X

Uyumlanma zamanı: Hayatın dengesine ayak uydurabilmek

Hayat öyle bir denge ki… Hiçbir şey zamanından önce veya sonra olmuyor. Hayat bütünüyle bakabildiğin kadar güzel. Mükemmel bir şekilde dizaynlanmış ve öyle bir denge içinde ki o an içinde bunu görmek zor olsa da uzaktan bakabildiğinde anlayabiliyorsun, hatta çözebiliyorsun şifreyi.

Hayatına giren, hayatından çıkan her şeyin aslında bir amaçla geldiğini, yaşadığın tüm acıların bir nedeni olduğunu, her şey sözde senin yaratımın olsa da aslında özde evrenin bir yaratımı olduğunu ve zaten hayatla uyum içinde gittiğinde senin arzun ile O’nun arzusunun “1” olduğunu…

O zaman ne için savaşıyorsun hayatla, deneyimlerinle? Ne için direnç gösteriyorsun duygularına, yaşayacaklarına, hayatına girene, hayatından çıkana? Neyi değiştirmeye çalışıyorsun?

Hayat öyle bir denge ki, devam ettikçe bir gün güleceğiz, bir gün ağlayacağız, bir solacağız, bir gün açacağız. Tüm duygular yaşanacak. Farklı türlü düşünceler yoklayacak kapımızı. Kimine açacağız kapıyı, kimine kilitleyeceğiz.

Kalbimiz kimi zaman aşkın ve sevginin varlığında hızla atacak, kimi zaman yokluğunda sakinleşecek, durgunlaşacak. Gözlerimiz kimi zaman aşkla, umutla bakacak, kimi zaman yerini umutsuzluğa bırakacak.

Türlü kimliklere bürüneceğiz. Farklı maskeler takacağız belki. Belki biri yaramıza basacak kanayacağız. Sonra biri gelecek ve onları sevgiyle sarmaya başlayacak. Bir kış olacağız, dondurucu soğuklara maruz kalacağız.

Bazen yaz olup ısıtacağız herkesi, her şeyi. Hayat tüm varlığıyla bazen oynayacak bizimle, dalga geçecek, tiye alacak, bazen de biz onunla dalga geçeceğiz. Bir rüya olduğunu kendimize hatırlatıp, nötrlüğümüzü koruyacağız belki. Bir gün gelecek ve devran dönecek. Burnu büyükler küçülecek, kalbi büyükler dünyayı yönetecek. Hayat bu, belli mi olur?

O sürprizlerin, zıtlıkların, toksinin, huzurun, huzursuzluğun, neşenin, hüznün, aşkın, kavganın, her şeyin yaşandığı bir denge. Her şeye rağmen yaşanmaya değer…

İhtiyacın olan tek şey uyum. 4 mevsimle ilerleyebilmek. Yağmur yağıyorsa şemsiyeni aç, kar varsa dışarıda tak eldivenini, atkını, güneş çıkıyorsa sür kremini… Hiçbir şeyi üzerine yapıştırma. Tüm duygular gelir geçer. Ve sen duyguların değilsin, düşüncelerin değilsin. Öyleyse içine dalma; tanık ol ve ak bir nehir misali. Hayat öyle bir denge ki sakın değiştirmeye çalışma! Yoksa dengen bozulabilir…

İlginizi çekebilir: Hayat seçimlerden ibaret: Bu yolculuktaki en kolay ve özgür seçim ise kendiniz olmak

Tuba Kaytaş: Türkiye’nin ilk nefes koçlarından olan Tuba Kaytaş, Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. İlk nefes eğitimini 2005 yılında Judith Kravitz’ten aldı. Nefesin hayatına ve kendisine yaptığı muazzam değişikliği fark edince deneyimlediği tüm güzellikleri insanlarla paylaşabilmek için yoluna nefes eğitmeni olarak devam etmeye karar verdi. 2009 yılında Ommira Kişisel Gelişim Merkezi’ni kurdu. Bu süreçte yaptığı çalışmaları ve deneyimlediklerini Özgür Kocaeli Gazetesi’nde kişisel gelişim konularında yazılar yazarak paylaştı. Yıllardır içinde bulunduğu nefes seminerlerinin ardından bilgi ve tecrübelerini 2012 yılında yayımlanan ilk kitabı Nefes’le Mucizelere Giden Yol adlı kitabında topladı. Araştırmacı ve yenilikçi bakış açısıyla, nefesle ilgili her konuyla ilgilenerek yoluna devam eden Kaytaş, Nefesimizin düşüncelerimizi etkilediğini fark edince kendi yöntemini geliştirip nefesi duygularla bütünledi. 8 yıllık çalışmaları ve eğitimleri sonucu geliştirdiği Nefs-i Terapi yöntemini aynı isimli kitapla paylaşmaya karar verdi. 3. Kitabı olan Bedenin Şifresi ile okuyucularına bedeni tanımanın ve şifanın yollarını sundu. 4. Kitabı olan 1 ile ilişkilere farklı bakış açısıyla bakabilmeye rehber oldu. Türkiye’nin İlk Transformal Nefes Koçları’ndan olup, daha sonra kendi sistemini kuran Kaytaş, nefesin en doğal halini Bütünsel Nefes’te birleştirdi. Şu anda Nefes Kampları düzenliyor, sorgulanabilir sertifikalı olan Profesyonel Nefes Uygulayıcılık Eğitimleri veriyor ve kendi sitesi olan www.nefesatolyesi.com da yazı yazmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale