X

Normalleşme yanlılığı: Gemi batarken neden keman çalmaya devam ederiz?

Bir yangın alarmı çaldığında insanların ilk tepkisi nedir? Hemen kaçmak mı? Hayır. İstatistiklere ve güvenlik kameralarına göre, insanların büyük çoğunluğu önce birbirine bakar, sonra “Muhtemelen tatbikattır” ya da “Biri yanlışlıkla basmıştır” diyerek oldukları yerde kalırlar. Hatta işlerine devam ederler. 

Tehlike burnumuzun dibine kadar gelse bile, beynimizin “Her şey yolunda, bu kadar kötü bir şey benim başıma gelemez” diyerek bizi felç etmesine psikolojide ‘’ Normalleşme Yanlılığı ‘’ diyoruz. Ve şu an, etrafımızdaki pek çok belirsizlik ve kısıtlama ihtimali karşısında toplumsal bir donma hali yaşıyor olabiliriz.

Beynimizin hata veren yazılımı

Normalleşme Yanlılığı, beynin aşırı stres veya yaklaşan felaket karşısında kendini koruma mekanizmasıdır (10-80-10).  Beynimiz desenleri sever. Dün güneş doğdu, bugün de doğdu, yarın da doğacak. Dün Steam’e girdim, bugün de girdim, yarın da gireceğim…

Sistemin dışından gelen “radikal” bir veri (örneğin; devasa bir platformun yasaklanma ihtimali veya bir doğal afet uyarısı), beynin kurulu düzenine o kadar terstir ki, zihin bu veriyi işlemeyi reddeder. Buna Bilişsel Uyumsuzluk (Cognitive Dissonance Theory) eşlik eder.

Kişi, rasyonel bir analiz yapmak yerine şu cümlelere sığınır:

  • “Yok canım, o kadar da değil.”
  • “Koskoca şirket/ülke, böyle bir şeye izin vermez.”
  • “Bu sadece bir söylenti, mantıklı değil çünkü…”

Oysa tarih, “mantıklı olmadığı için” gerçekleşmeyeceği sanılan, ama gerçekleşen olaylarla doludur. Pompeii halkı yanardağ dumanlarını izlerken günlük işlerine devam etmişti. Titanik’teki yolcular, gemi su alırken bile ana salonda sohbet ediyordu. Çünkü zihinleri “Batamaz” verisine kilitlenmişti.

Günümüzden bir örnek: Dijital konfor alanımız

Bugünlerde dijital dünyada, oyun platformlarında veya sosyal medyada duyduğumuz kısıtlama haberlerine verdiğimiz tepkileri düşünün. Çoğumuzun ilk tepkisi öfke değil, inikardır.

“Bunu yapamazlar, uluslararası anlaşmalar var, ekonomi zarar görür…” gibi mantıksal argümanlar üretiriz. Evet, argümanlarınız mantıklı olabilir. Ancak karşınızdaki olay “mantık” zemininde ilerlemiyor olabilir.

Normalleşme Yanlılığı’na düştüğümüzde, tehlikeyi bertaraf etmek için “harekete geçmek” yerine, tehlikenin varlığını “yok sayarak” rahatlamayı seçeriz. Bu, devekuşunun kafasını kuma gömmesi değildir; bu, devekuşunun kuma gömülecek bir kafa olmadığına kendini inandırmasıdır.

Bu yanlılık bizi pasifize eder. İtiraz etmemiz, önlem almamız veya yasal haklarımızı kullanmamız gereken o kritik “altın saatleri”, “Bir şey olmaz ya” diyerek harcarız. Ve o “bir şey” olduğunda, hazırlıksız yakalanırız.

Panik değil, “paranoyak iyimserlik”

Peki, bu zihinsel tuzaktan nasıl kurtuluruz? Panik yaparak mı? Asla. Panik, Normalleşme Yanlılığı’nın diğer ucundaki kontrolsüzlüktür. İhtiyacımız olan şey rasyonel hazırlıktır.

Stoacı felsefe buna “Pre-mortem” (Ölüm öncesi analiz) der. Bir olayın gerçekleştiğini ve en kötü senaryonun yaşandığını şimdiden varsaymak.

  1. İnkarı bırakın: “Olabilir.” Bu kelimeyi kabul edin. En mantıksız, en distopik senaryo bile gerçekleşebilir.
  2. Veriyi test edin: Duygusal tepki vermek yerine (üzülmek veya dalga geçmek), somut durumu analiz edin. Resmi açıklamalar ne diyor? Geçmişte benzerleri yaşandı mı?
  3. Eyleme geçin: Beklemek, kurban psikolojisidir. Eylem ise kontrolü geri almaktır. Bu bir doğal afetse çantanızı hazırlamak, bir dijital kısıtlamaysa CİMER üzerinden bilgi edinme hakkınızı kullanmak veya verilerinizi yedeklemektir.

Donup kalma, harekete geç

Normalleşme Yanlılığı, bizi felaketin kendisine değil, felaket öncesindeki “hareketsizliğe” mahkum eder. Gemi su alıyor olabilir veya sadece bir tatbikat olabilir. Ama can yeleğinin yerini öğrenmek ve kaptana “Neler oluyor?” diye sormak, paranoya değil, hayatta kalma refleksidir. 

#oyunumadokunma 

İlginizi çekebilir: Gell-Mann amnezi etkisi: Islak sokaklar yağmura sebep olur mu?

Mustafa Direk: Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. Ancak içimdeki merak, beni yeni alanlara yönlendirdi ve şu anda marka iletişimi alanında kendimi geliştiriyorum. Dijital içerik üretimi ve blog yazarlığı konusunda deneyimliyim ve içeriklerimle insanlara ilham vermeyi hedefliyorum. Kendini keşfetme ve farkındalık sürecine katkıda bulunacak yazılarımı takip edebilirsiniz. Bu yolculukta birlikte ilerlemek dileğiyle!

Hayallerinizi büyütürken yanınızda: Türkiye İş Bankası Girişimci Kadın Destek Paketi

Girişimci kadın olmanın, sadece bir iş kurmak değil; aynı zamanda binbir çeşit sorumluluğu, hayalleri ve o hiç bitmeyen “her şeye yetişme” çabasını aynı anda yönetmek olduğunu biliyoruz. Bazen bir kahve molasında alınan o kritik karar, bazen de gece geç saatlerde anca bitirilen evrak işleri… Hayatın bu yoğun temposunda, yanınızda sadece finansal bir güç değil, aynı zamanda yükünüzü hafifletecek bir yol arkadaşı olsun istersiniz.



Tam da bu yüzden, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer alması yalnızca bireysel başarı hikâyeleri değil; aynı zamanda sürdürülebilir büyümenin ve toplumsal dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olarak görülüyor. Bu ihtiyacın farkında olan Türkiye İş Bankası ise uzun yıllardır attığı adımları somut çözümlerle destekleyerek, girişimci kadınların işlerini büyütmelerine ve potansiyellerini gerçekleştirmelerine katkı sunmaya devam ediyor.

Bu yaklaşımın bir yansıması olarak Türkiye İş Bankası tarafından hayata geçirilen “Girişimci Kadın Destek Paketi”, işini büyütmek, yeni fırsatlara adım atmak ve finansal gücünü artırmak isteyen kadınlara kapsamlı bir destek sunarken; bankayı yalnızca finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesine taşıyarak, girişimcilik yolculuğunda güçlü bir çözüm ortağı haline getiriyor.

Türkiye İş Bankası Girişimci Kadın Destek Paketi Avantajları:

  • Finansal Adımlarda Esneklik: İşinizi bir adım öteye taşımak için ihtiyacınız olan sermaye bazen en büyük soru işaretidir. Bu süreci daha kolay yönetebilmeniz için Girişimci Kadın Destek Paketi’ne başvurun, uygun faiz oranlarından ve vade seçeneklerinden yararlanın. Böylece bütçenizi zorlamadan, sadece büyüme planlarınıza odaklanabilirsiniz.
  • İşlemlerde Masrafsızlık Ayrıcalığı: Gün içinde kaç tane havale veya EFT yaptığınızı saymak zorunda kalmayın diye; paket kapsamında kredi kullanan girişimcilere özel, tam bir yıl boyunca İşCep ve İnternet Şubesi üzerinden yapacağınız 100 havale ve 50 EFT işlemi tamamen ücretsiz. Küçük görünen ama birikince fark yaratan bu muafiyet avantajları operasyonel yükünüzü azaltıyor.
  • POS ve Teminat Çözümlerinde İndirim: Satış ağınızı genişletirken POS kullanım ücretlerinde sağlanan indirimler ve avantajlı komisyon oranlı teminat mektupları ile işinizi kolaylaştırıyor.
  • Ücretsiz Çek Karnesi: İlk kez 10 yapraklı çek karnesi alan girişimci kadınlara, ticari itibarlarını ve ödeme planlarını yönetirken yanlarında olacak çek karnesi bu destek paketi kapsamında ücretsiz sunuluyor. İş dünyasındaki imzanız, cebinize ek bir maliyet getirmeden değer kazanıyor.
  • Girişimci Kadınlara Özel Kapsayıcılık: Bu desteklerden yararlanmak için sadece tek başına bir işletme sahibi olmanız gerekmiyor. İster gerçek kişi tacir olun, ister hisselerinin çoğunluğu kadınlara ait bir şirketin ortağı, isterseniz de yönetiminde söz sahibi olduğunuz bir yapının parçası; işini büyütme vizyonu olan her girişimci kadın bu avantajlı dünyaya dahil olabiliyor.

Kendi hikayesini yazan, üretimden ve yaratıcılıktan beslenen tüm girişimci kadınlar için bu paket, sadece teknik bir destekten fazlası; bir güven oyu. Bu ayrıcalıklarla tanışmak,  size en uygun seçenekleri değerlendirmek ve detaylı bilgi almak için linki incelemeniz yeterli.

Birlikte büyüyeceğimiz, emeğinizin karşılığını her adımda daha güçlü hissedeceğiniz güzel günlere…

Bu makale Türkiye İş Bankası katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale