X

Narsizm nedir: Narsisistik kişilik bozukluğu ve narsist insanların özellikleri

Sürekli övülmeyi bekleyen ve yaptığı her iyilik karşısında kendisini abartılı şekilde yücelten, buna karşın söz konusu sizin ihtiyaçlarınız ve duygularınız olduğunda sizi görmezden gelen herhangi biriyle tanıştınız mı? Her konuda herkesten daha iyi karar verebileceğini düşünen ve alınan kararlarda son sözü mutlaka kendisi söyleyen arkadaşlarınız var mı? En küçük bir anlaşmazlıkta ya da eleştiride anında kendisini savunmaya geçerek hakaret, küçümseme, alay etme, kişiliğinizle ilgili özelliklerinizi aşağılama eğilimi gösteren o insan size bir yerlerden tanıdık geldi mi? Kelime olarak doğru kullanımı narsisizm olması gerekirken Türkçe konuşma diline narsizm olarak geçen bu kavramı, biz de yazımızda her iki şekilde de kullandık.

Yaşamınızın bir noktasında mutlaka devamlı olarak kendi yaptıklarını anlatan, bulunduğu her ortamda dikkatleri üstüne çekmeye çalışan, hatta kendi lehine olmadığı sürece diğerlerinin duygularını ve fikirlerini kesinlikle dikkate almayıp sadece kendi konforuyla ilgilenen ‘bencil’ ve ‘ben merkezci’ insanlara denk gelmişsinizdir.

Bu ve bunun gibi pek çok farklı kişilik özelliğini bir arada taşıyarak çevrelerindeki insanlara beklentileriyle hayatı adeta zehir eden, sürekli başkalarından beslenip kendi çıkarı söz konusu olmadığı sürece çevresindekilere hiçbir katkısı bulunmayan, dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen ve herkesten farklı olduğu için kendini sürekli özel hissetmek isteyen bu kişiler psikolojide ‘narsist kişilikler’ olarak tanımlanıyor.

Narsizm nedir?

Narsizmi anlamak ve anlamlandırabilmek, oluşum mekanizmalarını araştırmak ve narsisizm ile öz-sevgi, kendine şefkat duyma ve özgüven gibi olumlu ve istenen benlik kavramları arasındaki ince çizgiyi belirleyebilmek göründüğü kadar kolay değil. TDK tarafından ‘özseverlik’ olarak tanımlanan narsisizm, terimsel olarak kendine aşırı hayranlık duyma, kişilik özelliklerini çok fazla yüceltme, abartılı bir kendini önemli hissetme ve bu doğrultuda aşırıya kaçan benmerkezci davranışlar sergileme olarak tanımlanabilir. 

Narsizm kavramı adını antik Yunan mitolojisindeki bir hikayede adı geçen Narkissos’dan alıyor. Hikayeye göre, güzelliğiyle herkesi büyüleyen bir peri kızı olan Ekho, bir gün ormanda dolaşırken çok yakışıklı bir avcı olan Narkissos’la karşılaşır. Narkissos’a ilk görüşte aşık olan Ekho, sevgisine karşılık alamadığı için yemeden içmeden kesilir ve günden güne daha da içine kapanarak üzüntüsünden ölür. Ekho’nun bedeninden arda kalan kemikler kayalara, sesiyse bu kayalardan yankılanan seslere, yani ekoya dönüşür.

Tanrılar, Ekho’yu yok eden bu aşka karşılık vermediği için Narkissos’a çok sinirlenirler ve onu cezalandırmaya karar verirler. Narkissos bir gün ormanda avlanırken, yorgunluğunu ve susuzluğunu dindirmek için bir su kenarına dinlenmeye gider. Su içmek için suya doğru eğildiğinde, suyun yüzeyinde ilk kez kendi yansımasını görür ve yüzünün, vücudunun güzelliği karşısında adeta büyülenir. Saatlerce kendini izlese de güzelliğine ve kusursuzluğuna doyamayan Narkissos, kendine delicesine aşık olur ve o andan sonra sadece orada kalarak günlerce yemeden, içmeden kendi görüntüsünü izler. Tıpkı Ekho gibi Narkissos da kendisine olan aşkı yüzünden günden güne tükenir ve olduğu yerde ölür. Narkissos’un bedeni, öldükten sonra nergis çiçeklerine (botanik adı Amaryllidaceae Narcissus) dönüşür.

İlginizi çekebilir: Hepimiz çağdaş Narkissos muyuz: Narsistik kişilik bozukluğunun özelliklerini tanıyın

Echo and Narcissus – John William Waterhouse, 1903

Bu hikayeden de anlaşılabileceği gibi, narsist kişilik özelliklerine ya da narsisist eğilimlere sahip insanlar, kendileri hakkında abartılı ve şişirilmiş bir benlik algısına sahiptir. Bu algı, her konuda diğer insanlardan üstün olduklarını düşünmeleriyle ve bu nedenle de etraflarında bulunan diğer insanların ihtiyaçlarını, isteklerini ve duygularını göz ardı eden davranışlarla kendini gösterir.

Narsisizmin tanımını okuduğunuzda aklınıza bu tanıma uyan onlarca kişinin, arkadaşlarınızın, bir aile bireyinizin ya da partnerinizin gelmiş olması alışılmadık bir durum değil. Hepimiz zaman zaman narsisistik eğilimler gösterebiliyor ve benmerkezci davranışlar sergileyebiliyoruz. Belli bir noktaya kadar sağlıklı olan ve kişinin öz değerini, benlik saygısını ve öz sevgisini koruyabilmesi için gerekli olan bu narsisistik eğilimler; sürekli olarak kendini gösterdiğinde ve aşırılığı çevrenizdeki insanlara ya da size zarar vermeye başladığında patolojik hale dönüşüyor.

İlginizi çekebilir: Tüm yönleriyle narsizm: Nedenleri, belirtileri ve daha fazlası

Narsizmin türleri nelerdir?

Narsisizmin hangi aşamada kişilik bozukluğuna dönüştüğünü ve karşınızdaki kişinin narsisistik eğilimlerinin size nasıl zarar verebileceğini fark etmeniz için öncelikle onların ne türde bir narsisist olduğunu anlamanız gerekiyor.

Narsisizmle ilgili yapılan araştırmalar ve narsist kişilerin özelliklerini tanımlamak üzere yapılan çalışmalar, temel olarak iki narsisizm türü olduğunu söylüyor: Büyüklenmeci (grandiose) narsisizm ve kırılgan (vulnerable) narsisizm. Büyüklenmeci narsisistler diğer insanlardan üstün olduklarına dair bir algının yanı sıra bu algıyı sürdürmek, diğerler insanlara kanıtlamak, çevrelerindeki kişiler tarafından hayranlık ve ilgi görmek için güçlerini ve hakimiyetlerini dışa dönük davranışlarıyla yansıtma eğilimindedirler.

Diğer yandan kırılgan narsistler, düşük özgüvenlerinin farkındadır ve dışarıya yansıttıkları şişirilmiş benlik imajını, düşük benlik saygıları için bir başa çıkma mekanizması olarak kullanırlar. Kırılgan narsistler kendi iç dünyalarındaki özgüvensizlikleriyle dışarı yansıttıkları özgüvenli imajın tutarsız olmasının zorlayıcı doğası gereği, yoğun bir reddedilme ve eleştirilme korkusuna sahiptirler.

İlginizi çekebilir: Sevgiliniz narsisist olabilir mi: Narsisist bir sevgiliyle ilişkinin üç aşaması

Narsisist olmanın sebepleri: Narsizm nasıl oluşur?

Tıpkı diğer insan davranışlarında ve kişilik özelliklerinde olduğu gibi, narsisizmin de kişide neden ve nasıl ortaya çıktığı, narsisistik kişilik özellikleri oluşturmamızın sebebinin ne olduğu psikologlar ve araştırmacılar tarafından narsisizmle ilgili en merak edilen konuların başında geliyor. Bu soruya verilebilmiş cevaplarsa oldukça karmaşık.

Yapılan araştırmalar, narsistik kişilik özelliklerinin genelde kendimizle ve diğer insanlarla ilgili algımızın gelişmeye başladığı 8 yaş civarında oluşmaya başladığını gösteriyor. Narsistik özelliklerimiz çevremizle nasıl bir etkileşimimizin olduğu, diğer insanlara nasıl tepkiler verdiğimiz ve onların tepkileri karşısında kendimizi ne kadar kontrol edebildiğimiz, erken sosyal etkileşimlerimiz ve kalıtsal olarak bize geçen mizaç özelliklerimizin bir kombinasyonuyla oluşmaya başlıyor. Narsisizmin nasıl ortaya çıktığını inceleyen bir araştırma, mizaç olarak olumsuz uyaranlardan aşırı kaçınma, olumlu uyaranlaraysa aşırı ilgi gösterme eğilimi olan kişilerin narsizm geliştirmeye çok daha yatkın olduklarını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda, çocuklarına karşı aşırı hoşgörü gösteren, bir dediğini iki etmeyen ve sınır koyamayan olan ebeveynlerin yanı sıra ilgisiz, umursamaz ve çocuğunun ihtiyaçlarına cevapsız kalan ebeveynlerin, narsisistik özelliklerin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadığı da düşünülüyor.

Narsisistik eğilimler ve narsisistik kişilik bozukluğu

Narsisistik davranışlar ve kişilik özellikleri, ara sıra benlikle ilgili abartılmış tepkilerin yanı sıra narsisistik kişilik bozukluğuna kadar varabilecek geniş bir spektrumda inceleniyor.

Narsisistik özelliklere sahip kişiler genelde kendilerine yoğun bir hayranlık duyabilir ve haklılık duygusunu çok yoğun şekilde hissedebilirken, bu doğrultudaki tutum ve davranışların uzun bir süre devam etmesi ve kişiliğin bir parçası haline gelmesi kişilik bozukluğuna dönüşmesinin sinyallerini verebiliyor.

Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5)’nda narsistik kişilik bozukluğu ‘erken yetişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda ortaya çıkan büyüklenmeci tavır, hayranlık duyulması ihtiyacı ve empati eksikliği örüntülerinin bir birleşimi’ olarak tanımlıyor.

Tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi narsistik kişilik bozukluğunda da dikkat edilmesi gereken en önemli noktalar, bu özelliklerin kişide kalıcı hale gelmiş olması, hem kendisine hem de çevresindekilere önemli ölçüde zarar vermesi ve kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyecek kadar ciddi boyutlara ulaşmış olması.

Narsisistik kişilik özelliklerini çok bilmek ve günlük yaşamda bu kişilerle iletişim içinde olmak birbirinden tamamen farklı deneyimler. Bu nedenle yakın çevrenizde ya da kendinizde bulunan narsisistik özellikleri ve bu özelliklerin beraberinde getirdiği zorlukları anlayabilmeniz o kadar da kolay olmayacaktır.  

İlginizi çekebilir: Narsisistik Kişilik Bozukluğuna sahip kişilerle konuşurken dikkat edilmesi gerekenler

Narsisistik kişilik bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) narsist kişilik özelliklerinin kişilik bozukluğuna dönüşmüş olduğunu anlayabilmek için aşağıdaki 9 kriterden en az 5 tanesinin karşılanıyor olması gerektiğini söylüyor. Bu kriterler;

  • Büyüklenmeci bir tutum, başarıları ve yetenekleri abartma, gösterdiği başarıyla orantısız bir biçimde üstün görülme beklentisi.
  • Sınırsız başarıya, güce, zekaya, güzelliğe ya da sevgiye ulaşma çabası içinde olma; zihnin sürekli bu düşüncelerle ve fantezilerle meşgul olması.
  • Özel ve eşi benzeri bulunmaz biri olduğuna, bunun yalnızca kendisi gibi özel insanlar tarafından anlaşılabileceğine ve takdir edilebileceğine duyulan inanç.
  • Çok beğenilme isteği.
  • Her durumda haklı olduğuna, diğer insanlara göre daha iyi muamele görmesi gerektiğine ve ayrıcalıklı olduğuna dair yoğun bir haklılık inancı.
  • Kendi çıkarları ve amaçları doğrultusunda çevresindeki diğer insanları kullanma, manipüle etme.
  • Empati eksikliği, diğer insanların duygu ve gereksinimlerine karşı ilgisizlik.
  • Diğer insanları aşırı derecede kıskanma ya da başkalarının kendisini çok kıskandığına inanma.
  • Kibirlilik; kendini beğenmiş davranış ve tutumlarla diğer insanlara saygısız davranma.

Bu özellikleri taşıyan kişilerin narsisist olup olmadıklarını anlayabilmek için iletişim içinde olmanız ve size olan tepkilerini uzun bir süre değerlendirmeniz gerekiyor. Narsistik özelliklerdeki kişileri ilişkilerinizde hangi davranışları üzerinden tanımyabileceğinizden ve bu kişilerle nasıl başa çıkabileceğinizden ilerleyen günlerde daha detaylı olarak bahsedeceğiz. Ancak öncesinde, narsisistik olan ve olmayan kişilerin ayırt edici davranışlarına ve değerlerine yakından bakalım.

İlginizi çekebilir: Karşınızdakinin narsisist olduğunu gösteren 6 işaret

Narsisistik kişilerin davranış özellikleri ve değerleri

Narsisistik eğilimleri olan ya da yukarıda saymış olduğumuz teşhiş kriterlerinden en az beşine sahip olan kişiler, psikolojik savunmalarına inatla tutunurlar ve kendileriyle ilgili bu büyüklenmeci ve kibirli algılarını nadiren değiştirme çabası gösterirler. Bu nedenle, narsistik bir insanı anlayabilmek için, davranışlarını ve değerlerini sağlıklı davranışlar ve işlevsel değerler üstünden değerlendirmek gerekir.

Narsisistik davranışlar

Narsisist kişiler narsist olmayan kişilerden farklı olarak kendileriyle ilgili olumsuz özellikleri görmemek için içgörü kazanmaktan ve kendileriyle ilgili gözlem yapmaktan kaçınırlar. Diğer insanların duygularını önemsemezler ve sizinle empati kurabilmeleri neredeyse imkansızdır. Küçücük bir eleştiride ya da olumsuz durumda bile aşırı tepki verirler ve sizin verdiğiniz tüm tepkileri kişiselleştirirler. Davranışları ve tepkileri fazlasıyla dürtüseldir; bu nedenle duygularını regüle etmekte zorlanırlar. Bu yönleriyle çevrelerindeki diğer insanların da kötü hissetmesine neden olabilirler.

‘Mükemmel’ kişilik imajlarının zedeleneceği korkusuyla yaptıkları hataları gizleme ya da inkar etme eğilimi gösterirler. Kendi yaşamlarının sorumluluğunu almaktan çekinirler ve başlarına gelen olumsuz tüm durumlar için mağdur rolüne bürünerek başkalarını suçlarlar. Herhangi bir konuda sinirlendiklerinde ya da öfkelendiklerinde karşılarındaki kişiyle sakince tartışmak yerine ya önemsememiş gibi davranıp bulundukları yerden uzaklaşırlar ya da karşılarındaki kişiyi aşağılar, hakaret eder ve konudan bağımsız şekilde kişiliğine saldırırlar. Ya kazanacaklarını ya da kaybedeceklerini düşündükleri için birlikte kazanma durumuna alışık değillerdir, bu nedenle de takım olarak çalışmaktansa bireysel olmayı ya da grubu yönetmeyi tercih ederler.

Kolaylıkla anlaşılabileceği üzere narsistlerin davranış kalıpları genelde güvensizliklerini gizlemek üzerine şekillenmiştir. İçgörüden kaçınmak, hataları kabul etmemek ya da başkalarını suçlamak gibi davranışlar spotları ‘eksikliklerinden ve kusurlarından’ alarak başka bir yöne çevirmek için sergilenir. Diğer insanları kötü hissettirmek, kin tutmak, küçümsemek, eleştirileri kişiselleştirmek gibi davranışlarıysa çevrelerindeki kişileri, kendi kırılgan egolarına ve zayıf benlik imajlarına zarar veremeyecek duruma getirmek, onları güçsüz ve savunmasız hissettirerek kendilerinin zarar görmesini engellemektir.

Narsisistik değerler

Narsisizmi olan insanların davranışları olduğu kadar değerleri de ‘yıkılmaz’ benlik imajlarını destekleyecek şekilde inşa edilmiştir. Mükemmeliyetçidirler ve bu nedenle kendi hatalarını dışarıya belli etmeseler de yapılan işlerde, verilen kararlarda hep bir eksiklik ve hata ararlar. Kurdukları ilişkilerde amaçları samimiyet ya da güvenli bağ kurmak değil, dikkat çekmek, övülmek, abartılı benlik imajlarını bu övgülerle daha da beslemektir. Mükemmel ve kusursuz oldukları fikrini devamlı olarak çevrelerine onaylatmak isterler. Kendileri her durumda üstündür, kazanandır, haklıdır. Eşitlik ve adalet gibi değerleri yalnızca kendi çıkarları söz konusu olduğunda ortaya çıkar.

Narsistler, mükemmellik, kazanma, üstünlük ve statü sahibi olmak gibi değerleri, bu değerlere sahip olmanın kendilerine daha fazla ilgi ve onaylanma getireceği umuduyla bir madalyon gibi üstlerinde taşırlar. Tıpkı davranışları gibi değerleri de narsisist olmayan insanların sahip olduğu şefkat, merhamet, özgünlük, güvenli bağlanma gibi daha kapsayıcı ve empatik değerlerin aksine, kendilerini yüceltmelerini sağlayacak değerlerdir.

Narsisizmin ne olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, narsisistik kişilik bozukluğunun tanı kriterlerini, narsisistik kişilerin özelliklerini, değerlerini ve davranışlarını çok daha iyi anlayabildiğinizi düşünüyoruz. Narsisizmin en yaygın görülen iki türü olan kırılgan narsizm ve büyüklenmeci narsisizm arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları; narsisizmi olan insanlarla kurduğumuz ilişkilerin başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerden ne gibi farklılıkları olduğunu, çevrenizdeki narsisist insanları davranışları aracılığıyla nasıl tespit edebileceğinizi ve narsisist kişilerle baş etmek için neler yapabileceğinizi önümüzdeki günlerde Haftanın Teması kategorisinde paylaşacağımız yazılarımızda bulabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Partneriniz narsisistse: Toksik ilişkilerden çıkmak neden kolay değildir?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale