarası ilişkiler, pozitif psikoloji bağlamında devam etmekle birlikte özellikle yaşlanma, demans; Alzheimer, kişilerarası ilişkiler alanlarında yoğunlaşmıştır. Yapılandırmış olduğu "Hasta Yakınları İyi Oluş Programı"nı Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde 3 yıl boyunca uygulamıştır ve halen aynı merkezde ayda 1 kez olmak üzere "Hasta Yakını Destek Programı"nı yürütmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale