X

Kendine acımak sana ne kazandırıyor?

Kendimize acıma halimiz her zaman bize bir şey kazandırır. Bu yüzden sonsuzcasına acırız hallerimize. Çocukluğumuzda yaşadıklarımıza, başarısızlıklarımıza, hareketsiz kalışlarımıza hep acırız. Başımıza gelen tüm olayları bu acıma canavarına yem ederiz. Ne versek doymayan koca göbekli, yapış yapış bir dev gibidir o.

Kendi üzerimize çalıştıkça, farkındalığımız arttıkça bizimle birlikte egomuzda şekillenir ve gelişir. Dolayısı ile hem daha iyi tanıdığımız hem de bir şekilde daha üst düzey bir egomuz olur. İşte o ego, artık eskisi gibi ulu orta acımaz kendine. Afili yollar bulur, aynı besini yemeye devam etmek için.

Kendine aferin diyen halin bile bir acıma olabilir.
Çünkü seni takdir eden hiç olmamıştı! Ve şimdi sen, kendine “aferin” diyerek yeni halini onurlandırırsın.
Oysa diğer taraftan da, hiç takdir görmediğin kaydını da saklı tutmaya devam edersin.
Denge her şeyde, her yerde olan bir şeydir. Uçlar arasında gezinirken, tam tersi uçta yine çıkış noktanı işaret edersin parmağınla.
Olması gereken ve tam bir affediş, yani özgürleşme hali iki uca da paye vermeyen bir yerdedir.
Takdir görmeye ihtiyaç duymadan, yaptığından, olduğundan tatmin olan hal!

Bu taraftan bakarak, kendimize ne şekillerde acıyoruz?
Kendimize acırken, neleri örtmeye çalışıyoruz?
Hangi yaralarımızı “aman kimseler dokunmasın” diyerek saklıyoruz, kendimizden bile?

Gerçek bir soru ile çalışmaya başlayabiliriz.
Kendime acıyarak ne elde ediyorum? Bundan çıkarım nedir?

Pek tabii ki, sevilmek otomatik olarak gelecektir. Ama hiç oto pilota, zihne takılmadan bir izlesek… Ne şekilde sevilmek? Sevgiyi hangi tuzakları kurarak almaya çalışıyoruz?
Güçlü görünerek mi? Yenilmez olarak mı? Kendimizi feda ederek mi? Hiç yardım istemeyerek mi? Herkesi suçlayarak mı? Sadece kendimizi suçlayarak mı?

Kendime acıyarak neyi örtbas ediyorum?
Kendime acıyarak neyi canlı tutuyorum?
Kendime acıyarak ne elde ediyorum?

Bunları yazmaya başlar, duygularımızı hangi su yataklarından hangi denize boşalttığımızı bilirsek, kendine acıma canavarına verdiğimiz onca enerjiyi, hayallerimizi gerçek kılmak için, yeni bir ben yaratmak için kullanabiliriz.

Boşa açılan musluklar gibidir bu yollara akıttığımız enerjiler, kaynağımızdan yerler. Odağımızı dağıtır, hakimiyet hissimizi zedelerler.
Kendi kendimizi renove ederken önce kaçakları, alt yapıdaki çatlakları yamamakta fayda var.
Herkese iyi çalışmalar, fark edişler!

İlginizi çekebilir: Zihni kullanmayı öğrenmek: Hayvan ile insan canlısı arasındaki en büyük fark

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale