X

Konfor alanınızın dışında rahat hissetmenin yolları

Konfor alanı, insanın kendisini içinde güvende hissettiği, stres ve riskin en az olduğu görünmez yaşam alanı olarak tanımlanabilir. Kendimizi rahat hissettiğimiz bu alandan çıkmak bize pek çok katkı sağlıyor aslında. Ancak bu alandan dışarı çıktığımızda bazı zorluklar da bizi bekliyor tabii. Peki, konfor alanınızın dışında rahat hissetmek için neler yapabilirsiniz?

Konfor alanı kavramı, performans ve kaygı arasındaki ilişkiyi açıklayan Yerkes-Dodson yasasıyla da sıklıkla birlikte anılıyor. 1908’de psikologlar Robert Yerkes ve John Dodson tarafından ortaya konan bu yaklaşıma göre, belirli bir düzeydeki uyarılma performansı destekleyebilirken, aşırı stres performansın düşmesine neden olabiliyor.

Uzun süre aynı işi yapmak ya da yıllarca aynı muhitte oturmak gibi eylemler, bir bakıma kişinin fark etmeden etrafına ördüğü bir koza gibidir. Bu güvenli kozadan çıkmak kişisel gelişimimize yardımcı olacak ve performansımızı artıracaksa, denemeye değer.

İlginizi çekebilir: Neden konfor alanınızın dışına çıkmalısınız?

Konfor alanımızdan nasıl çıkacağız?

Konfor alanından çıkmak, kendimizi her durumda zorlamak anlamına gelmiyor. Gelişim sağlayan şey, bizi tamamen çaresiz veya bunalmış hissettiren durumlara atlamak değil, yönetebileceğimiz ölçüde yeni deneyimlere alan açmak. Önemli olan, güvenli alanımızı tamamen terk etmek yerine sınırlarını yavaş yavaş genişletebilmek.

Konfor alanı konusu yatırım yapmaya benziyor. Düşük riskli yatırımlar her zaman düzenli, fakat az kar getirir. Daha çok kazanmak için ise hesaplanmış riskler alabilmek gerekir. Bu, kendimizi rahatsız hissetmeye açık olmamız anlamına gelir.

Kişinin kendine yaptığı yatırımda daha başarılı olmak için de yapması gereken aynı. Uzmanlar, o ilk adımı mutlaka atmayı öneriyor. İçinde çok rahat etmeyeceğinizden endişelendiğiniz o sosyal aktiviteye katılmayı, yazıldığınız spor salonuna törensel bir ilk gün beklemeden adım atmayı, ilk kelimenizi düşünürken yazmayı ertelememeyi… Beğenilmeme, onaylanmama korkusuyla hareketsiz kalmayı reddetmek, göze almamız gereken en önemli risklerden biri.

Eve giderken yeni yollar izlemek, tek başımıza yemeğe çıkmak ya da çok alışkın olmadığımız şekilde hızlı kararlar vermeyi denemek gibi basit adımlar bile konfor alanımızdan çıkmanın yollarından. Bu tip eylemler uzun vadede kişinin öz güvenini artırıyor, bilinmezlikle daha rahat başa çıkabilmesine yardımcı oluyor.

Attığımız ilk adım ne olursa olsun, kendimizi eskisi kadar güvende hissetmediğimiz için bir miktar kaygıyla baş etmemiz kaçınılmaz. İnsanlığın kişisel gelişimi için çalışan topluluklardan Thrive Global’ın yöneticilerinden Ali Shapiro, konfor alanınızdan çıktığınızda oluşabilecek rahatsız durumlarla baş etmek için 4 yol öneriyor…

Sürekli yorgun ya da kafası karışık görünmek insanlarda güvenilmez bir izlenim bırakabilir.

1. Dinç olun

Sürekli yorgun ya da kafası karışık görünmek insanlarda güvenilmez bir izlenim bırakabilir; daha da önemlisi öz güvenimizin düşmesine ve odağımızı kaybetmemize neden olur. Fiziksel ve ruhsal sağlığın birbirinden ayrı olmadığını düşünerek, öncelikle uyku ve beslenme düzenimize dikkat etmemiz, kendimizi dinç ve enerjik hissetmemiz hal ve tavırlarımıza olumlu şekilde yansıyacaktır.

Hislerinizi görmezden gelmek yerine onları kabullenip üstesinden gelmeye çalışın.

2. Duygularınızın farkına varın

Hayat bizi hep bir sonraki adımı görerek yaşamaya zorlayabilir; fakat bu “beynin içinde yaşama” durumu insanlar için çok tüketicidir. Kararlarımızı verirken kalbe ve İngilizcede “gut feeling” (karın hissi) olarak adlandırılan önsezilere danışmayı hatırlamak gerekir. Hissettiğiniz duyguyla gerçeğin çatıştığını düşündüğünüzde, dans etme ya da yürüme gibi hareketli bir aktiviteye başlayın. Hislerinizi görmezden gelmek yerine onları kabullenip üstesinden gelmeye çalışın, bunun için müzik ve hareket gibisi yoktur.

İç direncinizi azaltın.

3. İç direncinizi azaltın

Yeni sulara yelken açma arifesinde, içimizde başarılı olup olamayacağımıza dair bir şüphe belirebilir. Bu şüphe ve endişe kendimizi güçsüz hissetmemize neden olur. Bu hislere kapıldığımızda onların gerçek değil, iç direncimizin oluşturduğu sanrılar olduğunu kendimize tekrarlamak yardımcı olabilir.

“Aynı şeyi başkaları da yaşadı, bu yollardan onlar da geçti ve başarılı oldular” olumlamasını yapmak endişelerimizi azaltacaktır.”

4. Deneyimlileri örnek alın

Başarısız olacağımızı sandığımız her yeni adımda, başka insanların da bize benzer hikayeleri olduğunu ve imkansızı gerçekleştirmeye çalışmayacağımızı düşünmek faydalı olur. “Aynı şeyi başkaları da yaşadı, bu yollardan onlar da geçti ve başarılı oldular” olumlamasını yapmak endişelerimizi azaltacaktır.

Alışkın olmadığımız durumlarda rahatsızlık hissetmemiz, zayıf olduğumuz anlamına gelmiyor. En önemlisi bunu kabullenmek ve attığımız her yeni adımda yukarıdaki önerileri göz önünde bulundurabilmek.

Kaynak: Thrive Global, Lifehacker, The Independent

İlginizi çekebilir: Konfor alanınızın dışına çıkmanıza engel olan bahaneler

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!
İlgili Makale