X

Mindful beslenme ve sezgisel beslenme arasında nasıl bir fark var?

Çeşitli yeme alışkanlıkları, insanlara bedenleriyle sağlıklı ve bilinçli bir bağ kurma yolculuklarında eşlik ediyor. Bu alışkanlıklar, hem fiziksel hem duygusal hem de zihinsel sağlığa etki ederek bireylerin iyi hissetme halini şekillendiriyor. Son dönemlerde mindful eating ve sezgisel yeme yaklaşımları bu alışkanlıklar arasında ön plana çıkıyor. Bu yazımızda, birbirlerine yakın gibi görünen ama farklı amaçlara sahip olan bu iki beslenme konseptini sizler için kaleme aldık.

Bilinçli yeme (mindful eating) nedir?

Türkçe’ye ‘bilinçli yeme’ şeklinde çevrilen mindful eating, beslenme eylemine tam farkındalık ve dikkatle yaklaşmayı vurguluyor. Bu alışkanlık, bilinçli farkındalık olarak bilinen mindfulness pratiğinin bir parçası olup insanların yiyeceklerle aralarındaki ilişkilerini anı yaşamaya odaklanarak ele alıyor.

Mindful yeme, her öğünde yemeğe odaklanılması ve her lokmanın tadının çıkarılması gerektiğini ifade ediyor. Bu yaklaşım, başta yiyeceklerin tadı olmak üzere görüntülerini, kokularını ve dokularını da baz alıyor. Mindful yeme sayesinde yiyecek tüketme hızı yavaşlatılıyor ve doyma hissi daha etkili bir şekilde anlaşılıyor. Kısacası, bu yaklaşım besin tüketimine karşı olan farkındalığı yükseltiyor ve daha sağlıklı beslenme tercihlerinin yapılmasını sağlıyor.

Bireyler, bu yaklaşımı uygulayarak yemek yerken düşüncelerinin, duygularının ve bedensel tepkilerinin farkına varıyorlar. Bu farkındalık aracılığıyla duygu ve düşünce dünyasına yargısızca yaklaşılıyor. Ayrıca, bu yaklaşımın duygusal yeme ve dikkat dağınıklığıyla yiyecek tüketme gibi negatif sonuçlar doğurabilen alışkanlıkların farkına varılmasına yardımcı olduğunu da belirtmek istiyoruz.

Sezgisel yeme nedir?

Sezgisel yeme, insanların kendi biyolojik ve duygusal açlık/tokluk sinyallerini dinleyerek bedenlerinin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde beslenmesi anlamına geliyor. Bu beslenme türü, diyet kültürünü reddederek içsel beden bilgeliğini öne çıkarıyor.

Bu yaklaşım, aç hissedildiği zaman yemek yenilmesi ve tokluk hissiyatı açığa çıktığı zaman da beslenme eyleminin sonlandırılması gerektiğini vurguluyor. Sezgisel yeme, diyetlerin dayattığı katı kuralları elimine ederek bedenle uyumlu bir şekilde beslenmeyi öğretiyor. Yeme kısıtlamalarının önüne geçen bu yaklaşım, fiziksel açlığı doyurmaya ve duygusal açlığı başka yollarla gidermeye odaklanıyor.

Sezgisel yeme, bireylerin herhangi bir yiyecek ya da içecek tükettikten sonra suçluluk veya utanç duyguları hissetmemeleri gerektiğini ifade ediyor. Tüketiciler, bu yaklaşım aracılığıyla tüm yiyeceklere izin vererek bedenlerinin neye ihtiyaç duyduğunu daha iyi keşfedebiliyorlar.

Mindful yeme ve sezgisel yeme arasındaki farklar nelerdir?

Mindful yeme içinde bulunulan ana odaklanarak beslenme sürecine farkındalık getirirken sezgisel yeme diyet kültürüne karşı zıt bir duruş sergiliyor ve içsel rehberliği temel alıyor. Mindful yeme, beslenmeye daha spiritüel ve soyut bir boyuttan yaklaşarak bu eylem sergilenirken dikkat ve farkındalık geliştirmeyi hedefliyor. Sezgisel tüketim ise biyolojik bir dürtü olan fiziksel açlığa somut bir bakış açısıyla odaklanarak bedenin doğal ihtiyaçlarını baz alıyor.

Mindful eating, yemek seçimi konusunda nötr bir yaklaşım sergileyerek bireyleri bilinçli tercihler yapmaya teşvik ediyor. Sezgisel yeme ise yiyeceklerin iyi veya kötü olarak etiketlenmesini reddederek her türlü gıdaya izin veriyor. Duygusal tetikleyicileri fark etmeyi sağlayan mindful yeme, yavaş tüketimle duyulara odaklanılmasını sağlıyor. Sezgisel tüketim ise beslenme alışkanlıklarını yeniden yapılandırarak diyetten uzaklaşmaya yardımcı oluyor ve herhangi bir beslenme hızını temel almıyor.

Son olarak, sezgisel yemenin bedenin doğal işaretlerine güvenerek özgür bir beslenme tarzı geliştirdiğini ve mindful yemenin ise beslenme deneyiminden keyif almayı öne çıkardığını belirtmek istiyoruz.

Çeşitli farklarla birbirlerinden ayrılan bu yaklaşımlar, temelde bireylerin beslenme davranışlarının farkına varmalarına yardımcı oluyor. Daha sağlıklı ve dengeli bir tüketim tarzı geliştirmek istiyorsanız değerli birer beslenme aracı olarak nitelendirebileceğimiz bu iki yaklaşımı göz önünde bulundurabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Beslenmede öne çıkan 2025 wellness trendleri

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale