X

Önyargıyı azaltmanın ve insanlar arası ilişkileri geliştirmenin yolları

“Önyargı” kelimesi, kelimenin tam anlamıyla “ön-” ve “yargı” olarak ayrılabilir. Uygun olarak, önyargıların çoğu, diğer insanların alışkanlıkları, gelenekleri, kıyafetleri, konuşma biçimleri ve değerleri hakkında ön yargıda bulunmamızdan kaynaklanır. Bunu çoğu zaman, onların (gelenekler, değerler, yiyecekler vb.) bizimkinden farklı olduğu gerçeğinden başka bir yargıya dayanmadan yaparız.

Dünya tek bir “gerçek” veya bir “gerçek” ile gelmez. Aksine, gerçek dediğimiz şey, genellikle kültürler arasında farklılık gösteren bir sosyal yapıdır (Bu farklı makalede uzun uzun inceleyeceğim bir konudur).

Tek bir kültüre hapsolduğumuzda, kişinin kendi yolunun tek yol olmadığını, kişinin gerçeğinin işlerin yapılması için mümkün olan tek yol olmadığını görmek inanılmaz derecede zordur. Buna ikna olmanın daha iyi bir yolu, milyonlarca insanın sizden farklı şeyler yaptığı bir ülkeye gitmek olabilir, böylece onlar değil siz tuhaf olursunuz. Tayland’da kızarmış çekirge yemeyi veya Fildişi Sahili’nde haftalık bakkaliye fiyatları için pazarlık yapmayı deneyin. Bütçeniz o kadar ileri gitmenize izin vermiyorsa da sizinle zıt fikirlere sahip ayrı bir kültürden gelen kişilerle sohbet etmeyi deneyebilirsiniz.

Bilinçdışı önyargılarımız

Bu yazıyı yazmamın bir nedeni de, psikolojinin önyargı ve damgalanmayla ilgili süreçler hakkında bize neler sunabileceğini dair bilgi sahibi olmaya yardımcı olmaktır. Bu bilgi, oldukça basit bir şekilde, her birimizin, önyargılarımız tarafından yönlendirilen köklü olumsuz tutumlara ve inatla yerleşik davranış kalıplarına başarılı bir şekilde meydan okumak için ihtiyaç duyduğu iç gözlemin temelini oluşturur. “Bilgi güçtür” savının doğru olduğu bir alan varsa, o da önyargı ve damgalamadır.

Örneğin, önyargı üzerine bir seminere ya da eğitime katılmak, muhtemelen bilinçdışı önyargıyı -farkındalığımızın dışında gerçekleşen süreçler nedeniyle önyargılı olabileceğimiz yolları gözden geçirmenin bir yoludur. Önyargı üzerine bir eğitim ya da seminer, sizi yalnızca bilinçsiz önyargının var olduğuna ikna etmekle kalmaz; bilinçsiz önyargı olgusunu daha iyi anladıkça, muhtemelen kendi önyargılarınızın daha fazla farkına varacak ve onları ele almanıza olanak sağlayacaksınız. Damgalanmanın hedefiyseniz, stereotiplerin (kalıp yargılar) bizi nasıl etkilediğini öğrenmek, duygularınızı anlamanız için size güçlü bir araç sağlar ve sizi etkileyen daha büyük toplumsal süreçler hakkında bir fikir verir.

Benim bu makale için incelediğim Laurie Rudman, Richard Ashmore ve Melvin Gary tarafından 2001 yılında yapılan bir araştırma, bir önyargı ve çatışma seminerine kaydolan öğrencilerin, benzer bir grup öğrenciye kıyasla önyargı düzeylerinde (hem bilinçli hem de bilinçsiz) önemli azalmalar olduğunu göstermiştir. Bu çalışma bana önyargılarımızın kırılabilir olduğunu hatırlatıyor: Bunları öğrenmek sizin hayat yolculuğunda ihtiyaç duyduğunuz ya da duyacağınız değişime yönelik iç sezgiyi ve motivasyonu verecektir.

30 Haziran Perşembe günü Bursa Campus Plus’ta saat 20:00’de gerçekleşecek “Önyargı ve Tecrübe” semineri ile önyargı ve kalıpları kırmak adına insanların ihtiyacı olan farklı bilgi ve bakış açıları ile birlikte, bir koçun gözlem ve tespitlerini paylaşmış olacağım.

Sorularınızı bana Instagram hesabım üzerinden iletebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Farkındalıkla bilinçlenmek için nasıl bir yol izlemelisiniz?

Işıl Çetinkaya: Anka Koçluk Okulundan temel koçluk eğitimlerini tamamladıktan sonra Amerika University of Northwest "Yönetici Koçluğu ve Mentörlük" yüksek lisans programı "Transaksiyonel Analiz", "Gestalt Psikoloji", "Bilişsel ve Pozitif Psikoloji", "Sistemik Takım Koçluğu", "Fasilitasyon" alanlarında eğitim görmektedir. Ayrıca Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung koçluk ekolüne bağlı Jungian Coaching School’dan eğitimler almıştır. Yalnızca Hedeflerinize ulaşmak değil, gerçek öz benliğiniz ile temas kurup yaşamınızda kalıcı ve sürdürülebilir değişiklikler yapmalarına yardımcı olan Jung Teorisi, Doğu Maneviyatı ve Sosyal Sinirbilime dayalı bir koçluk modelini uyguluyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale