Kendine acımak sana ne kazandırıyor?

Kendimize acıma halimiz her zaman bize bir şey kazandırır. Bu yüzden sonsuzcasına acırız hallerimize. Çocukluğumuzda yaşadıklarımıza, başarısızlıklarımıza, hareketsiz kalışlarımıza hep acırız. Başımıza gelen tüm olayları bu acıma canavarına yem ederiz. Ne versek doymayan koca göbekli, yapış yapış bir dev gibidir o.

Kendi üzerimize çalıştıkça, farkındalığımız arttıkça bizimle birlikte egomuzda şekillenir ve gelişir. Dolayısı ile hem daha iyi tanıdığımız hem de bir şekilde daha üst düzey bir egomuz olur. İşte o ego, artık eskisi gibi ulu orta acımaz kendine. Afili yollar bulur, aynı besini yemeye devam etmek için.

Kendine aferin diyen halin bile bir acıma olabilir.
Çünkü seni takdir eden hiç olmamıştı! Ve şimdi sen, kendine “aferin” diyerek yeni halini onurlandırırsın.
Oysa diğer taraftan da, hiç takdir görmediğin kaydını da saklı tutmaya devam edersin.
Denge her şeyde, her yerde olan bir şeydir. Uçlar arasında gezinirken, tam tersi uçta yine çıkış noktanı işaret edersin parmağınla.
Olması gereken ve tam bir affediş, yani özgürleşme hali iki uca da paye vermeyen bir yerdedir.
Takdir görmeye ihtiyaç duymadan, yaptığından, olduğundan tatmin olan hal!

Bu taraftan bakarak, kendimize ne şekillerde acıyoruz?
Kendimize acırken, neleri örtmeye çalışıyoruz?
Hangi yaralarımızı “aman kimseler dokunmasın” diyerek saklıyoruz, kendimizden bile?

Gerçek bir soru ile çalışmaya başlayabiliriz.
Kendime acıyarak ne elde ediyorum? Bundan çıkarım nedir?

Pek tabii ki, sevilmek otomatik olarak gelecektir. Ama hiç oto pilota, zihne takılmadan bir izlesek… Ne şekilde sevilmek? Sevgiyi hangi tuzakları kurarak almaya çalışıyoruz?
Güçlü görünerek mi? Yenilmez olarak mı? Kendimizi feda ederek mi? Hiç yardım istemeyerek mi? Herkesi suçlayarak mı? Sadece kendimizi suçlayarak mı?

Kendime acıyarak neyi örtbas ediyorum?
Kendime acıyarak neyi canlı tutuyorum?
Kendime acıyarak ne elde ediyorum?

Bunları yazmaya başlar, duygularımızı hangi su yataklarından hangi denize boşalttığımızı bilirsek, kendine acıma canavarına verdiğimiz onca enerjiyi, hayallerimizi gerçek kılmak için, yeni bir ben yaratmak için kullanabiliriz.

Boşa açılan musluklar gibidir bu yollara akıttığımız enerjiler, kaynağımızdan yerler. Odağımızı dağıtır, hakimiyet hissimizi zedelerler.
Kendi kendimizi renove ederken önce kaçakları, alt yapıdaki çatlakları yamamakta fayda var.
Herkese iyi çalışmalar, fark edişler!

İlginizi çekebilir: Zihni kullanmayı öğrenmek: Hayvan ile insan canlısı arasındaki en büyük fark

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam