X

Doğumunuzun sırrını runik astroloji ile çözün

Astroloji, gök cisimlerinin konumlarının ve hareketlerinin insan karakteri ve hayatı üzerinde etkileri olduğunu vurguluyor. Pek çok insan, astroloji aracılığıyla benliğini, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını tanımlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor. Dünya çapında geniş bir kitleye sahip olan astrolojinin alt dalları da ayrı ayrı fazlasıyla ilgi çekiyor. Bu alt dallar arasında sağlık astrolojisi, sinastri ve finansal astroloji ön plana çıksa da astrolojinin bir diğer alt dalı olan runik astroloji de dikkatleri üzerine topluyor. Bu yazımızda, runik astrolojinin detaylarını sizler için kaleme aldık.

Runik astroloji nedir?

Antik İskandinav ve Germen kültürlerine dayanan runik astroloji, bir astroloji sistemi olup geleneksel astrolojiye fazlasıyla benziyor. Bu sistem, insanların doğumlarıyla bağlantılı enerjileri, ruhsal yolculuklarını ve kişisel potansiyellerini anlamayı hedefliyor. İskandinav mitolojisi, Futhark olarak bilinen runik alfabe ve doğanın döngüleri bu sistemin temelinde bulunuyor.

Runik astrolojinin temel özellikleri

Runik astroloji, İskandinav rünlerinin yani Futhark alfabesinin enerjilerinden yararlanıyor. Her rün, bir sembol olup belirli bir anlamı ve enerjiyi temsil ediyor. Bu astroloji sistemi de bu semboller aracılığıyla insanların karakterlerini, güçlü ve zayıf yönlerini ve geleceklerini anlamlandırmayı amaçlıyor.

Bu sistem, İskandinav mitolojisindeki doğa döngülerini, yıldızların hareketlerini ve mevsimleri baz alıyor. Örneğin, bu mitolojide önemli bir rol oynayan Yggdrasill runik astrolojinin kavramsal yapı taşları arasında bulunuyor. Dünya Ağacı olarak da bilinen Yggdrasill’in devasa bir mitolojik ağaç olup dokuz diyarı birbirine bağladığına inanılıyor.

Temelde ruhsal gelişime odaklanan runik astroloji, İskandinav tanrılarından ve mitolojik hikayelerden ilham alıyor. Her tanrının ve tanrıçanın belirli bir rünle ilişkili olduğu bu sistem, ruhsal dengenin ve farkındalığın geliştirilmesini hedefliyor.

Geleneksel astrolojideki doğum haritasına benzer şekilde, bu sistemde de insanların doğum tarihlerine ve saatlerine göre rünler atanıyor. Kişilere atanan bu semboller, ruhsal yolculuğun ve yaşam amacının keşfedilmesine katkı sağlıyor.

Doğum gününe ve saatine göre rünler nelerdir?

Şimdi, batı astrolojisi gibi gezegenlere ve burçlara dayanmayan runik astrolojinin rünlerini ve mitolojik bağlamlarını sizler için açıklıyoruz. Benliğinizi anlamak ve spiritüel açıdan gelişmek adına size atanmış iki rünün anlamını somut bir şekilde algılamanızı öneriyoruz. Birinci rün Güneş burcuna benzer bir şekilde kişiliğin temel yönlerini açıklarken ikinci rün ise yükselen burç gibi dış dünyadaki duruşu ve zorluklarla başa çıkma mekanizmalarını temsil ediyor. Aşağıdaki rünleri incelerken ilk olarak doğum gününüze denk gelen sonra da doğum saatinizle eşleşen sembolü tespit etmeniz gerekiyor.

Fehu (29 Haziran – 14 Temmuz, 12.30 – 13.30)

Zenginlik, bolluk ve refah anlamına gelen Fehu, maddi ve manevi açıdan zenginliğin ve gelişimin göstergesi olarak biliniyor. Bu rün, yaratıcılığın, yeni başlangıçların ve kaynakların artışının habercisi olarak karşımıza çıkıyor. Bu rüne sahipseniz bolluğunuzu doğru yönlendirmeye ve paylaşım yapmaya özen göstermelisiniz.

Uruz (14 Temmuz – 29 Temmuz, 13.30 – 14.30)

Gücün, dayanıklılığın ve sağlığın simgesi olan Uruz, içsel gücün keşfedilmesi ve değişim için cesaret gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu sembol, aynı zamanda sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı benimsenmesi için de bir sinyal görevi görüyor.

Thurisaz (29 Temmuz – 13 Ağustos, 14.30 – 15.30)

Ham gücü, savunmayı ve sınırları anlamlandıran Thurisaz, karşılaşılan her engelden bir mesaj çıkarılması ve bu engellerin birer öğretici olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Eğer bu rüne sahipseniz karşınıza çıkan engelleri aşarken dikkatli olmaya ve gücünüzün kontrolünü kaybetmemeye özen göstermelisiniz.

Ansuz (13 Ağustos – 29 Ağustos, 15.30 – 16.30)

İlahi rehberlik, iletişim ve bilgelik anlamına gelen bu rün, duygularınızı ve düşüncelerinizi çevrenizdekilere açık bir şekilde ifade etmenizi ve hem direkt hem de dolaylı mesajları önemsemenizi öneriyor.

Raidho (29 Ağustos – 13 Eylül, 16.30 – 17.30)

Yolculuk, hareket ve yön anlamlarına gelen Raidho, fiziksel ve ruhsal yolculuğu temsil ediyor. Bu rüne sahipseniz yolculuk sürecinin hedeften daha önemli olduğunu ve değişim için doğru zamanın geldiğini fark etmelisiniz.

Kenaz (13 Eylül – 28 Eylül, 17.30 – 18.30)

Kenaz, farkındalığı, bilgiyi ve yaratıcılığı simgeliyor. Bu rün, aydınlanmayı ve anlayışı temsil ederek edindiğiniz bilgileri etkili bir şekilde kullanıp hayatınızı aydınlatmanızı öneriyor.

Gebo (28 Eylül – 13 Ekim, 18.30 – 19.30)

Hediye, ortaklık ve denge anlamına gelen bu sembol, alma-verme dengesini temsil ediyor. Eğer bu rüne sahipseniz ilişkilerinizde denge ve uyum yaratmak için diğer insanlarla paylaşım yapmaya dikkat etmelisiniz.

Wunjo (13 Ekim – 28 Ekim, 19.30 – 20.30)

Wunjo, neşeyi, mutluluğu ve uyumu temsil ederek pozitif bir bakış açısı geliştirmenin önemini vurguluyor. Bu rüne sahipseniz yaşamınızın güzel yanlarını kutlamaya ve mutluluğunuzu sevdiklerinizle paylaşmaya özen gösterebilirsiniz.

Hagalaz (28 Ekim – 13 Kasım, 20.30 – 21.30)

Fırtına, yıkım ve yeniden doğuş temalı bu sembol, karşınıza çıkan herhangi bir zorluğu bir fırsat olarak değerlendirmenizi öneriyor. Bu rünü baz alarak her zorluktan bir dönüşüm ve yenilenme enerjisi çıkabileceğini fark etmelisiniz.

Nauthiz (13 Kasım – 28 Kasım, 21.30 – 22.30)

İhtiyaç, kısıtlamalar ve sabır anlamına gelen bu rün, karşınıza çıkan kısıtlamaları ve zorunlulukları kabul etmeniz gerektiğini vurguluyor. Bu rünü baz alarak sabırlı olmaya özen göstermelisiniz ve her şeyin belirli bir zamanı olduğunu fark etmelisiniz.

Isa (28 Kasım – 13 Aralık, 22.30 – 23.30)

Durgunluk ve engel anlamına gelen Isa, düşünmek için durma ihtiyacını temsil ediyor. Bu rün, anlık kararlar almak yerine durup düşünmenin ve içsel farkındalığı geliştirmenin önemini vurguluyor.

Jera (13 Aralık – 28 Aralık, 23.30 – 00.30)

Döngüler ve zamanın geçişi temalı bu rün, emeklerinizin karşılığını alacağınızı ifade ediyor. Bu rüne sahipseniz sabırla çalışmanın sonuçlarının uygun zamanda geldiğini anlamalısınız.

Eihwaz (28 Aralık – 13 Ocak, 00.30 – 01.30)

Dayanıklılık, ruhsal büyüme ve koruma anlamına gelen Eihwaz, karşılaşılan engellerin içsel bir güç yarattığını ve bu gücün de soyut bir koruma kalkanı oluşturduğunu belirtiyor.

Perthro (13 Ocak – 28 Ocak, 01.30 – 02.30)

Perthro, gizemi, kaderi ve şansı temsil ederek hayatın sürprizlerle dolu olduğunu ve bu sürprizleri keşfetmenin önemini vurguluyor. Bu rünü baz alarak gizli potansiyelinizi açığa çıkarabilirsiniz.

Algiz (28 Ocak – 13 Şubat, 02.30 – 03.30)

Koruma, savunma ve ilahi rehberlik anlamına gelen Algiz, içgüdülere güvenilmesi ve benliğin koruma altına alınması gerektiğini vurguluyor. Bu rüne sahipseniz çevrenizdeki potansiyel tehlikeleri tespit etmeye özen göstermelisiniz.

Sowilo (13 Şubat – 27 Şubat, 03.30 – 04.30)

Sowilo, başarı ve zaferin temsili olup aydınlanmaya ve hedeflere ulaşmaya işaret ediyor. Bu rün, içsel ışığın hedeflere ulaşma yolunda rehberlik edebileceğini açıklıyor.

Tiwaz (27 Şubat – 14 Mart, 04.30 – 05.30)

Adalet, cesaret ve fedakarlık anlamına gelen bu sembol, doğruluk ve dürüstlüğü temsil ediyor. Bu rüne sahipseniz hakkınız olanı savunun ve bu savunma esnasında fedakarlık yapmaya dikkat edin.

Berkano (14 Mart – 30 Mart, 05.30 – 06.30)

Yeniliğin, büyümenin ve doğurganlığın habercisi olan bu rün, yeni başlangıçları kucaklamanız ve yaratıcılığınızı açığa çıkarmanız gerektiğini ifade ediyor.

Ehwaz (30 Mart – 14 Nisan, 06.30 – 07.30)

Güvenin ve sadakatin temsilcisi olan Ehwaz, ilerlemek adına diğer insanlarla uyum içinde çalışmanın önemini ön plana çıkarıyor ve ikili ilişkilerdeki güven ve bağlılık enerjisini taşıyor.

Mannaz (14 Nisan – 29 Nisan, 07.30 – 08.30)

İnsanlık, topluluk ve birey vurgusuna sahip olan bu sembol, hem benliğin hem de diğer insanların anlaşılmasına ışık tutuyor. Bu rüne sahipseniz insan ilişkilerinizdeki uyumu geliştirmeye özen göstermelisiniz.

Laguz (29 Nisan – 14 Mayıs, 08.30 – 09.30)

Laguz, sezginin ve akışın temsilcisi olup sezgileri takip etmeyi ve doğal akışa güvenmeyi öne çıkarıyor. Bu rün, içgüdülere güvenmenin kritik rolünü vurgulayarak duygusal dengeyi bulmaya yardımcı oluyor.

Ingwaz (14 Mayıs – 29 Mayıs, 09.30 – 10.30)

İçsel enerji, potansiyel ve dönüşüm temalı Ingwaz, saklı enerjinin ortaya çıkmasını temsil ediyor. Bu rüne sahipseniz içsel gücünüzle bağlantı kurmaya, üzerine çalıştığınız projeleri tamamlamaya ve potansiyelinizi ortaya koymaya özen göstermelisiniz.

Othala (29 Mayıs – 14 Haziran, 11.30 – 12.30)

Miras, topluluk ve kökler anlamına gelen bu rün, köklerin unutulmaması ve içinde bulunulan topluluklara katkı yapılması gerektiğini vurguluyor. Bu rüne sahipseniz aile bağlarınızı ve manevi değerlerinizi önemseyerek geçmişinizden güç alabilirsiniz.

Dagaz (14 Haziran – 29 Haziran, 10.30 – 11.30)

Dönüşümün, yeni başlangıçların ve aydınlanmanın önemini somutlaştıran Dagaz, gece ile gündüz arasındaki geçişi sembolize ediyor. Hayattaki karanlık dönemlerin arkasından gelen aydınlığı temsil eden bu rün, her sonun yeni bir başlangıç olduğunu vurguluyor.

İlginizi çekebilir: 2025 dolunay takvimi ve astrolojik etkileri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.

Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.

Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 

İlgili Makale